İçeriğe geç
Giriş yap
0

Şeyh Saad Muharebesi (6-8 Ocak 1916): Kût'u kurtarmaya gelen Dicle Kolordusu'nun ilk duvarı

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kût'taki kuşatma

1915 sonbaharında İngilizlerin Mezopotamya'daki harekâtı hızla genişlemişti. Basra'yı ve Şattülarap'ı İran petrol sahalarını korumak için ele geçiren Hint Seferi Kuvveti, Kurna, Nasıriye ve Es Sinn'de Osmanlı birliklerini geri itmiş, Bağdat'ın kapısına kadar gelmişti. General Charles Townshend'in 6. (Puna) Tümeni, 22-25 Kasım 1915'te Selman-ı Pak'ta (Ktesifon) Nurettin Bey'in kuvvetlerine saldırdı. Taktik bir başarı kazansa da ağır kayıplar verdi ve geri çekilmek zorunda kaldı. Aralık başında Kût'ül-Amare'ye kapanan tümen, Osmanlı 6. Ordusu tarafından kuşatıldı.

Kût'ta yaklaşık on bin asker ve binlerce sivil vardı. Garnizonun ne kadar dayanabileceği, erzak hesabına bağlıydı. Townshend'in ilk raporları erzakın kısa sürede tükeneceğini bildiriyordu. Bu yüzden İngiliz komutanlığı, Kût'u kurtarmak için aceleyle bir yardım kuvveti topladı: General Fenton Aylmer komutasındaki Dicle Kolordusu.
Şeyh Saad çarpışmasında ateş eden İngiliz sahra topları
Şeyh Saad çarpışmasında ateş eden İngiliz sahra toplarıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Aceleyle toplanan bir kolordu

Dicle Kolordusu'nun birlikleri büyük ölçüde Fransa'dan ve Mısır'dan gelen Hint tümenlerinden oluşuyordu. Bunların önemli bir kısmı Basra'ya yeni çıkmıştı ve bölgenin arazisini tanımıyordu. Nakliye araçları, sağlık birlikleri ve nehir gemileri yetersizdi. Kolordu, tam olarak toplanmadan, Ocak 1916'nın ilk günlerinde Dicle boyunca kuzeye yürümeye başladı.

Osmanlı tarafı ise Kût'un güneyinde, Dicle'nin iki yakasında kuşatmayı korumak için savunma mevzileri hazırlamıştı. Bu mevzilerin ilki, Kût'un yaklaşık 35 kilometre doğusundaki Şeyh Saad yöresindeydi. Türk kayıtlarında bu çarpışma "Sağ Sahil" adıyla da geçer. Mevziler nehrin her iki yakasına uzanıyor, açık ve düz bir araziye bakıyordu.
Tarih notu
22-25 Kasım 1915: Selman-ı Pak (Ktesifon) Muharebesi
7 Aralık 1915: Kût'ül-Amare kuşatması başlar
6 Ocak 1916: Dicle Kolordusu Şeyh Saad'daki Osmanlı mevzilerine saldırır
8 Ocak 1916: Çarpışmalar sona erer; Osmanlı birlikleri daha batıdaki mevzilere çekilir
13 Ocak 1916: Vadi çarpışması
21 Ocak 1916: Hanna çarpışması
29 Nisan 1916: Townshend Kût'ta teslim olur

Üç günlük çarpışma

6 Ocak 1916 sabahı Dicle Kolordusu'nun öncü kuvveti, sisli ve soğuk bir havada Şeyh Saad mevzilerine yaklaştı. Hint tümenleri nehrin iki yakasında ilerledi. Saldıranlar, Osmanlı mevzilerinin yerini tam olarak bilmiyordu; arazi düzdü ve gizlenecek yer yoktu. Osmanlı tüfekçileri ve makineli tüfekleri, açık arazide ilerleyen piyadeye ağır kayıplar verdirdi.

Çarpışma üç gün sürdü. 7 Ocak'ta nehrin iki yakasında yoğun çarpışmalar oldu; İngiliz birlikleri mevzilere yaklaşabildi ama kesin bir yarma yapamadı. 8 Ocak'ta Osmanlı birlikleri, kuşatma kuvvetlerinin bütünlüğünü korumak için daha batıdaki mevzilere çekildi. İngilizler Şeyh Saad'ı ele geçirdi, ama bunun bedeli yaklaşık 4.000 kişilik bir kayıptı. Bu, kolordunun gücünün önemli bir bölümüydü.
Dicle Kolordusu'nun 1916 harekâtını gösteren harita
Dicle Kolordusu'nun 1916 harekâtını gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Yaralıların çilesi

Şeyh Saad'ın en ağır yüzü, çarpışmalardan sonra yaşananlardı. İngiliz tarafının sağlık hizmeti, bu kadar yaralıyı karşılayacak düzeyde değildi. Yaralılar günlerce açık arazide, soğukta ve yağmurda bekledi. Nehir gemileriyle Basra'ya taşınmaları da uzun sürdü. Bu tablo İngiltere'de büyük tepki doğurdu ve Mezopotamya'daki harekâtın yönetimiyle ilgili sonradan kurulan soruşturma komisyonunun gündemine girdi.

Osmanlı birlikleri de ağır kayıp verdi, ama savunmanın amacına ulaştığını söylemek mümkün: Dicle Kolordusu Şeyh Saad'dan sonra, gücünün önemli bir kısmını yitirmiş hâlde Vadi ve Hanna mevzilerinin karşısına çıktı. Bu çarpışmalarda da kesin bir sonuç alamadı.
Ek bilgi
Kût'u kurtarma çabaları Ocak-Nisan 1916 arasında birbirini izleyen saldırılardan oluştu: Şeyh Saad (6-8 Ocak), Vadi (13 Ocak), Hanna (21 Ocak), Dujaila (8 Mart) ve Nisan'daki Felahiye-Sannaiyat saldırıları. Bunların hiçbiri Osmanlı kuşatma hattını kıramadı. Yardım kuvvetinin toplam kaybının, Kût'taki garnizonun sayısını aştığı genel kabul görür. Kût'un 29 Nisan 1916'da teslimi, İngiliz ordusunun Birinci Dünya Savaşı'ndaki en büyük teslimlerinden biri oldu.

Nehir, çamur ve kış

Mezopotamya'daki savaşı anlamak için önce Dicle'yi anlamak gerekir. Nehir, ordulara su, ulaşım ve ikmal sağlıyordu; ama aynı zamanda onların hareketini sınırlıyordu. Ocak ve Şubat aylarında yağmurlar düz araziyi çamura çeviriyor, nehir taşarak geniş alanları bataklığa döndürüyordu. Toplar ve arabalar bu çamurda saplanıyor, piyade diz boyu suda ilerlemek zorunda kalıyordu. Dicle Kolordusu'nun Şeyh Saad'dan sonraki saldırıları da bu koşullarda yapıldı. Hanna önlerindeki Ocak saldırısı, büyük ölçüde sel sularıyla kaplanmış bir arazide verildi.

Osmanlı tarafı için de koşullar kolay değildi. İkmal Bağdat'tan nehir yoluyla ve kervanlarla geliyordu; askerlerin önemli bir kısmı yetersiz giyecek ve yiyecekle kışı siperlerde geçirdi. Ama savunan taraf olmanın avantajı vardı: hazırlanmış mevzilerde beklemek, açık arazide ilerlemekten çok daha az kayıp verdiriyordu. Kût kuşatması boyunca bu denge, Osmanlı birliklerinin lehine işledi.

Goltz Paşa ve Halil Bey

Şeyh Saad sırasında Irak'taki Osmanlı kuvvetlerinin başında, 6. Ordu komutanı olarak Mareşal Colmar von der Goltz bulunuyordu. Kuşatmayı sahada yürüten komutanlar arasında Halil Bey (Kut) öne çıktı. Goltz 19 Nisan 1916'da Bağdat'ta öldü ve Kût'un teslimini göremedi. Halil Bey ise 6. Ordu'nun komutasını üstlendi ve teslim sonrası "Kutülamare Kahramanı" diye anıldı; sonradan Kut soyadını aldı.

Şeyh Saad'daki savunma, bu büyük sonucun ilk basamağıydı. Kuşatma hattını korumak için öne sürülen birlikler, yardım kuvvetini yavaşlattı, yıprattı ve zaman kazandırdı. Bu zaman, Kût'taki garnizonun erzakını tüketiyordu.
Mezopotamya cephesinde nehir kıyısında bir İngiliz kampı
Mezopotamya cephesinde nehir kıyısında bir İngiliz kampıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ariel Varges. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
1. Ad: Çarpışma İngiliz kaynaklarında "Battle of Sheikh Sa'ad", Türk askeri tarihinde ise "Sağ Sahil Muharebesi" olarak da anılır.
2. Kayıplar: Dicle Kolordusu'nun Şeyh Saad'daki kaybı yaklaşık 4.000 olarak verilir; Osmanlı kayıpları için rakamlar daha belirsizdir.
3. Tarih: Çarpışmalar 6-8 Ocak 1916 arasındadır. Bazı haritalar 6-9 Ocak aralığını kullanır, çünkü takip hareketleri 9 Ocak'a uzanmıştır.

Kût zaferinin ilk adımı

Kût'ül-Amare zaferi, çoğu zaman yalnızca teslim günüyle anılır. Oysa o sonuç, aylarca süren bir kuşatmanın ve kuşatmayı korumak için Dicle boyunda verilen bir dizi çarpışmanın ürünüydü. Şeyh Saad bu zincirin ilk halkasıydı. Kuşatma kuvvetlerinin bir kısmını kuşatma hattından alıp öne süren komutanlık, kendisinden çok daha kalabalık bir yardım kuvvetini düz ve açık arazide durdurmayı başarmıştı.

Bize göre Şeyh Saad'ın önemi, savunmanın arazi ve zamanla birlikte düşünüldüğünü göstermesinde. Mevziler, saldıranı açık alanda yakalayacak şekilde seçilmiş; çekilme kararı, birliği korumak ve bir sonraki mevzide aynı dersi tekrar vermek için verilmişti. Bu sabırlı savunma, Nisan sonunda Kût'ta gelen teslimin yolunu açtı. Bir yıl sonra Bağdat'ın kaybedilmesi bu başarının üzerine gölge düşürse de, Şeyh Saad'dan Kût'un teslimine uzanan dört ay, Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı tarafındaki en başarılı savunma dönemlerinden biri olarak kalır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap