İçeriğe geç
Giriş yap
0

John G. Bennett: işgal İstanbul'unda Türkçe konuşan genç İngiliz istihbarat subayı

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Yirmi bir yaşında bir yüzbaşı

John Godolphin Bennett, 8 Haziran 1897'de Londra'da doğdu. King's College School'da, Woolwich Kraliyet Askerî Akademisi'nde ve Chatham'daki askerî mühendislik okulunda eğitim gördü. Birinci Dünya Savaşı'nın son aylarında Londra'daki Doğu Dilleri Okulu'nda yoğun bir Türkçe kursuna katıldı. Savaşın sona ermesinin ardından, henüz yirmili yaşlarının başındayken, İtilaf devletlerinin işgali altındaki İstanbul'a gönderildi.

Bennett'in İstanbul'daki görevi, İngiliz-Türk ilişkilerinin en hassas noktalarından birine denk geliyordu. Osmanlı Devleti dağılma sürecindeydi, Anadolu'da ise millî mücadele hareketi doğuyordu. Bu ortamda İngiliz askerî istihbaratının İstanbul'daki faaliyetleri, hem işgal yönetiminin hem de Türk siyasetinin seyrini doğrudan etkiliyordu.
İşgal yıllarında Galata'daki İngiliz askerleri
İşgal yıllarında Galata'daki İngiliz askerleriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 8 Haziran 1897 Bennett'in Londra'da doğumu; 13 Kasım 1918 İtilaf donanmasının İstanbul'a gelişi; 16 Mayıs 1919 Bennett'in İstanbul'da imzaladığı belge; 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışı; 16 Mart 1920 İstanbul'un resmen işgali; Ocak 1921 Bennett'in Londra'ya geri çağrılması; 13 Aralık 1974 Bennett'in ölümü.

Askerî istihbaratın başında

Bennett'in Türkçeyi akıcı konuşması, onu kısa sürede pek çok üst düzey Türk siyasetçisinin muhatabı yaptı. Gösterdiği bir girişim General Edmund Allenby'nin dikkatini çekti ve başkomutanın raporlarında adı anıldı. Ardından Askerî İstihbarat "B" Şubesi'nin başına getirildi. Bu şube, bütün Orta Doğu bölgesinden sorumluydu.

Bennett'in İstanbul'daki görevi yaklaşık on sekiz ay sürdü. Bu süre, Türk tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birine denk geldi. Mondros Mütarekesi'nin ardından İstanbul'da İngiliz, Fransız ve İtalyan askerleri bulunuyordu. Boğaz'da yabancı savaş gemileri demirliydi. Şehirde bir yandan işgal yönetimi, bir yandan İstanbul hükümeti, bir yandan da Anadolu'daki direnişle bağlantılı gizli gruplar faaliyet gösteriyordu.

Bennett'in 16 Mayıs 1919 tarihli imzasını taşıyan bir belge, İstanbul'daki faaliyetlerinin somut bir izi olarak bilinir. Bu tarih, Mustafa Kemal Paşa'nın Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrılmasından yalnızca bir gün öncesine denk gelir. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a gidişi, İngiliz istihbaratının o günlerde yakından izlediği gelişmelerden biriydi.
Ek bilgi
Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918'de imzalandı. Mütarekenin yedinci maddesi, İtilaf devletlerine güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıktığında herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı tanıyordu. İstanbul'daki yabancı askerî varlık bu maddeye dayandırıldı.

Kozmopolit bir şehirde gözlemci

Bennett, sonraki yıllarda kaleme aldığı anılarında İstanbul'daki günlerini, her gün farklı milletlerden insanlarla iş yaptığı bir dönem olarak anlattı. Şehirde İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Rumlar, Ermeniler, Türkler, Ruslar, Araplar ve Yahudiler bir arada yaşıyordu. Bennett, bu insanların her birinin kendi milletinin üstünlüğüne inandığını gözlemlediğini ve herkesin haklı, geri kalanların haksız olamayacağı sonucuna vardığını yazdı. Bu gözlem, onun sonraki hayatını şekillendiren düşünsel arayışın başlangıçlarından biri oldu.

Birinci Dünya Savaşı ve Rus İhtilali'nin ardından İstanbul, Batı'ya geçmek isteyen pek çok göçmenin uğrak yeriydi. Özellikle Rus İç Savaşı'ndan kaçan binlerce kişi şehre sığınmıştı. Bennett'in görevlerinden biri de bu insanların hareketlerini izlemekti. Bu yolla, sonraki hayatında büyük yer tutacak kişilerle tanıştı.
Prens Sabahattin
Prens SabahattinGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Prens Sabahattin ile tanışma

Bennett'in İstanbul'da kurduğu ilişkiler arasında Prens Sabahattin'in özel bir yeri vardı. Osmanlı hanedanına mensup olan Sabahattin, Meşrutiyet döneminin önde gelen fikir adamlarından biriydi. Ademimerkeziyet ve teşebbüs-i şahsi görüşleriyle tanınıyordu. Bennett, Sabahattin aracılığıyla farklı düşünce sistemleriyle tanıştı. Prens, ona Avrupa'da o yıllarda ilgi gören çeşitli felsefi akımları tanıttı.

Bennett, Sabahattin aracılığıyla İstanbul'dan geçmekte olan G. I. Gurdjieff ve P. D. Ouspensky ile de tanıştı. Bu tanışma, Bennett'in sonraki hayatını belirleyecekti. Ancak o yıllarda Bennett'in asıl uğraşı hâlâ istihbarat ve siyasetti. Gurdjieff ve Ouspensky Avrupa'ya geçtikten sonra Bennett İstanbul'da kaldı ve Türkiye'deki siyasi gelişmeleri izlemeyi sürdürdü.

Geri çağrılış

Bennett'in görevdeki başarısı, üstleriyle arasında bazı sürtüşmelere yol açtı. Ocak 1921'de Londra'ya geri çağrıldı. Ordudan yüzbaşı rütbesiyle ve ömür boyu emekli maaşıyla ayrıldı. Ancak Türkiye ile bağı kopmadı. Kişisel hayatı da bu bağın izlerini taşıdı: Türkiye'de yaşayan İngiliz Winifred Beaumont ile tanışması, ilk evliliğinin sona ermesine yol açtı. Bennett daha sonra Beaumont ile evlendi.

Saltanatın kaldırılması ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanı, Bennett'in yakından izlediği gelişmelerdi. Sonraki yıllarda İngiliz hükümetine Orta Doğu konularında danışmanlık yaptı. 1924'te Londra'da Türk-Yunan meselelerini ele alan bir toplantıda tercüman olarak görev aldı. Kendisine parlamento adaylığı önerildi; ancak o, kamu hayatı yerine kişisel çalışmalarına öncelik vermeyi seçti.
İşgal altındaki İstanbul
İşgal altındaki İstanbulGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası
Kaynaklarda fark
Bennett'in işgal yıllarındaki faaliyetleri, kendi anlatımı ve İngiliz kayıtları üzerinden bilinir. Bu kayıtlar, olayları işgal yönetiminin bakış açısından yansıtır. Aynı dönemin Türk tarafından anlatımı, millî mücadeleye destek veren gizli grupların hatıralarında bulunur ve iki anlatım birlikte okunduğunda daha dengeli bir tablo ortaya çıkar.

Sonraki yıllar: madencilikten düşünce yazarlığına

1920'ler boyunca Bennett, Yunanistan ve Türkiye'de çeşitli kömür madenciliği girişimlerinde yer aldı. Bu girişimler ticari açıdan başarılı olmadı, ancak Bennett madencilik ve kömür kimyası alanında uzmanlık kazandı. Yunanistan'da dört yıl çalıştı; bu sırada sürgündeki Osmanlı hanedanı mensuplarının arazi taleplerine ilişkin uzun müzakerelerde de görev aldı.

1930'lardan itibaren İngiltere'de yakıt araştırmaları alanında önemli görevler üstlendi. Yakıt Enstitüsü'nün üyesi oldu, katı yakıt sanayiinin standartlarına ilişkin komisyonlara başkanlık etti. Aynı dönemde psikoloji ve düşünce tarihi üzerine kitaplar yazdı. 1953'te Türkiye, Suriye, Irak ve İran'ı kapsayan uzun bir yolculuğa çıktı ve bu yolculuğu bir kitapta anlattı. 1973'te Türkiye'yi bir kez daha ziyaret etti. Hayatı boyunca Türkiye'ye derin bir sevgi beslediği bilinir. 13 Aralık 1974'te İngiltere'de öldü.

İşgalin içinden bir tanık: Bennett'i nasıl okumalı?

John G. Bennett'in hikâyesi, işgal İstanbul'unu farklı bir pencereden görme imkânı sunar. Bennett, işgal yönetiminin bir parçasıydı; görevi, İngiliz çıkarları için bilgi toplamak ve Türk siyasetini izlemekti. Bu açıdan onun faaliyetleri, millî mücadeleyi yürütenlerin karşısında yer alan bir sistemin işleyişini gösterir. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışından bir gün önce imzalanmış bir belge, İngiliz istihbaratının o kritik günlerde ne denli yoğun çalıştığını hatırlatır.

Öte yandan Bennett'in hikâyesi, bir işgal subayının işgal ettiği ülkenin diline, kültürüne ve insanına zamanla nasıl bağlandığını da gösterir. Türkçeyi akıcı konuşması, Türk siyasetçileri ve düşünce adamlarıyla kurduğu ilişkiler ve hayatı boyunca Türkiye'ye duyduğu ilgi, onu işgal yıllarının sıradan bir yabancı subayından ayırır. Bennett'in kendi milletini ve diğer milletleri karşılaştırarak vardığı sonuç da dikkat çekicidir: herkesin kendi milletinin üstünlüğüne inandığı bir şehirde, bu inancın sorgulanması gerektiğini düşünmüştür.

Bennett'in anlatımı, işgal yıllarının bütününü değil, bir yabancı gözlemcinin gördüklerini yansıtır. Millî mücadelenin İstanbul'daki gizli örgütlerinin, Anadolu'ya silah ve subay kaçıran grupların ve işgale karşı kalemiyle direnen yazarların hikâyeleri, bu tablonun öteki yüzünü tamamlar. İki yüz birlikte okunduğunda, 1919–1921 İstanbul'unun karmaşık ve çok katmanlı yapısı daha iyi anlaşılır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap