İçeriğe geç
Giriş yap
0

Hâmit Zübeyr Koşay (1897-1984): Başkurt kökenli etnograf ve Alacahöyük kazısının arkeoloğu

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Ufa'dan Ankara'ya

Hâmit Zübeyr Koşay, Türkiye'de etnografya, halkbilim ve arkeoloji çalışmalarının bilimsel yöntemlerini kuran isimlerden biridir. Başkurt kökenli bir bilim insanı olarak Rusya'dan İstanbul'a, oradan Budapeşte ve Berlin'e uzanan bir öğrenim yolu izledi; 1925'te Türkiye'ye dönerek Maarif Vekâleti'nde göreve başladı. Türk Tarih Kurumu'nun kurucu üyeleri arasında yer aldı ve Atatürk döneminin en önemli kazılarından Alacahöyük kazısını yürüttü.

Koşay, 1897'de Ufa Guberniyası'nda, Saraylı-Min köyünde doğdu. Babası dönemin bilginlerinden Ubeydullah Efendi, annesi Nurizade Hanım'dır. Ünlü âlim Rızaeddin Fahreddin ailenin yakını ve eniştesiydi. Onun desteğiyle 1909-1910'da öğrenim için Osmanlı ülkesine gönderildi.
Alacahöyük'te Sfenksli Kapı girişi
Alacahöyük'te Sfenksli Kapı girişiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Ingeborg Simon. Dosya sayfası

Selanik, İstanbul ve Budapeşte

Selanik'te Merkez Rüştiyesi'ni 1911'de bitirdi. Balkan Savaşı başlayınca İstanbul'a geçti. 1916'da İstanbul Darülmuallimîn'den mezun oldu, 1917'de Kadıköy'de öğretmen olarak çalıştı. Bu sırada Darülfünun'da etnografya ve Macarca dersleri aldı.

Ardından Macaristan'a giderek pedagoji öğrenimi gördü. Türkolog Gyula Németh'in desteğiyle Budapeşte'deki Eötvös Kollégium'a kabul edildi, aynı üniversitenin Felsefe Fakültesi'nde Türkoloji ve dil bilimi okuyarak 1923'te doktor unvanını aldı. 1924'te Almanya'ya geçerek Berlin Üniversitesi'nde Türkolog Willi Bang-Kaup'un derslerini izledi; Devlet Kütüphanesi'nde ve müzelerde incelemeler yaptı.
Ek bilgi
Budapeşte, 20. yüzyılın başında Türkoloji çalışmalarının Avrupa'daki merkezlerinden biriydi. Macar bilim insanlarının Türk dilleri ve halk kültürüne ilgisi, pek çok Türk öğrencinin bu şehirde yetişmesine yol açtı.

Cumhuriyet'in kültür kurumlarında

1925'te Türkiye'ye dönen Koşay, Maarif Vekâleti'nde göreve başladı. Kütüphaneler müfettişliğinden sonra Hars (Kültür), Âsâr-ı Atîka (Eski Eserler) ve Kütüphaneler Dairesi'nin müdürü oldu. Daha sonra Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nü yürüttü ve iki kez Ankara Etnografya Müzesi'nin müdürlüğüne getirildi.

Ankara Etnografya Müzesi, Atatürk döneminde Türk halk kültürünü belgelemek amacıyla kurulmuş ve 1930'da ziyarete açılmıştı. Koşay'ın müzedeki görevleri, Anadolu'nun dokuma, giyim, süsleme ve gündelik eşya kültürünü bilimsel bir sistemle toplama çabasının merkezinde yer almasını sağladı.
Ankara Etnografya Müzesi, 2019
Ankara Etnografya Müzesi, 2019Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Gargarapalvin. Dosya sayfası

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu

Koşay, 23 Nisan 1930'da kurulan Türk Tarih Tetkik Cemiyeti'nin, yani bugünkü Türk Tarih Kurumu'nun kurucu üyeleri arasındaydı. 1932'de kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurucu heyetinde de yer aldı. Böylece Atatürk'ün başlattığı iki büyük bilim kurumunun da kuruluşunda bulunan sayılı isimlerden biri oldu.

Bilimsel itibarı yurt dışında da tanındı. 1932'de Alman Arkeoloji Enstitüsü'ne üye seçildi; Prag Doğu Enstitüsü, İsveç Kraliyet Akademisi'nin tarih ve eski eserler bölümü ve Fin Arkeoloji Derneği'nin muhabir üyesi oldu. 1957-1965 arasında Uluslararası Müzeler Konseyi'nin (ICOM) Türkiye başkanlığını yürüttü.

Kumtepe ve Alacahöyük kazıları

Koşay'ın arkeolojideki adı, Türk Tarih Kurumu adına yürütülen kazılarla anılır. 1934'te Kumtepe kazısını yaptı. 1935'te ise Çorum'daki Alacahöyük'te kazılar başladı. Türk bilim insanlarının yönettiği ilk büyük ulusal kazılardan biri olan Alacahöyük çalışmalarında Koşay, 1936 çalışmalarının ve keşiflerinin ilk raporunu yayımladı; rapor sonradan İngilizce (1938) ve Almanca (1944) olarak da basıldı.

Alacahöyük'te ortaya çıkarılan Tunç Çağı kral mezarları, altın kaplar, güneş kursları ve geyik heykelcikleri, Anadolu'nun en eski uygarlıklarına ilişkin bilgileri genişletti. Bu buluntular bugün Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin en dikkat çekici eserleri arasındadır.
Tarih notu
1935'te başlayan Alacahöyük kazıları, Türk Tarih Kurumu'nun Atatürk döneminde başlattığı kazı programının parçasıydı. Kazı alanındaki Hitit dönemine ait Sfenksli Kapı, bugün de ziyaretçileri karşılar.

Edebiyatçı ve halkbilimci

Koşay yalnızca kazı raporları yazmadı. 1929'da "Dokuz Ötkünç" adlı öykü kitabını, 1947'de "Yuvak Taşı" adlı romanını yayımladı. 1949'da Ardanuçlu Âşık Efkârî üzerine "Susmuş Saz" incelemesini kaleme aldı. 1973'te Şerafettin Işık takma adıyla yayımladığı "Cıncık", Keban Barajı kurtarma kazılarından esinlenen ve Neolitik çağdan kalma bir çanak çömlek parçasının hikâyesini anlatan bir eserdir; 1975'te İngilizceye çevrildi.
Alacahöyük Müzesi
Alacahöyük MüzesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Acar54. Dosya sayfası

Emekliliği 1 Aralık 1969'da geldi; son yıllarında Etnografya Müzesi müdür yardımcılığı ve Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü müşavirliği yaptı. 2 Ekim 1984'te Ankara'da kalp krizi sonucu öldü ve Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi.

Koşay'ın çizdiği yolun anlamı

Hâmit Zübeyr Koşay'ın hayatı, Atatürk döneminin kültür politikalarının hangi insan kaynağıyla kurulduğunu anlamak için iyi bir örnektir. Rusya'daki Türk topluluklarından gelen, Avrupa'nın Türkoloji merkezlerinde yetişen ve Cumhuriyet'e bilgisini taşıyan bir kuşak, yeni devletin müze, kütüphane ve kazı kurumlarının omurgasını oluşturdu.

Koşay'ın çalışmalarındaki asıl katkı, halk kültürünü ve arkeolojiyi aynı bilimsel disiplinle ele almasıdır. Bir yanda Anadolu köylerindeki el sanatlarını ve âşık geleneğini kayda geçirirken, öbür yanda binlerce yıllık höyüklerde kazı yürütmüştür. Bu ikili ilgi, Anadolu'nun geçmişini bütün katmanlarıyla birlikte görme çabasının da ifadesidir.

Alacahöyük buluntularının bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmesi ve Alacahöyük'ün sembollerinin Ankara'nın görsel kimliğine girmesi, Koşay kuşağının emeğinin kalıcı izleri arasındadır. Kurucu üyesi olduğu kurumların hâlâ çalışıyor olması da bu emeğin canlı tanıklığıdır.
Dikkat: yanlış bilinen
Adı kaynaklarda "Hâmit Zübeyr Koşay" ve "Hamit Zübeyir Koşay" biçimlerinde geçer. Başkurtça ve Tatarca kaynaklarda Abdulhamit Zübeyir Kuşay olarak anılır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap