İçeriğe geç
Giriş yap
0

Türkiye İş Bankası (26 Ağustos 1924): Millî sermayeyle kurulan ilk büyük özel banka

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Yabancı bankaların egemen olduğu bir piyasa

Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye'nin bankacılık sistemi büyük ölçüde yabancı sermayenin elindeydi. Osmanlı Bankası, Deutsche Bank'ın şubeleri, Selanik Bankası, Crédit Lyonnais ve çeşitli İngiliz, İtalyan ve Yunan bankaları, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere ticaret merkezlerinde faaliyet gösteriyordu. Osmanlı Bankası, aynı zamanda banknot çıkarma imtiyazına sahip bir devlet bankası işlevi görüyordu. Türk tüccarları, sanayicileri ve çiftçileri, kredi bulmakta güçlük çekiyor; bankaların çoğu yabancı ticareti ve dış borç işlemlerini öncelikli tutuyordu.

Yerli bankacılık ise oldukça zayıftı. Ziraat Bankası, çiftçilere kredi vermek amacıyla kurulmuş bir devlet bankasıydı; Millî Mücadele yıllarında Anadolu'da açılan bazı küçük yerel bankalar da sınırlı sermayeleriyle çalışıyordu. Şubat-Mart 1923'te toplanan İzmir İktisat Kongresi, millî sermayeye dayanan bankaların kurulmasını Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığı için zorunlu görmüştü. Bu karar doğrultusunda atılan en önemli adım, 26 Ağustos 1924'te Ankara'da kurulan Türkiye İş Bankası oldu.
Ankara Ulus'taki tarihî İş Bankası binası
Ankara Ulus'taki tarihî İş Bankası binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: collage bird's eye v…. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 17 Şubat - 4 Mart 1923 İzmir İktisat Kongresi; 24 Temmuz 1923 Lozan Barışı; 29 Ekim 1923 Cumhuriyet'in ilanı; 26 Ağustos 1924 Türkiye İş Bankası'nın kuruluşu; 1927 Sanayi Teşvik Kanunu; 1930 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kuruluşu; 5 Eylül 1938 Atatürk'ün vasiyetnamesi; 1937 Celâl Bayar'ın başvekil oluşu.

Kuruluş ve ilk sermaye

İş Bankası, bir milyon lira sermaye ile kuruldu. Banka hisselerinin bir kısmı Mustafa Kemal'in sağladığı kaynakla karşılandı; geri kalanı ise milletvekilleri, tüccarlar ve iş insanları tarafından satın alındı. Atatürk'ün bankaya kattığı payın kaynağı hakkında farklı anlatılar bulunur; sıkça dile getirilen görüş, Millî Mücadele yıllarında Hindistan Müslümanlarından gelen yardımlardan arta kalan paranın bir kısmının bu amaçla kullanıldığıdır. Bu konudaki ayrıntılar tarihçiler arasında tartışılmaya devam eder.

Bankanın ilk genel müdürü, İzmir mebusu Celâl Bayar oldu. Bayar, Millî Mücadele yıllarında Ege'de Kuva-yı Milliye örgütlenmesinde görev almış, ardından İktisat Vekili olmuştu. İş Bankası'nın yönetimini üstlenmesi, bankanın millî bir girişim olarak tasarlandığını gösteriyordu. Bayar, 1932'ye kadar genel müdürlük görevini sürdürdü; ardından İktisat Vekili, 1937'de ise Başvekil oldu.

Ankara'dan Anadolu'ya şube ağı

İş Bankası'nın genel merkezi Ankara'daydı. Banka, kısa sürede İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Samsun ve diğer ticaret merkezlerinde şubeler açtı. Şubeler, yerel tüccarlara ve sanayicilere kredi veriyor, tasarruf sahiplerinin mevduatını topluyordu. Bankanın başarısı, Türk halkının millî bir bankaya güven duymaya başladığını gösteriyordu. Kumbaralar ve tasarruf kampanyaları, küçük birikimlerin bankaya çekilmesini sağladı; tutumluluk, Cumhuriyet'in ilk yıllarında sık sık vurgulanan bir erdem haline geldi.

Ankara Ulus'ta yapılan ikinci İş Bankası binası, Cumhuriyet'in ilk dönem mimarisinin dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Mimar Giulio Mongeri'nin tasarladığı bina, Birinci Ulusal Mimarlık akımının özelliklerini taşıyordu. Bu bina, bankanın Ankara'daki varlığını simgeleyen bir yapı olarak bugün de ayaktadır.
İş Bankası'nın ilk genel müdürü Celâl Bayar
İş Bankası'nın ilk genel müdürü Celâl BayarGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Atatürk, 5 Eylül 1938 tarihli vasiyetnamesinde İş Bankası'ndaki hisselerinin gelirlerinin bir bölümünü Türk Tarih Kurumu'na ve Türk Dil Kurumu'na bıraktı. Gelirin bir kısmının ise yakınlarına ve İsmet İnönü'nün çocuklarının eğitimine ayrılmasını istedi. Bu vasiyet, İş Bankası'nı Cumhuriyet'in kültür kurumlarıyla kalıcı bir bağa kavuşturdu.

Sanayi yatırımları ve iştirakler

İş Bankası, yalnızca mevduat toplayıp kredi veren bir banka olarak kalmadı; Türk sanayisinin kurulmasında doğrudan yatırımcı olarak da rol aldı. Banka, 1920'lerin sonu ve 1930'lar boyunca şeker, dokuma, cam, kömür, sigorta ve ticaret alanlarında çeşitli şirketlere ortak oldu ya da bu şirketlerin kurulmasına öncülük etti. Uşak ve Alpullu şeker fabrikalarının kuruluşunda yer alan girişimler, bankanın sanayileşme sürecindeki rolünün erken örnekleridir. Bankanın iştirakleri, devletin ekonomideki ağırlığının arttığı 1930'larda da özel sermayenin ayakta kalmasına katkıda bulundu.

Bu yaklaşım, Cumhuriyet'in karma ekonomi anlayışını yansıtıyordu. Devlet, büyük ve riskli yatırımları Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar aracılığıyla üstlenirken, İş Bankası gibi millî sermayeli özel kuruluşlar da kendi alanlarında sanayileşmeye katkı sağlıyordu. Bu iki yol, birbirini tamamlayan biçimde Türkiye'nin ekonomik bağımsızlık hedefine hizmet etti.

Merkez Bankası'ndan önceki dönem

İş Bankası kurulduğunda Türkiye'de henüz bir merkez bankası yoktu. Banknot çıkarma imtiyazı Osmanlı Bankası'ndaydı ve bu imtiyaz 1925'te sona erdi. 1927'de basılan ilk Cumhuriyet banknotları, Maliye Vekâleti tarafından çıkarıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise 1930'da kuruldu ve 1931'de faaliyete geçti. Bu dönemde İş Bankası, devletin bazı mali işlemlerinde de aracılık yaptı; özellikle iç piyasada güvenilir bir millî bankanın varlığı, ekonomik istikrar açısından önem taşıdı.

Merkez Bankası'nın kurulmasıyla birlikte bankacılık sistemi daha düzenli bir yapıya kavuştu. İş Bankası, bu yeni düzende ticari bankacılığın öncü kuruluşlarından biri olarak yerini korudu. 1930'larda kurulan diğer millî bankalar, Emlak ve Eytam Bankası, Sümerbank, Etibank ve Belediyeler Bankası, devletin farklı alanlardaki ihtiyaçlarına cevap verirken İş Bankası, özel sektörün en güçlü finans kurumu olarak öne çıktı.
Doğrusu
İş Bankası bir devlet bankası değildir. Banka, kuruluşundan itibaren anonim şirket statüsünde, hissedarlarına ait bir özel bankadır. Atatürk'ün hisseleri, vasiyetnamesi gereği Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilmekte; banka çalışanlarının oluşturduğu sandık da en büyük hissedarlardan biri haline gelmiştir. Bu yapı, bankanın devlet kurumu olarak tanınmasına yol açan yaygın bir karışıklığın kaynağıdır.

Tasarruf kültürü ve kumbaralar

İş Bankası'nın Cumhuriyet toplumuna bıraktığı izlerden biri, tasarruf alışkanlığını yaygınlaştırma çabasıdır. Banka, 1920'lerin sonundan itibaren çocuklara ve ailelere kumbara dağıttı, tasarruf haftalarına katıldı ve küçük birikimlerin bankada değerlendirilmesini teşvik etti. Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin 1929'da başlattığı yerli malı ve tasarruf kampanyaları da bu çabayla paralel yürüdü. Kumbaralar, bir kuşak boyunca evlerde bankanın simgesi haline geldi. Bu kampanyalar, ekonomik bağımsızlığın yalnızca devletin değil, her ailenin katkısıyla sağlanabileceği fikrini yaydı.
Ankara'da bir banka binası, 1930'lar
Ankara'da bir banka binası, 1930'larGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Matson Collection. Dosya sayfası

Banka çalışanları ve meslek okulu

İş Bankası, Türk bankacılığına yetişmiş insan gücü kazandıran kurumlardan biri oldu. Yabancı bankaların egemen olduğu dönemde bankacılık mesleği, büyük ölçüde gayrimüslim ve yabancı uzmanların elindeydi. İş Bankası, genç Türk memurlarını işe alarak onlara muhasebe, kredi, kambiyo ve ticaret hukuku alanlarında eğitim verdi. Bankada yetişen pek çok kişi, sonraki yıllarda Merkez Bankası'nda, devlet bankalarında ve özel şirketlerde yönetici olarak görev aldı. Banka çalışanları için kurulan yardımlaşma sandığı, zamanla bankanın en büyük hissedarlarından birine dönüştü ve çalışanların bankanın sahipliğine katılmasını sağlayan özgün bir yapı ortaya çıkardı.

Bu kadro yetiştirme çabası, Cumhuriyet'in ekonomik bağımsızlık hedefinin bir parçasıydı. Millî bir bankanın varlığı kadar, o bankayı yönetecek yerli uzmanların yetişmesi de önem taşıyordu. İş Bankası'nın genel müdürlerinin ve yöneticilerinin önemli bir kısmının bankanın kendi içinden yetişmesi, bu çabanın sonuç verdiğini gösterir.

Ekonomik bağımsızlığın bankası: değerlendirme

26 Ağustos 1924'te kurulan Türkiye İş Bankası, İzmir İktisat Kongresi'nde dile getirilen millî sermaye hedefinin ilk büyük ürünüdür. Atatürk'ün desteği ve Celâl Bayar'ın yönetimiyle kurulan banka, kısa sürede Anadolu'nun dört bir yanına yayılan bir şube ağına ulaştı, sanayi girişimlerine ortak oldu ve tasarruf kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulundu. Yabancı bankaların egemen olduğu bir piyasada güvenilir bir millî banka kurmanın mümkün olduğunu gösteren İş Bankası, Atatürk'ün vasiyetiyle Türk Tarih ve Dil kurumlarına bağlanan kalıcı bir miras olarak Cumhuriyet ekonomisinin öncü kurumlarından biri olmayı sürdürmektedir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap