Marmara'dan dönüş yolu
Ekim 1915'in sonunda Gelibolu cephesi bir çıkmaza girmişti. Kara harekâtı istenen sonucu vermemiş, İtilaf komutanlığı boğazın tamamen nasıl açılacağı sorusuna yanıt bulamamıştı. Bu dönemde Marmara'da faaliyet gösteren denizaltılar, İtilaf'ın elindeki birkaç etkili araçtan biri sayılıyordu. Fransızların Turquoise'u da Marmara'ya geçmeyi başarmış teknelerden biriydi. Ancak dönüş yolu, gidişten daha tehlikeliydi. 30 Ekim 1915'te Turquoise, Nara Burnu yakınında su üstündeyken Türk kıyı topçusunun isabetli ateşiyle durduruldu. Mürettebat teslim oldu, tekne de neredeyse sağlam olarak ele geçirildi.Bu olay, Çanakkale'deki deniz mücadelesinin en sıra dışı sonuçlarından birini doğurdu. Birkaç gün içinde onarılan Turquoise, Osmanlı donanmasına katıldı ve bir topçu onbaşısının adını aldı: Müstecip Onbaşı.

Émeraude sınıfının bir üyesi
Turquoise, Saphir ile aynı sınıftan, Émeraude sınıfının altı teknesinden biriydi. Ekim 1903'te Toulon Tersanesi'nde kızağa kondu, 3 Ağustos 1908'de suya indirildi ve 10 Aralık 1910'da hizmete girdi. Su üstünde yaklaşık 395 ton gelen, 44,9 metre boyundaki tekne iki dizel ve iki elektrik motoruyla çalışıyordu. Su üstünde 11 knotu biraz aşıyor, su altında 8,5 knot yapabiliyordu. İki subay ve yirmi üç erden oluşan mürettebatı, dört torpido kovanı ve altı torpidosu vardı.Bu özellikler, 1915'in boğaz koşullarında kolay bir yolculuk vaat etmiyordu. Boğazın Karadeniz'den Ege'ye doğru akan güçlü akıntısı, Marmara'ya girerken tekneyi geriye iterken dönüşte hızlandırıyordu. Ama dönüşte de aynı mayın hatlarının, ağların ve kıyı bataryalarının arasından geçmek gerekiyordu. Su altında kalış süresi akülerle sınırlıydı; tekne belirli aralıklarla yüzeye çıkmak zorundaydı.
Tarih notu
3 Ağustos 1908: Turquoise Toulon'da suya indirilir
10 Aralık 1910: Hizmete girer
Ekim 1915: Marmara'ya geçer
30 Ekim 1915: Nara Burnu yakınında kıyı topçusunun ateşiyle durdurulur, mürettebat teslim olur
3 Kasım 1915: Onarılarak Osmanlı donanmasına alınır, adı Müstecip Onbaşı olur
6 Kasım 1915: İngiliz E20 denizaltısı Marmara'da UB-14 tarafından batırılır
1918: Mondros'tan sonra tekne Fransa'ya iade edilir
10 Aralık 1910: Hizmete girer
Ekim 1915: Marmara'ya geçer
30 Ekim 1915: Nara Burnu yakınında kıyı topçusunun ateşiyle durdurulur, mürettebat teslim olur
3 Kasım 1915: Onarılarak Osmanlı donanmasına alınır, adı Müstecip Onbaşı olur
6 Kasım 1915: İngiliz E20 denizaltısı Marmara'da UB-14 tarafından batırılır
1918: Mondros'tan sonra tekne Fransa'ya iade edilir
30 Ekim: periskopa gelen mermi
Turquoise'un sonunu getiren olay, Nara Burnu açığında yaşandı. Denizaltı su üstünde seyrederken kıyıdaki bir bataryanın ateşi altına girdi. İsabeti sağlayan, topçu onbaşısı Müstecip'ti. Mermi teknenin periskop bölümüne isabet etti. Hasar gören denizaltı dalamaz hâle geldi ve mürettebat teslim olmak zorunda kaldı.Saphir ve Mariotte'den farklı olarak bu kez mürettebat tekneyi batırma fırsatı bulamadı. Turquoise neredeyse sağlam olarak Türk kuvvetlerinin eline geçti. Bu, yalnızca bir teknenin ele geçirilmesi değildi; içindeki belgeler de ele geçirilmişti. Savaşın gidişatını etkileyecek bilgi, tam da bu belgelerin arasındaydı.

Belgelerdeki randevu ve E20'nin sonu
Turquoise'dan çıkan belgeler arasında, İngiliz E20 denizaltısıyla Marmara'da yapılacak bir buluşmanın yeri ve zamanı da vardı. Bu bilgi, boğazda görev yapan Alman denizaltısı UB-14'e iletildi. 6 Kasım 1915'te UB-14, E20'yi tam da belgelerde belirtilen buluşma noktasında buldu ve torpidoyla batırdı. E20 mürettebatının büyük bölümü hayatını kaybetti; kurtulan birkaç kişi esir alındı.Bu zincir, savaşın bilgi boyutunu çok açık gösterir. Bir denizaltının ele geçirilmesi, bir hafta sonra başka bir denizaltının batırılmasıyla sonuçlanmıştı. Şifre ve belge imhası, denizaltı komutanlarının en önemli talimatlarından biriydi. Saphir ve Mariotte'de bu talimat uygulanmış, Turquoise'da ise zaman yetmemişti.
Ek bilgi
Müstecip Onbaşı adı, teknenin durdurulmasında rol oynayan topçu onbaşısını onurlandırmak için verildi. Osmanlı donanmasında bir savaş gemisine bir onbaşının adının verilmesi alışılmış bir uygulama değildi. Bu tercih, 1915'teki boğaz savunmasında kıyı bataryalarındaki erlerin ve küçük rütbeli askerlerin oynadığı rolün devlet katında da tanındığını gösteriyor. Tekne Osmanlı donanmasında daha çok liman içinde ve eğitim amacıyla tutuldu; savaşın sonuna kadar etkin bir harp devriyesine çıktığına dair kayıt yaygın değildir.
Osmanlı donanmasında bir denizaltı
Turquoise 3 Kasım 1915'te onarıldı ve Osmanlı donanmasına katıldı. Osmanlı denizcileri denizaltıya yabancı değildi; 1880'lerde Nordenfelt tipi iki denizaltı (Abdülhamid ve Abdülmecid) satın alınmış, ama bunlar etkin biçimde kullanılmamıştı. 1915'te ele geçen tekne ise savaş içinde kullanılmış, modern bir denizaltıydı. Ancak savaş koşullarında yedek parça, akü ve eğitimli mürettebat bulmak kolay değildi. Bu nedenle Müstecip Onbaşı, daha çok bir inceleme ve eğitim teknesi olarak değer taşıdı.1918'de Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf donanmaları İstanbul'a geldi. Tekne Fransa'ya iade edildi. Böylece Turquoise'un üç yıl süren olağanüstü yolculuğu, başladığı bayrağın altında sona erdi.
Dikkat: yanlış bilinen
1. Tarih: Ele geçirme tarihi 30 Ekim 1915 olarak verilir; onarılıp Osmanlı donanmasına katılışı 3 Kasım 1915'tir.
2. İsabet: Periskopa isabet eden atış Onbaşı Müstecip'e atfedilir. Teknenin karaya oturup oturmadığı gibi ayrıntılarda farklı anlatımlar bulunur; ortak nokta, teknenin topçu ateşiyle durdurulduğu ve mürettebatın teslim olduğudur.
3. E20: E20'nin batışı 6 Kasım 1915'tedir; buluşma bilgisinin Turquoise belgelerinden elde edildiği genel kabul görür.
2. İsabet: Periskopa isabet eden atış Onbaşı Müstecip'e atfedilir. Teknenin karaya oturup oturmadığı gibi ayrıntılarda farklı anlatımlar bulunur; ortak nokta, teknenin topçu ateşiyle durdurulduğu ve mürettebatın teslim olduğudur.
3. E20: E20'nin batışı 6 Kasım 1915'tedir; buluşma bilgisinin Turquoise belgelerinden elde edildiği genel kabul görür.

Bir onbaşının adı
Çanakkale anlatılarında büyük komutanların ve büyük günlerin yanında, bataryaların başında bekleyen isimsiz askerler çoğu zaman görünmez kalır. Turquoise olayı bu kuralın istisnalarından biri. Bir topçu onbaşısının isabeti, bir denizaltıyı durdurdu, ele geçen belgeler bir başka denizaltının sonunu getirdi ve tekne o onbaşının adıyla Osmanlı donanmasının listesine yazıldı.Bizce bu hikâyenin en öğretici yanı, boğaz savunmasının bir sistem olarak çalışmasıdır. Kıyı bataryası, belgeleri inceleyen istihbarat subayları, haberi Alman denizaltısına ileten karargâh ve nihayet UB-14'ün komutanı, birbirinden habersiz ama aynı hedefe dönük bir zincirin halkalarıydı. Turquoise'un ele geçirilmesi, bu zincirin en iyi işlediği anlardan biri olarak hatırlanmayı hak ediyor. Seddülbahir'den Nara'ya uzanan kıyıdaki her mevzi, aynı nöbetin bir parçasıydı; Müstecip Onbaşı adı da o nöbetin simgesi oldu.