Kût'tan sonra yeni bir hedef
29 Nisan 1916'da Kût'ül-Amâre'deki İngiliz garnizonu teslim olduğunda, Osmanlı 6. Ordusu Irak'ta büyük bir zafer kazanmıştı. Bu zaferin ardından ordunun önünde iki seçenek vardı: ya Dicle boyunca güneye, Basra'ya doğru ilerlemek, ya da doğuda, İran'da ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı harekete geçmek. Osmanlı komutanlığı ikinci seçeneği tercih etti. 1916 yazında Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu, İran'a doğru ilerledi ve Ağustos'ta Hemedan'a ulaştı.Bu harekât, Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı cepheleri arasında en az bilinenlerden biridir. Oysa Osmanlı birliklerinin İran'ın içlerine kadar ilerlediği, Rus kuvvetleriyle sert çarpışmaların yapıldığı bir seferdi.

İran: tarafsız ama savaşın ortasında
İran, Birinci Dünya Savaşı başladığında tarafsızlığını ilan etmişti. Ancak bu tarafsızlık, ülkenin savaşın dışında kalmasını sağlamadı. 1907 İngiliz-Rus Antlaşması ile İran, kuzeyde Rus ve güneyde İngiliz nüfuz bölgelerine ayrılmıştı. Rus birlikleri kuzey İran'da, İngiliz birlikleri güneyde bulunuyordu. Kaçar hükümeti ise zayıftı ve ülkenin büyük kısmını fiilen denetleyemiyordu.Savaş boyunca İran, Osmanlı, Rus ve İngiliz kuvvetlerinin çatıştığı bir alan oldu. Almanya da İran'da etkili olmaya çalışarak yerel aşiretleri İngiliz ve Rus kuvvetlerine karşı harekete geçirmeye uğraştı. Bu çok taraflı mücadele, İran halkı için büyük bir yıkım getirdi. Savaşın sonunda yaşanan kıtlık ve salgınlar, İran'da milyonlarca kişinin hayatına mal oldu.
Tarih notu
1907: İngiliz-Rus Antlaşması, İran'ın nüfuz bölgelerine ayrılması
Kasım 1914: İran tarafsızlığını ilan eder
Şubat-Mart 1916: Baratov'un Rus kuvvetleri Kirmanşah'a ilerler
29 Nisan 1916: Kût'ül-Amâre'nin teslimi
Haziran-Temmuz 1916: 13. Kolordu İran'a girer, Kirmanşah geri alınır
Ağustos 1916: Osmanlı birlikleri Hemedan'a ulaşır
11 Mart 1917: Bağdat'ın kaybı
Mart 1917: 13. Kolordu İran'dan çekilir
Kasım 1914: İran tarafsızlığını ilan eder
Şubat-Mart 1916: Baratov'un Rus kuvvetleri Kirmanşah'a ilerler
29 Nisan 1916: Kût'ül-Amâre'nin teslimi
Haziran-Temmuz 1916: 13. Kolordu İran'a girer, Kirmanşah geri alınır
Ağustos 1916: Osmanlı birlikleri Hemedan'a ulaşır
11 Mart 1917: Bağdat'ın kaybı
Mart 1917: 13. Kolordu İran'dan çekilir
Baratov'un ilerleyişi
1915 sonu ve 1916 başında General Nikolay Baratov komutasındaki Rus kuvvetleri, kuzey İran'dan güneybatıya doğru ilerledi. Baratov'un amacı, Kût'ta kuşatılan İngiliz garnizonuna yardım etmek ve Irak'taki Osmanlı ordusunu doğudan tehdit etmekti. Rus kuvvetleri Hemedan'ı aldıktan sonra Kirmanşah'a ilerledi ve Irak sınırına yaklaştı. Ancak Kût'un teslimi, bu planı boşa çıkardı. İngiliz garnizonu, Rus kuvvetleri yetişmeden teslim olmuştu.Kût'un tesliminden sonra Rus kuvvetleri Irak sınırında kendini zor bir durumda buldu. Osmanlı 6. Ordusu artık serbestti ve doğuya yönelebilirdi.
13. Kolordu'nun İran seferi
1916 yazında Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu, Hanekin üzerinden İran'a girdi. Osmanlı birlikleri, Rus kuvvetlerini sınırdan geri püskürttü ve Kirmanşah'ı aldı. Ardından doğuya ilerleyerek Ağustos 1916'da Hemedan'a ulaştı. Hemedan, İran'ın batısındaki en önemli şehirlerden biriydi; Tahran'a giden yolun üzerindeydi.Bu ilerleyiş, Osmanlı birliklerinin İran'da ulaştığı en uzak nokta oldu. Hemedan çevresinde Baratov'un kuvvetleriyle sert çarpışmalar yaşandı. Rus kuvvetleri doğuya çekildi; ama tamamen dağılmadı. İki taraf, sonbahar ve kış boyunca Hemedan ile Tahran arasındaki dağlık bölgede karşı karşıya kaldı.

Ek bilgi
İran seferi, Osmanlı ordusunun Birinci Dünya Savaşı'nda ne kadar geniş bir coğrafyada savaştığını gösteren örneklerden biridir. Aynı yıl Osmanlı birlikleri Kafkasya'da, Irak'ta, Filistin'de, Hicaz'da, Yemen'de, Galiçya'da, Romanya'da ve Makedonya'da da savaşıyordu. Bu kadar geniş bir alana yayılan kuvvetler, imparatorluğun sınırlı kaynaklarını tüketiyordu. İran'daki ilerleyiş taktik olarak başarılıydı; ama stratejik açıdan Irak'taki savunmayı zayıflattı.
Bağdat'ın kaybı ve geri çekilme
13. Kolordu'nun İran'daki varlığı, Irak'taki Osmanlı savunmasını zayıflattı. 6. Ordu'nun önemli bir kısmı İran'da bulunurken, İngiliz kuvvetleri General Frederick Maude komutasında Irak'ta yeniden toparlandı. Aralık 1916'da İngiliz taarruzu başladı. Şubat 1917'de Kût geri alındı ve 11 Mart 1917'de Bağdat İngiliz kuvvetlerinin eline geçti.Bağdat'ın kaybı, İran'daki 13. Kolordu'yu tehlikeli bir duruma soktu. Kolordu, Irak'taki ana kuvvetlerden kopma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Mart 1917'de İran'dan çekilme kararı alındı. Ali İhsan Bey'in birlikleri, Rus kuvvetlerinin takibi altında Irak'a geri döndü ve Dicle'nin kuzeyindeki savunma hattına katıldı. Çekilme düzenli biçimde yapıldı ve kolordu büyük kayıp vermeden Irak'a ulaştı.
Dağlarda kış
1916-1917 kışı, İran'daki Osmanlı birlikleri için çok ağır geçti. Hemedan ile Kirmanşah arasındaki yollar yüksek dağ geçitlerinden geçiyordu; kar ve soğuk, ikmal kollarının hareketini neredeyse durduruyordu. Irak'tan gelen ikmal, uzun ve zor bir yolu aşmak zorundaydı. Birlikler yiyecek ve yem ihtiyacının önemli bir kısmını yerel kaynaklardan karşılamaya çalıştı. Bu da bölge halkının zaten ağır olan yükünü artırdı.Salgın hastalıklar, bu cephede de en büyük düşmanlardan biriydi. Tifüs ve dizanteri, askerler arasında çatışmalardan daha çok kayba yol açtı. Sağlık hizmetleri sınırlıydı ve hastaların Irak'a taşınması çoğu zaman mümkün olmuyordu. Kolordu'nun subay ve askerleri, bu zor koşullara rağmen birliğini korudu. İran'daki kış, Kafkas cephesindeki Sarıkamış faciasının acı hatırasını taşıyan bir ordu için, iklimin bir savaşın sonucunu ne kadar etkileyebileceğini bir kez daha gösterdi.
Ali İhsan Paşa ve sonraki yıllar
13. Kolordu'nun komutanı Ali İhsan Bey, savaşın geri kalanında da Irak cephesinde görev yaptı. Mondros Mütarekesi'nden sonra İngilizler tarafından tutuklanarak Malta'ya sürgün edildi. Malta'dan dönüşünde Milli Mücadele'ye katıldı ve 1921-1922'de Batı Cephesi'nde 1. Ordu komutanlığı yaptı. Sonraki yıllarda Mustafa Kemal Paşa ile arası açıldı ve ordudan ayrıldı. Soyadı Kanunu'ndan sonra Sâbis soyadını aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
1. Tarih: Osmanlı birliklerinin Hemedan'a ulaşması Ağustos 1916'dır.
2. Komutanlar: Rus kuvvetlerinin komutanı General Nikolay Baratov, Osmanlı 13. Kolordusu'nun komutanı Ali İhsan Bey'dir (Sâbis).
3. İran'ın durumu: İran savaş boyunca resmi olarak tarafsız kalmıştır; ülkede yaşanan çatışmalar yabancı orduların varlığından kaynaklanmıştır.
2. Komutanlar: Rus kuvvetlerinin komutanı General Nikolay Baratov, Osmanlı 13. Kolordusu'nun komutanı Ali İhsan Bey'dir (Sâbis).
3. İran'ın durumu: İran savaş boyunca resmi olarak tarafsız kalmıştır; ülkede yaşanan çatışmalar yabancı orduların varlığından kaynaklanmıştır.
Uzak seferin dersi
İran seferi, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı stratejisinin ikilemini açıkça gösteriyor. Bir yanda taktik başarılar: Rus kuvvetleri geri püskürtüldü, Kirmanşah ve Hemedan alındı. Öte yanda stratejik bir bedel: ana cephe olan Irak zayıfladı ve Bağdat kaybedildi. Sınırlı kaynaklarla geniş bir coğrafyada hedef peşinde koşmak, sonunda asıl hedeflerin de kaybına yol açtı.Bize kalırsa bu tecrübe, Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal Paşa'nın benimsediği yaklaşımın neden önemli olduğunu gösteriyor. Mustafa Kemal, kuvvetleri tek bir ana cephede toplamayı, diğer cephelerde ise diplomasi ve sınırlı savunmayla yetinmeyi tercih etti. Bu anlayış, Birinci Dünya Savaşı'nda pek çok cephede yaşanan acı tecrübelerin bir sonucuydu. Hemedan'a kadar uzanan sefer, bu acı tecrübelerin unutulmaması gereken bir halkasıdır.