İçeriğe geç
Giriş yap
0

Hotin Seferi (1621): II. Osman'ın Lehistan seferi, Dinyester kıyısındaki tabya ve yarım kalan zafer

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Hotin Seferi, genç padişah II. Osman'ın bizzat komuta ettiği ve 2 Eylül – 9 Ekim 1621 arasında Dinyester nehri kıyısındaki Hotin Kalesi önünde süren büyük bir kuşatma ve meydan savaşları dizisidir. Karşı tarafta Lehistan-Litvanya Birliği'nin ordusu, Litvanya Büyük Hetmanı Jan Karol Chodkiewicz komutasında, veliaht Władysław Vasa'nın kuvvetleri ve Ataman Petro Konaşeviç-Sahaydaçnıy'ın Zaporijya Kazakları vardı. Sefer, otuz yedi gün boyunca tahkimatlı bir ordugâha yapılan saldırılarla geçti ve ilk kar yağmadan bir barışla sona erdi. Sonuç kâğıt üzerinde iki tarafın da kabul edebileceği bir uzlaşmaydı; ama İstanbul'a dönen padişahın gözünde ordunun, özellikle yeniçerilerin başarısızlığıydı ve bu kırgınlık bir yıl sonra Osmanlı tarihinin ilk padişah katline giden yolu açtı.
Józef Brandt'ın Hotin Muharebesi'ni konu alan tablosu
Józef Brandt'ın Hotin Muharebesi'ni konu alan tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Józef Brandt. Dosya sayfası

Sefere giden yol: Boğdan, Kazaklar ve Otuz Yıl Savaşları

XVI. yüzyılın sonu ile XVII. yüzyılın başında Leh magnatları, Fatih döneminden beri Osmanlı'ya bağlı olan Boğdan voyvodalığının iç işlerine sık sık karışıyordu. Buna Dinyester ve Karadeniz kıyılarına yapılan Kazak akınları ekleniyordu; Kazaklar adı üstünde Leh tebaası sayıldığından İstanbul bu akınların sorumluluğunu Varşova'ya yüklüyordu. Aynı yıllarda Orta Avrupa Otuz Yıl Savaşları'nın içindeydi. Kral III. Zygmunt, Habsburg müttefiklerine yardım için Lisowczycy adıyla anılan paralı süvari birliğini göndermiş, bu birlik 1619'da Erdel kuvvetlerini Humenné'de yenmişti. Erdel Prensi Bethlen Gábor bunun üzerine padişahtan yardım istedi.

Sefer kararının arka planında bir de 1620 Çeçora (Cecora) zaferi vardı. Özi beylerbeyi İskender Paşa, 20 Eylül 1620'de Boğdan topraklarında Leh ordusunu bozmuş, Leh hetmanı Stanisław Żółkiewski çarpışmada ölmüş, Stanisław Koniecpolski esir düşmüştü. Bu başarı, İstanbul'da Lehistan'ın kolayca dize getirilebileceği izlenimini doğurdu. II. Osman'ın ordunun başına bizzat geçmesi, Kanuni'den sonra uzun süredir görülmeyen bir şeydi.
Ek bilgi
Ordunun mevcudu: Kaynaklardaki sayılar birbirinden çok farklıdır; Osmanlı ordusu için 120.000 ile 160.000 arası tahminler yaygındır. Daha sağlam bir veri, İaşi yakınında 26–27 Temmuz 1621'de dağıtılan bahşiş kayıtlarından gelir: maaşlı kapıkulu askerinin sayısı 34.825 olarak geçer ve her birine 1.000 akçe verilmiştir. Tatar, Boğdan ve Eflak birlikleri ordunun yaklaşık dörtte birini oluşturuyordu. Leh-Litvanya ordusu yaklaşık 30.000, yanındaki Kazak kuvveti ise 25.000–40.000 kişi olarak hesaplanır.

İstanbul'dan Dinyester'e

Ordu Nisan 1621'de İstanbul ve Edirne'den yola çıktı. Bucak Nogaylarının beyi Kantemir Mirza ve Kırım Hanı Canibek Giray de kuvvetleriyle orduya katıldı. Yürüyüş uzun sürdü; yağmurlar, köprü kurma işleri ve ikmal güçlükleri yüzünden ordu Hotin önüne ancak Eylül başında varabildi. Bu gecikme, Leh tarafına çok değerli bir zaman kazandırdı.

Chodkiewicz Ağustos'un son haftasında Dinyester'i geçerek Hotin Kalesi'nin yanında yerleşti ve ordugâhını derin bir savunma düzeniyle çevirdi. Ordugâhın arkasında kale ve nehir, önünde yarım daire biçiminde toprak tabyalar vardı. Sağ kanadı Chodkiewicz, merkezi Władysław, sol kanadı Stanisław Lubomirski yönetiyordu; ana hattın önüne Kazakların ve paralı birliklerin iki ayrı tahkimatlı kampı kurulmuştu. Bu düzen, Leh ordusunun büyük Osmanlı kuvvetleri karşısında sık kullandığı bir yöntemdi: siperde bekle, saldırı kırılınca ağır süvariyle karşı hücuma geç.
II. Osman ve ordusunu Hotin seferine giderken gösteren Osmanlı minyatürü
II. Osman ve ordusunu Hotin seferine giderken gösteren Osmanlı minyatürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1620s artist. Dosya sayfası

Otuz yedi günlük kuşatma

2 Eylül'de Osmanlı ordusu Hotin'e ulaştı ve ertesi gün saldırılar başladı. İlk hedef ordugâhın önündeki Kazak kampıydı; burada çok kanlı çarpışmalar oldu. Eylül boyunca yapılan büyük saldırılar tabyaları aşamadı. Leh hafif ve ağır süvarisinin karşı hücumları, özellikle kanatlı hafif süvari (husarz) birliklerinin hücumları, Osmanlı saflarında ağır kayıplara yol açtı. Bu arada iki ordu da hastalık, açlık ve sonbahar soğuğuyla boğuşuyordu.

Leh ordusunun yaşlı komutanı Chodkiewicz, 24 Eylül 1621'de ordugâhta öldü; komutayı Lubomirski devraldı. Osmanlı tarafı bu ölümü bir fırsat olarak gördü ve ardından yeni saldırılar düzenledi, ancak savunma yine dağılmadı. Ekim başına gelindiğinde mevsim ilerlemiş, iki taraf da yorulmuştu. Barış görüşmeleri bu koşullarda başladı ve 9 Ekim 1621'de antlaşmaya varıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Polonya'daki tanıklık: Seferin en ayrıntılı çağdaş anlatılarından biri, Leh ordusunda bulunan ve sonradan Kral III. Jan Sobieski'nin babası olacak Jakub Sobieski'nin Latince kaleme aldığı ve 1646'da basılan Commentariorum Chotinensis belli libri tres adlı eserdir. Polonya kütüphanelerinde saklanan bu metin, Leh tarafının gözünden her günün olaylarını verir. Osmanlı tarafında ise sefer kronikler ve ordu kayıtlarından izlenir. İki anlatım yan yana okunduğunda sayılar ve kayıplar birbirini tutmaz; ama tarihler ve olayların sırası büyük ölçüde örtüşür.

Hotin Antlaşması: kimin kazandığı sorusu

Antlaşma, iki ülke arasında daha önce yapılan 1617 Buşa (Busza) uzlaşmasını büyük ölçüde yeniledi. Lehistan, Boğdan'ın iç işlerine karışmamayı ve Kazak akınlarını durdurmayı üstlendi; Osmanlı tarafı da Tatar akınlarını engelleme sözü verdi. Hotin Kalesi Boğdan'a bırakıldı. Sınır değişmedi, Lehistan haraç ödemeyi kabul etmedi.

Leh tarih yazımı Hotin'i, Osmanlı'nın büyük bir ordusunu durduran bir savunma zaferi olarak anar; o dönemde Avrupa'da yayımlanan broşürler de olayı Hıristiyan dünyası için bir kurtuluş olarak sundu. Osmanlı açısından tablo daha karmaşıktır: ordu yenilmeden çekildi, Boğdan üzerindeki hâkimiyet korundu, ama sefer başta umulan büyük kazancı getirmedi.
Dinyester kıyısındaki Hotin Kalesi
Dinyester kıyısındaki Hotin KalesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Xsandriel. Dosya sayfası

Hotin'den Yedikule'ye

Seferin asıl ağır sonucu İstanbul'da görüldü. II. Osman, Hotin önündeki başarısızlığın sorumlusu olarak yeniçerileri ve kapıkulu ocaklarını gördü. Dönüşte ocakları yeniden düzenlemek, Anadolu ve Suriye'den yeni bir ordu toplamak gibi planlar konuşulmaya başladı; padişahın hac niyeti de bu planların kılıfı olarak algılandı. Asker bu dedikodularla ayaklandı ve Mayıs 1622'de padişah tahttan indirilip Yedikule'de öldürüldü.
Tarih notu
Kronoloji:
20 Eylül 1620: Çeçora'da Leh ordusu bozulur; Żółkiewski ölür.
Nisan 1621: II. Osman ordusuyla İstanbul'dan yola çıkar.
26–27 Temmuz 1621: İaşi yakınında bahşiş dağıtımı; 34.825 kapıkulu askeri kayda geçer.
2 Eylül 1621: Osmanlı ordusu Hotin önüne gelir.
24 Eylül 1621: Chodkiewicz ölür; komutayı Lubomirski alır.
9 Ekim 1621: Hotin Antlaşması.
20 Mayıs 1622: II. Osman tahttan indirilir.

Hotin'i iki ucundan okumak

Hotin'e yalnızca bir muharebe olarak bakınca sonuç berabere gibidir: kimse toprak kaybetmedi, kimse büyük bir kazanç da elde etmedi. Bizce asıl önemli olan, seferin iki ülkenin iç siyasetinde bıraktığı izdir. Lehistan'da Hotin, ulusal bir savunma destanına dönüştü ve sonraki kuşakların Osmanlı'ya bakışını şekillendirdi. Osmanlı'da ise padişahla ordusu arasındaki güven bu seferde koptu. Kuşatmadan bir yıl sonra yaşanan Haile-i Osmaniye, Hotin önündeki o yorucu otuz yedi günün devlet merkezine taşınmış devamı gibidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap