Trablus Kuşatması, Kaptan-ı derya Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının Ağustos 1551'de Saint Jean (Hospitalier) şövalyelerinin elindeki Trablus'u (bugünkü Libya'nın başkenti Trablus) ele geçirmesiyle sonuçlanan seferdir. Türk literatürünün "Trablusgarp" bahsi fethi 12 Şâban 958 / 15 Ağustos 1551 tarihiyle verir. Fetihten sonra kurulan Trablusgarp Eyaleti, küçük kesintiler dışında yirminci yüzyıla kadar Osmanlı yönetiminde kaldı. Osmanlıların 1551'de Trablus'u ele geçirişini gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Anonymous French engraver 16th century. Dosya sayfası
Arka plan: İspanyol işgalinden şövalyelerin kentine
İspanyollar Trablus'u 1510'da işgal etmiş, katliamdan kurtulan Müslümanlar yaklaşık 40 km doğudaki Tâcûrâ (Tajura) şehrine sığınmıştı. 1519'da (925) İstanbul'a bir heyet gönderen Trablus halkı İspanyol işgaline karşı yardım istedi. Bunun üzerine Enderun ağalarından Hadım Murad Ağa beylerbeyi unvanıyla bir filo ve askerlerle bölgeye gönderildi ve birlikler Tâcûrâ'da toplandı.
Rodos'u 1522'de kaybeden Saint Jean şövalyeleri, İspanya Kralı ve Kutsal Roma İmparatoru V. Karl'ın verdiği Malta ve Gozo adalarıyla birlikte Trablus'a da yerleşti. Böylece kent, Osmanlıların ve Kuzey afrikaAfrika denizcilerinin karşısında bir ileri Hristiyan karakoluna dönüştü. Trablus, sıkıştırılmış topraktan surlarla çevrili küçük bir kentti ve 1530'larda yaklaşık 500 kişilik bir nüfusa sahipti; 1540'larda şövalyeler, tarikatın merkezini Malta'dan Trablus'a taşımayı bile tartışmıştı.
Dikkat: yanlış bilinen
Şövalyelerin Trablus'a yerleşme tarihi kaynaklarda farklıdır. Araştırmamız, Rodos'un fethinin ardından şövalyelerin 1523'te Trablus'a yerleştiğini gösteriyor. Batı literatürü ise Trablus'un Malta ve Gozo ile birlikte şövalyelere İspanya tarafından 1530'da verildiğini belirtir. Tarihlerden biri şövalyelerin bölgeye gelişini, öbürü bağışın resmîleşmesini esas alıyor olabilir; okur iki tarihi bu farkla birlikte değerlendirmelidir.
Seferin nedeni: Mehdiye ve Malta
Seferin doğrudan nedeni, Turgut Reis'in üs olarak kullandığı Tunus'taki Mehdiye'nin Eylül 1550'de İspanyol önderliğinde ve şövalyelerin desteğiyle ele geçirilmesiydi. Osmanlı yönetimi buna karşılık 1551'de Malta'ya ve Trablus'a bir cezalandırma seferi düzenledi; asıl hedef Trablus'tu. Trablus valisi Gaspard de Vallier ve aralarında Nicolas Durand de Villegaignon'un da bulunduğu şövalyeler, Mayıs 1551'den itibaren İstanbul'da büyük bir donanmanın hazırlandığını tarikatın Üstadı Juan de Homedes'e bildirmiş, ancak Homedes donanmanın Fransızlarla birleşip Napoli'ye saldıracağını düşünmüştü.
Osmanlı donanması Sicilya'da Augusta limanına saldırdıktan sonra Malta'ya çıktı, Mdina'yı kısa süre kuşattı ama alamadı. Ardından Gozo'ya geçti. Adanın kalesi 26 Temmuz 1551'de alındı ve 5.000–7.000 Gozo'lu esir edildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Malta ve Gozo saldırılarının sırası Türk ve Batı literatüründe farklıdır. Araştırmamız donanmanın önce Gozo'yu aldığını, sonra 18 Temmuz 1551'de Malta'ya saldırdığını gösteriyor. Batı literatürü ise donanmanın 18 Temmuz'da Malta'ya çıktığını, 22 Temmuz'da Gozo'ya geçtiğini ve kaleyi 26 Temmuz'da aldığını belirtir. Batı literatüründeki gün gün sıralama ayrıntılıdır; Türkçe maddedeki sıralama özet niteliğindedir.
Kuşatma
Yaklaşık 145 gemi ve 10.000–12.000 askerden oluşan donanma 30 Temmuz'da Gozo'dan ayrılarak Trablus'un batısındaki Züvâre ile doğusundaki Tâcûrâ'ya çıktı. Murad Ağa önderliğindeki Tâcûrâ halkı Osmanlıların yanında savaştı. Kentte 30 ile 200 arası şövalye ve paralı askerlerle birlikte 500–630 asker vardı. Paralı askerlerin önemli bir kısmı Sicilya genel valisinin izniyle toplanmış ve kente 7 Temmuz 1551'de gönderilmiş, askerî eğitimi olmayan Kalabriyalı ve Sicilyalılardı.
Fransa'nın İstanbul elçisi Gabriel d'Aramon, şövalyelerin ricasıyla kuşatmayı önlemek için Trablus'a geldi. Fransız-Osmanlı ittifakı nedeniyle Osmanlılar onu selamlayıp karaya çıkmasına izin verdi, ancak İstanbul'a gidip Kanuni'ye başvurmakla tehdit edince kuşatma bitene kadar ayrılmasına izin verilmedi. Sinan Paşa, vali de Vallier'ye kent barışla teslim edilirse garnizonu bağışlayacağını, zorla alınırsa fethedilmiş kent muamelesi göreceğini bildirdi; de Vallier ölünceye kadar savunacağını yanıtladı.
Kuşatma 8 Ağustos'ta başladı. Osmanlılar ana kalenin önüne on ikişer toplu üç batarya kurdu. Xercia kapısında görevli Provanslı bir asker Osmanlı tarafına geçerek surlardaki zayıf noktayı gösterdi ve bu bölge bombalanarak gedik açıldı. Kentteki Kalabriyalı askerler kaçmayı planladı, farklı milletlerden şövalyeler arasında da güvensizlik vardı. Hristiyan yardım kuvvetinin gelmeyeceği anlaşılınca de Vallier ve meclisi 13 Ağustos'ta onurlu bir teslim için görüşmeye karar verdi. Sinan Paşa, Murad Ağa'nın da telkiniyle, kent teslim olursa 300 kişiyi bağışlamayı önerdi; görüşmeye gelen de Vallier ise tutuklandı.
Tarih notu
Kronoloji: 1510: İspanyollar Trablus'u alır. 1519: Trablus halkı İstanbul'dan yardım ister; Murad Ağa gönderilir. 1530: Trablus, Malta ve Gozo şövalyelere verilir (İngilizce kaynak). Eylül 1550: Mehdiye İspanyollarca alınır. 18–26 Temmuz 1551: Malta ve Gozo saldırıları. 8 Ağustos 1551: Trablus kuşatması başlar. 14–15 Ağustos 1551: Kent teslim olur. 1556: Turgut Reis Trablusgarp beylerbeyi olur.
Teslim ve sonrası
Kent 14 Ağustos 1551'de teslim oldu; Türk literatürü 14–15 Ağustos, Türk literatürü ise 15 Ağustos tarihini verir. 15 Ağustos'ta şövalyeler dahil garnizonun bir kısmı d'Aramon'un sağladığı gemilerle Malta'ya gitti. Kaç kişinin bağışlandığı kaynaklarda farklıdır: bazı kaynaklar yalnızca elçinin aracılığıyla kurtarılan 100 Fransızdan, bazıları 100 şövalye ve 100 askerden, bazıları da teslim şartlarına uygun olarak 300 kişiden söz eder. Şövalyelerin yanında yardımcı kuvvet olarak çalışan 200 Mağribi idam edildi, Kalabriyalılar dahil garnizonun geri kalanı ise köleleştirildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Garnizonun akıbeti Türkçe ve İngilizce kaynaklarda farklı anlatılır. Araştırmamız, çoğu Fransız olan şövalyelerin elçinin müdahalesiyle Malta'ya döndüğünü ve esir alınan paralı askerlerin serbest bırakıldığını gösteriyor. Batı literatürü ise bağışlananların sayısının tartışmalı olduğunu, garnizonun geri kalanının köleleştirildiğini ve 200 Mağribi yardımcının idam edildiğini belirtir. Batı literatürü ayrıntılı kaynak gösterimine sahiptir; Türkçe maddedeki "serbest bırakıldı" ifadesi bu ayrıntılarla uyuşmaz. Ayrıca Turgut Reis'in beylerbeyiliği Batı literatüründe 1553–1554, Türk literatüründe 1556 olarak verilir.
Fetihten sonra Sinan Paşa, kuşatmayı destekleyen Tâcûrâ beyi Murad Ağa'yı Trablusgarp beylerbeyi yaptı. Seferden önce Trablus valiliği vaat edilmiş olan Turgut Reis bu atamaya tepki göstererek bölgeden ayrıldı; Kanuni onu yatıştırmak için Karlıeli sancağını verdi ve Sinan Paşa'ya Turgut'un emirlerine uymasını buyurdu. Elçi d'Aramon ise Osmanlıları cesaretlendirdiği şüphesiyle V. Karl ve Papa III. Julius tarafından eleştirildi; Türk literatürü, Osmanlıların zafer ziyafetine elçinin katılmasını V. Karl'ın Fransız katılımının kanıtı saydığını yazar. Turgut Reis portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Reis, Turgut (1485-1565) (depicted). Dosya sayfası
Turgut Reis dönemi
1556'da beylerbeyi olarak Trablus'a gelen Turgut Reis'in dokuz yıllık valiliği Trablusgarp tarihinde önemli bir yer tutar. Murad Ağa bugünkü Libya'nın Fizan'a kadar uzanan büyük kısmını Osmanlı topraklarına katmış, kabileleri ise Turgut Reis devlete bağlamıştır. Araştırmamız ayrıca 1551'den sonra bugünkü Tunus sınırlarındaki Kafsa, Kābis, Sefâkus, Manastır, Kayrevan, Mehdiye gibi şehirlerin ve Cerbe adasının eyalete katıldığını gösteriyor. Turgut kentin surlarını yeni bir kaleyle güçlendirdi, 1560 dolaylarında şövalyelerin ana kilisesini camiye çevirdi (bugünkü Sidi Darghut Camii) ve 1565'te Malta Kuşatması'nda ölene kadar kenti yönetti.
Değerlendirme
Trablus'un alınması, Kanuni döneminde Akdeniz'deki Osmanlı-Habsburg mücadelesinin Kuzey afrikaAfrika ayağında kalıcı bir sonuç doğurdu. Turgut Reis döneminde Trablus, Kuzey Afrika denizcilerinin önemli bir üssüne dönüştü ve buradan 1558'deki Reggio baskını gibi saldırılar düzenlendi. Seferde Fransız elçisinin tuttuğu tutum da Fransız-Osmanlı ittifakının Avrupa'da nasıl algılandığını gösteren bir örnek olarak tartışıldı.
Trablusgarp bugün nasıl okunmalı?
Trablusgarp'ın alınması, Kuzey afrikaAfrika kıyısında Osmanlı'nın kalıcı bir üs elde etmesi demekti. Kentin Saint Jean şövalyelerinden alınması, Rodos'tan sonra iki taraf arasındaki mücadelenin Akdeniz'in batısına taşındığını gösterir. Bize göre bu fetih, Turgut Reis'in deneyimi ile devlet donanmasının gücünün birleştiği başarılı bir örnektir.