İçeriğe geç
Giriş yap
0

King-Crane Komisyonu (1919): Amerikalıların Suriye ve Anadolu'da sorduğu soru

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Halka sormak

1919 yazında iki Amerikalı, Henry Churchill King ve Charles R. Crane, Osmanlı Devleti'nin eski Arap topraklarında ve ardından Anadolu'da bir yolculuğa çıktı. Görevleri, savaş sonrasında bu bölgelerde yaşayan halkların ne tür bir yönetim istediğini öğrenmekti. Paris Barış Konferansı'nın verdiği bu görev, bölgenin tarihinde ilk kez halkların kendi gelecekleri hakkında doğrudan sorgulanması anlamına geliyordu.

King-Crane Komisyonu'nun hazırladığı rapor, Paris'te rafa kaldırıldı ve yıllarca yayımlanmadı. Ama raporun içeriği, Birinci Dünya Savaşı sonrasında bölge halklarının iradesinin nasıl göz ardı edildiğinin en açık belgelerinden biri olarak bugün de önemini koruyor.
King-Crane Komisyonu üyeleri, 1919
King-Crane Komisyonu üyeleri, 1919Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: King Crane Commission. Dosya sayfası

Wilson ilkeleri ve Paris

Amerika Başkanı Woodrow Wilson, Ocak 1918'de açıkladığı On Dört Madde'de, savaş sonrasındaki düzenin halkların kendi kaderini tayin etmesi ilkesine dayanması gerektiğini savunmuştu. On ikinci madde, Osmanlı Devleti'nin Türk bölümlerine güvenli bir egemenlik, diğer milletlere ise özerk bir gelişme imkânı tanınmasını öngörüyordu.

Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı topraklarının geleceği tartışılırken Wilson, bölge halklarının görüşünün alınmasını önerdi. Bir uluslararası komisyonun bölgeye gönderilmesine karar verildi. Ancak İngiltere ve Fransa, kendi çıkarlarına aykırı sonuçlar çıkabileceği endişesiyle komisyona katılmadı. Sonunda yalnızca Amerikalı üyeler yola çıktı.
Tarih notu
8 Ocak 1918: Wilson'un On Dört Madde'si
Ocak 1919: Paris Barış Konferansı başlar
Mart 1919: Bölgeye komisyon gönderilmesi kararı
10 Haziran 1919: Komisyon Yafa'ya ulaşır
Haziran-Temmuz 1919: Filistin, Suriye ve Lübnan'da görüşmeler
Ağustos 1919: Komisyon İstanbul'da, raporun hazırlanması
Eylül 1919: Harbord heyeti Anadolu'da, Sivas'ta Mustafa Kemal Paşa ile görüşme
Aralık 1922: Rapor ilk kez yayımlanır

Komisyonun yolculuğu

Henry Churchill King, Oberlin Koleji'nin rektörü olan bir din adamı ve eğitimciydi. Charles R. Crane ise Chicago'lu zengin bir iş insanı ve Wilson'un siyasi kariyerinin önde gelen destekçilerinden biriydi. İki adam, küçük bir ekiple birlikte 10 Haziran 1919'da Yafa'ya ulaştı. Sonraki haftalarda Filistin, Suriye ve Lübnan'ın şehirlerini ve kasabalarını dolaştılar.

Komisyon, yüzlerce heyetle görüştü, binlerce dilekçe topladı. Belediye başkanları, din adamları, aşiret liderleri, öğretmenler, tüccarlar ve köylüler, komisyona görüşlerini anlattı. Bu görüşmeler, bölge halkının büyük çoğunluğunun bağımsızlık istediğini, Fransız mandasına karşı olduğunu ve bölgenin parçalanmasından kaygı duyduğunu ortaya koydu.

Raporun önerileri

Komisyonun Ağustos 1919'da tamamladığı rapor, dikkat çekici öneriler içeriyordu. Rapor, Suriye'nin (Filistin ve Lübnan dahil) bölünmeden tek bir devlet olarak kalmasını öneriyordu. Bu devletin, mümkünse Amerika'nın, olmazsa İngiltere'nin geçici mandası altında olması tavsiye ediliyordu. Fransız mandası ise halkın açık muhalefeti nedeniyle önerilmiyordu.

Rapor, Filistin konusunda da çekinceler içeriyordu. Komisyon, bölge halkının çoğunluğunun görüşlerine dayanarak, Siyonist programın sınırlandırılması gerektiğini öne sürdü. Bu öneri, sonraki yıllarda raporun en çok tartışılan bölümlerinden biri oldu.
Komisyonun başkanlarından Henry Churchill King
Komisyonun başkanlarından Henry Churchill KingGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Komisyon, Anadolu hakkında da görüş bildirdi. Rapor, Anadolu'da bir Türk devletinin varlığını kabul ediyor, ancak bu devletin uluslararası bir denetim altında olmasını öneriyordu. Komisyon ayrıca İstanbul ve Boğazlar için ayrı bir uluslararası yönetim ve Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasını tavsiye etti. Bu öneriler, Anadolu'daki Türk halkının kendi bağımsızlık iradesini hesaba katmıyordu. Ama aynı yıllarda Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli, bu iradeyi açıkça ortaya koyuyordu.

Dilekçelerin dili

Komisyonun topladığı dilekçeler, bölgedeki toplumların ne kadar farklı beklentiler taşıdığını gösteriyordu. Şam'da toplanan Suriye Genel Kongresi, Temmuz 1919'da komisyona bir program sundu. Bu programda tam bağımsızlık, bölünmemiş bir Suriye ve Emir Faysal'ın başında olduğu anayasal bir krallık isteniyordu. Kongre, eğer bir yardım gerekecekse bunun Amerika'dan gelmesini tercih ettiğini, Fransız denetimini ise kesinlikle reddettiğini belirtti.

Lübnan dağındaki bazı Hristiyan toplulukları ise Fransa'nın korumasını istiyordu. Filistin'deki Arap halkı, Yahudi göçünün artmasından kaygı duyduğunu dile getirdi. Komisyon, bu çok sesli tablo karşısında çoğunluğun görüşüne ağırlık vermeye çalıştı. Raporda, dilekçelerin sayısı ve dağılımı ayrıntılı tablolar hâlinde sunuldu. Bu tablolar, o dönemde bölgede yapılmış en kapsamlı kamuoyu yoklaması olarak görülebilir.

Komisyon üyelerinin kendisi de yolculuk boyunca fikir değiştirdi. Başlangıçta Siyonist programa daha olumlu bakan King ve Crane, bölgede gördükleri ve duydukları karşısında görüşlerini yeniden gözden geçirdi. Bu değişim, raporun Filistin bölümüne açıkça yansıdı.

Rafa kaldırılan rapor

Rapor, Ağustos 1919'da Paris'teki Amerikan delegasyonuna sunuldu. Ancak o tarihte Wilson'un durumu değişmişti. Amerikan Senatosu, Versay Antlaşması'nı ve Milletler Cemiyeti'ni onaylamaya yanaşmıyordu. Wilson Eylül 1919'da ağır bir felç geçirdi. Amerika'nın bölgede manda üstlenmesi ihtimali ortadan kalktı. Rapor, Paris'te rafa kaldırıldı ve İngiltere ile Fransa, bölgeyi kendi aralarında paylaştı.

1920'de San Remo Konferansı'nda Suriye ve Lübnan Fransız, Irak ve Filistin İngiliz mandasına bırakıldı. Bu karar, King-Crane raporunun önerileriyle tam olarak çelişiyordu. Rapor ancak Aralık 1922'de bir Amerikan dergisinde yayımlandı.

Harbord heyeti ve Sivas

King-Crane Komisyonu'nun ardından, Eylül 1919'da General James Harbord başkanlığında bir başka Amerikan heyeti Anadolu'ya geldi. Harbord heyetinin görevi, Ermenistan ve Anadolu'da olası bir Amerikan mandasının koşullarını incelemekti. Heyet, Anadolu'yu boydan boya geçerek Doğu Anadolu ve Kafkasya'ya ulaştı.

Harbord heyeti, Sivas'ta Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Bu görüşmede Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'daki milli hareketin amaçlarını ve Türk milletinin bağımsızlık iradesini anlattı. Görüşme, Amerikalıların Anadolu'daki direnişi doğrudan tanıma fırsatı buldukları ilk temaslardan biriydi.
Komisyon raporunun ilk yayımlandığı gazete sayfası, Aralık 1922
Komisyon raporunun ilk yayımlandığı gazete sayfası, Aralık 1922Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Editor & Publisher. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
1. Komisyonun adı: Komisyonun resmi adı "Türkiye'deki Mandalar Hakkında Müttefiklerarası Komisyon'un Amerikan Bölümü"dür; kamuoyunda başkanlarının adıyla anılır.
2. Yayın: Rapor 1919'da tamamlanmış, ancak Aralık 1922'de kamuoyuna açıklanmıştır.
3. Harbord: Mustafa Kemal Paşa ile Sivas'ta görüşen, King-Crane değil Harbord heyetidir.

Sorulan ama dinlenmeyen halklar

King-Crane Komisyonu'nun hikâyesi, Birinci Dünya Savaşı sonrasında halkların kendi kaderini tayin etmesi ilkesinin nasıl kâğıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Halklara soruldu; cevapları kaydedildi; ama bu cevaplar hiçbir karara yansımadı. Büyük devletler, kendi çıkarlarına göre sınırları çizdi.

Bize kalırsa bu hikâyenin Türk tarihi açısından dersi açık: aynı yıllarda Anadolu'da, kimseye sorulmasını beklemeden kendi iradesini ortaya koyan bir hareket vardı. Erzurum ve Sivas kongreleri, Misak-ı Milli ve ardından gelen Milli Mücadele, Türk milletinin kaderini başkalarının raporlarına ve mandalarına bırakmadığını gösterdi. Komisyonların tavsiye ettiği uluslararası denetim, Anadolu'da hiçbir zaman gerçekleşmedi. Lozan'da Türkiye, tam bağımsız bir devlet olarak masaya oturdu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap