İçeriğe geç
Giriş yap
0

Vehip Paşa (Kaçı): Yanya'dan Seddülbahir'e, Kafkasya'dan Habeşistan'a bir Osmanlı komutanı ve Mustafa Kemal'le soğuk mes

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Neden bu konu?

Mehmet Vehip Paşa, Mustafa Kemal'in Birinci Dünya Savaşı yıllarında aynı cephelerde bulunduğu üst rütbeli Osmanlı komutanlarından biridir. Çanakkale'de Güney Grubu'nu, Kafkasya'da 3. Ordu'yu yönetti; Millî Mücadele'ye ise katılmadı ve ömrünün son yirmi iki yılını büyük ölçüde yurt dışında geçirdi. Hayatı, Atatürk'ün çevresindeki kuşağın farklı yollara nasıl dağıldığını gösteren ilginç bir örnektir. Aşağıdaki bilgiler Vikipedi ve İngilizce Wikipedia'daki Vehip Paşa maddeleriyle Çanakkale, Erzincan ve Erzurum maddelerinden derlenmiştir.
Mehmet Vehip Paşa'nın portresi
Mehmet Vehip Paşa'nın portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Yanya'da doğan bir aile

Vehip, 1877'de Yanya'da (bugün Yunanistan'daki İoannina) doğdu. Babası Mehmet Emin Efendi şehrin önde gelenlerinden biriydi ve belediye başkanlığı yapmıştı. Kaynaklar onun kökenini Arnavut ya da Türk olarak verir; aile kökü, II. Murad döneminde Taşkent'ten geldiği anlatılan Taşkentli Mehmet Veliyettin Kaçıhan'a bağlanır. Soyadı Kanunu çıktığında Vehip "Kaçı" soyadını aldı, kardeşleri ise "Bülkat" ve "Taşkent" soyadlarını seçti. Ağabeyi Esat Paşa (Bülkat) 1915'te Çanakkale savunmasının önemli komutanlarındandı. Küçük kardeşi Mehmet Nakyettin Bey'in oğlu Kâzım Taşkent, Yapı Kredi'nin kurucusudur.
Ek bilgi
Aynı ailenin üç kardeşinin üç ayrı soyadı alması, 1934 Soyadı Kanunu döneminde sık görülen bir durumdur. Vehip Paşa'nın "Kaçı" soyadı, ailenin ataları olarak anılan Kaçıhan adından gelir.

Eğitim ve ilk görevler

Vehip 1899'da Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn'u, ardından Mekteb-i Erkân-ı Harbiye'yi kurmay yüzbaşı olarak bitirdi ve o sırada Yemen'de bulunan 4. Ordu'ya atandı. 23 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyet ilan edilirken Manastır'da, sonradan "Hürriyet" adı verilen meydanda "Ya Kanun-ı Esasi, ya ölüm!" diye haykırdığı anlatılır. 1909'da 31 Mart Vakası'ndan sonra İstanbul'a çağrıldı, Harbiye Nezareti'nde çalıştı; kısa süre sonra Mahmud Şevket Paşa onu Askerî İdadi komutanlığına atadı ve binbaşılığa yükseldi.

Yanya ve Bizani: Balkan Savaşı

Birinci Balkan Savaşı'nda Vehip, Yanya Kolordusu komutanı olan ağabeyi Esat Paşa ile birlikte Yanya Kalesi'ni savundu. Bizani Muharebesi maddesine göre, Yanya savunmasında olduğu gibi Bizani'de de iki kardeş komutadaydı. Savunma 20 Şubat 1913'e kadar sürdü; Osmanlı kuvvetleri sonunda Veliaht Prens Konstantin komutasındaki Yunan ordusuna teslim oldu. Esaretten dönen Vehip albaylığa yükseltildi ve Hicaz'daki 22. Fırka'nın başına gönderildi.
Esat Paşa ve kardeşi Vehip Paşa
Esat Paşa ve kardeşi Vehip PaşaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0 de, yazar: Boghos Tarkulian. Dosya sayfası

Çanakkale: Güney Grubu ve Conkbayırı'na giden 8. Tümen

Birinci Dünya Savaşı'nda Vehip, 5. Ordu emrinde 15. Kolordu komutanı oldu. Vikipedi'ye göre 3. Fırka ile Kumkale ve Yeniköy'ü, 11. Fırka ile Beşige'yi savundu ve 8. Fırka'yı ağabeyi Esat Paşa'nın emrine verdi. Esat Bülkat maddesi, Esat Paşa'nın Arıburnu Kuzey Grubu, Vehip Paşa'nın ise Güney Grubu komutanı olarak İtilaf saldırılarına direndiğini yazar.

Ağustos 1915 muharebelerinde bu düzen Mustafa Kemal'in hikâyesine doğrudan bağlanır. Conkbayırı Muharebesi maddesine göre Kuzey Grubu'nun ihtiyatı kalmayınca Esat Paşa durumu Güney Grubu Komutanı Vehip Paşa'ya bildirdi; Vehip Paşa da Kurmay Albay Ali Rıza (Sedes) Bey komutasındaki 8. Tümen'in yürüyüşe geçmesini emretti. Bu tümen, Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal'in 10 Ağustos sabahı Conkbayırı'nda yönettiği karşı taarruzun hazırlığında yer alan birliklerden biridir.
Dikkat: yanlış bilinen
İngilizce Wikipedia, Mustafa Kemal'in Çanakkale'de bir zamanlar Vehip Paşa'nın komutası altında savaştığını yazar. Türkçe kaynaklarda ise Mustafa Kemal'in Arıburnu ve Anafartalar'da Esat Paşa ile Liman von Sanders'e bağlı olduğu anlatılır; Vehip Paşa'nın Güney Grubu'yla doğrudan bir emir ilişkisi bu kaynaklarda belirtilmez. Bu yüzden İngilizce cümleyi kesin bir emir zinciri bilgisi gibi okumamak gerekir.

Kafkasya: 3. Ordu'nun başında

Erzurum Taarruzu maddesine göre 27 Şubat 1916'da Mahmut Kâmil Paşa'nın yerine Vehip Paşa 3. Ordu komutanlığına getirildi. Ordu, Erzurum'un düşmesinden sonra ağır bir durumdaydı. Erzincan Muharebesi (1916) maddesine göre Enver Paşa, Vehip Paşa komutasındaki 3. Ordu'ya Trabzon'u geri alma emri verdi; ancak taarruz başarısız oldu ve General Yudeniç 2 Temmuz'da karşı saldırıya geçti. Rus saldırısı Erzincan'daki iletişim merkezini vurdu, Vehip'in birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı ve büyük kayıp verdi. Aynı yıl Mustafa Kemal de Kafkasya'ya, 16. Kolordu'nun başında Diyarbakır'a gönderilmiş, Atatürk maddesine göre Muş ve Bitlis'i Ruslardan geri almıştı; iki komutan böylece aynı cephenin farklı kanatlarında bulundu.

1917'deki Rus Devrimi'nden sonra cephe çözülmeye başladı. 1918'de Vehip Paşa'nın 3. Ordusu 24 Şubat'ta Trabzon'u, Mart'ta Hopa'yı ve 26 Mart'ta Batum'u geri aldı. Bu konunun tarihi olarak Trabzon'un geri alındığı 24 Şubat 1918 seçilmiştir.
Tarih notu
1877: Yanya'da doğum. 1899: Mühendishane mezuniyeti. 20 Şubat 1913: Yanya savunmasının sonu. 1915: Çanakkale'de 15. Kolordu ve Güney Grubu. 27 Şubat 1916: 3. Ordu komutanlığı. 24 Şubat 1918: Trabzon'un geri alınması. 26 Mart 1918: Batum. 1935-1936: Habeşistan'da kurmay başkanlığı. 1940: İstanbul'da ölüm.

Ermeni tehcirine ilişkin tanıklığı

İngilizce Wikipedia, Vehip Paşa'nın tehcir ve katliamları birçok kez kınadığını ve İstanbul yargılamaları için Mazhar Komisyonu'na ifade verdiğini yazar. Aynı kaynağa göre 1916'da 2.000 kişilik bir amele taburunun ortadan kaybolduğunu fark etti, taburun öldürüldüğünü öğrenince sorumlu tuttuğu jandarma komutanı Kör Nuri ile çete reisi Çerkez Kadir'i divan-ı harbe verdirip astırdı ve birliklerini benzer suçlara karşı uyardı. Bahaeddin Şakir ile Vali Ahmet Muammer'i de yargılatmak istedi; ancak Şakir kaçtı, Muammer de başka bir yere atandı. Bu bölüm İngilizce Wikipedia'dan aktarılmıştır; Türkçe maddede bu ayrıntılar yer almaz.

Mütareke, hapis ve sürgün yılları

Mondros Mütarekesi'nin ardından İstanbul'a dönen Vehip Paşa, Enver, Talat ve Cemal'in yurt dışına çıkmasından sonra kurulan hükûmetin kararıyla 62 kişiyle birlikte Bekirağa Bölüğü'ne hapsedildi. İngilizce Wikipedia onun görevini kötüye kullanmaktan yargılandığını yazar. Tahliyesinden sonra yeniden arandığı için İtalya'ya gitti; Almanya, Romanya, Yunanistan ve Mısır'da bulundu. Türk İstiklâl Harbi'ne katılmadı ve yeni Türk hükûmeti onun vatandaşlığını iptal etti.
Dikkat: yanlış bilinen
Vikipedi ve İngilizce Wikipedia, Vehip Paşa'nın Mustafa Kemal'e karşıtlığının iyi bilindiğini ve onu küçümsediğini hiç gizlemediğini yazar. Ancak bu karşıtlığın hangi olaya dayandığı, hangi sözlerle dile geldiği ve vatandaşlığın hangi tarihli kararla düşürüldüğü bu kaynaklarda belirtilmez. Bu nedenle burada ayrıntı verilmemiştir.

Habeşistan'da "Wehib Paşa"

1935'te İtalya Etiyopya'ya saldırınca Vehip Paşa Etiyopyalılar adına savaşmaya gönüllü oldu. Orada "Wehib Paşa" adıyla tanındı ve güney cephesindeki Etiyopya başkomutanı Ras Nasibu Zeamanuel'in kurmay başkanlığını yaptı. The New York Times'a verdiği bir demeçte, oranın İtalyan faşizminin mezarı olacağını ve İtalyan yerli birliklerinin kendi adını duyunca firar edeceğini söylediği aktarılır. Etiyopyalılar için tasarladığı savunma hattı, Birinci Dünya Savaşı'ndaki Alman Hindenburg Hattı'na benzetilerek "Hindenburg Duvarı" diye anıldı. İtalyanlar Nisan 1936'daki Ogaden Muharebesi'nde bu hatları yardı. Savaş kaybedilince Vehip Paşa Etiyopya'dan ayrıldı.
1913'te Yanya'nın teslimini gösteren resim
1913'te Yanya'nın teslimini gösteren resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Richard Caton Woodville Jr. Dosya sayfası

Dönüş ve ölüm

Kaynaklar onun 1940'a kadar İstanbul'a dönmediğini ve ömrünün son yirmi iki yılını Türkiye dışında geçirdiğini yazar. Vehip Paşa 1940'ta İstanbul'da öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü.
Dikkat: yanlış bilinen
Vikipedi bir yerde Habeşistan savaşı kaybedilince Vehip Paşa'nın İstanbul'a döndüğünü, başka bir yerde ise 1940'a kadar İstanbul'a dönmediğini yazar. İngilizce Wikipedia da iki ifadeyi birlikte verir. Kaynaklarda Habeşistan'dan sonra hemen nereye gittiği açık değildir; İstanbul'a kesin dönüş yılı olarak 1940 verilmektedir.

Değerlendirme

Vehip Paşa'nın hayatı, Mustafa Kemal'le aynı savaşları yaşamış bir komutanın Millî Mücadele'nin dışında kalınca nasıl bambaşka bir yola girebildiğini gösterir. Yanya ve Çanakkale'de savunmasıyla öne çıkan, Kafkasya'da 1918'de Trabzon'dan Batum'a kadar ilerleyen bu asker, Cumhuriyet'in kuruluşunu sürgünde izledi; İtalyan faşizmine karşı Habeşistan'da savaştı ve ancak 1940'ta İstanbul'a döndü. Mustafa Kemal'le ilişkisini anlatan kaynaklar çok kısadır; ilişkinin soğukluğu bilinir, ayrıntıları ise belgelenmiş değildir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap