12 Mart 1921'de Birinci Meclis, Mehmet Âkif'in şiirini İstiklal Marşı olarak kabul etti. Bugün dinlediğimiz ezgi ise Osman Zeki Üngör'ündür. Bu iki bilgi çoğu zaman tek cümlede birleşir: "Meclis 1921'de Âkif'in sözleri ve Üngör'ün bestesiyle İstiklal Marşı'nı kabul etti." Oysa Meclis 1921'de yalnızca güfteyi kabul etti. Beste için yarışmalar açıldı, uzun süre seçim yapılamadı ve 1930'a kadar okullarda ve törenlerde başka bir besteyle söylendi. Mehmet Âkif (Ersoy)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Furkan. Dosya sayfası
İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?
Bu yanlışın belli bir sahibi yoktur. Daha çok anma törenlerinde okunan kısa metinlerde, okul panolarında ve 12 Mart paylaşımlarında görülür. "İstiklal Marşı'nın kabulü" yıl dönümü her yıl kutlanır ve bu kutlamalarda bugün çalınan beste kullanılır. Böylece 12 Mart 1921 ile Üngör bestesi aynı anın parçasıymış gibi algılanır. Ayrıca Osman Zeki Bey'in Cumhurbaşkanlığı Orkestrasının şefi olması, bestenin baştan beri resmî beste olduğu izlenimini güçlendirir. Ali Rifat (Çağatay) Bey'in 1920'lerdeki bestesi ise geniş kitlelerce pek bilinmez.
Yaygın iddia
YAYGIN İDDİA: "Meclis 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı'nı Mehmet Âkif'in sözleri ve Osman Zeki Üngör'ün bestesiyle kabul etti."
Ek bilgi
DOĞRUSU: 12 Mart 1921'de kabul edilen yalnızca güftedir. 1921'deki beste yarışmasından sonuç çıkmadı. 1923'teki ikinci yarışmada Ali Rifat Bey'in bestesi tavsiye niteliğinde uygun görüldü ve 1930'a kadar bu beste çalındı. Osman Zeki Üngör'ün bestesi 1930'dan sonra kullanılmaya başlandı.
Saray marşlarından millî marşa
Osmanlı Devleti'nde resmî marş ihtiyacı ilk kez 19. yüzyılda, II. Mahmud döneminde ortaya çıktı. Mûsika-i Hümâyun Şefi Donizetti Paşa'nın bestelediği Mahmudiye ve Mecidiye, Necib Paşa'nın Hamidiye'si ve Callisto Guatelli Paşa'nın Marş-ı Sultani'si sırasıyla resmî marş olarak çalındı. Bunlar padişahlara adanmış, sözsüz saray marşlarıydı. Ankara'nın istediği ise bir hükümdarı değil, milletin bağımsızlık mücadelesini anlatan sözlü bir marştı. Âkif'in de katıldığı irşat heyetleri ile Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi, cephede ve cephe gerisinde morali yüksek tutmak için çalışırken marş konusunu da sürekli gündemde tuttu.
Yarışma: 500 lira ve 724 şiir
Kurtuluş Savaşı sürerken hem Mustafa Kemal Paşa hem de İsmet Paşa, ordunun ve halkın moralini yükseltecek, yeni devletin dış ilişkilerinde de kullanılacak bir millî marşa ihtiyaç olduğunu dile getiriyordu. Maarif Vekâleti bir yarışma açtı. İlan 25 Ekim 1920'de Hâkimiyet-i Milliye'de "Şairlerimizin Nazar-ı Dikkatine" başlığıyla yayımlandı. Seçilen güfteye 500 lira ödül verilecek, beste için de en az 500 liralık ayrı bir yarışma açılacaktı. Maarif Vekili Dr. Rıza Nur imzalı genelge, şiirlerin 21 Aralık 1920'ye kadar gönderilmesini ve şairlerin adlarını kapalı bir zarfa koymalarını istiyordu. Yarışmaya toplam 724 şiir geldi.
Ödül Mecliste de tartışıldı. 20 Aralık 1920'de KütahyaMebusuCemil Bey 500 lirayı israf saydı ve ödülün 100 liraya indirilmesini önerdi, ancak önerisi kabul edilmedi. Rıza Nur, Türk-Rus görüşmelerine delege seçilince yerine Hamdullah Suphi Bey Maarif Vekili oldu.
Yarışma ilan edildiğinde Mehmet ÂkifAnkara'da değildi. 19 Ekim 1920'de Kastamonu'ya gelmiş, Eşref Edip Bey'i Sinop'tan çağırarak Sebilürreşad'ı orada çıkarmaya başlamıştı. Açıksöz gazetesinin binasında çalışıyor, Gençler Kulübünde birkaç gece Safahat'ın "Âsım" bölümünden parçalar okuyordu.
Ödül istemeyen şair
Gelen şiirlerin hiçbiri yeterli bulunmadı. BurdurMebusuMehmet Âkif ise ödül konulduğu için yarışmaya katılmamıştı. Dostu Karesi Mebusu Hasan Basri (Çantay) Bey, Âkif'in kendisine şöyle dediğini anlatır: "Ben ne müsabakaya girerim ne de caize alırım!" Hamdullah Suphi Bey, şairin isteğine uyulacağını bildiren bir tezkere yazdı. 5 Şubat 1921'de Hasan Basri Bey, ödülün bir hayır kurumuna verileceği güvencesiyle Âkif'i ikna etti. Âkif şiiri Ankara'da kaldığı Taceddin Dergâhında yaklaşık on günde yazdı. Şiir 17 Şubat 1921'de Hâkimiyet-i Milliye'de ve Sebilürreşad'ın ilk sayfasında, 21 Şubat'ta da Kastamonu'daki Açıksöz'de yayımlandı. Maarif Vekili Hamdullah Suphi BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
26 Şubat 1921: Tarafsızlık itirazı
Maarif Vekâletinin marşla ilgili tezkeresi 26 Şubat 1921'de Meclise geldi. Meclis Başkanı tezkerenin Maarif Encümenine gönderilmesini önerdi. İzmitMebusuHamdi Namık Bey buna itiraz etti. Encümenin başında Mehmet Âkif bulunduğu ve şiirlerden biri de ona ait olduğu için, şiirlerin konunun uzmanlarından oluşan ayrı bir komisyonda incelenmesini istedi. Öneri kabul görmedi. Aynı oturumda şiirin basılıp milletvekillerine dağıtılmasına karar verildi.
1 ve 12 Mart 1921: Meclisteki oturumlar
1 Mart 1921'de Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlık ettiği oturumda Hamdullah Suphi Bey, Maarif Vekâletinin elediği yedi şiirden Âkif'inkini kürsüden okudu. Kendi tercihini açıkça söyledi, ama son kararın Meclise ait olduğunu da belirtti. 12 Mart'taki oturumda KastamonuMebusu Dr. Suat Bey görüşmelerin bitirilmesini ve Âkif'in şiirinin kabulünü önerdi. Bursa Mebusu Emin Bey, şiir önceden basılıp dağıtıldığı için ayrı bir encümene gerek olmadığını söyledi. Hasan Basri Bey'in Âkif'in şiirinin "tercihan kabulünü" isteyen önergesi kabul edildi. Marş 21 Mart 1921'de Ceride-i Resmiye'nin ilk sayfasında çerçeve içinde yayımlandı. Âkif 500 liralık ödülü, yoksul kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai'ye bağışladı.
Ek bilgi
Beste İstanbul'a gidemez: 1 Kasım 1921'de Maarif Vekâleti, besteyi İstanbul'da bir müzik heyetinin seçmesini önerdi. Tunalı Hilmi Bey buna sert biçimde karşı çıktı: güfteyi Meclis onaylamıştı, besteyi de Meclis onaylamalıydı. "Bu marş İstanbul'a gidemez. Ankara her şeyi kendisi yapar" dedi. Erzurum Mebusu Durak Bey'in "Her işimiz bitti, şimdi marşlara mı kaldı?" sözüne de karşılık verdi. Vekâletin tezkeresi reddedildi.
Bestenin uzun yolu: 1921–1930
Meclis Başkanvekili Adnan (Adıvar) Bey'in önergesiyle bir beste yarışması açıldı ve ilan 17 Mart 1921'de Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. İlk yarışmada 24 eser kabul edildi, fakat seçim yapılamadı. 12 Şubat 1923'te İstanbul Maarif Müdürlüğünün açtığı ikinci yarışmaya 55 eser katıldı. Bu kez Ali Rifat (Çağatay) Bey'in bestesi en iyi bulundu. Ancak kesin karara bağlanmadı, tavsiye niteliğinde uygun görüldü. Bu beste 1930'a kadar çalındı. Ardından Cumhurbaşkanlığı Orkestrasının şefi Osman Zeki Üngör'ün bestesi kabul edildi ve o tarihten beri çalınıyor. Bestekâr Ali Rifat (Çağatay) BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
[liste]
[*]25 Ekim 1920: Güfte yarışması ilan edildi.
[*]17 Şubat 1921: Âkif'in şiiri basında yayımlandı.
[*]1 Mart 1921: Şiir Meclis kürsüsünden okundu.
[*]12 Mart 1921: Güfte kabul edildi.
[*]17 Mart 1921: İlk beste yarışması ilan edildi.
[*]12 Şubat 1923: İkinci beste yarışması açıldı ve Ali Rifat Bey'in bestesi seçildi.
[*]1930: Osman Zeki Üngör'ün bestesi kullanılmaya başlandı.
[/liste]
Tarih notu
Ordunun Duası:İstiklal Marşı'ndan önce de Âkif'in bir şiiri cephede söyleniyordu. "Ordunun Duası" adlı manzume, Ali Rifat Bey'in bestesiyle Kurtuluş Savaşı'nın başlarından itibaren askerî birliklerde okunuyordu. Aynı bestekârın sonradan İstiklal Marşı'nın ilk resmî kullanımdaki bestesini yapması bu yüzden şaşırtıcı değildir.
İstiklal Marşı'nda güfte ile bestenin ayrı tarihleri
Marşın tarihinde iki ayrı karar ve iki ayrı tarih vardır. Güfte, savaşın ortasında, Meclisin uzun tartışmalarından sonra 12 Mart 1921'de kabul edildi. Beste ise dokuz yıl süren bir arayıştan sonra 1930'da bugünkü hâlini aldı. Bu ayrımı bilmek, Ali Rifat Bey'in unutulan bestesine ve Birinci Meclisin bir marş için bile yaptığı tartışmaya da yer açar.