İçeriğe geç
Giriş yap
0

Çınar Vakası (1656): bozuk akçe, At Meydanı'ndaki ağaç ve bir isyanın anatomisi

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Çınar Vakası, Mart 1656'da İstanbul'da kapıkulu askerlerinin maaşlarının değeri düşürülmüş akçeyle ödenmesine tepki olarak çıkardığı büyük ayaklanmadır. İsyancılar At Meydanı'nda (bugünkü Sultanahmet Meydanı) toplanarak sorumlu tuttukları saray görevlilerinin teslim edilmesini istedi; teslim edilen kişiler öldürüldü ve cesetleri meydandaki büyük çınar ağacına asıldı. Olayın adı bu ağaçtan gelir. Kaynaklarda, ağaçtan sarkan cesetlerin efsanevi vakvak ağacının insan biçimli meyvelerine benzetilmesiyle Vak'a-i Vakvâkiyye adıyla da anılır. Çınar Vakası, IV. Mehmed'in çocukluk yıllarındaki karışıklığın doruk noktası oldu ve birkaç ay sonra Köprülü Mehmed Paşa'nın olağanüstü yetkilerle sadarete getirilmesinin zeminini hazırladı.
1656 Çınar Vakası'nı canlandıran bir tasvir
1656 Çınar Vakası'nı canlandıran bir tasvirGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Yogabagaba2 {{Creator:Canan (Senol)}}. Dosya sayfası

Para meselesi

XVII. yüzyılın ortasında Osmanlı hazinesi ağır bir açık veriyordu. 1645'te başlayan Girit Savaşı on yılı aşmış, donanma ve ordu masrafları artmış, buna karşılık gelirler aynı ölçüde büyümemişti. Kapıkulu askerlerinin sayısı da önceki yüzyıla göre çok kabarıktı. Hazinenin bu yükü taşımak için başvurduğu en kolay yol, akçenin içindeki gümüş miktarını azaltmaktı. Bu uygulama, paranın değerini düşürüyor ve fiyatların yükselmesine yol açıyordu. Sabit maaş alan askerler için bu, gerçek gelirlerinin erimesi demekti.

1656'nın başında askerlere ödenen maaşların, çarşıda neredeyse hiç değer görmeyen düşük ayarlı akçelerle verildiği ortaya çıktı. Esnaf bu paraları kabul etmek istemiyor, askerlerin eline geçen para ekmek almaya bile yetmiyordu. Kaynaklarda bu paraların bakır ve kalay karışımı olduğu, gümüşten çok az iz taşıdığı anlatılır.

At Meydanı'nda ayaklanma

Mart ayının başında sipahiler ve yeniçeriler, ortak bir hareketle At Meydanı'nda toplandı. Bu iki ocağın birlikte hareket etmesi az görülen bir durumdu; çoğu zaman birbirlerine rakip olan bu gruplar, bu sefer aynı mağduriyet etrafında birleşmişti. İsyancılar padişaha, paranın değerinin düşürülmesinden sorumlu tuttukları devlet adamlarının, özellikle hazine ve saray görevlilerinin teslim edilmesi için bir liste gönderdi.

On dört yaşındaki IV. Mehmed ve çevresi, isyanı yatıştırmak için talepleri kabul etmek zorunda kaldı. İstenen kişiler sarayın kapısından isyancılara teslim edildi. Bunlar arasında sarayın bazı ağaları ve hazine yetkilileri bulunuyordu. İsyancılar teslim edilenleri öldürüp At Meydanı'ndaki büyük çınar ağacına astı. Sadrazam görevden alındı ve yerine isyancıların kabul edebileceği bir isim getirildi. İsyan birkaç gün sürdü ve ancak taleplerin çoğu kabul edildikten sonra dağıldı.
Jean-Baptiste Vanmour'un At Meydanı'nı geçen sadrazam alayını gösteren tablosu
Jean-Baptiste Vanmour'un At Meydanı'nı geçen sadrazam alayını gösteren tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Baptiste Vanmour. Dosya sayfası
Ek bilgi
At Meydanı'nın anlamı: Bizans döneminin hipodromu olan At Meydanı, Osmanlı İstanbul'unun en önemli toplanma alanıydı. Sultanahmet Camii'nin yanı başında yer alan meydan, şenliklerin, sünnet düğünlerinin ve resmî törenlerin yapıldığı bir alan olduğu kadar, isyancıların da toplandığı yerdi. 1622'de II. Osman'a karşı ayaklanma, 1656'daki Çınar Vakası ve sonraki yüzyıllarda başka birçok kalkışma bu meydanda başladı. Meydan, padişahın sarayına çok yakın olduğu için isyancılara güçlerini doğrudan saraya gösterme imkânı veriyordu.

Neden önemli?

Çınar Vakası, yalnızca bir maaş isyanı değildi. Olay, devlet otoritesinin saray çevreleri, ocak ağaları ve Valide Sultan arasında parçalandığı bir dönemde merkezî gücün ne kadar zayıfladığını gösterdi. Padişah, isyancıların taleplerini reddedecek güce sahip değildi; isyancılar ise istediklerini alıp dağıldılar. Bu durum, ocakların siyasete müdahalesinin olağan bir hâle geldiğini gösteriyordu.

Ardından gelen aylar daha da karanlıktı. Haziran sonunda Çanakkale önünde Venedik donanmasına yenilgi alındı, Bozcaada ve Limni kaybedildi. İstanbul'a deniz yoluyla erzak gelemez oldu. Bu iki darbe üst üste gelince Valide Turhan Sultan ve çevresi, devleti kurtaracak güçlü bir sadrazam arayışına girdi. Eylül 1656'da seksen yaşındaki Köprülü Mehmed Paşa'nın geniş yetkilerle göreve getirilmesi, bu arayışın sonucuydu. Köprülü'nün ilk işlerinden biri, ocakların siyasi gücünü kırmak ve isyanlarda adı geçenleri cezalandırmak oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Kronolojide dikkat: Bazı popüler anlatılarda Çınar Vakası, Kösem Sultan'ın öldürülüşüyle karıştırılır. Kösem Sultan Eylül 1651'de, yani Çınar Vakası'ndan dört buçuk yıl önce öldürülmüştü. 1656'da sarayda tek güçlü Valide, IV. Mehmed'in annesi Turhan Sultan'dı. Olayın başlangıç günü kaynaklarda Şubat sonu ile Mart başı arasında değişen tarihlerle verilir; isyanın ana kısmı Mart 1656'nın ilk haftasında yaşandı.

Kaynakların anlattığı

Çınar Vakası'nı anlatan en önemli Osmanlı kaynakları, olayı bizzat yaşamış olan Kâtip Çelebi'nin Fezleke'si ile XVIII. yüzyıl başında yazılan Naîmâ Tarihi'dir. Kâtip Çelebi, paranın değerinin düşürülmesinin sonuçlarını bir maliye kâtibinin gözüyle değerlendirir; Naîmâ ise olayları ayrıntılı bir anlatımla, sebep ve sonuçlarıyla birlikte aktarır. Avrupalı kaynaklar arasında ise Venedik balyoslarının ve İngiliz elçilik görevlilerinin raporları önemlidir. Venedik o sırada Osmanlı ile savaş hâlinde olmasına rağmen İstanbul'daki gelişmeleri farklı kanallardan yakından izliyor, savaşın gidişatını etkileyebilecek her iç karışıklığı not ediyordu. Bu raporlar bugün Venedik Devlet Arşivi'nde korunur. İngiltere'nin İstanbul elçiliğinin yazışmaları ise Londra'daki The National Archives'ta, Levant Company belgeleri arasında yer alır.

Paranın siyasi tarihi

Osmanlı tarihinde paranın değerinin düşürülmesi, birçok kez büyük ayaklanmalara yol açtı. 1589'daki "Beylerbeyi Vakası", Çınar Vakası'nın bir öncülü sayılabilir: o zaman da yeniçeriler maaşlarının düşük ayarlı akçeyle ödenmesine kızarak Rumeli beylerbeyinin ve defterdarın başını istemişti. Bu olaylar, ekonomik kararların siyasi sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini gösteriyordu. Askerlerin maaşı, devlet otoritesiyle doğrudan bağlantılıydı; maaşlar değer kaybettikçe askerin devlete bağlılığı da zayıflıyordu.
1901 yılında At Meydanı (Sultanahmet Meydanı)
1901 yılında At Meydanı (Sultanahmet Meydanı)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: współautor korporatywny: Strumper & Co adres wydawniczy: Hamburg : Strumper i Co., 1901. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1589: Beylerbeyi Vakası, benzer bir maaş isyanı.
1645: Girit Savaşı başlar.
Mart 1656: Çınar Vakası.
Haziran 1656: Çanakkale deniz yenilgisi.
Eylül 1656: Köprülü Mehmed Paşa sadrazam olur.
1657: Çanakkale ablukası kırılır.

Bir ağacın tanıklığı

Çınar Vakası'nı unutulmaz kılan, ağaca asılan cesetlerin yarattığı ürkütücü görüntüdür; ama olayın asıl dersi daha az çarpıcı ve daha kalıcıdır. Bir devlet, askerine verdiği paranın değerini koruyamadığında, otoritesini de koruyamaz. Bu açıdan bakıldığında Çınar Vakası, yalnızca birkaç saray görevlisinin hayatına mal olmuş bir isyan değil, XVII. yüzyıl Osmanlı mali sisteminin sınırlarını gösteren bir alarm zilidir. Köprülülerin sert düzeni bu zile verilen cevaptı. Onlar da ocakların gücünü kırmayı başardılar, ama akçenin değer kaybı ve hazine açığı sorunu, gelecek yüzyılda da Osmanlı maliyesini meşgul etmeye devam etti. At Meydanı'ndaki çınar ise bir isyanın simgesi olarak tarih kitaplarına geçti.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap