İçeriğe geç
Giriş yap
0

Şıpka Geçidi 1877: Balkan Dağları'nda bir geçit, Süleyman Paşa'nın taarruzları ve kış

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Türk tarihinde doksan üç harbi adıyla bilinir. Bu adın kaynağı, savaşın başladığı Rumi takvim yılı olan 1293'tür. Savaşın Balkan cephesinde iki yer, Türk hafızasında özel bir yer tutar: Plevne ve Şıpka. Plevne, Gazi Osman Paşa'nın efsanevi savunmasıyla hatırlanır. Şıpka ise Balkan Dağları'nın en önemli geçitlerinden birinde aylarca süren kanlı çatışmaların ve dondurucu bir kışın sahnesidir. Bu yazıda Şıpka Geçidi'nin stratejik önemini, geçidin Ruslar tarafından alınışını, Süleyman Paşa'nın taarruzlarını, geçitteki kışı ve Şeynova'daki son savaşı anlatıyoruz.
Kaynaklar
Belge: Harp Prensipleri Bağlamında 93 Harbi'nde Şıpka Taarruzları (Ahmet Taşdemir) — Harp Tarihi Dergisi (DergiPark), Sayı 3, s. 115-166. Tarih: 21 Ağustos 1877.
1930'larda Şıpka Geçidi'ndeki anıtın havadan görünüşü
1930'larda Şıpka Geçidi'ndeki anıtın havadan görünüşüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Balkan Dağları'nın kapısı

Balkan Dağları, bugünkü Bulgaristan'ı kuzey ve güney olarak ikiye ayıran bir sıradağdır. Tuna'dan güneye, yani İstanbul'a doğru ilerleyen bir ordu, bu dağları aşmak zorundaydı. Dağların üzerindeki geçitler, bu nedenle büyük stratejik önem taşıyordu. Şıpka Geçidi, bu geçitlerin en önemlilerinden biriydi ve kuzeydeki Tırnova'yı güneydeki Kazanlık'a bağlıyordu.

Rus ordusu, 1877 haziranında Tuna'yı geçti. Rus planı, Balkan Dağları'nı hızla aşarak Edirne'ye ve oradan İstanbul'a ilerlemekti. Bu plan için Şıpka gibi geçitlerin ele geçirilmesi gerekiyordu.

Geçidin Ruslar tarafından alınışı

Rus generali İosif Gurko komutasındaki öncü kuvvetler, 1877 temmuzunda Balkan Dağları'nı başka bir geçitten aşarak Kazanlık'a ulaştı. Gurko, Şıpka Geçidi'ni savunan Osmanlı birliklerini hem kuzeyden hem güneyden sıkıştırdı. Geçidi savunan Osmanlı garnizonu, temmuz ortasında geçidi bırakarak geri çekildi.

Şıpka'nın Rusların eline geçmesi, İstanbul'da büyük bir endişe yarattı. Rus ordusunun Balkan Dağları'nı aşması, Edirne'nin ve hatta İstanbul'un tehdit altına girmesi anlamına geliyordu. Ancak tam bu sırada Plevne'de Gazi Osman Paşa'nın savunması, Rus ordusunun büyük kısmını kuzeyde tuttu. Bu durum, Rusların güneye ilerleyişini yavaşlattı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Doksan üç harbi adı, savaşın başladığı yılın Rumi takvimdeki karşılığından gelir. Rumi takvimde 1293, Miladi takvimde 1877 yılına denk gelir. Bu takvim, Osmanlı'da mali ve resmî işlerde kullanılıyordu.

Süleyman Paşa'nın taarruzları

Osmanlı yönetimi, geçidi geri almak için Süleyman Paşa'yı görevlendirdi. Süleyman Paşa, Karadağ cephesinden getirilen ordusuyla Şıpka'ya yürüdü. 1877 ağustosunun sonlarında geçide büyük bir taarruz başlattı.

Taarruz, son derece kanlı geçti. Osmanlı askerleri, dik yamaçlardan yukarı tırmanarak Rus mevzilerine saldırdı. Rus askerleri ve onlarla birlikte savaşan Bulgar gönüllüleri, geçidin tepelerindeki mevzilerde direndi. Birkaç gün süren çatışmalarda Osmanlı ordusu ağır kayıplar verdi; ancak geçidin tepesini alamadı.

Süleyman Paşa, 1877 eylülünde yeni bir taarruz düzenledi. Bu taarruzda Osmanlı askerleri, geçidin en önemli tepelerinden birine kadar ulaştı; ancak yine geri püskürtüldü. Bu taarruzlar, iki tarafa da binlerce kayba mal oldu. Süleyman Paşa, ağır kayıplar nedeniyle eleştirildi.
Vereşçagin'in tablosunda Şıpka Geçidi'ndeki savaş alanı
Vereşçagin'in tablosunda Şıpka Geçidi'ndeki savaş alanıGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Ivano Giambattista. Dosya sayfası

Bulgar gönüllüleri

Şıpka'daki savaşların Bulgar tarihindeki yeri çok özeldir. Rus ordusuyla birlikte savaşan Bulgar gönüllü birlikleri, geçidin savunmasında önemli bir rol oynadı. Bu gönüllüler, Bulgaristan'ın bağımsızlığı için savaşıyordu. Şıpka savaşları, Bulgar ulusal hafızasında bağımsızlık mücadelesinin simgesi hâline geldi.

Bugün Şıpka Geçidi'nin tepesinde, Bulgarlar tarafından yapılmış büyük bir anıt bulunur. Özgürlük Anıtı adıyla bilinen bu yapı, 1934'te tamamlandı. Anıt, savaşta ölen Rus askerlerinin ve Bulgar gönüllülerinin anısına yapılmıştır. Geçidin yakınındaki Şıpka köyünde ise Rus mimarisi tarzında bir anıt kilise bulunur.

Şıpka'da her şey sakin

Sonbaharın ilerlemesiyle birlikte Şıpka'daki savaş, bir mevzi savaşına dönüştü. İki ordu, geçidin tepelerinde birbirine çok yakın mevzilerde karşı karşıya kaldı. Kış geldiğinde, geçitteki koşullar dayanılmaz hâle geldi. Kar, tipi ve dondurucu soğuk, iki tarafın askerlerini de çatışmalardan daha çok öldürdü.

Rus ressam Vasili Vereşçagin, savaşa katılmış ve Şıpka'daki kışı resimlerine yansıtmıştı. Vereşçagin'in Şıpka'da her şey sakin adını verdiği resim dizisi, bir nöbetçinin karlar altında donarak ölüşünü anlatır. Bu adın kaynağı, Rus karargâhının cepheden gelen raporlarda sürekli tekrarladığı bir ifadeydi. Resimler, savaşın gerçek yüzünü gösterdiği için Rusya'da tartışmalara yol açtı.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Şıpka'daki kayıpların çoğunun çatışmalarda verildiği sanılır. Oysa geçitteki kış aylarında iki taraf da soğuk, donma ve hastalıklar nedeniyle çok sayıda asker kaybetti. Bazı tahminlere göre kış aylarındaki kayıplar, çatışmalardaki kayıplarla yarışacak düzeydeydi.

Plevne'nin düşüşü

10 Aralık 1877'de Plevne düştü. Gazi Osman Paşa, aylarca süren savunmanın ardından kuşatmayı yarmaya çalıştı; ancak başarısız oldu ve yaralı olarak esir düştü. Plevne'nin düşmesiyle birlikte Rus ordusunun büyük kısmı serbest kaldı ve güneye, Balkan Dağları'na doğru yönelebildi.

Rus ordusu, kışın en sert günlerinde Balkan Dağları'nı aşmaya karar verdi. Bu karar, Osmanlı komutanlarını şaşırttı. Osmanlı ordusu, Rusların kış ortasında dağları aşamayacağını düşünüyordu.

Şeynova'daki son savaş

1878 ocağının başlarında Rus kuvvetleri, Şıpka Geçidi'nin güneyindeki Osmanlı ordusunu kuşattı. Rus generalleri Mihail Skobelev ve Nikolay Mirski komutasındaki kuvvetler, karlarla kaplı dağ yollarından geçerek geçidin güneyine indi. Şıpka'nın güney eteklerindeki Şeynova köyü çevresinde 8-9 Ocak 1878'de şiddetli bir savaş yaşandı.

Geçidin güneyindeki Osmanlı ordusu, Vessel Paşa komutasındaydı. Kuşatılan ordu, ağır kayıplar verdikten sonra teslim oldu. Binlerce Osmanlı askeri esir düştü. Şeynova'daki teslimiyet, Balkan cephesindeki Osmanlı direnişinin fiilen sona ermesi anlamına geliyordu. Rus ordusu, kısa süre sonra Edirne'ye girdi ve İstanbul'un kapılarına, Yeşilköy'e kadar ilerledi.
Şıpka Geçidi'nden eski bir görünüm
Şıpka Geçidi'nden eski bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: William Le Queux (1864-1927). Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1877 nisan: Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması
1877 haziran: Rus ordusunun Tuna'yı geçmesi
1877 temmuz: Şıpka Geçidi'nin Ruslar tarafından alınması
1877 ağustos: Süleyman Paşa'nın büyük taarruzu
1877 eylül: Süleyman Paşa'nın yeni taarruzu
10 Aralık 1877: Plevne'nin düşmesi
8–9 Ocak 1878: Şeynova Savaşı ve Vessel Paşa'nın teslim olması
3 Mart 1878: Ayastefanos Antlaşması
1934: Şıpka'daki Özgürlük Anıtı'nın tamamlanması

Ayastefanos ve Berlin

Şeynova'dan sonra Osmanlı yönetimi ateşkes istedi. 3 Mart 1878'de İstanbul'un hemen dışındaki Ayastefanos'ta, yani bugünkü Yeşilköy'de bir barış antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Tuna'dan Ege'ye uzanan büyük bir Bulgar prensliği kuruyordu. Şıpka Geçidi ve Balkan Dağları'nın tamamı, bu yeni prensliğin sınırları içinde kalacaktı.

Ancak İngiltere ve Avusturya-Macaristan, Rusya'nın Balkanlar'da bu kadar güçlenmesine karşı çıktı. Aynı yılın yazında toplanan Berlin Kongresi, Ayastefanos'un hükümlerini değiştirdi. 13 Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşması ile Bulgar prensliği küçültüldü; Balkan Dağları'nın güneyinde Doğu Rumeli adıyla özerk bir Osmanlı vilayeti kuruldu. Şıpka'nın güney eteklerindeki Kazanlık, bu vilayetin sınırları içinde kaldı. Doğu Rumeli, 1885'te Bulgaristan ile birleşti.

Bir geçidin iki halkın hafızasındaki iki yüzü

Şıpka Geçidi, doksan üç harbinin en kanlı ve en trajik sahnelerinden biridir. Süleyman Paşa'nın taarruzları, Osmanlı askerlerinin dik yamaçlarda gösterdiği cesaretin ve ödediği ağır bedelin simgesidir. Geçitteki kış ise savaşın en acımasız yüzünü gösterir. İki tarafın askerleri, düşman kurşunundan çok soğuktan ve hastalıktan öldü.

Şıpka'nın Türk ve Bulgar hafızalarında farklı yerleri vardır. Bulgarlar için Şıpka, bağımsızlık mücadelesinin ve ulusal kurtuluşun simgesidir. Geçidin tepesindeki anıt, bu hafızanın somut bir ifadesidir. Türk hafızasında ise Şıpka, Plevne ile birlikte Balkanlar'ın kaybedilişinin ve büyük göçün başlangıcıdır. Doksan üç harbinden sonra yüz binlerce Müslüman, Balkanlar'dan Anadolu'ya göç etmek zorunda kaldı.

Bu iki farklı hafızayı birlikte düşünmek, Şıpka'nın gerçek anlamını kavramak için gereklidir. Aynı geçit, bir halk için kurtuluşun, diğer halk için kaybın yeridir. Vereşçagin'in donmuş nöbetçisi ise her iki taraftan da bağımsız olarak, savaşın insanı nasıl yok ettiğini hatırlatır. Şıpka'da her şey sakin cümlesi, bu yüzden bir askerî raporun ötesinde, savaşın gerçek yüzünü gizleyen sözlerin bir simgesi olarak yaşamaya devam ediyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap