İçeriğe geç
Giriş yap
0

Nezahat Onbaşı: 70. Alay'ın çocuk eri ve 92 yıl sonra verilen İstiklal Madalyası

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 30 Ocak 1921 tarihli oturumunda, İstiklal Madalyası verilmesi kararlaştırılan ilk kişi bir subay ya da milis komutanı değil, henüz on iki yaşında bir kız çocuğuydu: Nezahat. Babasının komuta ettiği 70. Alay'la birlikte cepheden cepheye dolaşan Nezahat, Gediz'de geri çekilen askerlerin önüne geçtiği için onbaşılığa terfi ettirilmişti. Ancak madalya ona hayatı boyunca verilmedi; 30 Ekim 2013'te torununun kızına takıldı. Bu yazı Nezahat Onbaşı'nın hikâyesini ve madalyanın 92 yıllık gecikmesini kaynaklarıyla aktarıyor.
İstiklal Madalyası
İstiklal MadalyasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: tacirci. Dosya sayfası

Cepheye giden çocuk

Nezahat'ın babası Hafız Halit Bey, annesi Hadiye Hanım'dı. Annesini Birinci Dünya Savaşı yıllarında veremden kaybetti; babası onu cepheye yanında götürmek zorunda kaldı. Böylece Nezahat önce Çanakkale Savaşı'nın yıllarını, ardından babasının emrindeki 70. Alay'la Milli Mücadele'yi cephede geçirdi. Çocukluğu cephelerde geçti; ata binmeyi ve silah kullanmayı orada öğrendi.

İlk asker elbisesini 1920'de giydi. İlk silahını cephede karşılaştığı Çerkez Ethem hediye etti. 600 kişilik 70. Alay'ın simgesi hâline geldi; Yunan kuvvetleri bu birliğe "Kızlı Alay" diyordu. 70. Alay'la birlikte Geyve, Konya İsyanı'nın bastırılması, Birinci ve İkinci İnönü, Sakarya ve Gediz muharebelerinde bulundu.

Gediz'deki sözleri

Gediz cephesi, Türk birliklerinin Yunan kuvvetlerine karşı ilk kez geri çekilmek zorunda kaldığı yerlerden biriydi. Nezahat bu sırada kaçan askerlerin önüne dikilerek şöyle seslendi:
Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?
Bu sözlerin askerlerin geri dönmesinde ve birliğin toparlanmasında rol oynadığı anlatılır. Olaydan sonra tümen komutanı Ahmet Derviş Paşa tarafından onbaşılığa terfi ettirildi.
Atatürk İstiklal Madalyası ile bir törende, 1925
Atatürk İstiklal Madalyası ile bir törende, 1925Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Mustafa Kemal'le karşılaşmaları

Nezahat, Mustafa Kemal Paşa'yla ilk kez onun alayı ziyareti sırasında tanıştı. Daha sonra cephede üç kez daha karşılaştılar: Bursa'da Ahudağ eteklerinde, Bozüyük'te Mustafa Kemal'in özel vagonunda ve Akşehir'de. İsmet Paşa da onun hikâyesiyle ilgilendi. Nezahat'ın İnönü Savaşı'ndaki katkıları Mustafa Kemal'in takdirini kazandı.

Meclis kararı

Nezahat'ın hikâyesi savaş yıllarında Meclis'te konuşuldu. 30 Ocak 1921'de yapılan 140. oturumun birinci celsesinde Bursa Mebusu Emin Bey, ilk İstiklal Madalyası'nın Nezahat Onbaşı'ya verilmesini önerdi. Karar zabıtlara geçti; ancak uygulamaya konmadı.
Tarih notu
30 Ocak 1921 tarihli karar, Meclis'in açılmasından yalnızca dokuz ay sonra alındı. O günlerde Birinci İnönü Muharebesi yeni kazanılmış, cephede düzenli ordu kurulma aşamasındaydı. Nezahat'ın babası Hafız Halit Bey'in komutasındaki 70. Alay da bu dönemde Batı Cephesi'nde görev yapıyordu.

Savaştan sonraki hayatı

Savaştan sonra babasıyla İstanbul'a yerleşti. Önce Bursa Amerikan Kız Koleji'nde, ardından İstanbul Kumkapı'daki Fransız Jan Dark Enstitüsü'nde okudu. Babasının ikinci evliliğinden sonra okuldan alındı. 1931'de İstiklal Madalyası sahibi Yüzbaşı Mehmet Rıfat Bey'le evlendi; Soyadı Kanunu'yla "Baysel" soyadını aldılar ve iki kızları oldu. Eşinin görevleri nedeniyle Tokat, Amasya, Bursa, Ankara ve İstanbul'da yaşadı. Yarım kalan eğitimini 1936'da Ankara'daki İsmet İnönü Kız Enstitüsü'nde tamamladı. Eşi Atatürk'ün yaverleri arasına girince Dolmabahçe Sarayı'ndaki devlet törenlerine ve balolara katıldı.

Kamuoyu Nezahat Onbaşı'nın hikâyesini 1944'te Samet Ağaoğlu'nun "Kuvayı Milliye Ruhu" adlı kitabıyla öğrendi. Onunla görüşen gazeteci Kadri Kayabal, Kurtuluş Savaşı belgelerini ödünç aldı ve kaybetti. Onbaşılık belgesi kaybolduğu için madalya işlemleri ilerlemedi. 1986'da Dolmabahçe Sarayı'ndaki bir törenle TBMM Başkanı Necmettin Karaduman tarafından kendisine bir takdir beratı verildi. 1983'te TRT'nin "Atatürk'ten Anılar" programına konuk oldu.
İstiklal Madalyası'nın arka yüzü
İstiklal Madalyası'nın arka yüzüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Oguloncel. Dosya sayfası

92 yıl sonra gelen madalya

Nezahat Baysel'in hikâyesi, Ozan Bodur'un 2013'te yayımlanan "Meclis'in Unuttuğu Kahraman Nezahet" kitabıyla yeniden gündeme geldi. Anadolu Ajansı'nın haberine göre TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 30 Ekim 2013'teki törende şöyle konuştu:
Bir borcumuz vardı. Gecikerek de olsa onu yerine getirmemiz gerekti. Bunun için milletimizden özür diliyorum.
Çiçek, Baysel'in hayattayken hiçbir zaman "madalyamı verin" talebinde bulunmadığını da belirtti. Madalya, Baysel'in torunu Şebnem Üçok'un kızı Gizem Ünaldı'ya takıldı ve Nezahat Baysel 95 bin 262'nci İstiklal Madalyası sahibi olarak resmen kayda geçti. Gizem Ünaldı törende, Cumhuriyet'in 90. yılında bu madalyayı taşımanın onur verici olduğunu söyledi.
Ek bilgi
Çiçek aynı konuşmada Milli Mücadele'nin kadın kahramanlarını da andı: Tarsuslu Kara Fatma, Tayyar Rahmiye, Onbaşı Halide, Binbaşı Ayşe, Nene Hatun ve Süreyya Sülün Hanım bu isimler arasındaydı. Nezahat Onbaşı'nın hikâyesi daha sonra anime-manga tekniğiyle bir çizgi roman olarak da yayımlandı.
Dikkat: yanlış bilinen
1. Ölüm tarihi: Nezahat Baysel 24 Eylül 1994'te Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde öldü. Anadolu Ajansı'nın 2013 tarihli haberinde ise Çiçek'in konuşmasında ölüm yılı 1993 olarak geçer.
2. Yaşı: Kaynaklarda Nezahat'ın cepheye dokuz yaşında katıldığı ve on iki yaşında onbaşılığa terfi ettirildiği yazılır; doğum tarihi kesin olarak kayıtlı değildir.
3. Gediz'deki olay: Gediz'deki sözleri ve askerlerin geri dönüşü, Nezahat Hanım'ın kendi anlatımlarına ve sonradan yazılan eserlere dayanır; olayın gününü gösteren bir askerî rapor yayımlanmamıştır.

Değerlendirme

Nezahat Onbaşı, Milli Mücadele'de cephede bulunan en genç isimlerden biridir ve TBMM kayıtlarına göre İstiklal Madalyası verilmesi kararlaştırılan ilk kişidir. Belgelerinin kaybolması ve bürokratik gecikmeler nedeniyle madalyasını hayattayken alamadı; madalya 30 Ekim 2013'te ailesine teslim edildi. Hikâyesi, Milli Mücadele'deki kadınların ve çocukların katkısının resmî kayıtlara geç yansıyabildiğini gösteren bir örnektir.

Nezahat Onbaşı'nın hikâyesinde bizi en çok etkileyen, bir hakkın teslim edilmesinin doksan yılı aşan bir zaman alması oldu. Çocuk yaşta cephede bulunan birinin madalyasını hayattayken alamaması, bürokrasinin bazen tarihî borçları ödemekte ne kadar yavaş kalabildiğini gösteriyor. Bizce bu gecikme, Millî Mücadele'deki kadın ve çocuk katkısının resmî hafızaya geç girmesinin küçük ama anlamlı bir yansıması. Madalyanın sonunda ailesine verilmesi, hafızanın düzeltilebileceğini de gösteriyor. Benzer pek çok ismin hâlâ yerel anlatılarda kaldığını düşünürsek, bu tür hikâyelerin belgeleriyle derlenmesi değerli bir iş.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap