Karadeniz'de bir gemi kaçırma
1922 baharında Karadeniz, Kurtuluş Savaşı'nın en hareketli deniz yollarından biriydi. Ankara hükûmeti, Sovyet Rusya'dan aldığı silah, cephane ve altını küçük gemilerle Anadolu kıyılarına taşıyordu. Yunan donanmasının avcı botları ve savaş gemileri ise bu taşımacılığı engellemek için kıyı boyunca devriye geziyordu. Türk denizcilerinin elindeki gemiler, küçük ve yavaştı. Daha büyük gemilere duyulan ihtiyaç, cesur bir plana yol açtı.Trabzon Nakliyat-ı Bahriye Kumandanı Fahri Bey, Yunanlıların Karadeniz'de çalışan büyük ticaret gemilerinden birinin ele geçirilmesini önerdi. Hedef, Rusya'nın Novorossiysk limanında yük alan Enosis adlı kargo gemisiydi. Plan şuydu: gemi yola çıktıktan sonra iki küçük Türk gambotu tarafından durdurulacak ve gizlice Trabzon'a getirilecekti. Plan 26 Nisan 1922 akşamı uygulandı. Birkaç saat süren bir kovalamacanın ardından Enosis, içindeki değerli yükle birlikte ele geçirildi. Gemiye Trabzon adı verildi ve Türk nakliye filosuna katıldı. Enosis'in yükü arasında Ankara'nın ihtiyaç duyduğu malzemenin yanı sıra önemli miktarda altın da bulunuyordu. Bu nedenle olay, Karadeniz'de yalnızca bir gemi kaybı değil, Yunan tarafı için ciddi bir ekonomik ve psikolojik darbe olarak algılandı. Gemiyi ele geçiren gambotların mürettebatı, Trabzon'da kahraman gibi karşılandı. Haber kısa sürede bütün Karadeniz kıyısına yayıldı ve Türk denizcilerinin kendine güvenini artırdı.

Tarih notu
Kronoloji: 26 Nisan 1922 Enosis'in ele geçirilmesi; 7 Haziran 1922 sabahı Yunan filosunun Samsun açıklarına gelişi; saat 10.00 civarı teslim isteyen notanın iletilmesi; 15.30 bombardımanın başlaması; yaklaşık iki saat sonra filonun çekilmesi; 12 ve 16 Haziran 1922 Meclis'in Karadeniz kıyısıyla ilgili kararları; 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz.
Yunan filosu Samsun önünde
Enosis'in ele geçirilmesi, Yunan tarafında büyük bir öfke yarattı. O güne kadar yalnızca taşımacılık yapan Türk denizcileri, ilk kez Yunan ticaret gemilerine karşı bir harekâta girişmişti. Yunan donanması, buna Karadeniz kıyısındaki Türk limanlarına bir gövde gösterisiyle karşılık vermeye karar verdi. Seçilen hedef, Anadolu'nun Karadeniz'deki en önemli limanlarından biri ve Mustafa Kemal'in 1919'da ayak bastığı şehir olan Samsun'du.7 Haziran 1922 sabahı, Georgios Averof zırhlı kruvazörü ve Kilkis zırhlısı, iki muhrip, iki yardımcı kruvazör ve dört küçük mayın tarayıcıdan oluşan bir Yunan filosu Samsun açıklarında göründü. Şehirdeki Bahriye Muhafız Müfrezesi ve 10. Tümen hemen savunma önlemleri aldı. Siperlere cephane taşındı, sahile topçu bataryaları yerleştirildi.
Teslim isteyen nota
Saat 10.00 civarında Yunan filosu, Samsun limanında demirli bulunan Amerikan gemileri aracılığıyla Samsun Mutasarrıfı Faik Bey'e bir protesto mektubu gönderdi. Mektupta Samsun'un bir askeri üs haline getirildiği ve açık şehir niteliğini kaybettiği ileri sürülüyor, şehrin teslim edilmesi isteniyordu. Faik Bey, durumu telgrafla Ankara'ya bildirdi. Ankara'nın cevabı kesindi: Samsun açık bir şehirdi, bombalanamazdı ve bombalandığı takdirde bütün sorumluluk Yunan hükûmetine ait olacaktı.Ek bilgi
Açık şehir, savunulmayan ve askeri hedef sayılmayan şehirler için kullanılan bir uluslararası hukuk kavramıdır. 1907 Lahey Sözleşmesi, savunmasız yerleşim yerlerinin bombalanmasını yasaklıyordu. Ankara'nın cevabı, Samsun'u bu çerçevede tanımlayarak olası bir bombardımanın hukuki sorumluluğunu Yunan tarafına yüklemeyi amaçlıyordu.
İki saatlik bombardıman
Saat 15.30'da Yunan gemileri ateş açtı. Hedefler arasında hükûmet konağı, kıyıdaki ambarlar ve deniz araçları, şehrin batısındaki petrol tankları ve tütün depoları vardı. Türk tabyaları, sahildeki topçu bataryalarıyla karşılık verdi. Ancak sahildeki toplar, zırhlıların ağır toplarıyla kıyaslanamayacak kadar küçüktü.İki saat süren bombardımanda Yunan gemileri beş yüzü aşkın mermi attı. Dört asker hayatını kaybetti, üç asker yaralandı. Kayıpların görece az olması, halkın önceden uyarılmış olmasıyla ilgiliydi. Ancak maddi hasar büyüktü. Binlerce teneke petrol, onlarca ton benzin ve askeri yiyecek ambarı yandı. Kırk sekiz ev, üç dükkân, hükûmet konağı ve gümrük binası yıkıldı. Şehrin Ermeni kilisesi ve yetimhanesi de bombardımandan nasibini aldı. Sahildeki on altı balıkçı teknesi hasar gördü. İki saatin sonunda Georgios Averof'un çekilmesiyle diğer gemiler de bölgeden ayrıldı.

Meclis'teki tepki
Bombardıman, Ankara'da büyük bir tepki doğurdu. Meclis, 12 ve 16 Haziran 1922'de yaptığı toplantılarda Karadeniz kıyısının tamamını savaş bölgesi ilan etti. Bu kararla, Yunan donanmasıyla işbirliği yaptığından şüphelenilen kıyı halkından askerlik çağındaki erkeklerin iç bölgelere gönderilmesi kararlaştırıldı. Karadeniz kıyısındaki silahlı Rum çetelerinin faaliyetleri, uzun süredir bölgedeki güvenlik sorunlarının başında geliyordu. Ankara, Yunan donanmasının bu gruplarla bağlantı kurmasını önlemek istiyordu.Bu kararlar, kıyı bölgesinde yaşayan Rum halkı için ağır sonuçlar doğurdu. Savaş döneminin olağanüstü koşullarında alınan bu tür önlemler, sivil halkın hayatını derinden etkiledi. Olay, Kurtuluş Savaşı'nın Karadeniz'deki boyutunun yalnızca bir deniz çatışması değil, aynı zamanda kıyı toplumlarını da içine alan karmaşık bir süreç olduğunu gösterir.
Kaynaklarda fark
Bazı anlatımlarda Samsun Bombardımanı'na Amerikan savaş gemilerinin de katıldığı yazılır. Amerikan muhripleri o gün Samsun limanında bulunuyordu, ancak Yunan notasının şehre iletilmesinde aracı olarak, yani tarafsız gözlemci sıfatıyla. Bombardımana katıldıklarını gösteren güvenilir bir kanıt yoktur. Bu iddia, ayrı bir konuda ele alınmıştır.
Karadeniz'deki deniz savaşı
Samsun Bombardımanı, Yunan donanmasının Karadeniz kıyılarına yönelik saldırılarının en büyüğüydü. Daha önce de İnebolu, Trabzon ve diğer kıyı kasabaları zaman zaman topa tutulmuştu. Ancak bu saldırılar, Anadolu'ya silah taşınmasını durduramadı. Küçük Türk gemileri, kıyı boyunca seyrederek, gece yol alarak ve tehlike anında limanlara sığınarak taşımacılığı sürdürdü.Bombardıman, bir anlamda Yunan donanmasının Karadeniz'deki sınırlarını da gösterdi. Büyük zırhlılar, kıyı şehirlerini topa tutabiliyordu, ancak Karadeniz'in uzun kıyı şeridini sürekli olarak denetleyemiyordu. Türk denizcilerinin küçük gemileri, bu boşluklardan yararlanarak Batum'dan İnebolu'ya, Trabzon'dan Samsun'a silah taşımaya devam etti.

Büyük Taarruz'a giden yol
Samsun Bombardımanı'ndan yaklaşık iki buçuk ay sonra, 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz başladı. Taarruz için gereken silah ve cephanenin önemli bir bölümü, Karadeniz üzerinden taşınmıştı. Bombardıman, bu taşımacılığı durduramamış, aksine Ankara'nın Karadeniz kıyısındaki güvenlik önlemlerini sıkılaştırmasına yol açmıştı. Enosis'in ele geçirilmesiyle başlayan süreç, Türk denizcilerinin Karadeniz'de artık yalnızca kaçan değil, karşı koyan bir güç haline geldiğini göstermişti.Diplomatik yankılar
Bombardıman, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Samsun'da ticari çıkarları bulunan yabancı tüccarların tütün depoları da hasar görmüştü. Ankara, Yunan saldırısını açık bir şehre yapılmış bir saldırı olarak uluslararası kamuoyuna duyurdu. Bu girişim, Yunanistan'ın savaşı sürdürmesine karşı Avrupa'daki eleştirileri artıran unsurlardan biri oldu. 1922 yazında İtilaf Devletleri arasında Yunanistan'a desteğin giderek zayıfladığı bir dönemde, Samsun Bombardımanı bu desteği daha da sorgulanır hale getirdi.Enosis'ten Samsun'a bir zincir
Samsun Bombardımanı, Kurtuluş Savaşı'nın Karadeniz'deki deniz mücadelesinin en büyük olayıdır. Olay, Enosis'in ele geçirilmesine karşı bir misilleme olarak planlanmış, ancak Türk denizcilerinin Karadeniz'deki taşımacılığını durduramamıştır. Bombardımanın insan kayıpları görece az, maddi hasarı ise büyüktür.Olayın en önemli sonuçlarından biri, Ankara'nın Karadeniz kıyısındaki güvenlik politikasını sertleştirmesidir. Bu politika, kıyı bölgesindeki Rum halkı için ağır sonuçlar doğurmuş ve bölgedeki toplumsal yapıyı derinden etkilemiştir. Samsun Bombardımanı, böylece hem bir deniz çatışması hem de savaşın sivil halk üzerindeki etkisinin bir örneği olarak tarihe geçmiştir.