İçeriğe geç
Giriş yap
0

Kâmil Kepeci tasnifi: bir subayın sekiz ayda düzenlediği defter yığınları

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Osmanlı Arşivi'nde araştırma yapan tarihçilerin sık kullandığı defter gruplarından biri, Kâmil Kepeci tasnifi adıyla bilinir. Bu tasnif, adını, Cumhuriyet'in ilk yıllarında arşiv çalışmalarına katılan emekli bir subay olan Kâmil Kepecioğlu'ndan alır. Kepecioğlu ve çalışma arkadaşları, yıllarca düzensiz biçimde depolarda bekleyen binlerce defteri kısa bir sürede elden geçirdi, sınıflandırdı ve araştırmacıların kullanabileceği hâle getirdi. Bugün bu tasnifteki defterler, on beşinci yüzyılın sonlarından on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar uzanan geniş bir dönemi kapsar. Bu yazıda Kâmil Kepecioğlu'nun hayatını, tasnif çalışmasını, tasnifteki defterlerin içeriğini ve bu çalışmanın arşivcilik tarihindeki yerini anlatıyoruz.
Kaynaklar
Belge: Osmanlı Arşivi Rehberi (2017) — T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları no. 147, İstanbul 2017.
Bir köye ait mufassal tahrir defteri kaydı
Bir köye ait mufassal tahrir defteri kaydıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Gimenez. Dosya sayfası

Kâmil Kepecioğlu kimdi?

Kâmil Kepecioğlu, 1878'de Girit'in Hanya şehrinde doğdu. Çocukluğunun yaklaşık on yılını, 1882 ile 1892 arasında, Gebze'de geçirdi ve ilk öğrenimini burada tamamladı. Askerî okullarda eğitim gördü ve 1902'de mülâzım-ı evvel, yani üsteğmen rütbesiyle orduya katıldı.

Askerlik hayatı boyunca yüzbaşı, kıdemli yüzbaşı ve binbaşı rütbelerine yükseldi. Olağan görevlerinin yanı sıra istihbarat çalışmalarında da görev aldı. Millî Mücadele yıllarında cephelerden faydalı raporlar gönderdi ve bu hizmetleri nedeniyle İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. 1 Ekim 1930'da emekliye ayrıldı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Kâmil Kepecioğlu'nun doğum yeri ve yılı kaynaklarda farklı verilir. Bazı kaynaklar onun Hanya'da doğduğunu, bazıları ise Gebze'de doğduğunu bildirir. Doğum yılı da bazı yayınlarda 1872, çoğu yayında ise 1878 olarak geçer. Ali Birinci'nin biyografik çalışması, 1878 tarihini ve Hanya'yı esas alır.

Arşivle tanışma

Emekli olduktan sonra Kepecioğlu, tarih araştırmalarına yöneldi. O yıllarda İstanbul'daki Osmanlı arşivleri, büyük ölçüde düzensiz bir durumdaydı. Hazine-i Evrak adı verilen depolarda yüz binlerce belge ve on binlerce defter, sınıflandırılmadan bekliyordu. Bu belgeleri düzenlemek için çeşitli tasnif heyetleri kurulmuştu.

Tasnif çalışmalarının önemli isimlerinden biri, Muallim Cevdet olarak tanınan Muallim Cevdet İnançalp idi. Muallim Cevdet, Kepecioğlu'nu tasnif heyetine katılmaya davet etti. Kepecioğlu bu teklifi kabul etti ve heyette önce üye, daha sonra başkan yardımcısı ve şef olarak çalıştı.
Selanik'teki Yanak Manastırı'na ait 1876 tarihli bir defter sayfası
Selanik'teki Yanak Manastırı'na ait 1876 tarihli bir defter sayfasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ottoman authorities in Thessaloniki. Dosya sayfası

Sekiz ayda binlerce defter

Kepecioğlu'nun arşivdeki çalışması, beş yıl bir ay sürdü. Bu süre içinde gerçekleştirdiği en büyük iş, defterlerin tasnifiydi. Biyografisini yazan tarihçi Ali Birinci, Kepecioğlu'nun sekiz ay gibi kısa bir sürede on sekiz bin defteri tasnif ettiğini bildirir.

Kepecioğlu'nun tasnif anlayışı, dönemin bazı uygulamalarından farklıydı. O, evrak kümelerini bozmadan ve dağıtmadan, onları çıktıkları dairede, yani hangi devlet dairesine aitse o dairenin altında bırakarak sınıflandırmayı savundu. Bu yaklaşım, bugün arşivcilikte menşe ilkesi olarak bilinen anlayışa yakındır. Menşe ilkesine göre belgeler, onları üreten kurumun düzenine göre korunmalıdır; çünkü belgelerin anlamı, büyük ölçüde onların hangi kurumun hangi işlemi sırasında üretildiğine bağlıdır.
Ek bilgi
Osmanlı arşivlerinin tasnifinde yirminci yüzyılın başlarında farklı yöntemler uygulandı. Bazı tasnif heyetleri belgeleri konularına göre sınıflandırırken, bazıları onları üreten dairelere göre düzenlemeyi tercih etti. Konuya göre yapılan tasnifler, belgelerin özgün bağlamından koparılmasına yol açtığı için sonradan eleştirildi. Kepecioğlu'nun daireye göre tasnifi savunması, bu tartışmada önemli bir tutumdu.

Tasnifin içeriği

Kâmil Kepeci tasnifi, bugün Osmanlı Arşivi'nde ayrı bir defter grubu olarak yer alır. Bu gruptaki defterler, yaklaşık 1468 ile 1878 arasını kapsar ve yedi bin beş yüz civarında defterden oluşur. Tasnif, arşivin 986 numaralı kataloğunda tanıtılmıştır.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Kepecioğlu'nun sekiz ayda on sekiz bin defter tasnif ettiği bilgisi ile bugün onun adını taşıyan grubun yedi bin beş yüz civarında defterden oluşması arasındaki fark, ilk bakışta çelişkili görünebilir. Bu fark, Kepecioğlu'nun elden geçirdiği defterlerin bir kısmının sonradan başka katalog gruplarına dağıtılmasından ve sayım yöntemlerinin farklı olmasından kaynaklanabilir. Kesin sayılar için arşivin güncel katalogları esas alınmalıdır.
Tasnifteki defterler, Divan-ı Hümayun, Bab-ı Ali ve Defterhane gibi merkez kurumlarına aittir. Bu defterler arasında Beylikçi, Tahvil, Rüus ve Âmedi kalemlerine ait defterler, ahkâm defterleri, teşrifat defterleri, vergi, maliye, nüfus ve saray kayıtları bulunur. Sadaret, teşrifat, vergi, maliye, nüfus, zaptiye ve saray gibi konularda çalışan araştırmacılar için bu defterler önemli bir kaynaktır.

Rüus ve tahvil defterleri

Tasnifin önemli bölümlerinden biri, Rüus Kalemi'ne ait defterlerdir. Rüus defterleri, devlet görevlerine ve vakıf hizmetlerine yapılan atamaların kayıtlarını içerir. Bir caminin imamı, bir medresenin müderrisi ya da bir vakfın mütevellisi atandığında, bu atama Rüus defterlerine kaydedilirdi. Tahvil Kalemi defterleri ise sancakbeyi, kadı ve benzeri üst düzey görevlilerin atamalarını içerir.

Bu defterler, Osmanlı yönetim tarihini ve görevlilerin kariyerlerini incelemek için eşsiz bir kaynaktır. Bir kadının hangi şehirlerde görev yaptığını ya da bir vakfın yıllar içinde kimler tarafından yönetildiğini bu defterlerden izlemek mümkündür.

Tarihçi Kepecioğlu

Kâmil Kepecioğlu, arşivcilik çalışmalarının yanı sıra bir tarihçi olarak da eserler verdi. Özellikle Bursa tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla tanındı. 1935'te yayımlanan Bursa Hanları ve Bursa Hamamları adlı çalışmaları, şehrin tarihî yapılarını belgelere dayanarak tanıtan ilk eserler arasında yer aldı. Ayrıca Bursa'nın şahsiyetleri ve yapıları hakkında topladığı bilgileri içeren geniş bir derleme hazırladı. Hayatının son yılında Tarih Lügatı adlı eseri yayımlandı.

Kepecioğlu, 5 Ekim 1952'de İstanbul'da öldü.
Aynı defterin başka bir sayfası
Aynı defterin başka bir sayfasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ottoman authorities in Thessaloniki. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1878: Kâmil Kepecioğlu'nun Hanya'da doğumu
1882–1892: Çocukluk yıllarının Gebze'de geçmesi
1902: Üsteğmen rütbesiyle orduya katılması
1 Ekim 1930: Emekliye ayrılması
1930'lar: Tasnif heyetindeki çalışmaları
1935: Bursa Hanları ve Bursa Hamamları
1952: Tarih Lügatı'nın yayımlanması
5 Ekim 1952: İstanbul'da ölümü

Bir subayın arşive bıraktığı düzen

Kâmil Kepeci tasnifi, Türk arşivciliğinin erken döneminde yapılan önemli çalışmalardan biridir. Bir emekli subayın, kısa bir sürede binlerce defteri elden geçirip sınıflandırması, hem büyük bir emeği hem de arşivciliğe dair sağlam bir anlayışı yansıtır. Kepecioğlu'nun evrakı çıktığı daireye göre tasnif etme tutumu, belgelerin özgün bağlamını koruma çabasının erken bir örneğidir.

Bu tasnif, bugün de araştırmacıların sık başvurduğu bir kaynak grubudur. Tasnifte yer alan defterler, Osmanlı devlet yönetiminin işleyişini, görevlilerin atanmasını ve devletin mali düzenini anlamak için vazgeçilmezdir. Tasnifin adının bir kişiye bağlı olarak anılması da, arşivlerin oluşumunda bireysel emeğin ne kadar belirleyici olabileceğini gösterir.

Kepecioğlu'nun hikâyesi, arşivlerin kendiliğinden düzenli hâle gelmediğini de hatırlatır. Bugün bir araştırmacının bir defteri katalogdan bulup okuyabilmesi, onu yıllar önce tozlu depolardan çıkarıp sınıflandıran insanların emeğine dayanır. Kâmil Kepeci tasnifi, bu görünmez emeğin adı konmuş nadir örneklerinden biridir. Her katalog numarası, arkasında saatlerce süren bir okuma ve düzenleme çalışmasını saklar. Bir subayın disiplini ile bir tarihçinin merakı, bu düzenin iki ayrı kaynağı olmuştur.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap