İçeriğe geç
Giriş yap
0

Mağdaba Muharebesi (23 Aralık 1916): Sina çölünde altı tabyayı savunan 80. Alay

Ilgaz Toprakçı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Neden önemli

Mağdaba'nın düşmesi, El Ariş'i İngilizler için güvenli bir üs haline getirdi. Kıyıdan gemiyle ikmal başladı ve demiryolu doğuya doğru uzamaya devam etti. İki hafta sonra Refah'taki Osmanlı mevzileri de düştü ve Sina Yarımadası savaşın sonuna kadar İngiliz denetiminde kaldı.

Konunun “Sonuçları” bölümünden · Bu gün tarihte
Ilgaz ToprakçıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Romani'den sonra Sina çölü

1916 yazı, Osmanlı ordusunun Süveyş Kanalı'na yönelik ikinci büyük girişiminin sonu oldu. Alman generali Kress von Kressenstein komutasındaki Osmanlı-Alman kuvvetleri, Ağustos 1916'da Romani'de durduruldu ve doğuya, önce Bir el Abd'e, oradan da Akdeniz kıyısındaki El Ariş'e çekildi. İngilizler bu ilerlemeyi yavaş ama kararlı bir biçimde izledi. Süveyş'ten başlayarak çölün içine doğru bir demiryolu ve su borusu döşüyor, her ilerlemeyi bu iki hatla güvenceye alıyorlardı.
Kaynaklar
Belge: Battle of Magdhaba — Australian War Memorial, Olay kaydı. Tarih: 23 Aralık 1916.
Aralık 1916'ya gelindiğinde demiryolu El Ariş'e yaklaşmıştı. İngiliz komutanlığı, bu kasabayı ele geçirip kıyıda ikmal yapılabilecek bir üs kurmayı amaçlıyordu. 20 Aralık gecesi Avustralyalı general Harry Chauvel komutasındaki Anzak Atlı Tümeni yola çıktı. Ertesi sabah El Ariş'e vardıklarında kasabanın boşaltılmış olduğunu gördüler. Osmanlı garnizonu, El Ariş Vadisi boyunca güneydoğuya, yaklaşık kırk kilometre içerideki Mağdaba'ya çekilmişti.
Mağdaba Muharebesi'nin ardından yaralıları taşıyan deve konvoyu, 1916
Mağdaba Muharebesi'nin ardından yaralıları taşıyan deve konvoyu, 1916Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: Şubat 1915 Birinci Kanal Harekâtı; Ağustos 1916 Romani Muharebesi; 7 Aralık 1916 Philip Chetwode'nin Çöl Kolu komutanlığına atanması; 20 Aralık 1916 Anzak Atlı Tümeni'nin El Ariş'e yürüyüşü; 21 Aralık 1916 El Ariş'in boş bulunması; 22 Aralık 1916 Kress von Kressenstein'ın Mağdaba garnizonunu denetlemesi; 23 Aralık 1916 Mağdaba Muharebesi; 9 Ocak 1917 Refah (Magruntein) Muharebesi.

Mağdaba'daki tabyalar

Mağdaba, çölün ortasında, bölgedeki tek su kaynağını koruyan küçük bir yerleşimdi. Burada 27. Tümen'e bağlı 80. Piyade Alayı'nın iki taburu bulunuyordu. 2. Tabur İzzet Bey'in, 3. Tabur Rüştü Bey'in komutasındaydı. Alay komutanı Kadri Bey idi. Garnizonda bir deveci bölüğü, makineli tüfek takımları, 1. Dağ Topçu Alayı'ndan alınmış dört Krupp dağ topu, istihkâm, sağlık ve seyyar hastane birlikleri de vardı. Toplam kuvvetin bin dört yüz civarında olduğu, bazı tahminlere göre iki bine yaklaştığı düşünülür.

Savunma, vadinin iki yakasına yayılmış altı tabyadan oluşuyordu. Tabyalar siperlerle birbirine bağlanmış ve düz arazide uzaktan görülmeyecek biçimde gizlenmişti. Bu düzen, El Ariş'ten çekilmenin aceleyle değil, önceden planlanarak yapıldığını gösteriyordu. Nitekim İngiliz hava keşfi, Mağdaba'daki hazırlıkları Ekim sonundan beri izliyordu. Muharebeden bir gün önce, 22 Aralık'ta Kress von Kressenstein garnizonu bizzat denetlemiş ve savunmanın her saldırıya dayanabileceğini söylemişti.

Gece yürüyüşü ve hava keşfi

İngiliz tarafında yeni bir komutan göreve gelmişti. Philip Chetwode, 7 Aralık'ta Çöl Kolu'nun başına atanmış ve 22 Aralık'ta El Ariş'e çıkmıştı. Atlı tümenin uzun bir baskın yapabilmesi için deve kervanlarıyla erzak ve yem getirtti. Chauvel, 22-23 Aralık gecesi saat birden önce El Ariş'ten çıktı. Tümende 1. ve 3. Hafif Süvari Tugayları, Yeni Zelanda Atlı Tüfek Tugayı ve İmparatorluk Deve Tugayı'nın üç taburu bulunuyordu. Her asker yanına yalnızca bir matara su alabilmişti.

23 Aralık sabahı İngiliz uçakları Mağdaba üzerinde uçarak siperleri ve tabyaları ateşe zorladı. Böylece makineli tüfeklerin ve beş tabyanın yeri ortaya çıktı. Gün boyunca uçaklar Chauvel'in karargâhının yakınına inerek on dört ayrı rapor verdi. Telsiz kullanılmadığından gözlemciler bilgiyi sözlü olarak aktarıyordu. Bu, hava keşfinin bir kara muharebesini anlık olarak yönlendirdiği erken örneklerden biridir.

Atlı tümenin arkasında ise bir sağlık düzeni kurulmuştu. Yaralılar deve sırtındaki sedyelerle demiryolu başına, oradan da Bir el Abd'deki toplama istasyonlarına taşınacaktı. Bu yolculuk günler sürüyor ve çöl sıcağıyla gece soğuğu arasında yaralılar için ağır bir sınava dönüşüyordu. Muharebeden sonra çekilen fotoğraflarda görülen uzun deve konvoyları, bu düzenin en tanınan görüntüleri arasındadır.
Ek bilgi
Anzak atlı birlikleri klasik süvari gibi kılıç hücumu yapmıyordu. Atlarıyla ateş hattına mümkün olduğunca yaklaşıyor, ardından inip piyade gibi tüfek ve süngüyle saldırıyorlardı. Bu "atlı piyade" yöntemi, Sina ve Filistin cephesinin karakteristik özelliği haline geldi.
Avustralya 9. Hafif Süvari Alayı Mağdaba yolunda
Avustralya 9. Hafif Süvari Alayı Mağdaba yolundaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

23 Aralık: kuşatma

Saldırı sabah saatlerinde başladı. Deve Tugayı telgraf hattını izleyerek doğrudan Mağdaba'ya ilerlerken 1. Hafif Süvari Tugayı ihtiyatta tutuldu. Yeni Zelandalılar ve 3. Tugay, kuşatmayı kuzeyden ve doğudan genişletti. Saat dokuzu yirmi beş geçe 10. Hafif Süvari Alayı'na garnizonun arkasını dolaşma emri verildi. Bu alay Avlad Ali'yi ele geçirerek üç yüz civarında esir aldı ve güneye doğru çekilme yolunu kesti.

Osmanlı savunucuları gün boyunca güçlü bir direniş gösterdi. Öğleden sonra İngiliz tarafında, su sıkıntısı nedeniyle saldırının durdurulup durdurulmayacağı tartışıldı. Atların sulanacağı bir kaynak olmadan çölde bir gece daha geçirmek tümen için tehlikeliydi. Ancak Chauvel ile Chetwode arasındaki telefon görüşmesinin ardından baskının sürdürülmesine karar verildi. Saat on beş yirmide 2 numaralı tabyaya hücum edildi. Yeni Zelandalılar süngü takarak doğudaki siperlere yüklendi, 10. Alay da güneyden iki siperi aldı.

Akşamüstü teslim

Saat on altı otuzda bütün birlikler son bir hücuma geçti. Savunucular, saldıranlar yirmi metre yaklaşana kadar mevzilerini bırakmadı. Ancak artık çember kapanmıştı. On dakika içinde düzenli direniş sona erdi ve küçük gruplar halinde teslim olmalar başladı. Karanlık çökerken ateş sustu, İngilizler ele geçirdikleri kuyulardan atlarını suladı.

Kayıplar iki taraf için çok farklıydı. İngiliz İmparatorluğu kuvvetleri yirmi iki ölü ve yüz yirmi dört yaralı verdi. Osmanlı tarafında üç yüzden fazla asker şehit düştü. Bin iki yüz kırk ile bin iki yüz seksen arasında asker esir alındı. Esirler arasında alay komutanı Kadri Bey ile tabur komutanları İzzet Bey ve Rüştü Bey de vardı. Çemberden kurtulabilen asker sayısı iki yüzü geçmedi.
Anzak Atlı Tümeni Komutanı Harry Chauvel
Anzak Atlı Tümeni Komutanı Harry ChauvelGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Doğrusu
Bazı Türkçe yayınlarda muharebenin adı "Magdaba" ya da "Mağdeba" olarak da geçer. Aynı günlerde El Ariş ve Refah çevresinde yaşanan çatışmalar ayrı muharebelerdir. Refah Muharebesi, Mağdaba'dan iki hafta sonra, 9 Ocak 1917'de yapılmıştır.

Sonuçları

Mağdaba'nın düşmesi, El Ariş'i İngilizler için güvenli bir üs haline getirdi. Kıyıdan gemiyle ikmal başladı ve demiryolu doğuya doğru uzamaya devam etti. İki hafta sonra Refah'taki Osmanlı mevzileri de düştü ve Sina Yarımadası savaşın sonuna kadar İngiliz denetiminde kaldı. Bundan sonraki çatışmalar artık Gazze ve Birüssebi hattında, yani Filistin'in güney kapısında yapılacaktı.

Osmanlı komutanlığı için Mağdaba'nın kaybı, çöl içindeki ileri karakolların ayrı ayrı savunulamayacağını gösterdi. Hafir el Avca'daki ana üs bir süre daha korundu, ancak Nahl ve Kusayma gibi ileri mevziler zamanla önemini yitirdi. Kress von Kressenstein, kuvvetlerini Gazze ile Birüssebi arasındaki daha kısa ve demiryoluna yakın bir hatta toplamaya yöneldi. 1917 baharındaki iki Gazze muharebesinde Osmanlı ordusunun başarıyla savunma yapabilmesinde, bu toparlanmanın payı büyüktür.

Chetwode, muharebeden sonra birliklerine yaptığı konuşmada, savaş tarihinde süvarinin hem düşmanı bulup kuşattığı hem de atından inip tüfek ve süngüyle piyade gibi savaştığı bir örnek bilmediğini söyledi. Bu yöntem, bir yıl sonra Birüssebi'de çok daha büyük ölçekte tekrarlanacaktı.

Çöldeki küçük garnizonun dersi

Mağdaba, Birinci Dünya Savaşı'nın büyük cepheleri yanında küçük bir çarpışmadır, ancak Sina cephesinin nasıl kaybedildiğini anlamak için önemli bir örnektir. Osmanlı tarafı, garnizonun uzaklığına ve tabyaların gizliliğine güvenmişti. Kırk kilometrelik çöl ve tek su kaynağı, saldıran tarafın uzun süre dayanamayacağını düşündürüyordu. Bu hesap, İngilizlerin deve kervanlarıyla kurduğu ikmal ve uçakların sağladığı anlık keşif karşısında geçersiz kaldı.

80. Alay'ın askerleri ise gün boyunca, sayıca üstün ve hareketli bir kuvvete karşı mevzilerini korudu. Teslim olma ancak saldıranlar siperlerin dibine geldiğinde başladı. Bu direniş, İngiliz komutanlarının bile saldırıyı durdurmayı düşünmesine yol açmıştı. Mağdaba'yı bir yenilgi olarak anmak doğrudur, fakat bu yenilginin çöl koşullarında son ana kadar süren bir savunmanın sonucu olduğunu da hatırlamak gerekir. Sina'nın kaybı, bir yıl sonra Kudüs'ün düşüşüne uzanan sürecin ilk halkası olmuştur.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap