İçeriğe geç
Giriş yap
0

Atatürk İstanbul'a küstü mü? 16 Mayıs 1919'dan 1 Temmuz 1927'ye sekiz yıl

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Yaygın kanı: "İstanbul'a küstü"

Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru'yla İstanbul'dan ayrıldı ve şehre ancak 1 Temmuz 1927'de, Ertuğrul Yatı ile geri döndü. Aradaki sekiz yıl, popüler anlatılarda sık sık bir küskünlük hikâyesine dönüştürülür: İstanbul işgal yıllarında Millî Mücadele'ye sırt çevirmiş, padişah ve hükümet Anadolu'ya karşı çıkmıştı; bu yüzden Mustafa Kemal şehre küsmüş ve uzun süre ayak basmamıştı. Bu anlatının bir kısmı doğrudur: Mustafa Kemal gerçekten sekiz yıl İstanbul'a ayak basmadı. Ama "küstü" kelimesi, bu uzun aranın siyasi, askerî ve kurumsal nedenlerini tek bir duyguya indirger. Ayrıca bu sekiz yıl içinde Mustafa Kemal'in İstanbul Boğazı'ndan geçtiği, ama karaya çıkmadığı bir yolculuk da vardır.

Bu yazı, 1919 ile 1927 arasındaki tabloyu sırasıyla veriyor.
Servet-i Fünun dergisinin 11 Ağustos 1927 tarihli kapağı
Servet-i Fünun dergisinin 11 Ağustos 1927 tarihli kapağıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Serveti Fünun dergisi. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 16 Mayıs 1919 Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrılış; 16 Mart 1920 İstanbul'un resmen işgali; 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılması; 1 Kasım 1922 saltanatın kaldırılması; 6 Ekim 1923 Türk birliklerinin İstanbul'a girişi; 13 Ekim 1923 Ankara'nın başkent ilan edilmesi; 3 Mart 1924 halifeliğin kaldırılması; 12 Eylül 1924 Hamidiye kruvazörüyle Boğaz'dan geçiş; 1 Temmuz 1927 Ertuğrul Yatı ile İstanbul'a dönüş; 14 Temmuz 1927 Büyükada ziyareti.

1919–1923: Dönülemeyen şehir

Mustafa Kemal'in 1919'dan sonraki ilk dört yılında İstanbul'a dönmesi zaten mümkün değildi. İstanbul İtilaf devletlerinin denetimindeydi ve 16 Mart 1920'de resmen işgal edildi. Osmanlı hükümeti onu önce görevinden uzaklaştırmış, Kurtuluş Savaşı yıllarında da ona karşı açıkça cephe almıştı. Ankara'da Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra Mustafa Kemal, İstanbul'daki hükümetin karşısında yer alan yeni bir devletin başındaydı. Böyle bir dönemde İstanbul'a gitmek, işgal kuvvetlerinin eline düşmek anlamına gelirdi.

Kurtuluş Savaşı'nın zaferle bitmesinden sonra da İstanbul hemen boşaltılmadı. Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalandı ve İtilaf kuvvetleri şehri ancak Ekim 1923'te terk etti. Türk birlikleri 6 Ekim 1923'te İstanbul'a girdi. Bir hafta sonra, 13 Ekim 1923'te, Ankara yeni devletin başkenti ilan edildi.

1923–1927: Yeni başkent ve eski başkent

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Mustafa Kemal'in İstanbul'a gitmemesinin en önemli nedeni, Ankara'yı yeni devletin merkezi olarak yerleştirme kararlılığıydı. Ankara'nın başkent olması, imparatorluğun yüzyıllık merkezinden bilinçli bir kopuşu simgeliyordu. Cumhurbaşkanının hemen İstanbul'a gidip uzun süre orada kalması, bu kopuşun anlamını zayıflatabilirdi. Devletin bütün kurumları, Meclis, hükümet ve yabancı elçilikler Ankara'ya taşınırken cumhurbaşkanının Ankara'da kalması, yeni başkentin ağırlığını artırıyordu.

Bu yıllar aynı zamanda İstanbul'la gergin bir siyasi dönemin yaşandığı yıllardı. Halifeliğin 3 Mart 1924'te kaldırılması, İstanbul basınının bir bölümünde sert tartışmalara yol açtı. 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın önde gelenleri arasında İstanbul'la yakın bağları olan isimler vardı. 1925'teki Şeyh Said İsyanı'ndan sonra çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile İstanbul'daki birçok muhalif gazete kapatıldı. 1926'daki İzmir suikast girişimi de bu gerginliğin bir parçasıydı.
Gazi Mustafa Kemal Büyükada'da, 14 Temmuz 1927
Gazi Mustafa Kemal Büyükada'da, 14 Temmuz 1927Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Mustafa Kemal 1924 yazında uzun bir yurt gezisine çıktı. Bu gezide Bursa'dan ayrılarak İstanbul üzerinden Trabzon'a ulaştı. 12 Eylül 1924'te Hamidiye kruvazörüyle İstanbul Boğazı'na girdi. Seyrisefain İdaresi'nin yöneticisi Sadullah Bey, Ankara vapuruyla onu karşıladı ve Latife Hanım'a denizciler adına çiçek verdi. Mustafa Kemal bu geçişte şehre çıkmadı ve yoluna Karadeniz'e doğru devam etti.

1924 gezisi: Boğaz'dan geçen elli bir gün

Boğaz geçişi, 29 Ağustos 1924'te başlayıp elli bir gün süren büyük bir yurt gezisinin parçasıydı. Mustafa Kemal bu gezide önce Afyonkarahisar'a gitti ve 30 Ağustos'ta Zafer Bayramı'nı Latife Hanım'la birlikte Dumlupınar'da kutladı. Ardından Bursa'ya geçti, oradan deniz yoluyla İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz'e çıkarak Trabzon'a ulaştı. Rize, Giresun, Ordu ve Samsun'u ziyaret etti, Şebinkarahisar'a uğradı ve Sivas, Kayseri, Yozgat ve Kırşehir üzerinden Ankara'ya döndü.

Bu güzergâh, İstanbul'un o yıllarda Mustafa Kemal'in yolculuklarının tam ortasında durduğunu, ama bilinçli olarak bir durak yapılmadığını gösteriyor. Karadeniz kıyısına gitmenin en kısa yolu Boğaz'dan geçmekti ve bu yol kullanıldı. Ancak şehre çıkılmadı, resmî bir kabul düzenlenmedi. Bu tercih, Ankara'nın başkent olarak henüz bir yaşında olduğu bir dönemde, cumhurbaşkanının İstanbul'da görünmesinin taşıyacağı siyasi anlamla ilgiliydi.

1 Temmuz 1927: Ertuğrul Yatı ile dönüş

Mustafa Kemal'in İstanbul'a dönüşü, 1 Temmuz 1927'de Ertuğrul Yatı ile gerçekleşti. Ertuğrul, 1903'te Sultan II. Abdülhamid tarafından İngiltere'de Armstrong tersanelerine sipariş edilmiş, 1904'ten 1922'ye kadar saltanat yatı olarak kullanılmıştı. 1924'ten itibaren cumhurbaşkanlığı yatı olmuştu. Saltanatın sembollerinden biri olan bu yatla İstanbul'a dönmek, şehirle ilişkinin yeni bir döneme girdiğini gösteriyordu. Sadullah Bey bu yolculukta da Mustafa Kemal'e eşlik etti.

Mustafa Kemal İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda kaldı. Sarayın yeni cumhurbaşkanının ikametine açılması da bir simgeydi: Osmanlı padişahlarının son sarayı artık Cumhuriyet'in cumhurbaşkanını ağırlıyordu. Şehirde coşkulu karşılama törenleri yapıldı, gazeteler dönüşü günlerce manşetlerinde taşıdı. Mustafa Kemal o yaz İstanbul'da uzun süre kaldı, 14 Temmuz 1927'de Büyükada'yı ziyaret etti ve şehrin çeşitli semtlerinde halkla bir araya geldi.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

Küskünlük anlatısının izi, sekiz yıllık aranın kendisinde ve bu aranın gazetelerde anlatılış biçimindedir. 1927'deki dönüş, dönemin İstanbul basınında büyük bir kavuşma olarak işlendi. Servet-i Fünun gibi dergiler, Gazi'nin İstanbul'daki günlerini kapaklarına taşıdı. Bu coşkulu anlatı, doğal olarak, öncesindeki uzun ayrılığın bir küskünlük olarak yorumlanmasına zemin hazırladı. Sonraki yıllarda okul kitaplarında ve hatıratlarda da "İstanbul'a sekiz yıl gelmedi" cümlesi, çoğu zaman nedenleri açıklanmadan tekrarlandı.

Popüler anlatılarda bu cümle iki farklı yöne çekiliyor. Birinci yorumda, İstanbul'un işgal yıllarındaki tutumu yüzünden Mustafa Kemal'in şehre kırgın olduğu ve bu yüzden gelmediği söyleniyor. İkinci yorumda ise bu ara, Cumhuriyet'in İstanbul'u ve onun geçmişini dışladığının kanıtı olarak sunuluyor. İki yorum da aynı sayıdan, sekiz yıldan yola çıkıyor ama farklı sonuçlara varıyor.

Kayıtlar bu iki yorumu da tamamlamaya ihtiyaç duyuyor. İlk dört yılda İstanbul'a dönmek mümkün değildi; sonraki dört yılda ise Ankara'nın başkent olarak yerleştirilmesi, yoğun bir devrim takvimi ve siyasi gerginlikler belirleyiciydi. 1924'teki Boğaz geçişi de, Mustafa Kemal'in şehirden bütünüyle uzak durmadığını, ama karaya çıkmak için uygun zamanı beklediğini gösteriyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Doğru ifade şudur: Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan ayrıldı ve şehre ancak 1 Temmuz 1927'de ayak bastı. İlk dört yılda işgal ve savaş, sonraki yıllarda Ankara'nın başkent olarak yerleşmesi ve dönemin siyasi koşulları bu aranın nedenleriydi. 12 Eylül 1924'te Hamidiye kruvazörüyle İstanbul Boğazı'ndan geçti ama karaya çıkmadı. "Küstü" kelimesi bir duyguyu anlatır; kayıtlar ise bu aranın nedenlerini daha somut biçimde gösterir.
Mustafa Kemal'in 1924'te İstanbul Boğazı'ndan geçtiği Hamidiye kruvazörü
Mustafa Kemal'in 1924'te İstanbul Boğazı'ndan geçtiği Hamidiye kruvazörüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

1927'den sonra İstanbul

1927'deki dönüşten sonra İstanbul, Atatürk'ün hayatında yeniden önemli bir yer tuttu. Yaz aylarını çoğunlukla Dolmabahçe'de geçirdi; Türk Dil Kurultayları, 1937'deki İkinci Türk Tarih Kongresi ve birçok kültür etkinliği İstanbul'da düzenlendi. 1928'de harf devriminin halka tanıtıldığı ilk büyük konuşmalardan biri İstanbul'da, Sarayburnu Parkı'nda yapıldı. Atatürk hayatının son aylarını da Dolmabahçe Sarayı'nda geçirdi ve 10 Kasım 1938'de orada öldü.

Bu son yıllar, küskünlük anlatısının ne kadar sınırlı olduğunu gösterir. Mustafa Kemal İstanbul'u yeni devletin başkenti yapmadı; ama şehri yeni devletin kültür hayatının merkezlerinden biri olarak gördü ve orada uzun zaman geçirdi. Ankara siyasi merkez, İstanbul ise kültürel ve ekonomik merkez olarak kaldı. Sekiz yıllık ara, bu iki şehir arasındaki yeni dengenin kurulduğu bir geçiş dönemiydi.

Bu nedenle 1919–1927 arasını anlatırken en doğru yol, sekiz yılı tek bir duyguya bağlamak yerine, onu yeni bir devletin kuruluş takviminin içine yerleştirmektir. İstanbul'dan ayrılış bir kurtuluş hareketinin, İstanbul'a dönüş ise o hareketin kurduğu devletin kendinden emin bir adımıydı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap