İçeriğe geç
Giriş yap
0

Sykes-Picot Anlaşması (16 Mayıs 1916): Osmanlı topraklarını paylaşan gizli harita

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir haritanın üzerindeki çizgiler

1916 baharında, Birinci Dünya Savaşı'nın en kanlı günlerinde, iki diplomat Londra'da bir harita üzerinde çalışıyordu. İngiliz Sir Mark Sykes ve Fransız François Georges-Picot, henüz savaşı kazanmamış olan devletleri adına, Osmanlı Devleti'nin Arap topraklarını ve Anadolu'nun bir kısmını paylaşan bir anlaşma hazırladılar. Haritanın üzerine renkli kalemle çizilen çizgiler, sonraki yüzyılda Orta Doğu'nun sınırlarını büyük ölçüde belirleyecekti.

Sykes-Picot Anlaşması, 16 Mayıs 1916'da İngiltere ve Fransa arasında yapılan yazışmalarla resmîleşti. Anlaşmaya Rusya'nın da onayı alınmıştı. Ama anlaşma gizliydi; ne Osmanlı Devleti ne de bölgede yaşayan halklar ondan haberdardı.
Sykes ve Picot'nun imzaladığı paylaşım haritası, Mayıs 1916
Sykes ve Picot'nun imzaladığı paylaşım haritası, Mayıs 1916Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Royal Geographical Society (Map), Mark Sykes & François Georges-Picot (Annotations). Dosya sayfası

Savaşın ortasında paylaşım

1916'da Osmanlı Devleti hâlâ güçlü bir direniş gösteriyordu. Çanakkale'de İtilaf kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalmıştı. Irak'ta Kût'ta bir İngiliz tümeni kuşatma altındaydı ve Nisan sonunda teslim olacaktı. Buna rağmen İngiltere ve Fransa, savaşın sonunda Osmanlı topraklarının nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşmaya varmak istiyordu. İki ülke arasında bölgedeki çıkarlar konusunda derin bir rekabet vardı ve bu rekabetin savaş sırasında ittifakı bozmaması gerekiyordu.

Aynı dönemde İngiltere, Mekke Şerifi Hüseyin ile de yazışmalar yürütüyordu. Bu yazışmalarda Şerif Hüseyin'e, Osmanlı'ya karşı ayaklanması karşılığında bağımsız bir Arap devleti vaat ediliyordu. Sykes-Picot Anlaşması'nın hükümleri ise bu vaatlerle büyük ölçüde çelişiyordu.
Tarih notu
Mart 1915: İstanbul ve Boğazlar'ın Rusya'ya bırakılması konusunda İtilaf yazışmaları
Temmuz 1915 - Mart 1916: Hüseyin-McMahon yazışmaları
Kasım 1915 - Ocak 1916: Sykes ve Picot'nun görüşmeleri
16 Mayıs 1916: Anlaşmanın İngiltere ve Fransa arasında resmîleşmesi
Haziran 1916: Şerif Hüseyin'in isyanı başlar
Kasım 1917: Bolşevikler gizli anlaşmaları yayımlar

Anlaşmanın içeriği

Anlaşmaya göre Osmanlı Devleti'nin Arap toprakları ve Anadolu'nun güneydoğusu, İngiltere ve Fransa arasında doğrudan yönetim ve nüfuz bölgelerine ayrılacaktı. Haritada "mavi bölge" olarak gösterilen alan Fransa'ya bırakılıyordu: Suriye ve Lübnan kıyıları ile Çukurova (Kilikya) dahil Güneydoğu Anadolu'nun önemli bir kısmı. "Kırmızı bölge" ise İngiltere'ye bırakılıyordu: Basra ve Bağdat dahil Irak'ın güneyi ve ortası.

Bu iki doğrudan yönetim bölgesinin arasında, "A" ve "B" olarak adlandırılan iki nüfuz bölgesi vardı. Bu bölgelerde Arap yönetimleri kurulacak, ama A bölgesi Fransa'nın, B bölgesi İngiltere'nin nüfuzu altında olacaktı. Filistin ise "kahverengi bölge" olarak uluslararası bir yönetime bırakılacaktı.

Müzakerecilerin dünyası

Mark Sykes, İngiliz parlamentosunda milletvekili olan ve Doğu'ya yaptığı seyahatlerle tanınan bir siyasetçiydi. Savaştan önce Osmanlı topraklarında uzun yolculuklar yapmış, bu yolculuklar hakkında kitaplar yazmıştı. Bölgeyi tanıdığı düşünülen Sykes, savaş sırasında İngiliz hükümetinin Orta Doğu politikasının en etkili danışmanlarından biri oldu. François Georges-Picot ise savaştan önce Beyrut'ta konsolos olarak görev yapmış bir Fransız diplomattı. Fransa'nın Suriye ve Lübnan üzerindeki taleplerinin kararlı bir savunucusuydu.

İki müzakereci, 1915'in son aylarında ve 1916'nın başında Londra'da defalarca bir araya geldi. Görüşmelerde en zor konular, Filistin'in statüsü, Musul'un kime bırakılacağı ve Arap yönetimlerine ne kadar özerklik tanınacağıydı. Varılan uzlaşma, iki tarafın da tam olarak istediğini almadığı ama savaş süresince ittifakı korumaya yetecek bir denge kuruyordu. Sykes ve Picot'nun çizdiği hatlar, bölgenin coğrafyasından, aşiret yapısından ve halkların tercihlerinden çok, iki imparatorluğun stratejik hesaplarına dayanıyordu.

Rusya'nın payı

Sykes-Picot Anlaşması, İtilaf devletlerinin Osmanlı topraklarını paylaşma planlarının yalnızca bir parçasıydı. 1915'te yapılan yazışmalarla İstanbul ve Boğazlar Rusya'ya vaat edilmişti. Sykes-Picot'yu onaylaması karşılığında Rusya'ya ayrıca Doğu Anadolu'da Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis bölgeleri bırakılıyordu. Böylece Anadolu'nun büyük bir kısmı, savaş bitmeden yabancı devletler arasında paylaşılmış oluyordu.
İngiliz diplomat Sir Mark Sykes
İngiliz diplomat Sir Mark SykesGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Sykes-Picot Anlaşması, Kasım 1917'de Rusya'da iktidara gelen Bolşevikler tarafından açıklandı. Bolşevikler, Çarlık döneminde yapılan gizli antlaşmaları yayımlayarak İtilaf devletlerinin emperyalist hedeflerini teşhir etmek istiyordu. Anlaşmanın ortaya çıkması, Arap dünyasında büyük bir şaşkınlık ve öfke yarattı. Osmanlı hükümeti de bu açıklamayı, Arap liderlere İngiltere'nin vaatlerine güvenmemeleri gerektiğini göstermek için kullandı.

Savaştan sonra

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda anlaşmanın hükümleri tam olarak uygulanmadı; ama ana çizgileri korundu. İngiltere, savaş sırasında askerî olarak ele geçirdiği Musul'u da kendi bölgesine katmak istedi ve Fransa bu konuda taviz verdi. Filistin uluslararası yönetim yerine İngiliz manda yönetimine bırakıldı. 1920'de San Remo Konferansı'nda Suriye ve Lübnan Fransız, Irak ve Filistin İngiliz mandasına verildi.

Anadolu'daki paylaşım ise gerçekleşmedi. Rusya'daki devrim, Rusya'nın payını ortadan kaldırdı. Fransa'nın Çukurova'daki işgali ise Milli Mücadele'nin direnişi karşısında sona erdi; 1921 Ankara Antlaşması ile Fransa bölgeden çekildi.

Milli Mücadele ve Misak-ı Milli

Sykes-Picot ve benzeri gizli antlaşmalar, Milli Mücadele'nin neden gerekli olduğunu açıkça gösteriyordu. İtilaf devletlerinin Anadolu üzerindeki planları, Türk milletinin kendi vatanında bile bağımsız yaşayamayacağı bir gelecek öngörüyordu. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde başlayan direniş, bu planları boşa çıkardı.

1920'de Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin kabul ettiği Misak-ı Milli, Türk milletinin vazgeçilmez sınırlarını ve bağımsızlık ilkesini ilan etti. Bu metin, Sykes-Picot gibi gizli paylaşım planlarına verilmiş açık bir cevaptı. Lozan Antlaşması ile Türkiye, Anadolu üzerindeki bütün paylaşım planlarını geçersiz kılarak bağımsızlığını kabul ettirdi.
Fransız diplomat François Georges-Picot
Fransız diplomat François Georges-PicotGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
1. Tarih: Anlaşmanın resmîleştiği tarih olarak 16 Mayıs 1916 kabul edilir. Haritanın imzası 8 Mayıs 1916 tarihlidir.
2. Taraflar: Anlaşma İngiltere ve Fransa arasında yapılmış, Rusya'nın onayı alınmıştır. İtalya sonradan 1917'de ayrı bir anlaşmayla paylaşıma dahil edilmiştir.
3. Ad: Anlaşma, müzakerecileri Mark Sykes ve François Georges-Picot'nun adıyla anılır.

Yüzyıllık bir miras

Sykes-Picot Anlaşması, bugün Orta Doğu'daki sınırların ve pek çok çatışmanın kökeni olarak sıkça anılıyor. Bu yorum kısmen doğru: anlaşma, bölgenin halklarının görüşü alınmadan çizilmiş sınırların sembolü hâline geldi. Ama bugünkü sınırlar, savaş sonrasındaki pek çok müzakerenin, mandaların ve yerel hareketlerin sonucunda şekillendi.

Bize kalırsa Sykes-Picot'nun Türk tarihi açısından en önemli anlamı, Milli Mücadele'nin ne kadar büyük bir tehlikeyi bertaraf ettiğini göstermesi. Anadolu'nun büyük kısmı, 1916'da Londra'da çizilen bir haritada yabancı devletlere bırakılmıştı. Bu haritanın Anadolu'daki çizgileri, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının önderliğinde kazanılan zaferle silindi. Türkiye, Orta Doğu'da büyük devletlerin çizdiği sınırları kabul etmek zorunda kalmayan ender ülkelerden biri oldu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap