İçeriğe geç
Giriş yap
0

"Anıtkabir'de ziyaretçilerin önünde durduğu lahit Atatürk'ün mezarıdır" doğru mu? Şeref Holü'ndeki sembolik lahit ve alt

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt8 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Anıtkabir'i ziyaret eden milyonlarca kişi, Şeref Holü'ne girdiğinde karşısında büyük, kırmızı mermerden bir lahit görür. Çelenkler bu lahdin önüne bırakılır, saygı duruşu onun karşısında yapılır. Bu yüzden pek çok ziyaretçi Atatürk'ün bu taşın içinde yattığını düşünür. Oysa kaynaklara göre Şeref Holü'ndeki lahit semboliktir; Atatürk'ün naaşı bu lahdin tam altında, binanın alt katındaki bir mezar odasında, doğrudan toprağa kazılmış bir mezardadır.
Anıtkabir Şeref Holü'ndeki Atatürk'ün sembolik lahdi, 2004
Anıtkabir Şeref Holü'ndeki Atatürk'ün sembolik lahdi, 2004Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Kısa cevap

Türkçe Vikipedi'nin Anıtkabir maddesine göre kompleksin ana yapısı olan anıt mezar binasının Şeref Holü olarak adlandırılan kısmında Atatürk'ün sembolik bir lahdi yer alır; Atatürk'ün naaşı ise bu yapının alt katındaki mezar odasında defnedilmiştir. İngilizce Wikipedia da aynı bilgiyi verir: Şeref Holü'nde Atatürk'ün sembolik lahdi bulunur, naaşının bulunduğu mezar odası ise bu bölümün altındadır.

Yukarıdaki lahit: Kırkar tonluk iki blok

Ziyaretçinin gördüğü sembolik lahit kendi başına bir mühendislik işidir. Türkçe Vikipedi'ye göre alttaki genişliği 1,4 metre, üstteki genişliği 1,5 metre, uzunluğu 3,45 metre ve yüksekliği 1,62 metre olan lahit, duvarları ve zemini Afyonkarahisar'dan getirilen beyaz mermerle kaplı bir nişin içinde, zeminden yüksekte durur. Lahdin yapımında Bahçe'deki Gavur Dağları'ndan getirilen kırkar tonluk iki yekpare kırmızı mermer blok kullanıldı. İngilizce Wikipedia bu dağları Nur Dağları olarak da adlandırır.

Lahdin arkasında, girişin tam karşısında, Ankara Kalesi'ne bakan ve diğerlerinden büyük bir pencere vardır. Türkçe Vikipedi'ye göre Şeref Holü'nde dördü kapılı, on sekizi sabit toplam yirmi iki pencere bulunur. Ön ve arka cephelerde ortadaki iki sütun arasındaki aralık diğerlerinden geniş tutulmuştur; bu düzen hem ana girişi hem de aynı eksendeki lahdi vurgular.
Anıtkabir'in Şeref Holü, 2011
Anıtkabir'in Şeref Holü, 2011Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Tarih notu
1944: Anıtkabir inşaatının başlaması. 1 Eylül 1951: Lahdin bulunduğu Şeref Holü'nün yan duvarları için öngörülen kabartmaların iptali. 11 Eylül 1950: Lahit taşının yerine konmasını da kapsayan inşaat kısmının ihalesinin sonuçlanması. 26 Ekim 1953: İnşaatın tamamlandığının duyurulması. 10 Kasım 1953: Naaşın Etnografya Müzesi'nden getirilip mezar odasına defnedilmesi. 1977: Şeref Holü pencerelerine cam takılması. 1981: Doğumun 100. yılında il topraklarının pirinç vazolarla naaşın çevresine yerleştirilmesi.

Aşağıdaki oda: Sekizgen bir türbe

Asıl mezar ziyaretçilerin göremediği alt kattadır. Türkçe Vikipedi'ye göre yapının zemin katındaki çapraz tonozlu koridorlara beşik tonozlu, eyvan biçimli mekânlar açılır. Sembolik lahdin tam altına denk gelen Atatürk'ün naaşı, bu kattaki sekizgen mezar odasında, doğrudan toprağa kazılmış bir mezardadır. Odanın tavanı, her köşesinden altın renkli ışık yayılan sekizgen bir ışıklıkla kesilmiş piramit biçimli bir külahla örtülüdür. Odanın tam ortasındaki kıbleye bakan lahit, sekizgen bir alanla çevrilidir; zemin ve duvarlar mermerle kaplıdır, odada mozaik süslemeler vardır.

Kaynağa göre Atatürk'ün sekizgen planlı mezar odası, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki türbe mimarisi geleneğini izler. Yani ziyaretçinin yukarıda gördüğü büyük lahit anıtsal bir simge, aşağıdaki oda ise geleneksel bir türbedir.

Topraklar

Mezar odasının bir başka özelliği de içinde ve çevresinde bulunan topraklardır. Türkçe Vikipedi ve İngilizce Wikipedia'ya göre Atatürk'ün doğumunun 100. yıl dönümü olan 1981'de Türkiye'nin 67 ilinden ve Kıbrıs'tan getirilen topraklar pirinç vazolara konularak naaşın çevresine yerleştirildi. İl sayısı arttıkça vazo sayısı da arttı; Azerbaycan'dan gelen toprakla birlikte bu sayı 83'e ulaştı. Bugün mermer sandukanın çevresinde Türkiye'nin 81 ili, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan'dan alınan toprakların bulunduğu pirinç vazolar yer alır.

Mezarın içine ise Atatürk'ün defnedildiği dönemde var olan 67 ilden, Selanik'te doğduğu evin bahçesinden, Güney Kore'nin Busan kentindeki Birleşmiş Milletler Anıt Mezarlığı'nda Türk askerlerinin yattığı bölümden ve Suriye'deki Süleyman Şah Türbesi'nden alınmış topraklar konmuştur.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklarda vazo sayısına ilişkin iki ayrı bilgi yan yana durur: 1981'deki ilk yerleştirmenin 67 il ve Kıbrıs toprağıyla yapıldığı, sonra il sayısının artmasıyla vazo sayısının Azerbaycan dâhil 83'e ulaştığı yazılır. Bugün 81 il, KKTC ve Azerbaycan topraklarını içeren vazoların sayısı da 83 eder. "67 il" sayısı ise hem 1981'deki ilk yerleştirmeyi hem de mezarın içine konan, defin dönemindeki illerin topraklarını anlatır; iki bilgi birbirine karıştırılmamalıdır.

1953'teki defin

İngilizce Wikipedia'ya göre Anıtkabir inşaatının tamamlandığı 26 Ekim 1953'te duyuruldu. Türkçe Vikipedi'ye göre 10 Kasım 1953 sabahı, Atatürk'ün naaşının bulunduğu tabut Etnografya Müzesi'nden alınarak bir törenle Anıtkabir'e getirildi ve anıt mezar binasındaki mezar odasına defnedildi. İngilizce Wikipedia da aynı gün naaşın mezar odasına defnedildiğini yazar.
Ek bilgi
Aynı düzen Anıtkabir'deki ikinci mezarda da vardır. İngilizce Wikipedia'ya göre İsmet İnönü'nün sembolik lahdi, Barış ve Zafer kuleleri arasındaki 25 açıklıklı revakın 13. ve 14. sütunları arasında, tören meydanı seviyesinde, Topçam'daki ocaklardan çıkarılan pembe siyenitle kaplı olarak durur. İnönü'nün naaşını içeren ve kıbleye bakan beyaz granit kaplı lahit ise bu sembolik lahdin altındaki kare planlı mezar odasındadır. Yani "yukarıda simge, aşağıda mezar" düzeni Anıtkabir'in iki mezarında da uygulanmıştır.

Sonuç

Ziyaretçilerin önünde saygı duruşunda bulunduğu kırmızı mermer lahit Atatürk'ün mezarı değil, mezarının tam üstünde duran anıtsal bir simgedir. Asıl mezar, alt kattaki sekizgen odada, toprağa kazılmış bir mezardır; çevresinde ülkenin dört bir yanından getirilmiş topraklarla dolu vazolar bulunur. Bu ayrım, türbe geleneğini anıtsal bir yapıyla buluşturan Anıtkabir mimarisinin bilinçli bir tercihidir.
Şeref Holü ve lahdin arkasındaki büyük pencere, 2024
Şeref Holü ve lahdin arkasındaki büyük pencere, 2024Görsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0 pl, yazar: Radosław Botev. Dosya sayfası
Kaynaklar

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap