Karlofça Antlaşması, 26 Ocak 1699'da bugünkü Sırbistan'daki Sremski Karlovci (Karlofça) kasabasında Osmanlı Devleti ile Kutsal İttifak devletleri arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. 1683Viyana kuşatmasıyla başlayan on altı yıllık savaşı sona erdirdi. Bu antlaşmayla Osmanlı, Macaristan'ın büyük kısmını ve Erdel'i Habsburglara, Podolya'yı Lehistan'a, Mora'yı ve Dalmaçya'nın bir kısmını Venedik'e bıraktı. Karlofça, Osmanlı'nın Avrupa'da imzaladığı ilk büyük toprak kaybı antlaşması olarak kabul edilir. Aynı zamanda Osmanlı diplomasisinde Avrupa usullerine göre yapılan çok taraflı bir barış kongresine katılmanın da ilk örneğidir. Karlofça barış görüşmelerini gösteren dönem gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Barışa giden yol
Zenta yenilgisinden sonra Osmanlı, savaşı sürdürecek gücü kalmadığını kabul etmek zorunda kaldı. Habsburglar da batıda Fransa ile yeni bir savaşın, İspanya tahtı meselesinin yaklaştığını görüyor ve doğuda barış istiyordu. İngiltere ve Hollanda, Akdeniz ticaretlerinin zarar görmesini istemedikleri için iki taraf arasında arabuluculuk yapmaya başladı. İngiliz elçisi Lord William Paget ve Hollanda elçisi Jacobus Colyer, görüşmelerin başlamasında belirleyici rol oynadı.
Görüşmeler, Kasım 1698'de Petervaradin yakınlarındaki Karlofça'da başladı. Osmanlı heyetine Reisülküttab Rami Mehmed Efendi ve Divan tercümanı İskerletzade Aleksandros Mavrokordatos başkanlık ediyordu. Görüşmeler yaklaşık iki buçuk ay sürdü. Taraflar arasında öncelik ve protokol tartışmalarını önlemek için görüşmelerin yapıldığı binanın, her heyetin ayrı bir kapıdan aynı anda girebileceği şekilde düzenlendiği anlatılır.
Antlaşmanın maddeleri
Antlaşma, her müttefik devletle ayrı ayrı imzalanan metinlerden oluşuyordu:
Habsburglar: Temeşvar bölgesi (Banat) dışında Macaristan'ın tamamı, Erdel, Hırvatistan ve Slavonya'nın büyük kısmı Habsburglara bırakıldı. Barış yirmi beş yıl geçerli olacaktı.
Lehistan: Podolya ve Kamaniçe Lehistan'a geri verildi. Osmanlı, Ukrayna'daki Kazaklar üzerindeki iddialarından vazgeçti.
Venedik: Mora yarımadası ve Dalmaçya'daki bazı kaleler Venedik'e bırakıldı; Atina körfezi bölgesi ise Osmanlı'ya geri verildi.
Rusya: Rusya ile iki yıllık bir ateşkes yapıldı; barış antlaşması bir yıl sonra İstanbul'da imzalandı.
Sremski Karlovci'de görüşmelerin yapıldığı yerde inşa edilen Barış ŞapeliGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: I would appreciate being notified if you use my work outside Wikimedia. More of my work can be found in my personal gall. Dosya sayfası
Ek bilgi
İlk çizilen sınır: Karlofça'dan sonra Osmanlı ile Habsburglar arasındaki sınır, iki taraftan oluşan komisyonlar tarafından arazide tek tek belirlendi. Habsburg tarafının komiseri, İtalyan asker ve bilim insanı Luigi Ferdinando Marsili'ydi. Osmanlı tarafının komiserleriyle birlikte çalışan Marsili, sınırı haritalara işledi ve arazide işaret taşlarıyla belirledi. Bu, Osmanlı-Habsburg sınırının ilk kez fiziksel işaretlerle çizilmesiydi. Marsili, bu çalışmalar sırasında topladığı bilgileri ve Osmanlı ordusuna dair gözlemlerini daha sonra yayımladığı eserlerde kullandı.
Rami Mehmed Efendi ve Mavrokordatos
Osmanlı heyetinin iki başkanı, Osmanlı diplomasisinin yeni yüzünü temsil ediyordu. Rami Mehmed Efendi, reisülküttap olarak dış yazışmalardan sorumluydu ve Karlofça'daki başarısından sonra 1703'te sadrazam oldu. Şair ve hattat olarak da tanınıyordu. Aleksandros Mavrokordatos ise İstanbul'un Fener semtinden, eğitimini Padua ve Bologna'da yapmış bir Rum'du. Tıp doktoruydu ve birçok Avrupa dilini konuşuyordu. Divan tercümanı olarak Osmanlı'nın Avrupa ile ilişkilerinde kilit bir rol oynadı. Karlofça'dan sonra "mahrem-i esrar" (sırların emini) unvanını aldı. Onun ailesi, sonraki yüzyılda Eflak ve Boğdan'a voyvoda olarak atanan Fenerli ailelerin önde gelenlerinden biri oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
"Gerilemenin başlangıcı" yorumu: Karlofça, Türk tarih yazımında uzun süre Osmanlı'nın "gerileme döneminin" başlangıcı olarak gösterildi. Bu yorum, toprak kaybı açısından anlamlıdır. Ancak son yıllarda tarihçiler, Karlofça'dan sonra Osmanlı'nın 1711'de Prut'ta Rusya'yı yendiğini, 1715'te Mora'yı geri aldığını ve 1739'da Belgrad'ı yeniden kazandığını hatırlatarak, düz bir çizgide inen bir gerileme fikrine karşı çıkar. Karlofça'yı, bir çöküşten çok Osmanlı'nın Avrupa devletler sistemine yeni bir biçimde katıldığı bir dönüm noktası olarak görmek daha dengeli bir yaklaşımdır.
Kaybedilen toprakların insanları
Karlofça'nın sonuçları yalnızca haritalarda değil, insanların hayatında da derin izler bıraktı. Macaristan'dan, Slavonya'dan ve Mora'dan çok sayıda Müslüman aile Osmanlı topraklarına göç etti; Bosna, Belgrad ve Temeşvar bu göçmenlerin önemli bir kısmını kabul etti. Habsburg yönetimine geçen bölgelerde ise boşalan topraklara Alman, Sırp, Slovak ve Rumen göçmenler yerleştirildi. Mora'da Venedik yönetimi, Ortodoks halk üzerinde Katolik kilisesinin etkisini artırmaya çalıştı; bu durum, halkın bir kısmının 1715'teki Osmanlı dönüşünü ılımlı karşılamasında etkili oldu. Bu nüfus hareketleri, Orta ve Güneydoğu Avrupa'nın etnik ve dinî haritasını sonraki yüzyıllar boyunca şekillendirdi.
Diplomaside yeni bir dönem
Karlofça, Osmanlı diplomasisinin dönüşümünde önemli bir aşamaydı. Osmanlı, ilk kez bir yenilgiden sonra arabulucuların katıldığı çok taraflı bir kongreye katıldı ve sınırların karşılıklı olarak belirlenmesini kabul etti. Bu süreç, Osmanlı devlet adamlarının Avrupa diplomasisinin kurallarını daha yakından tanımasını sağladı. Sonraki yıllarda Osmanlı, Avrupa başkentlerine daha sık elçiler göndermeye başladı. 1720'de Paris'e giden Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin elçiliği, bu yeni yönelimin en tanınmış örneğidir.
Lahey, Londra, Viyana ve Venedik arşivleri
Karlofça görüşmelerinin belgeleri, birçok Avrupa arşivinde korunur. Paget'in raporları Londra'daki The National Archives'ta, Colyer'in raporları Lahey'deki Ulusal Arşiv'de bulunur. Viyana'daki Haus-, Hof- und Staatsarchiv, Habsburg heyetinin müzakere günlüklerini ve antlaşmanın onay belgelerini barındırır. Venedik Devlet Arşivi'nde ise Venedik heyetinin raporları ve Mora'nın idaresine dair belgeler yer alır. Marsili'nin sınır haritaları ve notları, Bologna Üniversitesi Kütüphanesi'nde korunur. İstanbul'daki Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde ise antlaşmanın Osmanlıca metinleri ve sınır komisyonlarının raporları bulunur. 1699'da Lehistan sınırındaki değişiklikleri gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Esemono. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 11 Eylül 1697: Zenta yenilgisi. Kasım 1698: Karlofça'da görüşmeler başlar. 26 Ocak 1699: Karlofça Antlaşması imzalanır. 1699–1701: Sınır komisyonları sınırları arazide belirler. Temmuz 1700: Rusya ile İstanbul Antlaşması. 1715: Osmanlı Mora'yı Venedik'ten geri alır.
Kaybedilen toprak, kazanılan tecrübe
Karlofça, Osmanlı için acı bir antlaşmaydı; Macaristan'daki yüz elli yıllık varlık sona ermişti. Ancak bu antlaşma, aynı zamanda Osmanlı'nın yeni bir dünyayla tanışmasının da başlangıcıydı. Rami Mehmed Efendi ve Mavrokordatos gibi diplomatlar, Avrupa'nın diliyle konuşmayı ve onun kurallarıyla müzakere etmeyi öğrendiler. Bu tecrübe, gelecek yüzyılda Osmanlı'nın kayıplarını sınırlamasına ve zaman zaman geri kazanmasına yardım etti. Karlofça'yı yalnızca bir kayıp olarak değil, bir öğrenme süreci olarak da okumak, Osmanlı'nın XVIII. yüzyıldaki dönüşümünü anlamak için gereklidir.