Kırk yıllık bir ayrılık
Artvin ve Ardahan, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın, halk arasındaki adıyla 93 Harbi'nin ardından Osmanlı Devleti'nden koparılmıştı. 1878 Berlin Antlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum Rusya'ya bırakıldı. Artvin de Batum ile birlikte Rus yönetimine geçti. Bu üç sancak, Osmanlı kamuoyunda "Elviye-i Selâse", yani üç sancak adıyla anılır oldu ve kırk yıl boyunca kaybedilmiş topraklar olarak hatırlandı.Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya'da patlak veren ihtilal, bu tabloyu değiştirdi. 3 Mart 1918'de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya, Kars, Ardahan ve Batum'dan çekilmeyi kabul etti; bu sancakların geleceğinin halkoylamasıyla belirlenmesi öngörüldü. 1918 yazında yapılan halkoylamasında sancakların Osmanlı Devleti'ne katılma kararı ilan edildi. Ancak bu sevinç kısa sürdü.

Tarih notu
Kronoloji: 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşması; 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşması; Temmuz 1918 Elviye-i Selâse halkoylaması; 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi; 1919 Osmanlı birliklerinin 1914 sınırına çekilmesi; 30 Ekim 1920 Kars'ın geri alınması; 23 Şubat 1921 Ardahan'a giriş; 7 Mart 1921 Artvin'e giriş; 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması; 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması.
1918: kısa süren kavuşma
Brest-Litovsk Antlaşması'nın ardından Osmanlı birlikleri 1918 baharında Batum, Ardahan ve Kars'a girdi. 4 Haziran 1918'de Batum'da Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan ile ayrı ayrı antlaşmalar imzalandı ve yeni sınırlar belirlendi. Temmuz 1918'deki halkoylamasının ardından üç sancak resmen Osmanlı topraklarına katıldı. Ancak dört ay sonra imzalanan Mondros Mütarekesi bu kazanımları ortadan kaldırdı. Bölge halkı için bu kısa kavuşma, sonraki yıllarda yaşanacak mücadelenin hafızasını oluşturdu.Mondros'un ardından yeniden çekiliş
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi, Osmanlı ordusunun Kafkasya'dan çekilmesini öngörüyordu. Mütarekenin hükümleri gereğince Osmanlı birlikleri 1919'un başlarında savaş öncesi sınıra çekildi. Elviye-i Selâse'de bir boşluk doğdu. Kars'ta yerel halkın kurduğu bir hükümet kısa bir süre yaşadı, ancak İngiliz kuvvetleri tarafından dağıtıldı ve Kars Ermenistan yönetimine bırakıldı. Ardahan ve Artvin ise Gürcistan yönetimine geçti. Batum'da bir süre İngiliz askerleri bulundu.Bölge halkının büyük çoğunluğu bu gelişmelerden memnun değildi. Ardahan ve Artvin'de yaşayanlar, Osmanlı Devleti ile bağlarını sürdürmek istiyordu. Bu bölgelerde yerel direniş grupları oluştu. Erzurum Kongresi'nin aldığı kararlarda da doğu sınırının korunması ve bu topraklar üzerindeki haklar vurgulandı.
Doğu Cephesi'nin ilk zaferleri
Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra doğu sınırı meselesi öncelikli konular arasına girdi. Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki kuvvetler, 1920 sonbaharında harekete geçti. 28 Eylül 1920'de Sarıkamış, 30 Ekim 1920'de Kars alındı. Gümrü üzerine yapılan ilerleyişin ardından 2–3 Aralık 1920'de imzalanan Gümrü Antlaşması ile Kars bölgesi Türk yönetimine bağlandı. Bu antlaşma, TBMM hükümetinin bir devletle imzaladığı ilk antlaşmaydı.Ancak Ardahan ve Artvin hâlâ Gürcistan yönetimindeydi. Bu bölgelerin geleceği, Kafkasya'da hızla değişen dengelere bağlıydı. 1921 başında Sovyet Kızıl Ordusu Gürcistan'a girdi ve Gürcü hükümeti zor durumda kaldı. Bu gelişme, Ankara için Ardahan ve Artvin meselesini çözme fırsatı yarattı.

Ek bilgi
Ardahan Kalesi, Kura Nehri'nin kıyısında yükselir. Kale, 16. yüzyılda Osmanlı döneminde yeniden inşa edilmiştir ve şehrin tarihî simgesidir. Ardahan'ın düşman yönetiminden kurtuluşu, her yıl 23 Şubat'ta törenlerle kutlanır.
23 Şubat 1921: Ardahan
Şubat 1921'de Ankara hükümeti, Gürcistan hükümetine Ardahan ve Artvin'in boşaltılmasını isteyen bir nota verdi. Kızıl Ordu'nun ilerleyişi karşısında güç durumda kalan Gürcü hükümeti, bu bölgelerin Türk yönetimine bırakılmasını kabul etti. 23 Şubat 1921'de Türk birlikleri Ardahan'a girdi. Ardahan halkı, Mondros'un ardından geçen iki yılın sonunda yeniden kendi devletinin yönetimine kavuşmanın sevincini yaşadı.Ardahan'a giriş, doğrudan büyük bir muharebe olmadan gerçekleşti. Bu, Doğu Cephesi'nin askerî gücünün ve 1920 sonbaharında kazanılan zaferlerin yarattığı caydırıcılığın bir sonucuydu. Aynı zamanda Ankara hükümetinin Kafkasya'daki gelişmeleri dikkatle izleyerek doğru zamanda harekete geçme yeteneğini gösteriyordu.
7 Mart 1921: Artvin
Ardahan'ın ardından sıra Artvin'e geldi. Çoruh vadisinin sarp dağları arasındaki Artvin'e Türk birlikleri 7 Mart 1921'de girdi. Bu tarih, Artvin'in düşman yönetiminden kurtuluş günü olarak her yıl kutlanır. Artvin'in dönüşüyle birlikte, 1878'de kaybedilen Elviye-i Selâse'den Kars, Ardahan ve Artvin Türk yönetimine dönmüş oldu.Türk birlikleri Artvin'den sonra Batum'a da ilerledi ve Mart ayının ortalarında şehre girdi. Ancak Batum'un geleceği, Moskova'da sürmekte olan görüşmelere bağlıydı. Batum'da bir süre karışık bir durum yaşandı; Türk birlikleri, Gürcü kuvvetleri ve Kızıl Ordu aynı bölgede bulunuyordu.

Doğrusu
Batum'a girilmesine rağmen şehir Türk yönetiminde kalmadı. 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması ile Batum, Gürcistan'a bırakıldı; buna karşılık şehirdeki Müslüman halka geniş bir yerel özerklik tanınması ve Türkiye'nin Batum limanından serbestçe yararlanması öngörüldü.
Çoruh ve Kura vadilerinin coğrafyası
Artvin ve Ardahan, birbirine komşu olmalarına rağmen birbirinden çok farklı iki coğrafyada yer alır. Artvin, Çoruh Nehri'nin derin vadisi boyunca uzanan, sarp yamaçlara kurulmuş bir dağ şehridir. Karadeniz'e yakınlığı nedeniyle bol yağış alır ve ormanlarla kaplıdır. Ardahan ise Kura Nehri'nin geçtiği yüksek bir platoda yer alır; kışları uzun ve sert, yazları kısa ve serindir. Bu iki bölge, Kafkasya ile Anadolu arasındaki geçiş yollarının üzerinde bulunduğu için yüzyıllar boyunca stratejik önem taşıdı. Ardahan'dan geçen yollar Kars ve Tiflis'e, Artvin'den geçen yollar ise Batum ve Karadeniz kıyısına uzanıyordu. Bu nedenle bölgeye hâkim olan güç, hem Kafkasya'ya hem de Doğu Anadolu'ya açılan kapıları elinde tutmuş oluyordu.Moskova ve Kars antlaşmaları
16 Mart 1921'de TBMM hükümeti ile Sovyet Rusya arasında Moskova Antlaşması imzalandı. Antlaşma, Kars, Ardahan ve Artvin'in Türkiye'de kalmasını kabul ediyor, Batum'u ise Gürcistan'a bırakıyordu. Bu antlaşma, Ankara hükümetinin büyük bir devletle imzaladığı ilk kapsamlı antlaşmaydı ve doğu sınırının ana hatlarını belirliyordu.13 Ekim 1921'de Kars'ta imzalanan antlaşma ile bu sınır kesinleşti. Kars Antlaşması'nı TBMM hükümeti ile Sovyet Ermenistan, Sovyet Azerbaycan ve Sovyet Gürcistan imzaladı; Sovyet Rusya da toplantıya katıldı. Antlaşma, Moskova Antlaşması'nın hükümlerini Kafkas cumhuriyetleri açısından da onayladı. Böylece Türkiye'nin kuzeydoğu sınırı, bugünkü biçimine büyük ölçüde kavuştu.
Mondros'tan iki yıl sonra gelen dönüş: doğu sınırının sessiz zaferi
Ardahan ve Artvin'in Türk yönetimine dönüşü, Kurtuluş Savaşı'nın en az kanla kazanılmış başarılarından biridir. Batı Cephesi'nde İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz gibi büyük muharebeler yaşanırken, doğuda Kâzım Karabekir Paşa'nın kuvvetleri 1920 sonbaharındaki zaferlerin ardından diplomasi ve doğru zamanlamayla iki şehri daha geri aldı. Bu başarı, Kafkasya'daki dengelerin hızla değiştiği bir dönemde, askerî güç ile siyasi zekânın bir arada kullanılmasının örneğiydi.Doğu sınırının 1921'de güvence altına alınması, Ankara hükümetinin bütün gücünü Batı Cephesi'ne yöneltmesine imkân verdi. Doğu Cephesi'nden bazı birlikler batıya kaydırıldı. Sovyet Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması, Ankara'ya silah ve para yardımının da yolunu açtı. Böylece Ardahan ve Artvin'in dönüşü, yalnızca iki şehrin kurtuluşu değil, Sakarya ve Büyük Taarruz'a giden yolun önemli bir halkası oldu.
Bu sürecin bir bedeli de vardı: Batum, 1921 Mart'ında kısa bir süre Türk birliklerini görmüş, ancak Türkiye'de kalamamıştı. Moskova'daki görüşmelerde Ankara heyeti, doğu sınırının kalıcı biçimde güvence altına alınması karşılığında Batum'dan vazgeçmek zorunda kaldı. Bugün Ardahan'da 23 Şubat, Artvin'de 7 Mart, bu dönüşün sevinciyle kutlanmaya devam ediyor.