İçeriğe geç
Giriş yap
0

"Kanlısırt'taki çam savaşı gören ağaçtır" iddiası: Lone Pine'ın gerçek hikâyesi

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Bir sırtın üzerindeki yalnız ağaç

Gelibolu Yarımadası'nda, Arıburnu'nun güneydoğusundaki bir sırt, Çanakkale Savaşı'nın en kanlı çarpışmalarından birine sahne oldu. Türk askerleri bu sırta Kanlısırt adını verdi. Avustralyalı askerler ise sırtı, üzerinde tek başına duran bir çam ağacından dolayı Lone Pine, yani Yalnız Çam diye andı. Bugün aynı yerde bir Avustralya anıtı ve mezarlığı bulunur. Mezarlığın ortasında da tek başına yükselen bir çam ağacı vardır.

Ziyaretçilerin çoğu, bu ağacın savaşı görmüş olan ünlü Yalnız Çam ya da onun doğrudan torunu olduğunu düşünür. Bu inanç, ağacın önünde çekilen sayısız fotoğrafta ve anlatımda tekrarlanır. Oysa ağacın hikâyesi, bu inançtan oldukça farklıdır.
Kanlısırt'taki Lone Pine Anıtı ve mezarlığı, 2013
Kanlısırt'taki Lone Pine Anıtı ve mezarlığı, 2013Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: GaryBlakeley. Dosya sayfası

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

İddia belirli bir yazara ya da tek bir yayına dayanmaz. Mezarlıktaki ağacın savaşı gören çam olduğu ya da onun tohumundan yetiştiği, uzun yıllar boyunca bölgeye gelen ziyaretçi grupları arasında sözlü olarak aktarıldı. Bazı tur rehberleri, ziyaretçilere ağacı "Yalnız Çam" olarak tanıttı. Avustralya ve Türkiye'de yayımlanan bazı gezi yazıları, ağacın kökeni konusunda bu yaygın anlatımı tekrarladı. Anma törenlerinin televizyon yayınlarında da ağaç, çoğu zaman savaşın yaşayan tanığı gibi gösterildi. Son yıllarda sosyal medyada bir kullanıcının, mezarlıktaki ağacın fotoğrafını "1915'ten kalma" açıklamasıyla paylaşması, iddianın yeniden yayılmasına yol açtı.
Tarih notu
Kronoloji: 6 Ağustos 1915 Avustralya birliklerinin Kanlısırt taarruzu; 6-10 Ağustos 1915 sırttaki siper çarpışmaları; 1920'ler mezarlığa sembolik bir çamın dikilmesi; 1933-1934 Avustralya'da savaş alanından getirilen kozalaktan yetişen fidanların dikilmesi; 1987 mezarlıktaki ağacın bir botanikçi tarafından incelenmesi.

Ağustos 1915'te Kanlısırt

6 Ağustos 1915 akşamı, Avustralya birlikleri Kanlısırt'taki Türk siperlerine taarruz etti. Bu taarruz, İngilizlerin Ağustos'ta başlattığı geniş çaplı harekâtın bir parçasıydı. Amaç, Türk kuvvetlerinin dikkatini başka cephelerden uzaklaştırmaktı. Avustralyalı askerler, Türk siperlerinin üzerinin kütüklerle kapatılmış olduğunu gördü. Siperlere girmek için bu kütükleri kaldırmak ya da aralıklardan içeri atlamak zorunda kaldılar.

Sonraki dört gün boyunca sırtta, siperlerin içinde göğüs göğüse çarpışmalar yaşandı. Türk birlikleri defalarca karşı taarruz yaptı. Çarpışmaların sonunda Avustralyalılar sırtın bir bölümünü ele geçirdi, ancak harekâtın genel amacına ulaşılamadı. Kanlısırt çarpışmaları, iki tarafa da binlerce kayba mal oldu. Türk tarafının kayıpları, Avustralya kayıplarından daha fazlaydı.

Kanlısırt taarruzu, Ağustos harekâtının bir aldatma hamlesiydi. İngiliz komutanlığı, Türk ihtiyatlarını bu sırta çekerek Conkbayırı ve Kocaçimen yönündeki asıl taarruzu kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Ancak Türk komutanlığı, Kanlısırt'a gerekli takviyeyi gönderirken asıl tehlikenin kuzeyde olduğunu da gördü. Birkaç gün sonra Anafartalar Grubu Komutanlığı'na getirilen Mustafa Kemal, 10 Ağustos sabahı Conkbayırı'nda düzenlediği karşı taarruzla bu asıl tehdidi bertaraf etti. Böylece Kanlısırt'taki kanlı çarpışmalar, harekâtın genel sonucunu değiştiremedi.

Yalnız Çam'ın akıbeti

Savaş başlamadan önce Kanlısırt'ta birkaç çam ağacı vardı. Bu ağaçlar, bölgede doğal olarak yetişen kızılçamlardı. Türk askerleri, siperlerinin üzerini kapatmak için ağaçların çoğunu kesti. Sırtta yalnızca bir ağaç kaldı. Avustralyalı askerler, sırtı bu ağaçla tanımladı. Ancak bu ağaç da çarpışmalar sırasında top ve tüfek ateşiyle tamamen parçalandı. Savaşın sonunda sırtta ağaçtan eser kalmamıştı.

Türk siperlerinin üstünü kapatan kütüklerin bir kısmı ise bölgede yetişmeyen Halep çamlarından geliyordu. Bu kütükler, Çanakkale Boğazı'nın öte yakasındaki ormanlardan getirilmişti. Avustralyalı askerler, siperlerden ve sırtın çevresinden topladıkları kozalakları hatıra olarak ülkelerine götürdü. Bu kozalakların bir kısmı kızılçama, bir kısmı Halep çamına aitti.
Kızılçam, Kanlısırt'taki özgün ağacın türü
Kızılçam, Kanlısırt'taki özgün ağacın türüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Zeynel Cebeci. Dosya sayfası

Mezarlıktaki ağaç

Savaştan sonra Kanlısırt'ta bir Avustralya mezarlığı ve anıtı inşa edildi. 1920'lerde, özgün Yalnız Çam'ı sembolize etmek amacıyla mezarlığa bir çam ağacı dikildi. Bu ağaç, uzun yıllar boyunca ziyaretçiler tarafından Yalnız Çam'ın kendisi ya da torunu olarak görüldü.

1987'de bir Avustralyalı botanikçi ağacı inceledi ve şaşırtıcı bir sonuca ulaştı. Mezarlıktaki ağaç, ne kızılçamdı ne de Halep çamı. Fıstık çamıydı. Bu tür, Gelibolu Yarımadası'nda doğal olarak yetişmez; anavatanı Akdeniz'in batı kesimleridir. Yani mezarlıktaki ağacın, savaşı gören Yalnız Çam'la hiçbir genetik bağı yoktu. O, yalnızca bir hatırayı temsil etmek için dikilmiş sembolik bir ağaçtı.
Ek bilgi
Kızılçam, Türkiye'nin güney ve batı kıyılarında yaygın olarak yetişen bir çam türüdür. Halep çamına çok yakın bir türdür ve uzun süre onun bir alt türü olarak kabul edilmiştir. Bugün ise genellikle ayrı bir tür olarak sınıflandırılır. Kanlısırt'taki özgün ağaç, büyük olasılıkla bir kızılçamdı.

Avustralya'daki Yalnız Çamlar

Yalnız Çam'ın hikâyesi, Avustralya'da başka bir biçimde yaşamaya devam etti. Kanlısırt'ta savaşan Avustralyalı askerlerden Thomas Keith McDowell, savaş alanından bir kozalak getirmişti. Uzun yıllar sonra bu kozalaktan çıkan tohumlar, eşinin teyzesi tarafından ekildi. Çıkan fidanlardan dördü yaşadı. Bu fidanlar 1933 ve 1934'te Victoria eyaletindeki dört farklı yere dikildi. Bunlardan biri, Melbourne'daki büyük savaş anıtının yanına törenle dikildi.
Kaynaklar
Belge: Lone Pine tree at the Australian War Memorial — Australian War Memorial, Ansiklopedi maddesi. Tarih: 24 Ekim 1934.
Bu ağaçlar, savaş alanından getirilen bir kozalaktan yetiştiği için, özgün Yalnız Çam'ın çevresindeki ağaçlarla gerçek bir bağa sahiptir. Ancak doğrudan Yalnız Çam'ın tohumundan geldiklerini kesin olarak söylemek mümkün değildir. Sonraki yıllarda bu ağaçların tohumlarından yeni fidanlar yetiştirildi ve Avustralya ile Yeni Zelanda'nın pek çok şehrine dikildi. Bugün bu iki ülkede yüzlerce "Yalnız Çam" bulunur.

1964'te Avustralya'da bir gaziler derneği, Gelibolu çıkarmasının ellinci yıldönümü için Yalnız Çam fidanları yetiştirme projesi başlattı. Ancak kızılçam tohumlarının çimlendirilmesinin zor olduğu görüldü. Proje, beklenenden çok daha uzun sürdü ve ancak birkaç yıllık uğraşla sonuç verdi.
Kanlısırt'taki Avustralya anıtı
Kanlısırt'taki Avustralya anıtıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: LASZLO ILYES. Dosya sayfası
Doğrusu
Avustralya ve Yeni Zelanda'daki "Yalnız Çam" ağaçlarının bir kısmı kızılçam, bir kısmı Halep çamıdır. Bazıları ise savaş alanıyla hiçbir bağı olmayan, sembolik olarak dikilmiş çamlardır. Hepsinin özgün Yalnız Çam'ın torunu olduğu yönündeki genel kanı doğru değildir.

Türk tarafında Kanlısırt'ın hafızası

Türk tarafı için Kanlısırt, her şeyden önce şehitlerin sırtıdır. Bu sırtta, Ağustos 1915'te binlerce Türk askeri hayatını kaybetti. Bugün Kanlısırt'ta, Avustralya anıtının yakınlarında Türk şehitlerini anan bir kitabe de yer alır. Bölgeyi ziyaret eden Türk ziyaretçiler için sırtın anlamı, ağaçtan çok bu kayıplarla ilgilidir.

Kanlısırt adının kendisi bile, sırttaki çarpışmaların şiddetini anlatır. Bu ad, Türk askerlerinin hafızasında sırtın neyi temsil ettiğini açıkça gösterir. Avustralyalılar sırtı bir ağaçla, Türkler ise dökülen kanla andı.

Bir ağaçtan çok daha fazlası

Kanlısırt'taki çam ağacıyla ilgili yaygın inanç, bir sembolün zamanla gerçeğin yerine geçmesinin tipik bir örneğidir. Savaşı gören özgün ağaç, çarpışmalar sırasında parçalandı ve yok oldu. Mezarlıktaki ağaç, 1920'lerde bu ağacın hatırasını yaşatmak için dikilmiş, farklı türden bir çamdır. Avustralya'daki ağaçların bir kısmı ise savaş alanından getirilen kozalaklarla gerçek bir bağa sahiptir.

Bu durum, mezarlıktaki ağacın anlamını azaltmaz. Sembolik ağaçlar, hatırayı yaşatmanın meşru bir yoludur. Ancak tarihi doğru anlatmak için, sembolle gerçeği birbirinden ayırmak gerekir. Kanlısırt'ın asıl tanıkları, o sırtta hayatını kaybeden Türk ve Avustralyalı askerlerdir. Bir ağacın hikâyesi, ancak bu askerlerin hikâyesiyle birlikte anlatıldığında tam anlamını kazanır. Bugün sırta gelen bir ziyaretçinin gördüğü ağaç, 1915'in değil, savaştan sonra hatırayı yaşatmak isteyenlerin bir eseridir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap