Türk-Macar ilişkilerinin Atatürk dönemindeki en kalıcı izi diplomatik metinlerde değil, Anadolu'nun tarlalarında, harlarında, sulama kanallarında ve Ankara'nın parklarında kaldı. Trianon Antlaşması'yla topraklarının üçte ikisini, ham maddesini ve sermayesini yitiren Macaristan, 1920'lerde imar için dış uzmanlığa ihtiyaç duyan Türkiye'ye yöneldi. Resmî kayıtlarda, ilk geldikleri 1924'ten itibaren Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye'de görevlendirilmiş Macar uyruklu uzman sayısı 157 olarak geçer. Budapeşte'de on bir yıl elçilik yapan Behiç ErkinGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Neden Macarlar?
Türk-Macar yakınlaşması XIX. yüzyılın ikinci yarısına uzanıyordu. 1848-1849 ihtilalini kaybeden Lajos Kossuth ve arkadaşlarının Sultan Abdülmecit'e sığınması, Macar kamuoyunda eski savaşların hatırasını yumuşatmıştı. İki millet Birinci Dünya Savaşı'nda aynı ittifakta Galiçya'da, Çanakkale'de, Sina ve Filistin'de birlikte çarpıştı. Savaştan sonra Macaristan4 Haziran 1920'de Trianon Antlaşması'nı imzalamak zorunda kaldı: Voyvodina Yugoslavya'ya, kuzey bölgeler Çekoslovakya'ya, Erdel Romanya'ya bırakıldı ve ülkenin denizle bağı kesildi.
Atatürk'ün 1923'te Macar Meclisi'nde okunan telgrafı bu ortak yazgı duygusunu yansıtıyordu: "Doğruluk, metanet ve nefisten fedakârlık zafere ulaştırır. Orada, Tuna kıyısında acı çeken kardeş halkın geleceğine inanıyor ve güveniyoruz. Ümitsiz olmayınız; zira gelecek, arzu ve imanı olana vaat olunmuştur."
Cumhuriyetin kurucu kadroları açısından Macaristan'ın bir başka çekiciliği vardı. Kapitülasyon rejiminin tahribatını yaşamış yöneticiler, ekonomik imtiyazları siyasi baskı aracına dönüştüremeyecek, siyasi beklentisi olmayan, zayıf ama işlevsel olarak güçlü ve yararlı milletlerle çalışmayı tercih ettiler. Macaristan ve Avusturya bu tarife uyuyordu.
Ek bilgi
Atatürk'ün 1924 sözü: "Manevî ve fikrî meziyetlerini ziyadesiyle takdir ettiğim Macar milletinin samimi bir hayranıyım. Memleketlerimiz arasında mevcut olan asırlık dostluk münasebetlerini bir kat daha takviye etmek için hiçbir şeyden kaçınmayacağım."
Göklerin Macar kurucusu: Antal Réthly
Türkiye'de çağdaş meteoroloji biliminin ve kurumlarının kurucusu sayılan Antal Réthly, 1925-1927 yılları arasında Türkiye'de görev yaptı. Türk Meteoroloji Teşkilatı'nı ve Ankara Rasathanesi'ni kurdu, Anadolu'da inceleme gezileri yaptı. Réthly meteorolojiyi modern tarım teknikleriyle birleştiren isimdi; tarım yapılamaz denilen alanlarda da kaliteli ürün yetiştirilebileceğini kanıtlamayı amaçlayan örnek çiftliklerin ilki Adana'da açıldığında orada da çalıştı.
Réthly ile birlikte çalışan mühendis György Tittes 1926'da Türkiye'ye geldi, aynı yıl Nafia Vekâleti'nde keşif mühendisi oldu. 1927'de Meteoroloji Enstitüsü Gözlemevi'nin (Rasadat-ı Cevviye) binasının planını çizdi, 1934'te Devlet Demiryollarında inşaat mühendisi olarak çalıştı. Ankara'nın ve Ege bölgesinin modern sulama şebekesinin kurulmasında rol aldı. Sulama alanındaki bir başka Macar, Ankara, Konya ve Bursavilayet su işlerinde görev alan, 1930'larda İzmir'de çalışan mühendis Gyula Barakovits'ti. Budapeşte'deki Macar meteoroloji kurumu binasında bir kabartmaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Globetrotter19. Dosya sayfası
Şeker pancarı, haralar ve köy enstitüleri
Şeker pancarı ekimi ve şeker fabrikalarının kurulması Cumhuriyetin tarım siyasetinin değişmez unsurlarındandı. Pancar tarımı için fabrikalar ve çiftlikler Macaristan'daki örnekler izlenerek kuruldu. Eskişehir ve Uşak şeker fabrikalarının bitki yetiştirme, ekim nöbeti ve hayvancılık uygulamaları Macar tarım tekniğiyle yürütüldü. Hermann Gutherz, Alpullu Şeker Fabrikası'nın kurucu müdürüydü.
Macaristan, en ileri hara teşkilatına sahip ülke olarak görülüyordu. Budapeşte Veterinerlik Üniversitesi Rektörü Oszkar Wellmann hayvan yetiştiriciliği için Türkiye'ye geldi. 1937'de Árpád Radomszky ve László Ásvány hara idarecisi ve mühendis olarak Anadolu'da çalıştı. Atçılıkta en çok anılması gereken isim, 100 bin hektara yayılan Devlet Harası'nın başmüdürü Dr. Ferenc Csíky'ydi. Ziraat Yüksek Okulu'nun Veterinerlik Bölümü'nde 1938'den itibaren Sándor Hasko ders verdi; Béla Waldinger ve Bertalan Végh adlı duvarcı ustaları köy enstitülerinde ve meslek okullarında öğretmenlik yaptı.
Ek bilgi
Atatürk Orman Çiftliği'nde bir Macar: Mühendis János György 1924'te Türkiye'ye gelip Adana'daki Teknik Okul'da mühendis ve öğretmen olarak çalıştı. 1931'de bizzat Atatürk'ün davetiyle Ankara'ya geldi; Atatürk Orman Çiftliği'nde, Demir Fabrikası'nda, Ankara Ziraat Aletleri Fabrikası'nda ve Türkiye Zirai Donatım Kurumu'nda işletme amiri ve teknik uzman olarak görev yaptı.
Çankaya'nın bahçıvanı
Ankara'nın yeşillenmesinde de Macar izleri vardır. János Mathe, Ankara'nın park ve bahçelerini düzenlemek üzere davet edilen bir Macar bahçıvandı. Çankaya Köşkü'nde çalıştı ve Atatürk'ün güvenini kazandı; Atatürk Bulvarı'nın ağaçlandırılması konusunda Atatürk ile tartıştığı da anlatılır. Bahçe düzenlemesi ve peyzaj uzmanı Imre Ormos (1903-1979) ise 1927-1929 arasında Ankara Belediyesi'nin hizmetinde çalıştı. Kimyager Lajos Loczy Maden Tetkik Arama Kurumu'nda görev yaptı.
Kanal işçilerinden kürsü hocalarına
1920'lerden itibaren yüksek işsizlik ve siyasi sebeplerle göç eden Macarlardan 1.000 ile 1.500 arasında kişi Türkiye'ye geldi. Kanalizasyon, inşaat ve demiryolu işçiliği, kaldırım, park düzenlemesi, su tesisatı ve elektrik-aydınlatma gibi işlerde çalıştılar. 1932'de yabancıların bazı mesleklerde çalışmasını yasaklayan kanun çıkınca bu işçilerin çoğu ülkeden ayrılmak zorunda kaldı; Macarlar artık yalnız devlette uzman sıfatıyla, 1935'ten itibaren de yalnız Bakanlar Kurulu izniyle istihdam edilebildi.
1920'lerde Macar şirketleri Türkiye'de yatırım imkânı bulamamıştı; ham maddesiz kalan Macar fabrikalarının sökülüp Türkiye'ye taşınması gibi fikirler bile ortaya atılmıştı. 1930'larda devletçilik ve kalkınma planı döneminde ise kendi hükûmetlerince desteklenen Macar şirketleri şehir altyapısı, elektrik işleri, askerî telefon santrali ve fabrika tesisleri gibi işler aldı. Ankara'da Meteoroloji Tepesi'nden görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Emin Başar ÖZDEMİR. Dosya sayfası
Akademide de Macar etkisi büyüktü. Atatürk'ün talimatıyla Ankara'daki Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bünyesinde bir Hungaroloji Enstitüsü açıldı; ilk okutmanı Türkolog László Rásonyi oldu. Tibor Halasi-Kun ve János Eckmann da burada çalıştı; Hasan Eren, Şerif Baştav, Tayyib Gökbilgin, Sami Özerdim ve İbrahim Kafesoğlu bu enstitüde yetişti. Devlet arşivlerinin tasnifinde Lajos Fekete çalıştı, Gyula Mészáros Etnografya Müzesi'nin küratörüydü; Béla Bartók inceleme yapmak ve konferans vermek üzere Türkiye'ye geldi.
Doğrusu
Siyasette mesafe: Ekonomik ve kültürel yakınlık siyasete aynı ölçüde yansımadı. Revizyonist kampta yer alan Macaristan önce Faşist İtalya'ya, 1930'ların ortasından itibaren Nazi Almanyası'na yaklaştı. Statükodan yana olan Türkiye ile 1928-1933 arasındaki üst düzey ziyaretler, 1929 Tahkim ve Saldırmazlık Antlaşması dışında siyasi bir sonuç vermedi.
Elçiler ve uzmanlar: İlişkinin asıl taşıyıcıları
Atatürk, önem verdiği Budapeşte'ye güvendiği isimleri gönderdi: Hüsrev Gerede, Vasıf Çınar ve Behiç Erkin. Behiç Erkin 1928-1939 arasında on bir yıl kesintisiz ortaelçi olarak görev yaptı. Macaristan'ın Türkiye'ye gönderdiği ilk elçi Lázló Tahy ise Bağdat'ta konsolosluk yapmış, Türkçeyi ve Türk kültürünü bilen bir diplomattı.
Bu tablo, Türk-Macar ilişkisinin ilginç bir ikiliğini gösterir: Siyasi çizgiler ayrışırken insan bağları güçlendi. Trianon sonrası Macaristan kültürel diplomasi ile itibar kazanmaya çalıştı; Türkiye ise siyasi bedeli olmayan bir teknik yardım kaynağı buldu. Rasathaneler, şeker fabrikaları, haralar, sulama kanalları ve bir üniversite enstitüsü, iki savaş arası dönemin diplomasi masasından çok daha uzun ömürlü oldu.