Mondros'tan sonra Musul vilayeti
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkesi, Osmanlı Devleti'nin Irak cephesindeki savaşını sona erdirdi. Ancak ateşkesten birkaç gün sonra İngiliz birlikleri, ateşkes hükümlerini kendi lehine yorumlayarak Musul şehrine girdi. Osmanlı'nın 6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa, şehri boşaltmaya karşı çıkmış, ancak sonunda İstanbul hükûmetinin emriyle çekilmek zorunda kalmıştı. Böylece Musul vilayeti, ateşkesten sonra işgal edilen bölgeler arasına girdi. Bu işgal, Misak-ı Milli'nin hazırlandığı günlerde Ankara'nın en hassas konularından biri olacaktı.Musul vilayetinin kuzeybatısındaki Telafer kasabası, nüfusunun büyük çoğunluğu Türkmenlerden oluşan bir yerleşim yeriydi. Kasabanın üstünde yükselen eski bir kale, bölgenin simgesiydi. Telafer, Musul ile Sincar arasındaki yol üzerinde bulunuyor ve çevresindeki aşiretlerle sıkı ilişkiler içinde yaşıyordu. İngiliz yönetimi, Musul'daki askeri valisi Albay Gerard Leachman aracılığıyla bu kasabada da düzen kurmaya çalışıyordu.

Tarih notu
Kronoloji: 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi; 8 Kasım 1918 İngilizlerin Musul'a girişi; 28 Ocak 1920 Misak-ı Milli'nin kabulü; Nisan 1920 San Remo Konferansı ve Irak üzerinde İngiliz mandası kararı; 2 Haziran 1920 Telafer çevresinde ayaklanmanın başlaması; 4 Haziran 1920 kasabanın ayaklanmacıların eline geçmesi; 9 Haziran 1920 İngiliz birliklerinin Telafer'e girmesi; Haziran 1921 son direniş gruplarının teslim olması.
San Remo ve manda kararı
Nisan 1920'de İtalya'nın San Remo kentinde toplanan konferans, Osmanlı'nın Arap vilayetlerinin geleceğini belirledi. Konferansta Irak üzerinde İngiliz mandası kurulması kararlaştırıldı. Bu karar, Irak'ta derin bir hoşnutsuzluk yarattı. Savaş boyunca bölge halkına verilen bağımsızlık vaatleri, manda yönetimiyle bir yana bırakılmış görünüyordu. Gazeteler sansürlendi, protestolar sertleşti ve bazı bölgelerde silahlı direnişe hazırlanılmaya başlandı.Telafer'de ayaklanmanın hazırlıkları Mayıs 1920 ortalarında başladı. Suriye'de faaliyet gösteren ve Deyrizor'daki İngiliz karşıtı hareketi örgütlemiş olan El-Ahd cemiyeti, Telafer'de şubeler açtı. Kasabada bulunan Milli Heyet adlı bir başka örgütle de işbirliği yapıldı. Telafer'deki polis gücünün komutanı Cemil Muhammed Halil ile yapılan görüşmelerin ardından hazırlıklar tamamlandı. Böylece kasabadaki yerel güvenlik gücünün bir bölümü de ayaklanmacılar arasına katılmış oldu.
Telafer'in düşüşü
Ayaklanma 2 Haziran 1920'de, Sincar Dağları'nın kuzeyinde, Telafer'e yaklaşık bir saat uzaklıktaki Hanzire'de başladı. Ayaklanmacılar önce Telafer'i Musul ve Sincar'a bağlayan telefon hattını kestiler. Böylece kasabadaki İngiliz yetkililer dış dünyayla bağlantısız kaldı ve yardım gelmesi gecikti. Telafer Kalesi'ne yapılan ilk saldırı başarısız oldu. Bunun üzerine ayaklanmanın önderleri kasaba halkının desteğini toplamak için harekete geçti.3 Haziran'da kasabadaki bir binaya yapılan baskında üç İngiliz askeri öldürüldü. 4 Haziran'da Telafer'in İngiliz polis müdürü Yüzbaşı Stewart öldürüldü. Hükûmet binasındaki İngiliz bayrağı indirildi. Kasabaya Musul'dan gönderilen zırhlı araç birliği, dar sokaklarda pusuya düşürüldü ve mürettebatından yalnızca biri kurtulabildi. Durumu araştırmak için Musul'dan gönderilen bir uçak da ateş altına alındı ve kasabanın dışına zorunlu iniş yaptı. Toplamda iki subay dahil on altı İngiliz askeri hayatını kaybetti.
Ek bilgi
Bölgenin İngiliz siyasi subayı Binbaşı Barlow da ayaklanmacıların eline düştü. Bir süre sonra kaçmayı başardığı söylense de daha sonra ölü bulundu. Bu olay, İngiliz yönetiminin ayaklanmaya verdiği sert karşılığın nedenlerinden biri oldu.
Musul yürüyüşü ve Abu Kedro
Telafer'in ele geçirilmesinin ardından ayaklanmanın önderleri, hareketi bütün Irak'a yaymak için Musul'a yürümeye karar verdi. Musul'daki İngiliz garnizonunun yenilmesi, kuzey bölgesindeki bütün aşiretleri harekete geçirebilirdi. 7 Haziran'da Musul'a doğru yürüyüş başladı. Ancak 8 Haziran'da Abu Kedro köyü yakınlarında, Yüzbaşı Cawn komutasındaki İngiliz birlikleri ayaklanmacıları durdurdu.Abu Kedro'daki çatışmadan sonra aşiret kuvvetleri dağıldı. Ayaklanmacılar, Anadolu'daki milli hareketten yardım geleceğini umuyordu, ancak bu yardım gecikti. Musul'daki İngiliz askeri valisi, topçu ve hava desteğine sahip, piyade ve süvarilerden oluşan karma bir kuvvet gönderdi. Bu kuvvete karşı ciddi bir direniş gösterilemedi ve ayaklanmacıların çoğu Suriye topraklarına çekildi.

Kasabaya dönüş ve cezalar
9 Haziran 1920'de İngiliz birlikleri Telafer'e girdi ve sivil yönetimi yeniden kurdu. Kasaba halkına çeşitli cezalandırıcı önlemler uygulandı. Yaklaşık üç yüz kişi tutuklandı. Ayaklanmacıların önemli bir bölümü Suriye sınırına doğru kaçtı. Eylül 1920'ye gelindiğinde ayaklanma büyük ölçüde bastırılmıştı. Ancak yaklaşık iki yüz kişilik bir Türkmen grubu, Musa Reş Kalesi ve Karaçoğ gibi dağlık bölgelerde direnişi sürdürdü. Bu son grup, ancak Haziran 1921 başlarında teslim oldu.Anadolu ile bağlantı
Telafer Ayaklanması, Anadolu'daki milli hareket ile Irak'taki İngiliz karşıtı hareketin kesiştiği bir noktaydı. Ankara, Musul vilayetini Misak-ı Milli sınırları içinde sayıyordu. Ayaklanmacılara destek verileceği yönünde haberler yayılmıştı. Ancak Haziran 1920'de Ankara, batıda Yunan ilerleyişiyle ve güneyde Fransızlarla mücadele ediyordu. Bu nedenle Musul'a fiili bir askeri yardım gönderilemedi. Telafer'deki ayaklanmacıların beklediği destek, ayaklanma bastırıldıktan sonra da gelmedi.Kaynaklar
Musul meselesi, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra da Ankara'nın gündeminde kaldı. Lozan Konferansı'nda çözülemeyen sorun, İngiltere ile doğrudan görüşmelere bırakıldı ve ardından Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması'yla Musul, Irak'a bırakıldı. Telafer'in Türkmen nüfusu da böylece yeni kurulan Irak devletinin sınırları içinde kaldı.Belge: 1920 Telafer Ayaklanması — DergiPark (Fırat Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Dergisi), Makale — yazarlar: Şennur Şenel, Asra Sayhood.
Kaynaklarda fark
Ayaklanmanın adı kaynaklarda farklı biçimlerde geçer. Türkçede Telafer Ayaklanması adı yaygındır. Arapça kaynaklarda ise hareket, 1920 Irak ayaklanmasının bir parçası olarak ele alınır ve bazen bölgedeki yerel adlarla anılır. Ayaklanmayı yalnızca Türkmenlere ya da yalnızca Araplara mal etmek doğru değildir. Hareket, kasabanın Türkmen halkı ile çevredeki aşiretlerin ve El-Ahd gibi örgütlerin ortak eylemidir.
Irak ayaklanmasının ilk kıvılcımı
Telafer Ayaklanması, Haziran 1920 sonunda bütün Irak'a yayılacak olan büyük ayaklanmanın ilk işaretlerinden biri oldu. Birkaç hafta sonra Fırat'ın orta kesimlerinde aşiretler ayaklandı. Ayaklanma, İngiliz yönetimine büyük kayıplar verdirdi ve Londra'yı Irak politikasını değiştirmeye zorladı. 1921'de Kahire Konferansı'nda Faysal'ın Irak kralı olması kararlaştırıldı. İngiltere, doğrudan yönetim yerine bir manda krallığı aracılığıyla bölgeyi kontrol etmeyi tercih etti.Telafer'in düşüşü, İngiliz yetkililer tarafından kuzey bölgesindeki aşiretlerin ayaklanacağının bir işareti olarak görüldü. İngiliz kaynakları, ayaklanmanın büyümesinde hem Ankara'nın hem de Bolşeviklerin İngiliz karşıtı propagandasının rol oynadığını ileri sürdü. Bu iddiaların bir kısmı abartılı olsa da Telafer'in Anadolu'daki gelişmelerle bağlantılı görüldüğü açıktır.

Telafer Kalesi'nin hafızası
Telafer Kalesi, ayaklanmanın en önemli mekânlarından biriydi. Kalenin ele geçirilmesi için yapılan ilk saldırının başarısız olması, ayaklanmanın seyrini etkiledi. Kale, sonraki yıllarda kasabanın simgesi olarak kalmaya devam etti. Telafer Türkmenleri, 1920 olaylarını kendi tarihlerinin önemli bir parçası olarak anar. Ayaklanmanın yıl dönümleri, bölgedeki Türkmen toplulukları tarafından hatırlanır.Ayaklanmanın önderleri
Telafer Ayaklanması'nın önderleri arasında kasabanın tanınmış aileleri, din adamları ve yerel güvenlik gücünün subayları vardı. Polis komutanı Cemil Muhammed Halil'in ayaklanmaya katılması, İngiliz yönetiminin yerel güçlere güveninin sarsılmasına yol açtı. El-Ahd cemiyetinin örgütleyici rolü ise ayaklanmanın yalnızca yerel bir öfke patlaması olmadığını, daha geniş bir planın parçası olduğunu gösterir. Ayaklanmanın hazırlık aşamasında Telafer ile Deyrizor arasında haberleşme kurulmuş, iki bölgedeki hareketlerin birbirini desteklemesi amaçlanmıştı.Misak-ı Milli sınırının ötesinde kalan kasaba
Telafer Ayaklanması, Kurtuluş Savaşı'nın güney sınırlarında yaşanan ve çoğu zaman göz ardı edilen bir olaydır. Ayaklanma, Musul vilayetindeki Türkmen halkının İngiliz yönetimine karşı direncini ve Anadolu'daki milli hareketle kurduğu duygusal bağı gösterir. Ancak aynı zamanda Ankara'nın 1920 yazındaki sınırlı imkânlarını da ortaya koyar. Batıda ve güneyde savaşan bir hareketin, Musul'a askeri yardım göndermesi mümkün değildi.Telafer'in hikâyesi, Misak-ı Milli'nin çizdiği sınırlar ile Kurtuluş Savaşı'nın sonunda elde edilen sınırlar arasındaki farkı da hatırlatır. Ayaklanmacıların umduğu destek gelmedi ve kasaba, 1926'dan sonra Irak'ın bir parçası olarak kaldı. Yine de 1920 ayaklanması, Irak'ın siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır ve İngiltere'nin bölgedeki yönetim biçimini değiştirmesine katkıda bulunmuştur.