İçeriğe geç
Giriş yap
0

Yusufçuk Tepe Muharebesi (21 Ağustos 1915): Suvla'da son İngiliz taarruzu ve yanan fundalıklar

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kıvrık tepenin iki adı

Anafartalar sırtlarının batı eteğinde, Suvla Ovası'na bakan alçak ve kavisli bir tepe vardır. İngilizler bu tepeye, üst kısmının kılıç ağzı gibi kıvrılan görünüşü yüzünden "Scimitar Hill", yani Pala Tepesi adını verdi. Türk kayıtlarında ise aynı yükselti Yusufçuk Tepe olarak geçer. Çanakkale Savaşı'nın en kalabalık tek günlük müttefik taarruzu 21 Ağustos 1915'te bu tepenin ve hemen güneyindeki İsmailoğlu Tepesi'nin önünde yapıldı. Üç tümenlik bir kuvvetin katıldığı saldırı, akşam karanlığında dağınık bir geri çekilişle sona erdi ve Suvla cephesindeki son büyük İngiliz ilerleme denemesi olarak kaldı.

Türk resmî tarihi 21 Ağustos günü yapılan bu çarpışmaları, aynı gün Bomba Tepe'ye yönelen Anzak taarruzuyla birlikte İkinci Anafartalar Muharebesi adıyla anar. İngiliz resmî tarihi ise iki ayrı hedefe iki ayrı kuvvetle girişilen iki ayrı muharebeden söz eder. Bu yazı Suvla tarafındaki kolu, yani Yusufçuk Tepe ile İsmailoğlu Tepesi'ne yapılan taarruzu konu alıyor. Her iki kol da Osmanlı tarafında Anafartalar Grup Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal'in sorumluluk bölgesine yöneliyordu.
21 Ağustos 1915'te Suvla'daki Tuz Gölü üzerinden yapılan ilerleyiş
21 Ağustos 1915'te Suvla'daki Tuz Gölü üzerinden yapılan ilerleyişGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Wilkinson, Norman. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 6-7 Ağustos 1915 gecesi İngiliz 9. Kolordusu'nun Suvla'ya çıkışı; 8 Ağustos tepenin bir İngiliz taburunca karşı koymasız alınıp bırakılması; 9 Ağustos tepede el değiştiren çarpışmalar; 10 Ağustos 53. Tümen'in başarısız denemesi; 15 Ağustos General Stopford'un görevden alınması; 21 Ağustos saat 15.00 taarruzun başlaması; 21-22 Ağustos gecesi müttefik birliklerin çıkış hatlarına çekilmesi; 20 Aralık 1915 Suvla'nın boşaltılması.

Ağustos çıkarmasının gecikmiş hedefi

Nisan ayından beri Seddülbahir'de ve Arıburnu'nda kilitlenen müttefik harekâtını yeniden canlandırmak için Ağustos başında yeni bir plan uygulandı. Anzak cephesinden Sarıbayır sırtlarına doğru bir yarma yapılırken, Korgeneral Sir Frederick Stopford komutasındaki İngiliz 9. Kolordusu'nun iki tümeni 6 Ağustos gecesi Suvla Koyu'na çıkarıldı. Suvla Ovası'nın doğusundaki Anafartalar sırtları, Tekke Tepe ve kuzeydeki Kireçtepe hattı ele geçirilirse çıkarma bölgesi güvene alınacak, Anzak kuvvetleriyle birleşik geniş bir cephe kurulacaktı.

Yusufçuk Tepe ile güneyindeki İsmailoğlu Tepesi, İngilizlerin "W Tepeleri" dediği yükseltilerle birlikte Anafartalar sırtının güney ucunu oluşturuyordu. Bu tepeler, ilk planda 7 Ağustos'ta alınacak hedefler arasındaydı. Ancak Stopford topçu desteği olmadan büyük bir ilerlemeye girişmekte çok tereddüt etti. İlk gece çıkan 11. Tümen ile ertesi sabah karaya ayak basan 10. (İrlanda) Tümeni, susuzluk, şarapnel ve keskin nişancı ateşi altında 8 Ağustos'a kadar kumsal çevresinden pek uzaklaşmadı.

8 Ağustos'ta Doğu Yorkshire Alayı'nın 6. Taburu Yusufçuk Tepe'ye karşı koymayla karşılaşmadan çıktı, fakat tepe daha sonra boşaltıldı. 9 Ağustos sabahı İngilizler tepeyi yeniden almak istediğinde, artık Anafartalar sırtlarına yetişmiş Osmanlı birlikleriyle yüz yüze geldiler. Gün boyunca tepe birkaç kez el değiştirdi ve öğleye doğru İngiliz birlikleri geri atıldı. 9 Ağustos'ta 53. (Galler) Tümeni, 10 Ağustos'ta 54. (Doğu Anglia) Tümeni cepheye ulaştı; 53. Tümen'in 10 Ağustos'taki taarruzu da sonuçsuz kaldı ve tümeni karaya çıktıktan iki gün sonra savaşamaz hâle getirdi. Hızlı bir zafer beklentisi, Osmanlı birliklerinin çevre sırtlara yerleşmesiyle ortadan kalkmıştı.
Ek bilgi
Yusufçuk Tepe ile İsmailoğlu Tepesi, Anafartalar'ın güneyinde yan yana duran iki yükseltiydi. Muharebeyi inceleyen Türk değerlendirmeleri, bu tepe sırasında kilit konumun İsmailoğlu Tepesi olduğunu vurgular: Yusufçuk Tepe hem kuzeydeki tepeden hem de İsmailoğlu'ndan yan ateşle dövülebiliyordu. Bu yüzden tepeyi ele geçiren birlik, tepede tutunmakta zorlanıyordu.

Stopford'un yerine De Lisle, yeni plan

15 Ağustos'ta Stopford görevden alındı. Fransa'dan Korgeneral Julian Byng gelene kadar 9. Kolordu'nun geçici komutasına 29. Tümen komutanı Tümgeneral Beauvoir De Lisle getirildi. De Lisle'in hedefi, elindeki toprağı güvene almak ve güneydeki Anzak bölgesiyle sağlam bir bağlantı kurmaktı. Bunun için Yusufçuk Tepe, İsmailoğlu Tepesi ve güneydeki Bomba Tepe'nin alınması gerekiyordu.

Plana göre 21 Ağustos'ta 11. Tümen İsmailoğlu Tepesi'ne, Seddülbahir'den Suvla'ya kaydırılan 29. Tümen'in 86. ve 87. tugayları da Yusufçuk Tepe'ye saldıracak, 88. Tugay ihtiyatta tutulacaktı. Mısır'dan yeni gelen ve atlarını geride bırakmış 2. Atlı Tümen'in gönüllü süvari alayları, sahil yakınındaki Lala Baba tepesinde yedekte bekleyecekti. Yarım saatlik hazırlık ateşi için 85 namluluk kara topçusu ile bir zırhlı, üç kruvazör ve iki muhripten oluşan deniz desteği ayrılmıştı. Taarruz bölgesinin karşısında Albay Selahattin Adil komutasındaki 12. Tümen'in mevzileri bulunuyordu.

Taarruz saatinin öğleden sonraya alınması bilinçli bir tercihti. Batıya dönen güneş saldıran birliklerin arkasında, savunanların ise gözünde olacaktı. Fakat 21 Ağustos'ta beklenmedik biçimde hava bulutlandı, ovadan yükselen hafif bir sis Osmanlı siperlerinin üzerine çöktü. Müttefik topçusu hedeflerini göremiyordu. Anafartalar sırtlarına yerleşen Osmanlı topçusu ise bütün Suvla Ovası'nı yukarıdan görüyor, hedeflerine haftalardır nişan almış bulunuyordu.

Saat 15.00: İsmailoğlu önünde dağılan tugay

Taarruz saat 15.00'te başladı. 11. Tümen'in 34. Tugayı'nın sağ kanattaki taburları ilk Osmanlı siperlerine girmeyi başardı, ancak siperler düzenlenirken yoğun ateşe tutuldu. Başlayan Osmanlı karşı taarruzlarını karşılamak için tugayın bir kısmı yana kaydırılmak zorunda kaldı. Sol kanattaki iki taburun ilerleyişi ise siperlerden açılan ateşle kısa sürede kırıldı. Taburlardan biri kısa sürede bütün subaylarını kaybetti; iki tabur da hedeflerinin kuzeyine kayarak ağır yan ateşine yakalandı ve dağınık hâlde geri çekildi. Ele geçen küçük siper parçası ile iki kuyu da ertesi gün yapılan Osmanlı taarruzuyla geri alındı.

İsmailoğlu Tepesi'ne yönelen kolun çökmesi, Yusufçuk Tepe'deki saldırının da kaderini belirledi. Tepeye ulaşan birlikler, doğudaki Anafartalar sırtından ve güneydeki İsmailoğlu'ndan iki yönlü ateş altında kalacaktı.
7 Ağustos 1915'te Suvla Koyu'ndaki C kumsalına asker çıkarılması
7 Ağustos 1915'te Suvla Koyu'ndaki C kumsalına asker çıkarılmasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Norman Wilkinson. Dosya sayfası

Royal Inniskilling Fusiliers tepede, fundalık alevler içinde

29. Tümen cephesinde 86. Tugay'ın öncü müfrezeleri kendi topçularının ateşi altında kaldı ve gün sonuna kadar Osmanlı siperlerine 500 metreden fazla yaklaşamadı. Doğrudan Yusufçuk Tepe'ye yüklenen 87. Tugay'ın İrlandalı askerleri ise ileri atıldı; Royal Inniskilling Fusiliers Alayı'nın 1. Taburu tepenin zirvesine çıktı. Ne var ki zirvede tutunmak imkânsızdı. Doğudaki yüksek sırttan ve güneydeki tepeden gelen ateş karşısında İrlandalılar tepenin batı yamacına çekildi.

Muharebenin en ağır sahnelerinden biri bu sırada yaşandı. Top mermileri tepenin kuru fundalıklarını tutuşturmuştu. Yayılan alevler yerde yatan yaralıların bir kısmını içine aldı. Aynı gün Bomba Tepe önündeki Anzak saldırısında da fundalıkların yandığı, yaralıların ateşin içinde kaldığı kaydedilmiştir. Ağustos sıcağında kurumuş çalılar, iki cephede de savaşın bir başka düşmanına dönüşmüştü.

Saat 17.00: Tuz Gölü'nü yürüyerek geçen süvariler

Saat 17.00 sularında Lala Baba'da yedekte bekleyen 2. Atlı Tümen ileri sürüldü. Yaklaşık 5.000 kişilik beş tugay, kurumuş Tuz Gölü yatağını alay sırasıyla, açık düzende yürüyerek geçti. Hava sis ve dumanla kaplıydı; birlikler nereye gittiklerini tam göremiyordu. Bu açık ovada ilerleyen kolonlar Osmanlı şarapnelleri için kolay hedef oldu. Birliklerin çoğu Yusufçuk Tepe'nin batısındaki Yeşil Tepe'nin arkasında durdu.

Tuğgeneral Lord Longford ise 2. South Midland Atlı Tugayı'nı Yeşil Tepe'nin üzerinden geçirip Yusufçuk Tepe'nin zirvesine kadar çıkardı. İleri atılan müfreze kuşatıldı. Longford bu hücumda öldü ve cesedine bir daha ulaşılamadı; adı bugün Helles'teki anıtta yazılıdır. Gönüllü süvariler de zirveden atıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Sayılar: İngiliz 9. Kolordusu bu taarruza 14.300 kişiyle katıldı ve bir günde 5.300 ölü ve yaralı verdi. Osmanlı tarafının kaybı 2.600 olarak hesaplanır. Suvla bölgesinde verilen iki Victoria Cross nişanı da Yusufçuk Tepe'de yaralı kurtarma için verildi: biri 9 Ağustos'ta Yüzbaşı Percy Hansen'e, diğeri 21 Ağustos çarpışmasının ardından Er Frederick Potts'a.

Gece: "Bir istihkâm zapt edeceğiz, fakat nerede olduğunu bilmiyorum"

Hava karardığında sağ kalan subaylar dağılan birlikleri toplamaya ve siper kazdırmaya uğraşıyordu. Bir İngiliz subayı, soldan yüksek sesle "ricat" diye bağırıldığını ve bütün hattın hızla geriye aktığını yazmıştır. Birliklerin çoğunda bozgun havası vardı. Gece 86. Tugay karargâhına çağrılan bir yarbaya gece taarruzu emri verildi. Yarbayın subaylarına söylediği sözler İngiliz kayıtlarına geçmiştir: Bir istihkâm alacaklarını, ancak bunun nerede olduğunu kendisinin bilmediğini, bilen birinin olduğunu da sanmadığını, buna rağmen ileri yürüyüp karşılarına çıkan Türklere saldıracaklarını söyledi. Bu taarruz da ağır kayıpla geri döndü ve yarbay öldü.

Müttefik birlikler geceyi yaralıları ve dökülen malzemeyi toplamakla geçirdi, gün ağarmadan çıkış hatlarına çekildi. Hedeflerin hiçbirine ulaşılamamıştı. Osmanlı tarafında da Yusufçuk Tepe'de asker bulundurmanın gereksiz olduğu görüldü. Tepe her iki taraf için de yan ateşle barınılamaz hâle gelmişti. Ön hat, Suvla'nın 20 Aralık 1915'te boşaltılmasına kadar Yeşil Tepe ile Yusufçuk Tepe arasında kaldı.
Kocaçimen yönünden Suvla Ovası ve Tuz Gölü
Kocaçimen yönünden Suvla Ovası ve Tuz GölüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Suvla neden bir daha yürümedi?

21 Ağustos günü, İngiliz cephesinin ağustos başında kaçırdığı fırsatın bedelini topluca ödediği gün olarak okunabilir. 7 Ağustos'ta neredeyse boş olan sırtlar, iki hafta sonra Anafartalar Grubu'nun topçusuyla donanmış bir kaleye dönüşmüştü. Taarruz saatinin güneşe göre ayarlanması gibi ayrıntılı bir plan, havanın bir anda kapanmasıyla anlamını yitirdi. Gözlem üstünlüğü tamamen savunanlardaydı: Osmanlı topçusu ovanın her köşesini görüyor, müttefik topçusu sisin içine ateş ediyordu.

İsmailoğlu Tepesi'ne yapılan saldırının çökmesi, Yusufçuk Tepe'yi alan birlikleri iki yönden ateşe açık bıraktı. Bu tablo, Çanakkale'deki pek çok çarpışmanın ortak dersini tekrarlıyordu: tek bir tepe değil, birbirini koruyan tepeler sırası savunuluyordu ve bunlardan birini almak, diğerleri alınmadıkça bir kazanç sayılmıyordu. Tuz Gölü'nü yürüyerek geçen süvarilerin hikâyesi ise taarruzun son saatlerindeki çaresizliği anlatır. Yedek birlikler hedeflerini göremeden, açık arazide, bir zafer kazanmak için değil, kaybedilmekte olan bir günü kurtarmak için ileri sürülmüştü.

Bu muharebeden sonra Suvla'da büyük bir taarruz planlanmadı. Ekim ayında Hamilton'un görevden alınması, kasımda Lord Kitchener'in yarımadayı ziyareti ve aralıkta başlayan tahliye, 21 Ağustos'ta duran ilerleyişin bir daha başlamadığını gösterir. Anafartalar Grup Komutanlığı açısından ise 21 Ağustos, ağustos başında kurulan savunma düzeninin en ağır sınavı oldu ve bu sınavdan cephe hattı korunarak çıkıldı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap