İmparatorluğun doğu kalesi
Erzurum, Birinci Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti'nin doğudaki en önemli kale şehriydi. İran ve Kafkasya'ya giden yolların kavşağında bulunan şehir, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra çevresindeki dağlara dizilen tabyalarla güçlendirilmişti. Tabyalar şehri doğudan ve kuzeyden yarım daire biçiminde, iki halka hâlinde çeviriyordu. Merkezdeki on bir tabya ve bataryanın yanında, kanatlarda ikişer tabyalık gruplar vardı. Kalede 235 top bulunuyordu ve Erzurum, İstanbul'dan sonra imparatorluğun en iyi tahkim edilmiş şehri sayılıyordu.Buna rağmen Erzurum 16 Şubat 1916'da Rus Kafkas Ordusu'nun eline geçti. Kale ne uzun bir kuşatmayla ne de top ateşiyle düştü. Şehrin kaybı, kış ortasında başlayan ve Osmanlı 3. Ordusu'nun hiç beklemediği bir taarruzun, tabyalar arasındaki savunulmayan bir dağ geçidinden yapılan kuşatmanın sonucuydu.

Tarih notu
Kronoloji: Aralık 1914-Ocak 1915 Sarıkamış Harekâtı; Ocak 1916 Çanakkale'nin boşaltılması; 10 Ocak 1916 Rus taarruzunun başlaması; 16-19 Ocak Köprüköy mevzilerinin kaybı; 18-19 Ocak Hasankale'de artçı çarpışması; 7 Şubat Hınıs'ın kaybı; 11-12 Şubat Deveboynu ve Kargapazarı çarpışmaları; 12 Şubat Karagöbek tabyasının boşaltılması; 14 Şubat Tafet tabyasının düşmesi; 16 Şubat Rus birliklerinin Erzurum'a girmesi; 18 Nisan 1916 Trabzon; 25 Temmuz 1916 Erzincan; 12 Mart 1918 Erzurum'un geri alınması.
Sarıkamış'tan sonra: Yorgun bir ordu
Sarıkamış Harekâtı'nın kış koşullarında uğradığı felaketten sonra 3. Ordu, 1915 yılı boyunca yeniden toparlanmaya çalıştı. Cephenin kuzey kesimi bu yıl boyunca görece sakin geçti. Ordu yeni birliklerle doldurulmuş, ancak ikmal sorunları çözülememişti. Erzurum'a giden yollar uzun ve kötüydü, demiryolu Ankara'da bitiyordu. Askerler, kar altındaki dağ mevzilerinde yetersiz giyim ve erzakla kışı geçiriyordu.Ocak 1916'da Çanakkale'nin İtilaf kuvvetlerince boşaltılması, Gelibolu'da çarpışan çok sayıda Osmanlı tümenini serbest bırakmıştı. Bunlardan sekizinin Kafkas cephesine gönderilmesi kararlaştırıldı. Rus Kafkas Ordusu Komutanı General Nikolay Yudeniç, bu tümenler cepheye ulaşmadan taarruza geçmenin tek fırsat olduğunu düşündü. Kış ortasında saldırmak, rakibinin hiç beklemediği bir hamle olacaktı.
Ek bilgi
Rus Kafkas Ordusu taarruz için yaklaşık 130.000 piyade, 35.000 süvari ve 338 topla hazırlanmıştı. Ordunun yanında Sibirya Hava Filosu'nun 20 uçağı ve 150 kamyon bulunuyordu. Osmanlı 3. Ordusu'nun bölgedeki mevcudu yaklaşık 80.000 kişiydi. Ordu Komutanı Mahmut Kâmil Paşa taarruz başladığında İstanbul'daydı; Alman kurmay başkanı Albay Felix Guse de Almanya'da izindeydi.
Köprüköy ve Hasankale
Taarruz 10 Ocak 1916'da birkaç noktada birden başladı. Rus piyadesi diz boyu karda, dağların sırtları boyunca yavaş ilerledi. Osmanlı birlikleri sert bir direniş gösterdi. Azapköy mevzilerine yapılan saldırıda Bakü Alayı kendi mevcuduna eşit, yaklaşık 2.000 kişi kaybetti. Azapköy'ün kaybıyla Rus birlikleri Pasinler ovasına indi ve Köprüköy'ü ele geçirdi. Bu, 3. Ordu için ağır bir yenilgiydi. Ordu, Erzurum tabyalarına doğru çekilmeye başladı.18-19 Ocak'ta Hasankale önlerinde çekilişi korumakla görevli dört taburluk bir Osmanlı artçısı, Sibirya Kazak Tugayı'nın saldırısına uğradı. Bu çarpışmada yaklaşık 1.000 Osmanlı askeri şehit düştü, 1.500'ü esir alındı. Kazaklar çekilen birlikleri Erzurum tabyalarının önüne kadar izledi.

Ruslar arasında bir tartışma
Köprüköy'deki başarıdan sonra Yudeniç taarruzu durdurmak istemiyordu. Kafkasya Genel Valisi ve cephenin üst komutanı Grandük Nikolay Nikolayeviç ise tabyalı bir kaleye kış ortasında saldırmayı akıl dışı buluyor, taarruzun durdurulmasını istiyordu. Grandük, Yudeniç'i vazgeçirmek için kurmay subaylarından General Maslovski'yi cepheye gönderdi; ancak Maslovski de saldırıdan yana çıktı. Sonunda iki komutan yüz yüze görüştü ve Yudeniç tartışmayı kazandı. Kale tabyalarına yapılacak saldırının hazırlıkları bu görüşmeden sonra başladı.1877-78 savaşında Erzurum, Aziziye tabyasında 9 Kasım 1877'de yapılan karşı hücumla bir kez kurtarılmış, Nene Hatun'un adı bu hücumla birlikte anılır olmuştu. Şehir o savaşın sonunda Ayastefanos ile kısa bir süre Rus işgali görmüş, ardından boşaltılmıştı. 1916'daki Rus komutanlar da, Osmanlı subayları da bu geçmişi biliyordu. Erzurum'un adı her iki ordu için de kendi başına bir anlam taşıyordu.
Mahmut Kâmil Paşa'nın dönüşü ve Hınıs
Mahmut Kâmil Paşa Ocak sonunda İstanbul'dan döndü. Rusların yalnız Erzurum'a değil, güneyde Van Gölü çevresine de saldıracağını düşünüyordu. Bu kaygı yersiz değildi: 7 Şubat'ta güneydeki Hınıs Rus birliklerince alındı ve Muş'tan Erzurum'a takviye gönderilmesi engellendi. Paşa, savunma hatlarını güçlendirmeye çalışırken ihtiyatlarının çoğunu Deveboynu sırtına topladı. Deveboynu, Pasinler ovasından Erzurum'a giden ana yolun üzerindeki en güçlü tabya grubuydu ve beş tümen bu bölgede bulunuyordu.Kargapazarı: Geçilemez sanılan dağ
Kalenin asıl zayıf noktası kuzeydeydi. Deveboynu'nun kuzeyindeki Kargapazarı dağlık bölgesinin kış ortasında aşılamayacağı düşünülüyordu. Bu kesimi tutan 10. Kolordu'nun tümenleri de birbirini destekleyemeyecek biçimde dağınık yerleştirilmişti. 11-12 Şubat'ta Rus kolları bu dağların üzerinden ilerleyerek Gürcü Boğazı'na yöneldi. Geçidi Karagöbek ve Tafet tabyaları koruyordu. Rus 39. Tümeni Deveboynu önündeki Osmanlı ihtiyatlarını bağlarken, Türkistan tüfekçi alayları kuzeydeki tabyaları yalıttı.12 Şubat'ta Karagöbek tabyası boşaltılmış hâlde ele geçti. 14 Şubat'ta Tafet tabyası üç yönden saldırıya uğradı ve aynı gün düştü; 1.500 asker esir alındı, 20 top kaybedildi. Bu yarma, Rus 4. Kafkas Tüfek Tümeni'nin Karasu ovasına inmesini ve Osmanlı savunmasının kuzey kanadını kuşatmasını sağladı. 3. Ordu kuşatılmamak için tabya hattını terk etti ve batıya, Erzincan yönüne çekildi. 16 Şubat 1916'da Rus birlikleri Erzurum'a girdi.
Dikkat: yanlış bilinen
Erzurum'un düşüşünden sonra Mahmut Kâmil Paşa ordu komutanlığından alındı; yerine Vehip Paşa getirildi. Çekilen ordunun mevcudu ağır kayıplarla iyice azalmıştı. Aynı yıl Mustafa Kemal Paşa, komutasındaki 16. Kolordu ile Diyarbakır'daki 2. Ordu emrine verildi; 1916 Ağustos'unda Muş ve Bitlis'in geri alınması bu cephedeki nadir başarılardan biri oldu.

Tabyalar değil, geçitler belirledi
Erzurum'un düşüşü, Birinci Dünya Savaşı'nda tahkimatın tek başına bir şehri korumaya yetmediğinin en açık örneklerinden biridir. Kalenin 235 topu ve iki halka tabyası vardı; ancak bunları dolduracak yeterli asker, bir saldırıyı karşılayacak ihtiyat ve kış ortasında bir taarruzu bekleyen bir komuta yoktu. Rus Kafkas Ordusu tabyalarla doğrudan çarpışmak yerine, aşılamaz sanılan dağların üzerinden dolanarak savunmanın en ince yerini buldu.Kış taarruzu Ruslara da pahalıya mal oldu. Ancak sonuçta Erzurum'un kaybıyla birlikte Doğu Anadolu'nun büyük bölümü kısa sürede elden çıktı. Nisan'da Trabzon, Temmuz'da Erzincan düştü. Cephedeki çöküş, ancak 1917'de Rus ordusunun devrimle birlikte dağılmasıyla durdu. Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki birlikler 12 Mart 1918'de Erzurum'u yeniden aldı. Böylece şehir iki yılı aşkın bir süre Rus yönetiminde kaldı; bu dönemde nüfusu büyük ölçüde dağılmış, köyleri ve çarşısı harap olmuştu. Geri dönüşün ardından da yaraların sarılması uzun yıllar sürdü.
Erzurum, iki yıl sonra yeniden bir dönüm noktasına sahne olacaktı. Temmuz 1919'da burada toplanan kongre, Millî Mücadele'nin ilk büyük örgütlenmesi oldu. Bu nedenle 1916 kışında kaybedilen şehir, kısa bir süre sonra kurtuluş hareketinin doğduğu yer olarak tarihe geçti.