İçeriğe geç
Giriş yap
0

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı: Dömeke zaferi ve Girit'in elden çıkışı

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, Osmanlı Devleti'nin son yüzyılında kazandığı birkaç açık askerî zaferden biridir. Yaklaşık otuz gün süren savaşta Osmanlı ordusu Teselya ovasına girdi, Yenişehir'i (Larissa) aldı ve Dömeke (Domokos) önlerinde Yunan ordusunu yendi. Ancak savaşın ardından imzalanan barış, bu zaferin sahada kalan sonuçlarını çok sınırladı ve kısa süre sonra Girit fiilen Osmanlı yönetiminden çıktı. Bu yazıda savaşın nedenlerini, cephelerdeki gelişmeleri, büyük güçlerin rolünü ve barışın bıraktığı mirası anlatıyoruz.
Kaynaklar
Belge: GİRİT — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Cemal Tukin. Tarih: 1996.
1897 savaşında Velestin çarpışmasını gösteren dönem resmi
1897 savaşında Velestin çarpışmasını gösteren dönem resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Karl Haupt. Dosya sayfası

Girit sorunu ve savaşa giden yol

Savaşın kökünde Girit vardı. Adada Hristiyan nüfus, on dokuzuncu yüzyıl boyunca birçok kez ayaklanmış ve Yunanistan'a katılmayı istemişti. 1866–1869 ayaklanmasından sonra çıkarılan düzenlemeler ve 1878 Halepa Sözleşmesi, adaya geniş bir özerklik tanımıştı; fakat bu düzen kalıcı bir huzur getirmedi. 1896'da yeniden çatışmalar başladı ve Müslüman ile Hristiyan halk arasında karşılıklı saldırılar yaşandı.

Şubat 1897'de Yunanistan, Albay Timoleon Vassos komutasında bir kuvveti Girit'e çıkardı ve adanın Yunanistan adına yönetileceğini ilan etti. Büyük güçler, yani İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Avusturya-Macaristan ve Almanya, adaya kendi donanmalarını gönderdi ve uluslararası bir denetim kurdu. Bu sırada Yunanistan'da milliyetçi bir cemiyet olan Ethniki Etaireia, Teselya ve Makedonya sınırında düzensiz birlikler örgütleyerek sınırı geçmeye başladı.
Ek bilgi
Ethniki Etaireia (Ulusal Cemiyet), Yunan ordusundaki subayların da üye olduğu gizli bir örgüttü. Örgüt, hükümet üzerinde güçlü bir baskı kurdu ve Osmanlı topraklarına yönelik çete baskınlarını destekledi. Savaşın patlamasında bu örgütün kışkırtıcı rolü, dönemin gözlemcilerince de vurgulanmıştır.
Sınırdaki çatışmalar artınca Osmanlı hükümeti, 17 Nisan 1897'de Yunanistan'a savaş ilan etti. Batı takvimiyle verilen tarihler kaynaklarda bir gün farkla anılabilir. Savaş, kısa sürede iki cephede birden yürüdü: Teselya cephesi ve Epir'deki Arta-Yanya cephesi.

İki ordu

Osmanlı kuvvetlerinin başında Müşir Ethem Paşa bulunuyordu. Ordu, Sultan II. Abdülhamid döneminde başlayan ıslahatlarla yeniden düzenlenmişti. Alman subayı Colmar von der Goltz'un 1880'lerden itibaren yürüttüğü eğitim çalışmaları, kurmay yetiştirme ve seferberlik düzenini etkilemişti. Demiryolu ve telgraf da birliklerin sınıra taşınmasında kullanıldı.

Yunan ordusunun başında ise Veliaht Prens Konstantinos vardı. Yunan ordusu, sayıca ve donanım bakımından Osmanlı ordusunun gerisindeydi. Subay kadrosunun bir kısmı deneyimliydi; ancak seferberlik hızlı ve dağınık yapılmıştı. Halkın büyük coşkusuna rağmen ordu, uzun bir savaşa hazır değildi.

Teselya cephesi: Melona'dan Yenişehir'e

Osmanlı ordusu, savaşın ilk günlerinde Melona (Milouna) geçidini zorladı ve Teselya ovasına indi. Yunan kuvvetleri, ilk direnişin ardından geri çekilmeye başladı. 23–24 Nisan gecesi Yunan ordusu Yenişehir'i (Larissa) karışıklık içinde boşalttı. Panikle yapılan bu çekilme, Atina'da büyük bir hayal kırıklığına ve hükümet karşıtı gösterilere yol açtı.

Ethem Paşa, ilerlemeyi temkinli biçimde sürdürdü. Bu temkin, daha sonra bazı çevrelerce eleştirildi; çünkü hızlı bir takip Yunan ordusunu daha erken dağıtabilirdi. Öte yandan Osmanlı karargâhı, ikmal hatlarının uzamasından ve büyük güçlerin olası müdahalesinden çekiniyordu.
Yunan ordusunun Yenişehir'den çekilişini gösteren 1897 tarihli Fransız baskısı
Yunan ordusunun Yenişehir'den çekilişini gösteren 1897 tarihli Fransız baskısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Anonymous, published by Chocolaterie d'Aiguebelle. Dosya sayfası

Savaşın basındaki yankısı

Savaş, Avrupa basınında geniş yer buldu. Fransız, İtalyan ve İngiliz gazeteleri cepheye muhabir gönderdi ve resimli dergiler çarpışmaları gravürlerle okurlarına aktardı. Avrupa kamuoyunun önemli bir kısmı Yunanistan'a sempatiyle bakıyordu; bu yüzden Osmanlı ordusunun hızlı ilerleyişi birçok gözlemciyi şaşırttı.

Velestin ve Dömeke

Yunan kuvvetlerinin en başarılı direnişi, Velestin (Velestino) önlerinde oldu. Albay Konstantinos Smolenskis komutasındaki birlikler, Nisan sonu ve Mayıs başında Osmanlı saldırılarını bir süre durdurdu. Ancak Teselya'nın geri kalanında Yunan ordusu çekilmeyi sürdürünce Velestin'deki birlikler de geri alındı.

Savaşın kesin çarpışması 17 Mayıs 1897'de Dömeke'de yapıldı. Yunan ordusu tepelerde savunma mevzileri kurmuştu. Osmanlı birlikleri cepheden ve kanatlardan saldırdı; akşama doğru Yunan kuvvetleri mevzilerini bırakarak güneye, Furka geçidine doğru çekildi. Bu yenilgiden sonra Yunanistan'ın savaşı sürdürecek gücü kalmadı ve Osmanlı ordusunun Lamia'ya doğru ilerlemesinin önü açıldı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Dömeke'deki asker sayıları ve kayıplar, Türk ve Yunan kaynaklarında farklı verilir. Osmanlı tarafının savaşa toplam olarak yüz binin üzerinde asker sevk ettiği, Yunan ordusunun ise bunun yarısı civarında olduğu yaygın bir tahmindir. Ancak cepheye fiilen giren birliklerin sayısı daha azdır; rakamların tamamı kesin değildir.

Epir cephesi

Batıda, Arta ile Yanya arasındaki cephede Yunan kuvvetleri savaşın başında saldırıya geçti ve sınırı aşarak bazı mevzileri aldı. Ancak Osmanlı birlikleri bu ilerlemeyi durdurdu ve Yunan kuvvetleri yeniden Arta'ya çekildi. Bugün Arta'da bu çarpışmaların anısına dikilmiş bir anıt bulunur.

Ateşkes ve büyük güçler

Dömeke'den sonra Yunanistan, büyük güçlerden arabuluculuk istedi. Rus Çarı II. Nikolay'ın da devreye girmesiyle 20 Mayıs 1897'de ateşkes sağlandı. Büyük güçler, Osmanlı ordusunun Teselya'yı elinde tutmasına izin vermedi. Bu tutum, Balkanlarda sınırların büyük güçlerin onayı olmadan değiştirilemeyeceğini bir kez daha gösterdi.

4 Aralık 1897'de İstanbul'da imzalanan barış antlaşması ile Teselya Yunanistan'a geri bırakıldı; sınırda Osmanlı lehine küçük düzeltmeler yapıldı. Yunanistan, dört milyon Osmanlı lirası savaş tazminatı ödemeyi kabul etti. Bu ödemenin güvence altına alınması için Yunan maliyesi üzerinde uluslararası bir denetim komisyonu kuruldu.

Girit'in ayrılışı

Savaşın en ağır sonucu Girit'te ortaya çıktı. Büyük güçler, adaya özerk bir yönetim kurdu ve 1898 sonunda Yunan Prensi Georgios'u adaya yüksek komiser olarak atadı. Osmanlı askerleri adadan çekildi. Girit, kâğıt üzerinde Osmanlı egemenliğinde kaldı; fakat fiilen Yunanistan'a bağlanma yoluna girdi. Ada, Balkan Savaşları sonrasında 1913'te resmen Yunanistan'a katıldı.
Ek bilgi
Savaşın ardından Osmanlı Devleti, Yunan Harbi Madalyası adıyla bir savaş madalyası bastırdı. Zafer, İstanbul basınında ve şiirlerde coşkuyla kutlandı. II. Abdülhamid'in iç ve dış prestiji bu savaşla bir süre yükseldi.
1897 Osmanlı-Yunan Savaşı için basılan Osmanlı madalyası
1897 Osmanlı-Yunan Savaşı için basılan Osmanlı madalyasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Catlemur. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1896: Girit'te yeni çatışmalar
Şubat 1897: Vassos kuvvetinin Girit'e çıkması
17 Nisan 1897: Osmanlı'nın Yunanistan'a savaş ilanı
23–24 Nisan 1897: Yunan ordusunun Yenişehir'i boşaltması
17 Mayıs 1897: Dömeke Muharebesi
20 Mayıs 1897: Ateşkes
4 Aralık 1897: İstanbul Barış Antlaşması
1898: Girit'e Prens Georgios'un atanması

Kazanılan savaş, kaybedilen ada

1897 savaşı, askerî başarı ile diplomatik sonuç arasındaki farkın en açık örneklerinden biridir. Osmanlı ordusu, yeni eğitim ve ulaşım imkânları sayesinde hızlı bir seferberlik yaptı ve sahada açık bir üstünlük kurdu. Bu, ordunun on dokuzuncu yüzyılın sonunda hâlâ etkili bir güç olduğunu gösteriyordu.

Ancak savaşın sonucu cephede değil, büyük güçlerin masasında belirlendi. Teselya geri verildi, kazanılan toprak küçük sınır düzeltmeleriyle sınırlı kaldı ve savaşın asıl nedeni olan Girit, birkaç yıl içinde fiilen elden çıktı. Tazminat ve Yunan maliyesine kurulan uluslararası denetim, Osmanlı açısından küçük bir teselli oldu.

Bu tablo, Osmanlı Devleti'nin son döneminde sıkça tekrar edecek bir durumu haber veriyordu: Askerî zafer, büyük güçlerin çıkarlarıyla çatıştığında kalıcı bir kazanca dönüşmüyordu. Dömeke'nin tepelerinde kazanılan başarı, Girit'in kıyılarında kaybedilen egemenliği geri getiremedi. Bu yüzden 1897, hem son bir zaferin gururunu hem de diplomasinin sınırlarını birlikte taşıyan bir yıl olarak hatırlanmalıdır. Savaştan on beş yıl sonra Balkan Savaşları'nda yaşanan ağır yenilgi, bu gururun ne kadar kırılgan olduğunu da acı biçimde ortaya koyacaktı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap