Neden bu konu?
Altı Ok olarak bilinen Atatürk ilkelerinin ilki cumhuriyetçiliktir. Bu forumda Devletçilik ve Halkçılık ilkeleri ayrı konularda anlatıldı; Cumhuriyet'in ilanı günü de kendi konusunda ele alındı.
Kelimenin kökü
"cumhuriyet" kelimesi Arapçada halk anlamına gelen "cumhur" sözcüğünden türemiştir. Batı dillerinde kullanılan "republic" ise Latince "halka ait olan şey" anlamındaki res publica deyiminden gelir. Kavramın ilk kullanımını MÖ 6. Yüzyılda Roma kralının Lucius Junius Brutus ve Collatinus tarafından kovulmasına bağlar ve cumhuriyet düşüncesinin Floransa Cumhuriyeti, İngiltere Topluluğu, Amerikan Devrimi ve Birinci Fransız Cumhuriyeti üzerinden yayıldığı anlatılır.Bir anlatım ise ilkeyi kısaca şöyle tanımlar: cumhuriyet, egemenliğin halkta olduğu devlet yönetimidir; cumhuriyetçilik de devlet yönetiminde cumhuriyetin bulunmasıdır. Atatürk'ün cumhuriyeti "Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare" diye nitelediği ve rejimi Türk gençliğine emanet ettiği aktarılır.
Ek bilgi
Altı ilke ve adları: altı ilkeye ilk olarak 1931'de "Kemalizm" adı verildi; 13 Mayıs 1935'te "Kamâlizm" adıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin program ilkeleri olarak benimsendi; 1937'de çıkarılan bir kanunla 1924 Anayasası'na eklendi. Bir anlatım bu son adımın tarihini 5 Şubat 1937 olarak verir. Altı ilke: cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik ve inkılapçılık.
Meşrutiyetten cumhuriyete
Düşüncenin kökü 19. Yüzyıla uzanır. Ali Suavi, Namık Kemal ve öteki Genç Osmanlılar, özellikle Amerikan ve Fransız devrimlerinin etkisiyle sultanın otoritesini kısıtlayacak bir rejim istiyordu. II. Abdülhamid döneminde Fransız filozoflarının görüşleri Jön Türkler arasında geniş ölçüde yayıldı ve Atatürk de bu oluşumun bir parçasıydı. Ancak Atatürk'e kadar reform düşüncesi meşrutiyet fikrinin, yani padişahın anayasa ve meclisle sınırlanmasının ötesine geçmemişti.Cumhuriyet düşüncesinin gelişme fırsatını özellikle Birinci Dünya Savaşı'nın ardından bulduğu anlatılır. Savaştan sonra Rusya, Almanya ve Avusturya gibi imparatorlukların yerini cumhuriyetler aldı; 1918'de Azerbaycan ilk Müslüman cumhuriyet olarak kuruldu ve Rusya'daki başka Müslüman halklar da kendilerini cumhuriyet olarak ilan etti. Böylece cumhuriyet fikri Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya yayıldı.
Kaynaklarda fark
Atatürk cumhuriyeti ne zaman planladı? bir anlatım bu sorunun kesin cevabı olmadığını açıkça söyler: Atatürk'ün cumhuriyet kurma projesini ne zaman planlamaya başladığı "tam olarak bilinmemektedir". Bir anlatım 1919'daki milliyetçi toplantıların raporlarına bakarak bağımsızlık mücadelesinin başından itibaren cumhuriyetçi fikirlerin etkili olduğunun "söylenebileceğini" ekler; ancak saltanata ve hilafete bağlılığın kuvvetli olması nedeniyle bu fikirlerin bekletildiğini yazar. Bu yüzden "Atatürk 1919'da cumhuriyeti ilan etmeye karar vermişti" gibi kesin cümleler desteklenmez; burada yalnız temkinli ifade aktarılmıştır.
1921'den 1923'e: Meclisin ve egemenliğin metni
85 numaralı ve 20 Ocak 1921 tarihli bu kanun, 23 madde ve bir ayrık maddeden oluşan kısa, "çerçeve anayasa" niteliğinde bir belgeydi. Bir anlatım "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesini koyuyordu. Kanun, 1908'de yeniden yürürlüğe giren Kânûn-ı Esâsî'yi yürürlükten kaldırmamış, ancak iki metin çeliştiğinde yeni kanunun üstün olduğunu savunmuştu. Devletin adındaki değişikliğe de dikkat çeker: Kânûn-ı Esâsî'deki "Devlet-i Aliyye" yerine "Devlet-i Aliyye-i Türkiye" ifadesi kullanılmış, cumhuriyetin ilanından önce bu ad "Türkiye Devleti" olarak sadeleştirilmişti.1921 metni ülkenin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle kuvvetler birliğini ve "radikal mutlak meclisçiliği" savunuyordu; bu durum cumhuriyetin ilanıyla sona erdi. Kanunun ikinci maddesi 29 Ekim 1923'te 364 sayılı kanunla değiştirildi; Cumhuriyet bu değişiklikle ilan edildi. Cumhuriyetin saltanatın kaldırılmasından "neredeyse bir yıl sonra" ilan edildiği de hatırlatılır.
Kaynaklar
Belge: Teşkilâtı Esasiye Kanununun bazı mevaddının tavzihan tadiline dair Kanun — kabul edilen metin — TBMM Kanunlar Dergisi, Kanun No. 364 · Kanunlar Dergisi Cilt 2. Tarih: 29 Ekim 1923.
Tarih notu
Kronoloji:
- 19. Yüzyıl: Genç Osmanlıların meşrutiyet talebi
- 1918: Azerbaycan'ın ilk Müslüman cumhuriyet olarak kuruluşu
- 20 Ocak 1921: 85 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanunu
- 29 Ekim 1923: 364 sayılı kanunla ikinci maddenin değişmesi, Cumhuriyet'in ilanı
- 1931: Altı ilkeye ilk kez "Kemalizm" adının verilmesi
- 13 Mayıs 1935: CHP programında "Kamâlizm"
- 5 Şubat 1937: İlkelerin 1924 Anayasası'na girmesi

Kemalist cumhuriyetin yapısı
Cumhuriyetçiliğin Osmanlı hanedanının monarşisinin yerine hukukun üstünlüğünü, halk egemenliğini ve yurttaşlık erdemini koyduğu anlatılır. Bu çerçevede temsilciler seçimle belirlenir ve yürürlükteki anayasaya uygun yönetmek zorundadır; devlet başkanı ve öteki görevliler makamlarını miras yoluyla değil seçimle alır. Kemalizmin Cumhuriyet'in bütün yasalarının "yeryüzündeki gerçek ihtiyaçlardan" esinlenmesi gerektiğini savunduğu ve cumhuriyeti halkın isteklerinin en iyi temsilcisi olarak gördüğü eklenir.Kemalist cumhuriyette meclis genel seçimle belirlenir; devlet başkanı olan cumhurbaşkanını meclis sınırlı bir süre için seçer; başbakanı cumhurbaşkanı atar. Günlük yönetim Bakanlar Kurulunun sorumluluğundadır; yürütme, yasama ve yargı arasında güçler ayrılığı vardır ve meclis güvensizlik oyuyla hükümeti düşürebilir. Bu yapının üniter bir devlet olduğu, bazı yetkilerin seçilmiş yerel meclislere ve belediye başkanlarına devredilse de merkezi yönetimin ana rolü koruduğu belirtilir.
Kaynaklarda fark
Kuram ve uygulama: bir anlatımın anlattığı güçler ayrılığı ve sınırlı yetkili cumhurbaşkanı tablosu ilkenin kuramsal çerçevesidir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin "ülkenin kurucu ve tek partisi" olarak anıldığı unutulmamalıdır; 1921 metninin "mutlak meclisçilik" yapısı da ayrıca vurgulanır. Okur ilkenin metindeki tanımıyla uygulamadaki tek parti dönemini ayrı ayrı düşünmelidir.
1924 Anayasası'ndan 1982'ye
Altı ilke 5 Şubat 1937'de, Cumhuriyet'in kuruluşundan 14 yıl sonra anayasal hâle geldi. 1924 Anayasası'nın ikinci maddesinin ilk fıkrası bu değişiklikten sonra Türkiye'yi cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı olarak tanımlıyordu. 1960 ve 1980 askerî darbelerinin ardından anayasanın köklü biçimde yenilendiği ve iki yeni metnin de halkoyuyla kabul edildiği anlatılır.1961 ve 1982 anayasalarının birinci maddesi aynı kısa cümleyle başlar: "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." başka bir anlatım, her anayasa değişikliğinde laiklik, milliyetçilik ve halk yönetimi ilkelerinin korunduğunu; 1982 metninin ikinci maddesinde ise "Atatürk milliyetçiliğine bağlı" ifadesinin yer aldığını belirtir. Cumhuriyet yönetiminin 1923'ten beri anayasaya girdiği ve bugün anayasanın birinci maddesi olduğu da hatırlatılır.
Ek bilgi
Cumhuriyet ve halk yönetimi: Bir anlatım, cumhuriyeti halkın kendi kendini yöneterek söz sahibi olduğu rejim olarak tanımlar ve bu açıdan Yunanca "halk" ve "yönetim" sözcüklerinden gelen kavramla eş anlamlı sayılabileceğini yazar. Bir anlatımda ise iki kavramın kuramsal olarak ayrı olduğu, 18. Yüzyıl sonunda Amerikan ve Fransız devrimleriyle birleştiği anlatılır. Yani "cumhuriyet" ile "halk yönetimi" her ülkede aynı şey değildir; bir cumhuriyet seçilmiş devlet başkanı olan rejimi, halk yönetimi ise iktidarın seçimle belirlenmesini anlatır.
Akılda kalacak üç nokta
- Cumhuriyetçilik, Atatürk ilkelerinin ilkidir ve anlatımlarda egemenliğin halka ait olması ile makamların miras yerine seçimle doldurulması olarak tanımlanır.
- 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu egemenliği millete vermiş, ancak "cumhuriyet" adını 29 Ekim 1923'teki değişiklik koymuştur.
- Altı ilke 1931'de "Kemalizm" adıyla anılmaya başlamış, 1935'te CHP programına, 1937'de anayasaya girmiş; 1961 ve 1982 anayasaları "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" cümlesiyle başlamıştır.
Cumhuriyetçilik: bir sözcükten bir rejime
Altı Ok'un ilki olan cumhuriyetçilik, ilk bakışta en tartışmasız ilke gibi görünür. Konuyu hazırlarken bu sadeliğin ardında uzun bir düşünce birikimi olduğunu gördük. "Cumhur" sözcüğünden res publica'ya, Genç Osmanlılar'ın meşrutiyet arayışından Jön Türkler'e uzanan çizgi, cumhuriyet fikrinin Türkiye'de birdenbire ortaya çıkmadığını gösteriyor.Bizim için en önemli nokta, Atatürk'ün cumhuriyeti ne zaman planladığı sorusu. Bu soruya kesin bir cevap verilemiyor; 1919'daki toplantıların raporları cumhuriyetçi fikirlerin erken dönemde etkili olduğunu düşündürse de saltanata ve hilafete bağlılığın kuvvetli olması bu fikirlerin bir süre bekletilmesine yol açtı. "Atatürk 1919'da cumhuriyeti ilan etmeye karar vermişti" gibi kesin cümleler kurmak yerine bu temkinli çerçeveyi korumayı doğru bulduk.
Kuram ile uygulama arasındaki farkı da açıkça not ettik. Güçler ayrılığı ve sınırlı yetkili cumhurbaşkanı tablosu ilkenin kuramsal çerçevesi; tek parti dönemi ise uygulamanın kendi koşulları. İkisini ayrı ayrı düşünmek, ilkeyi daha adil değerlendirmeyi sağlıyor.
"Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." cümlesinin 1961 ve 1982 anayasalarının ilk maddesinde aynen yer alması, bu ilkenin bugün de devletin kimliğinin merkezinde durduğunu gösteriyor.