Türk-Polonya dostluğu söz konusu olduğunda neredeyse her konuşmada aynı hikâye anlatılır: Lehistan 18. yüzyılın sonunda komşuları tarafından paylaşılınca Osmanlı Devleti bu paylaşmayı tanımamış; yabancı elçilerin kabul edildiği her törende Lehistan elçisinin yeri sorulmuş ve "Lehistan elçisi yoldadır, gecikti" cevabı verilmiştir. Hikâye güzeldir ve iki ülkenin ilişkisini çok iyi özetler. Ama kaynaklar, bunun belgeye dayanan bir protokol uygulamasından çok, sonradan yazıya geçirilmiş bir söylence olduğunu açıkça belirtir. İstanbul'daki Polonezköy (Adampol), 2015Görsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Hamdigumus. Dosya sayfası
Hikâyenin iki biçimi
Türkçe Vikipedi hikâyeyi açıkça "söylence" olarak sunar ve iki biçimini aktarır. Birinci biçime göre padişah yabancı diplomatları kabul ettiğinde hep Lehistan elçisini sorar, sadrazam da yaklaşıp sanki padişahın kulağına fısıldıyormuş gibi ama herkesin duyacağı şekilde "Lehistan sefiri yoldadır, ancak yollardaki müşkülat yüzünden gecikmiştir" der. İkinci biçime göre ise bazı eserlerde sadrazamların yabancı elçiliklere verdikleri yıllık davetlerde Rusya, Avusturya ve Prusya elçilerine her defasında "Lehistanlı meslektaşınız nerede? Aranızda göremiyorum!" diye sorduğu yazılır.
İngilizce Wikipedia'daki biçim biraz daha farklıdır: Diplomatik heyet padişah tarafından kabul edildiğinde, Polonya temsilcisinin boş sandalyesini gören Osmanlı protokol şefi gösterişli bir biçimde "Lehistan temsilcisi nerede?" diye sorar, yardımcısı da her seferinde "Ekselansları, Lehistan temsilcisi önemli engeller nedeniyle gelemedi" diye cevap verirmiş; bu da paylaşan devletlerin diplomatlarını rahatsız edermiş. Kaynak, hikâyenin bugün Polonya'da yaygın biçimde anlatıldığını da ekler.
Hikâye ilk kez ne zaman yazıldı?
Söylencenin kaynağı konusunda İngilizce Wikipedia çok önemli bir bilgi verir: Hikâyenin ilk yazılı kaydı, 1936-1945 yılları arasında Polonya'nın Türkiye büyükelçisi olan Michał Sokolnicki'ye (1880-1967) aittir. Sokolnicki hikâyeyi, İstanbul'daki Polonya topluluğunu tanıyan Türk asker ve devlet adamı Ali Fuat Cebesoy'dan (1882-1968) duymuştur. Kaynağa göre Cebesoy bu sembolik konuşmanın saltanatın sonuna kadar sürdüğünü ve II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) genç bir subayken buna bizzat tanık olduğunu söylemiştir.
Dikkat: yanlış bilinen
Bu bilgiye göre söylencenin bilinen ilk yazılı kaydı 20. yüzyılın ortasına, 1936-1945 arasına aittir ve tek bir tanıklığa dayanır. Kaynaklarda, hikâyeyi 18. veya 19. yüzyılda kayda geçiren bir Osmanlı protokol belgesi ya da çağdaş bir diplomatik rapor gösterilmez. Hikâyedeki soruyu soran kişi de kaynaklarda farklıdır: Türkçe Vikipedi'de padişah ya da sadrazam, İngilizce Wikipedia'da protokol şefidir. Bu nedenle "Osmanlı resmî protokolünde her törende Lehistan elçisi soruldu" cümlesi belgelenmiş bir olgu olarak değil, Cebesoy'un tanıklığına dayanan bir söylence olarak aktarılmalıdır.
Söylencenin arkasındaki gerçek
Hikâyenin belgesi zayıf olsa da, arkasındaki siyasi tutum kaynaklarla desteklenir. İngilizce Wikipedia'ya göre Polonya'nın paylaşılmasının ardından Osmanlı İmparatorluğu, Lehistan-Litvanya Birliği'nin son paylaşımını tanımayan tek büyük ülke oldu. Daha önce de Osmanlı'nın Rusya'ya karşı Polonyalı Bar Konfederasyonu'nu desteklemesi 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nı tetiklemişti.
Kaynaklar 19. yüzyılda Polonyalı mültecilere kapılarını açan bir Osmanlı'yı da anlatır. İngilizce Wikipedia'ya göre Kasım Ayaklanması, Ocak Ayaklanması ve Kırım Savaşı'nın pek çok Polonyalı gazisi Türkiye'ye geldi; Michał Czajkowski gibi subaylar Osmanlı ordusunda görev yaptı. Polonya'nın ulusal şairi Adam Mickiewicz hayatının son aylarını İstanbul'da geçirdi ve orada öldü. Türkçe Vikipedi'ye göre Mickiewicz 1855'te Osmanlı ordusundaki Polonyalı birlikleri örgütlemek için İstanbul'a gelmişti; yaşadığı ve öldüğü ev 1955'te Varşova'daki Edebiyat Müzesi'nin yardımıyla müze olarak açıldı. Türkçe Vikipedi'ye göre İstanbul'daki Polonezköy de 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükûmet başkanı olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842'de kuruldu; köyün eski adı, kurucusunun adından türeyen Adampol'dür. İstanbul'daki Adam Mickiewicz MüzesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Henri Musielak. Dosya sayfası
Tarih notu
1768-1774: Bar Konfederasyonu'na destek ve Osmanlı-Rus Savaşı. 1795: Lehistan'ın son paylaşımı. 1842: Polonezköy'ün (Adampol) kuruluşu. 1855: Adam Mickiewicz'in İstanbul'a gelişi ve ölümü. 1876-1909: Cebesoy'un söylenceye tanık olduğunu söylediği II. Abdülhamid dönemi. 1918: Polonya'nın yeniden kuruluşu. Nisan 1924: İlk Türk elçisinin Varşova'ya atanması. Haziran 1924: İlk Polonya elçisinin Ankara'ya atanması. 1936-1945: Sokolnicki'nin Ankara büyükelçiliği ve söylencenin ilk yazılı kaydı.
Cumhuriyet'i ilk tanıyan Avrupa devleti mi?
Hikâyenin bir de Cumhuriyet dönemi devamı anlatılır. İngilizce Wikipedia'ya göre Polonya, Mustafa KemalAtatürk'ün 1923'te ilan ettiği Türkiye Cumhuriyeti'ni tanıyan ilk Avrupa ülkesiydi. Türkçe Vikipedi de Polonya'nın Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk tanıyan Avrupa devleti olduğunu yazar ve Türkiye ile Polonya'nın Cumhuriyet'in ilanından hemen sonra diplomatik ilişki kurduğunu, Nisan 1924'te ilk Türk elçisinin Varşova'ya, Haziran 1924'te ilk Polonya elçisinin Ankara'ya atandığını belirtir.
Dikkat: yanlış bilinen
Türkçe Vikipedi, Polonya'nın tanımasını "Lozan Antlaşması'nın Avrupa devletlerince imzalanmasından bir gün önce" olarak tarihler. Lozan24 Temmuz 1923'te imzalandığına göre bu ifade 23 Temmuz 1923'ü gösterir; oysa Cumhuriyet 29 Ekim 1923'te ilan edilmiştir. İngilizce Wikipedia ise yalnızca "1923" der. Kesin tarih ve tanımanın Ankara hükûmetine mi yoksa ilan edilen Cumhuriyet'e mi yapıldığı kaynaklarda netleşmediği için burada bir gün verilmemiştir. Ayrıca paylaşmayı tanımama süresi Türkçe Vikipedi'de "tam 127 yıl" olarak geçer; aynı maddede İsmet İnönü'ye atfedilen sözde ise "150 sene" denir.
1939: Söylencenin yeniden doğuşu
Türkçe Vikipedi'ye göre II. Dünya Savaşı'nda Polonya işgal edildikten sonra da Ankara'daki Polonya Büyükelçiliği çalışmayı sürdürdü. Kaynak, Alman Büyükelçisi Franz von Papen'in Polonya elçilik binasının kendisine verilmesini istediğini ve dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün bu isteği reddettiğini anlatır; İnönü'ye atfedilen cevapta Türkiye'nin Polonya'nın paylaşılması sırasında Polonya elçisinin gelişini "150 sene" beklediği söylenir. Bu sözün kaynağı maddede ayrıca gösterilmediği için bu da bir aktarım olarak okunmalıdır. İngilizce Wikipedia, Polonya'nın Ankara büyükelçiliğinin savaş boyunca açık kaldığını ve Türk makamlarının boşaltılan Polonya altınının Türkiye üzerinden Fransa'ya taşınmasını kabul ettiğini doğrular.
Ek bilgi
Söylencenin ilk kaydını yapan Sokolnicki'nin büyükelçilik yılları, tam da bu dönemi kapsar: 1936-1945. Yani "Lehistan elçisi yoldadır" hikâyesi, Polonya'nın bir kez daha işgal edildiği ve elçiliğinin Ankara'da açık kaldığı yıllarda yazıya geçmiştir. Hikâyenin bugünkü gücü de büyük ölçüde bu iki dönem arasındaki benzerlikten gelir.
Sonuç
Osmanlı Devleti'nin Lehistan'ın paylaşılmasını tanımadığı kaynaklarla desteklenen bir olgudur. Ama her törende Lehistan elçisinin sorulduğu meşhur sahne, bilinen ilk kez 1936-1945 arasında Polonya büyükelçisi Sokolnicki tarafından, Ali Fuat Cebesoy'un tanıklığına dayanılarak yazıya geçirilmiştir. Doğrusu, onu "belgelenmiş bir protokol" olarak değil, iki ülkenin dostluğunu anlatan güçlü bir söylence olarak anlatmaktır. Söylenceyi Polonya büyükelçisine anlatan Ali Fuat CebesoyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası