İçeriğe geç
Giriş yap
0

1821 Yunan İsyanı: Mora'dan bağımsız Yunan devletine uzanan on yıl

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
1821 Yunan İsyanı, Mart 1821'de Mora yarımadasında başlayan, Rumeli'nin güneyine ve Ege adalarına yayılan ve 1830'da Londra Protokolü ile bağımsız bir Yunan devletinin tanınmasıyla sonuçlanan ayaklanmadır. Yunanistan'da "Yunan Devrimi" ya da "Bağımsızlık Savaşı" olarak anılan bu süreç, Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsızlığını kazanan ilk Balkan devletinin doğuşuna yol açtı. İsyanın seyrinde Osmanlı Devleti, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan yardım aldı; oğlu İbrahim Paşa isyanı büyük ölçüde bastırdı. Ancak İngiltere, Fransa ve Rusya'nın müdahalesi, özellikle 1827'deki Navarin baskını, sürecin sonucunu belirledi. On yıl süren savaş, her iki taraftan da büyük acılara ve sivil kayıplara yol açtı.
Yunan bağımsızlık savaşından bir çatışma sahnesini gösteren tablo
Yunan bağımsızlık savaşından bir çatışma sahnesini gösteren tabloGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Johann Georg Christian Perlberg (1806-1884). Dosya sayfası

Başlangıç: Mart 1821

Eflak ve Boğdan'da Aleksandros İpsilantis'in harekâtı sürerken, Mart 1821'de Mora'da yerel önderler ve din adamları ayaklandı. Yunanistan'da 25 Mart, ayaklanmanın sembolik başlangıç günü olarak her yıl ulusal bayram olarak kutlanır. İlk aylarda isyancılar Mora'daki pek çok kasabayı ele geçirdi. Mora'nın Osmanlı yönetim merkezi olan Tripoliçe (bugünkü Tripoli), Ekim 1821'de isyancıların eline geçti; şehrin Müslüman ve Yahudi halkından büyük bir kısmı bu sırada hayatını kaybetti. İsyan, Rumeli'nin güneyine, Eğriboz'a ve Ege adalarına da yayıldı.

İstanbul'un tepkisi

İsyan haberleri İstanbul'da büyük bir öfke ve kaygıya yol açtı. Osmanlı yönetimi, Rum Ortodoks Patriği V. Grigorios'u, cemaatin isyana karışmasını önleyemediği gerekçesiyle sorumlu tuttu. Patrik, 22 Nisan 1821'de Paskalya günü İstanbul'da idam edildi. Bu olay, Avrupa'da ve özellikle Rusya'da büyük tepki çekti ve Rusya'nın İstanbul'daki elçisi şehri terk etti. İstanbul'da ve diğer bazı şehirlerde Rum halkına yönelik şiddet olayları da yaşandı.
Ek bilgi
Sakız 1822: Nisan 1822'de Sakız Adası'nda başlayan bir ayaklanma girişiminin ardından Osmanlı kuvvetleri adaya çıktı. Bu sırada adanın Rum halkının büyük bir kısmı öldürüldü ya da esir alındı. Olay, Fransız ressam Eugène Delacroix'nın tablosu başta olmak üzere Avrupa'da geniş yankı uyandırdı. Aynı yılın Haziran ayında Yunan denizcisi Konstantinos Kanaris, Sakız açıklarında Osmanlı amiral gemisini ateşe vererek Kaptan-ı Derya Kara Ali Paşa'nın ölümüne yol açtı. Savaşın bu dönemi, her iki tarafın da sivil halka karşı ağır şiddetin yaşandığı bir dönem oldu.

İsyancılar arasındaki bölünmeler

İsyancılar, 1822'de Epidavros'ta bir ulusal meclis toplayarak ilk anayasayı kabul etti. Ancak Mora'nın yerel önderleri, adaların denizcileri ve Rumeli'nin askerî önderleri arasında derin anlaşmazlıklar vardı. 1823–1825 yılları arasında isyancılar kendi aralarında iki iç savaş yaşadı. Bu bölünmeler, Osmanlı ve Mısır kuvvetlerinin 1825'ten itibaren kazanacağı başarıların önünü açtı. Avrupa'dan gelen gönüllüler, yani "filhelenler" de bu dönemde isyancılara katıldı; İngiliz şair Lord Byron 1824'te Mesolongi'de hastalanarak öldü.
XIX. yüzyıl başında Yunan dağlı savaşçılarını (klefleri) gösteren tasvir
XIX. yüzyıl başında Yunan dağlı savaşçılarını (klefleri) gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Etienne Antoine Eugene Ronjat. Dosya sayfası

İbrahim Paşa ve Mesolongi

II. Mahmud, isyanı kendi kuvvetleriyle bastıramayınca 1824'te Mehmed Ali Paşa'dan yardım istedi. İbrahim Paşa, Şubat 1825'te Mora'ya çıktı ve kısa sürede yarımadanın büyük bir kısmını yeniden Osmanlı yönetimine aldı. Rumeli'de ise Reşid Mehmed Paşa'nın kuvvetleri, yaklaşık bir yıl süren kuşatmanın ardından Nisan 1826'da Mesolongi'yi ele geçirdi. Kuşatma, kentin halkının büyük kayıplar verdiği bir çıkış girişimiyle sona erdi. 1827'de Atina Akropolisi de Osmanlı kuvvetlerine teslim oldu. Bu noktada isyan neredeyse bastırılmıştı.

Avrupa'nın müdahalesi

Avrupa kamuoyunda isyancılara yönelik sempati giderek büyüyordu. 1827'de İngiltere, Fransa ve Rusya, Londra'da bir antlaşma imzalayarak Osmanlı Devleti'nden ateşkes ve Yunanistan'a özerklik tanınmasını istedi. Osmanlı Devleti bu talebi reddetti. 20 Ekim 1827'de üç devletin donanması Navarin limanındaki Osmanlı-Mısır donanmasını yaktı. 1828'de Fransız birlikleri Mora'ya çıktı; İbrahim Paşa'nın kuvvetleri Mısır'a döndü. Aynı yıl başlayan Osmanlı-Rus savaşı, 1829'da Edirne Antlaşması ile sona erdi ve Osmanlı Devleti Yunanistan'a özerklik tanımayı kabul etti.
Dikkat: yanlış bilinen
İki tarafın acıları: Yunan İsyanı'nın anlatımında, iki tarafın da yaşadığı acıları birlikte görmek önemlidir. Yunanistan'da Sakız, Psara ve Mesolongi büyük acıların sembolleri olarak anılır. Türk ve Müslüman hafızasında ise Tripoliçe, Mora'daki Müslüman köylerinin boşalması ve adalardaki Müslüman halkın kaybı yer alır. Biz bu konuyu yazarken hiçbir halkı suçlamadan, belgelerin gösterdiği acıları her iki taraf için de aynı özenle anmaya çalıştık.

Bağımsızlık

1828'de Yunanistan'ın ilk yöneticisi olarak İoannis Kapodistrias göreve başladı. 3 Şubat 1830'da İngiltere, Fransa ve Rusya, Londra Protokolü ile Yunanistan'ı bağımsız bir devlet olarak tanıdı. Osmanlı Devleti de bu kararı kabul etti. Kapodistrias 1831'de bir suikast sonucu öldürüldü. 1832'de Bavyeralı Prens Otto, Yunanistan kralı olarak seçildi ve aynı yıl İstanbul'da imzalanan bir antlaşmayla sınırlar belirlendi. Yeni devlet, Mora'yı, Rumeli'nin güney kısmını ve Kiklad adalarını kapsıyordu.

Arşivlerdeki izler

İsyanın belgeleri, Osmanlı arşivinde, Yunanistan'ın Genel Devlet Arşivleri'nde ve İngiltere, Fransa, Rusya ve Avusturya arşivlerinde bulunur. Osmanlı arşivinde Mora'dan, adalardan ve Rumeli'den gelen raporlar, İbrahim Paşa'nın yazışmaları ve Navarin sonrası görüşmelere dair belgeler yer alır. Avrupa arşivlerindeki konsolosluk raporları ve elçi yazışmaları ise savaşın günlük seyrini ve Avrupa'nın tutumunu ayrıntılı biçimde aktarır.
Louis Dupré'nin 1821 Salona (Amfissa) sahnesini gösteren litografisi
Louis Dupré'nin 1821 Salona (Amfissa) sahnesini gösteren litografisiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Louis Dupré. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
Mart 1821: Mora'da isyan başlar.
22 Nisan 1821: Patrik V. Grigorios İstanbul'da idam edilir.
Ekim 1821: Tripoliçe isyancıların eline geçer.
Ocak 1822: Epidavros meclisi.
Nisan 1822: Sakız olayları.
1823–1825: İsyancılar arasında iç çatışmalar.
Şubat 1825: İbrahim Paşa Mora'ya çıkar.
Nisan 1826: Mesolongi düşer.
20 Ekim 1827: Navarin.
14 Eylül 1829: Edirne Antlaşması.
3 Şubat 1830: Londra Protokolü; bağımsızlık tanınır.
1832: Otto kral olur; sınırlar belirlenir.

Bir imparatorluktan ayrılan ilk ülke

1821 Yunan İsyanı'nı değerlendirirken onun Osmanlı tarihi açısından ilk olma niteliğini göz ardı edemeyiz. Daha önce de ayaklanmalar ve toprak kayıpları yaşanmıştı; ancak Yunanistan, Osmanlı tebaasının ayaklanarak kendi bağımsız devletini kurduğu ilk örnek oldu. Bu sonuç, yalnızca isyancıların gücüyle değil, Avrupa'nın büyük devletlerinin müdahalesiyle mümkün oldu. Bu model, yüzyılın geri kalanında Balkanlar'da defalarca tekrarlanacaktı.

Bizim için bu konunun en zor yanı, on yıl süren savaşın her iki tarafta da bıraktığı derin izlerdir. Türk ve Yunan hafızaları, bu dönemi çoğu zaman birbirini dışlayan anlatılarla hatırlar. Oysa belgeler, Mora'da, adalarda ve İstanbul'da birlikte yaşamış toplulukların aynı yıllarda büyük kayıplar verdiğini gösteriyor. Bu acıları yan yana koymak, geçmişi bugüne düşmanlık taşıyan bir yük olmaktan çıkarıp ortak bir anlayışın konusu yapmanın en sağlıklı yolu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap