IV. Murad, 1623–1640 arasında hüküm süren on yedinci Osmanlı padişahıdır. 27 Temmuz 1612'de İstanbul'da doğdu; babası I. Ahmed, annesi Kösem Sultan'dır. Amcası I. Mustafa'nın ikinci kez tahttan indirilmesiyle 10 Eylül 1623'te, on bir yaşında tahta çıktı. Saltanatının ilk dokuz yılı annesinin naipliği altında geçti; 1632'den sonra yönetimi tamamen eline aldı ve sert yasaklarıyla, acımasız cezalarıyla, Revan ve Bağdat seferleriyle tanındı. Onun döneminin sonunda imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması, bugünkü Türkiye-İran-Irak sınırlarının kabaca çerçevesini çizdi. IV. Murad'ın portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Çocuk padişah ve naip anne
Murad tahta çıktığında devletin durumu iç açıcı değildi. II. Osman'ın katli üzerine Erzurum'da ayaklanan Abaza Mehmed PaşaAnadolu'da yeniçerilere karşı kanlı bir intikam hareketine girişmişti; hazine tükenmiş, Bağdat1624'te Safevîlerin eline geçmişti. Padişah henüz çocuk olduğu için devleti annesi Kösem Sultan, nâib-i saltanat sıfatıyla yönetiyordu. Bu yıllarda sadrazamlar sık değişti; Hafız Ahmed Paşa, Hüsrev Paşa, Recep Paşa gibi isimler birbirini izledi.
Abaza meselesi ancak 1628'de, Sadrazam Hüsrev Paşa'nın Erzurum seferiyle kapandı; teslim olan Abaza Mehmed Paşa bağışlanarak Bosna beylerbeyliğine atandı. 1625 yazında başlayan ve İstanbul'da günde bin kişinin ölümüne yol açtığı anlatılan veba salgını da bu dönemin unutulmayan felaketlerindendir.
Dikkat: yanlış bilinen
1632 Mayıs'ındaki dönüm noktası: 1631–1632 kışında sipahiler ve yeniçeriler ayaklanarak saraya yürüdü, Sadrazam Hâfız Ahmed Paşa'yı padişahın gözü önünde öldürdüler. Murad'ın bu olaydan derin biçimde etkilendiği ve intikam yemini ettiği anlatılır. Ayaklanmanın arkasında olduğunu düşündüğü Recep Paşa'yı 18 Mayıs 1632'de idam ettirdi; bu tarih, onun mutlak yönetiminin başlangıcı olarak kabul edilir.
Yasaklar dönemi
Mutlak yönetime geçen Murad'ın ilk işleri kamu düzenine yönelikti. Tütün ve afyon içimi yasaklandı, kahvehaneler fitne yuvası sayılarak kapatıldı. Cibali'de 2 Eylül 1633'te çıkan ve şehrin beşte birini yakan büyük yangın, bu sert önlemlere bahane oldu. 1634'te şarap satışı ve içimi de yasaklandı, meyhaneler kapatıldı. Yasakların dayanağı kısmen Kadızâdeliler olarak bilinen vaizlerin sert dinî söylemiydi; ama asıl kaygı kalabalıkların toplandığı yerlerin siyasi tehlikesiydi.
Padişahın kılık değiştirip geceleri sokaklarda dolaştığı, yasağa uymayanları bizzat cezalandırdığı anlatısı dönemin kroniklerinde ve Evliya Çelebi'de yer alır. Cezalar çok ağırdı; idam sıradan bir ceza hâline geldi. Murad bir kadıyı idam ettirdiği için kendisini eleştiren şeyhülislam Ahîzâde Hüseyin Efendi'yi de 1634'te idam ettirdi; bu, Osmanlı tarihinde bir şeyhülislamın idam edildiği ilk olaydı ve ulemanın sürgünle cezalandırıldığı gelenekten açık bir sapmaydı. Topkapı Sarayı'ndaki Revan KöşküGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: The original uploader was İlhami DİNÇ at Turkish Wikipedia. Dosya sayfası
Ek bilgi
Yabancı gözlemcilerin kayıtları: Murad dönemi, İstanbul'daki yabancı elçilerin raporlarında geniş yer tutar. Venedik balyoslarının Senato'ya gönderdiği yazışmalar Venedik Devlet Arşivi'nde (Archivio di Stato di Venezia), İngiliz elçilerinin mektupları Londra'daki Ulusal Arşiv'in Türkiye yazışmaları dizisinde (State Papers, SP 97) saklanır. Bu metinler yasakların ve idamların İstanbul sokaklarında nasıl yankı bulduğunu, kronikler kadar ayrıntılı ama dışarıdan bir gözle aktarır. Moldova prensi ve tarihçi Dimitrie Cantemir ise bir asır sonra yazdığı Osmanlı tarihinde Murad'ın 1632'de içkiyi Müslümanlara bile serbest bıraktığını, sonra 1634'te sıkı bir yasak koyduğunu kaydeder.
Revan ve Bağdat seferleri
Murad'ın saltanatını en çok belirleyen olay, 1623'te başlayan Osmanlı-Safevî savaşıdır. Padişah 1635'te bizzat sefere çıktı; Revan (Erivan) kuşatılıp alındı, ardından Tebriz'e girildi. Ancak Revan bir yıl sonra yeniden Safevîlerin eline geçti. Asıl hedef Bağdat'tı. 1638'de yeniden ordunun başına geçen Murad, kırk gün süren bir kuşatmadan sonra Aralık 1638'de Bağdat'ı geri aldı. Savaş 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile sona erdi: Irak Osmanlı'da kaldı, Revan ve Doğu Kafkasyaİran'a bırakıldı.
Bu zaferlerin hatırası Topkapı Sarayı'nda bugün de yaşar. Sarayın dördüncü avlusundaki Revan Köşkü (1635–1636) ve Bağdat Köşkü (1639) bu seferlerin anısına yaptırıldı. Bağdat'tayken padişahın Babür hükümdarı Şah Cihan'ın elçilerini kabul edip onları değerli hediyelerle Basra'ya uğurladığı da bilinir. Topkapı Sarayı'ndaki Bağdat KöşküGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: Jorge Láscar from Australia. Dosya sayfası
Kısa bir ömür
Bağdat dönüşünde sağlığı hızla bozulan Murad, 8 Şubat 1640'ta, yirmi yedi yaşında İstanbul'da öldü. Ölüm nedeni genellikle siroz ve gut gibi rahatsızlıklarla açıklanır; aşırı içki tüketimi de bu bağlamda anılır. Erkek çocuklarının hiçbiri yaşamadığı ve kardeşlerinin çoğunu öldürttüğü için tahta geçebilecek tek şehzade kardeşi İbrahim kalmıştı. Ahmed Camii'ndeki babasının türbesine gömüldü. Murâdî mahlasıyla şiirler yazdığı, güçlü bir okçu ve güreşçi olduğu da kaynaklarda geçer.
Tarih notu
Kronoloji: 27 Temmuz 1612: İstanbul'da doğum. 10 Eylül 1623: Tahta çıkış; Kösem Sultan naip olur. 1628: Abaza Mehmed Paşa teslim olur. 18 Mayıs 1632: Recep Paşa'nın idamı; mutlak yönetim başlar. 2 Eylül 1633: Cibali yangını; yasaklar sertleşir. 1635: Revan Seferi. Aralık 1638: Bağdat'ın geri alınışı. 17 Mayıs 1639: Kasr-ı Şirin Antlaşması. 8 Şubat 1640: Ölüm.
IV. Murad: sertlik ve düzen arasında
IV. Murad genellikle iki uç arasında anlatılır: devleti toparlayan güçlü bir hükümdar ya da korkuyla yöneten zalim bir padişah. Bizim okumamıza göre iki tablo da eksiktir. Murad'ın mirası, gücün yeniden saray merkezine toplanabileceğini göstermesidir; ama bu toparlanma kurumsal bir reformdan çok kişisel bir otoriteye dayanıyordu. Kendisinden sonra tahta çıkan kardeşi İbrahim'in döneminde düzenin hızla dağılması da bu kişisel yönetimin sınırlarını açıkça ortaya koyar.