İçeriğe geç
Giriş yap
0

Zonguldak'ın Fransız işgali (1920–1921): Kömür havzası, Ereğli direnişi ve Sapça geçidi

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Zonguldak, Milli Mücadele yıllarında Anadolu'nun en değerli kömür havzasıydı. Fransa buraya Mondros Mütarekesi'nden kısa süre sonra asker çıkardı, 1920 yazında şehri tamamen işgal etti ve ancak 20 Haziran 1921'de askerlerini çekmeye başladı. Bu yazı ana kaynak olarak Türkiye Bilimler Akademisi'nin (TÜBA) "Millî Mücadele'nin Yerel Tarihi 1918-1923" dizisinin 7. cildindeki Gürbüz Arslan imzalı "Millî Mücadele Döneminde Zonguldak" bölümünü kullanıyor; bölüm ATASE ve Osmanlı arşivi belgelerine dayanıyor. Ek olarak Fransızların Zonguldak'taki faaliyetlerini inceleyen bir makaleden yararlanıldı.
Osmanlı dönemi kartpostalında Zonguldak limanı ve dalgakıranı
Osmanlı dönemi kartpostalında Zonguldak limanı ve dalgakıranıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kömür ve Fransız sermayesi

Arslan'a göre Zonguldak'a asker çıkaran ilk İtilaf devleti Fransa oldu; çünkü Fransız sermayedarlar uzun süredir havzada yatırım yapıyordu ve Fransa bu yatırımları başkasına kaptırmak istemiyordu. Savaştan sonra İtilaf Devletleri merkezi İstanbul'da olan bir Kömür Komisyonu kurdu. Zonguldak, İstanbul'un ve İtilaf vapurlarının kömür ihtiyacının karşılandığı yerdi.

Fransa, mütarekenin 7. maddesini öne sürerek kömür ocaklarında asayişi korumak gerekçesiyle 8 Mart 1919'da Zonguldak'a asker çıkardı. Arslan, halkın bu ilk çıkarmaya tepki göstermediğini yazar: İtilaf Devletleri'ne karşı gelinmesi hâlinde işlerin daha da kötüye gideceği düşünülüyordu. Fransız askerleri zamanla Kozlu ve Üzülmez'e de gönderildi.
Ek bilgi
Arslan'a göre Zonguldak'ta Milli Mücadele bilinci İzmir'in işgaline verilen tepkiyle oluşmaya başladı ve Sivas Kongresi'nden sonra yörede Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin kurulmasıyla fiilî bir hâl aldı. Fransa bu gelişmeyi olası bir direnişin işareti olarak görüp bölgedeki kuvvetlerini artırdı.

8 Haziran 1920: Ereğli'ye çıkarma

Yeterli güce ulaştığını düşünen Fransa, Zonguldak ve çevresine tam olarak hâkim olmak ve Ankara yönünde baskı kurmak amacıyla önce 8 Haziran 1920'de Ereğli'ye asker çıkardı. Mevki Kumandanı Binbaşı İzzet Bey (Dura) komutasında 200 kişilik bir Ereğli Kuva-yı Milliye birliği kuruldu. Bu birlik yerel halkın yanı sıra bölgeye dışarıdan gelen İpsiz Recep ve Devrekli Muharrem kuvvetlerinin yardımıyla direndi.

Arslan'ın aktardığına göre Fransız birliği içindeki Müslüman askerler arasında yapılan çalışmalar sonucunda, ikisi subay ve dördü çavuş olmak üzere 30 Cezayirli asker Ereğli Kuva-yı Milliyesi'ne teslim oldu. Fransızlar 300 mevcutlu Senegalli bir yaya bölüğü, üç ağır makineli tüfek ve iki top daha çıkardı; 18 Haziran'da Ereğli'deki direnişi kırmak için yeniden saldırdı. Saldırı Kuva-yı Milliye ile halkın direnişi karşısında başarısız oldu ve Fransızlar aynı gün Ereğli'yi tamamen boşalttı.
Zonguldak limanı
Zonguldak limanıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Ali Turner. Dosya sayfası

18 Haziran 1920: Zonguldak'ın işgali

Ereğli planı başarısız olan Fransa, aynı gün 1919 Mart'ından beri asker bulundurduğu Zonguldak'ın tamamen işgal edilmesi emrini verdi. Arslan, bu emrin Mustafa Kemal Paşa'nın Suriye'deki Fransız kuvvetleri komutanı General Gouraud'ya Ereğli çıkarmasını örnek göstererek mütareke şartlarının çiğnendiğini bildirmesine rağmen verildiğini yazar. Zonguldak'ın işgali üzerine Mustafa Kemal Paşa, 18 Haziran gece yarısından itibaren bütün Fransız cephelerinde savaşın yeniden başlayacağını ilgililere bildirdi.

Bu karar Çukurova'yı da etkiledi. Fransız Amirali Le Bon mütarekenin uzatılması için İsmet Paşa ile görüştüğünde, İsmet Paşa ateşkesin neden bozulduğunu sordu. Amiral, ateşkesin yalnız Çukurova için imzalandığını ve Ereğli ile Zonguldak'ı kapsamadığını söyledi. Bu açıklama Türk tarafında karşılık bulmadı ve ateşkes yenilenmedi.
Dikkat: yanlış bilinen
Fransızların Zonguldak'taki faaliyetlerini inceleyen makalede Ereğli ve Zonguldak'ın "resmen" işgal tarihi olarak 8 ve 18 Haziran 1919 yazılıdır. TÜBA bölümü ise arşiv belgelerine dayanarak bu iki olayı 1920'ye yerleştirir ve Zonguldak'taki ilk Fransız çıkarmasını 8 Mart 1919 olarak verir. Bu yazı TÜBA bölümündeki kronolojiyi izler.

3000 asker, tel örgüler ve bildiriler

Zonguldak halkı işgale tepki gösterse de bölgede yeterli askeri kuvvet yoktu. Bolu'daki Mürettep Fırka Komutanı Nazım Bey'in 23 Haziran 1920 tarihli telgrafına göre Fransızların Zonguldak'ta 800 kadar piyadesi, birçok mitralyözü, küçük topları ve iki gambotu vardı; Nazım Bey bu şartlarda bir çatışmada fayda görmüyordu. Fransa kısa sürede İstanbul ve Batum'dan getirdiği takviyelerle asker sayısını 3000'e kadar çıkardı. Şehrin giriş ve çıkışları denetime alındı, merkezin büyük bölümü tel örgülerle çevrildi. Bir Fransız uçağı havzanın üzerinde iki saat uçarak halkı işgale karşı direnmemeye çağıran bildiriler attı.

Bartın ve havalisi komutanı Yüzbaşı Cevat Rıfat (Atilhan) ise silah ve cephane eksikliği içindeydi. Arslan'ın onun hatıralarına dayanarak aktardığına göre Cevat Rıfat, Fransız birliğindeki Müslüman askerlere "Aziz Din Kardeşlerimiz" diye başlayan bir bildiri ulaştırarak onları Türk tarafına davet etti. Birkaç gün sonra bir grup asker Sapça geçidindeki bir Türk karakoluna gelip iltica etti.

Sapça geçidi

Cevat Rıfat'ın askerlerinden yaklaşık 500'ünün Bolu'daki isyanı bastırmaya gitmesi Fransızları cesaretlendirdi ve Fransız kuvvetleri Sapça geçidindeki Türk mevzilerine yürüdü. Hatıralara göre Cevat Rıfat, karşı saftaki Cezayirli ve Tunuslu askerler nedeniyle emir vermeden ateş açılmamasını istedi; çatışmanın başlamak üzere olduğu anda siperin üzerine Kelime-i Tevhid yazılı bir bayrak diktirdi. Türk askerlerinin tekbir getirmesi üzerine karşı taraftaki Müslüman askerlerin bir kısmı Türk tarafına geçti ve Fransızlar akşam karanlığında Zonguldak merkezine çekildi.
Zonguldak'ta kömür limanı
Zonguldak'ta kömür limanıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Makalp. Dosya sayfası

Bu olaydan sonra Fransızlar sevkiyatı sürdürdü. Cevat Rıfat'ın 6 Kasım 1920 tarihli raporuna göre Zonguldak ve çevresindeki Fransız asker sayısı 2000'i buluyordu ve havzanın önemli kömür ocakları onların elindeydi. Cevat Rıfat şehri geri almak için bir ileri harekâtı uygun bulmadı, ancak işgal bölgesinin genişlemesine de izin vermedi. 16 Kasım 1920'de Çaycuma yönünde ilerleyen 50 kişilik bir Fransız müfrezesi, Jandarma Teğmeni Cevdet tarafından durdurulup geri döndürüldü.
Tarih notu
Arslan, Ocak 1921'deki Alemdar olayını Milli Mücadele döneminin tek deniz muharebesi olarak niteler. Ereğli'den 27 Ocak gecesi hareket eden Alemdar kurtarma gemisinin Türk tarafına geçirilmesiyle sonuçlanan olayda esir düşen Fransız askerlerinin iadesi için yapılan görüşmeler, Arslan'a göre 1921 Ankara Antlaşması'na giden yolu da açtı.

Çekilme ve sonrası

Türklerin Fransızları Zonguldak'tan çıkaramadığı, Fransa'nın ise işgal bölgelerinde giderek artan direnişle zorlandığı bu dönemde Fransa, Anadolu'daki çıkarlarını savaşarak değil Ankara ile iyi ilişkiler kurarak koruyabileceği sonucuna vardı. Fransa, Zonguldak mutasarrıfının değiştirilmesi ve bölgedeki Türk jandarma kuvvetinin takviye edilmesi şartıyla şehirden ayrılacağını TBMM Hükümeti'ne bildirdi. Bu şartlar yerine getirilince 20 Haziran 1921'de askerlerini çekmeye başladı.

İşgalin bitmesiyle Zonguldak, Milli Mücadele'ye daha rahat hizmet etmeye başladı. Arslan'a göre İstanbul'dan ve Rusya'dan gelen silah ve cephane buradan Batı Cephesi'ne gönderildi, cepheye malzeme taşıyan vapur ve motorların kömür ihtiyacı karşılandı ve toplanan yardımlar Zonguldak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Hilal-i Ahmer aracılığıyla Ankara'ya ulaştırıldı.

Zonguldak'ın işgali, Millî Mücadele'nin ekonomik boyutunu görmek için iyi bir pencere açıyor. Kömür havzası yalnızca bir toprak parçası değil, vapurların ve sanayinin enerji kaynağıydı; bu yüzden bölgenin kontrolü stratejik önem taşıyordu. Bizce Ereğli direnişi ve kıyı yoluyla yapılan malzeme taşımacılığı, cephe gerisindeki örgütlenmenin ne kadar yaratıcı olduğunu gösteriyor. Yerel cemiyetlerin yardım toplayıp Ankara'ya ulaştırması, mücadelenin halk tabanını somut biçimde ortaya koyuyor. Karadeniz kıyısındaki bu hareketlilik, Batı Cephesi'nin beslenmesinde çoğu zaman gözden kaçan bir halka.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap