Bulgar Eksarhlığı, Osmanlı İmparatorluğu'nda Bulgar Ortodoks Hristiyanları için kurulan bağımsız bir kilise teşkilatıydı. 11 Mart 1870'te PadişahSultan Abdülaziz'in fermanıyla kurulan eksarhlık, Bulgarların İstanbul'daki Rum Ortodoks Patrikhanesi'nden ayrılarak kendi dini kurumlarına sahip olmasını sağladı. Bu olay, Bulgar ulusal hareketinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Eksarhlığın kuruluşu, Osmanlı'nın millet sistemi içinde yaşanan önemli bir değişimi de yansıtır. Bu yazıda eksarhlığın kuruluş sürecini, Rum Patrikhanesi ile yaşanan kopuşu, eksarhlığın faaliyetlerini ve İstanbul'daki ünlü Demir Kilise'yi anlatıyoruz. Haliç kıyısındaki Bulgar Sveti Stefan KilisesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Antoloji. Dosya sayfası
Millet sistemi ve Ortodoks kilisesi
Osmanlı İmparatorluğu'nda gayrimüslim tebaa, dini topluluklara göre "millet" adı verilen gruplar hâlinde örgütlenirdi. Ortodoks Hristiyanlar, "Rum milleti" olarak tek bir grup içinde yer alıyordu. Bu milletin başında İstanbul'daki Ekümenik Patrikhane bulunuyordu. Bulgarlar, Sırplar, Romenler ve diğer Ortodoks halklar da bu patrikhaneye bağlıydı.
18. ve 19. yüzyıllarda Ortodoks kilisesinin üst kademeleri, büyük ölçüde Rum din adamlarının elindeydi. Bulgar köylerindeki kiliselerde ayinler Yunanca yapılıyor, Bulgar çocukları Yunanca eğitim alıyordu. Bu durum, Bulgarlar arasında giderek artan bir hoşnutsuzluk yarattı.
Bulgar uyanışı
19. yüzyılın başlarında Bulgarlar arasında bir kültürel uyanış başladı. Bulgarca okullar açıldı, Bulgarca kitaplar ve gazeteler yayımlandı. Bu uyanışın en önemli taleplerinden biri, kendi dillerinde ayin yapan ve kendi din adamları tarafından yönetilen bir kiliseye sahip olmaktı.
1860'ta İstanbul'daki Bulgar kilisesinde yaşanan bir olay, bu mücadelenin simgesi oldu. Paskalya ayini sırasında Bulgar piskopos Ilarion Makariopolski, ayinde Rum Patriği'nin adını anmadı. Bu, Bulgarların patrikhanenin otoritesini tanımadığının açık bir ilanıydı. Olay, Bulgar kilise mücadelesinin yeni bir aşamaya girdiğini gösterdi. Sveti Stefan Kilisesi'nin süslemelerinden ayrıntıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Michael Kam Barngrover. Dosya sayfası
1870 fermanı
Bulgar kilise meselesi, Osmanlı hükümeti için de önemli bir sorundu. Hükümet, bir yandan Bulgarların taleplerine cevap vermek, öte yandan Rum Patrikhanesi'nin tepkisini önlemek istiyordu. Uzun müzakerelerden sonra, 11 Mart 1870'te Sultan Abdülaziz'in fermanıyla Bulgar Eksarhlığı kuruldu.
Ferman, Bulgarların kendi kilise teşkilatlarına sahip olmalarını sağlıyordu. Eksarhlığın başındaki din adamına "eksarh" unvanı verildi. Ferman, eksarhlığın hangi piskoposlukları kapsayacağını da belirliyordu. Ayrıca bazı tartışmalı bölgelerde halkın oylamasıyla eksarhlığa katılıp katılmayacağına karar verilmesi öngörülüyordu.
Ek bilgi
Fermanın kabul edildiği tarih, kaynaklarda farklı takvimlere göre verilir. Osmanlı'nın kullandığı Rumi takvime ve o dönemde Bulgarların kullandığı Jülyen takvimine göre tarih 28 Şubat 1870, bugün kullanılan Gregoryen takvime göre ise 11 Mart 1870'tir. Bu nedenle kaynaklarda her iki tarih de görülebilir.
Patrikhaneyle kopuş
Rum Patrikhanesi, eksarhlığın kuruluşunu kabul etmedi. 1872'de ilk Bulgar eksarhı olarak I. Antim seçildi. Antim, Mayıs 1872'de İstanbul'daki Bulgar kilisesinde patrikhanenin yasağına rağmen ayin yönetti ve eksarhlığın bağımsızlığını ilan etti.
Bunun üzerine patrikhane, Eylül 1872'de toplanan bir konsilde eksarhlığı "şizmatik", yani kiliseden ayrılmış olarak ilan etti. Bu karar, Bulgar Eksarhlığı ile Rum Patrikhanesi arasında uzun sürecek bir kopuşa yol açtı. Bu kopuş, ancak 1945'te sona erdi. Haliç'ten Sveti Stefan Kilisesi'nin görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Michael Kam Barngrover. Dosya sayfası
Eksarhlığın faaliyetleri
Bulgar Eksarhlığı, İstanbul'da bulunuyordu ve buradan Bulgar Ortodoks topluluklarını yönetiyordu. Eksarhlık, Bulgarca okullar açtı, Bulgarca dini kitaplar yayımladı ve Bulgar kültürünün gelişmesine katkıda bulundu. 1878'de Bulgaristan Prensliği kurulduktan sonra da eksarhlık, İstanbul'da kalmaya devam etti. Bunun nedeni, eksarhlığın Osmanlı topraklarında kalan Makedonya ve Trakya'daki Bulgarları da yönetmesiydi.
Eksarhlık, özellikle Makedonya'da önemli bir rol oynadı. Bu bölgede Bulgar, Rum ve Sırp kiliseleri arasında yoğun bir rekabet yaşandı. Her kilise, köyleri kendi yanına çekmeye çalıştı. Bu rekabet, bölgedeki milliyetçi çatışmaları da körükledi. Balkan Savaşları'ndan sonra, 1913'te eksarhlığın merkezi İstanbul'dan Sofya'ya taşındı.
Eksarhlığın Avrupa'daki yankısı
Bulgar Eksarhlığı'nın kuruluşu, Avrupa'nın büyük devletlerinin de dikkatini çekti. Rusya, Ortodoks halkların koruyucusu olma iddiasıyla Bulgarların taleplerini destekledi. İstanbul'daki Rus büyükelçisi Nikolay İgnatiyev, fermanın çıkarılması sürecinde etkili bir rol oynadı. İngiltere ve Fransa ise bu gelişmeyi, Rusya'nın Balkanlar'daki nüfuzunu artıran bir adım olarak gördü. Böylece bir kilise meselesi, büyük güçlerin Doğu Sorunu üzerindeki rekabetinin bir parçası hâline geldi.
Demir Kilise
İstanbul'daki Bulgar topluluğunun en önemli yapısı, Haliç kıyısındaki Balat semtinde bulunan Sveti Stefan Kilisesi'dir. Bu kilise, halk arasında "Demir Kilise" olarak bilinir. Kilisenin en dikkat çekici özelliği, tamamen demirden yapılmış olmasıdır.
Sveti Stefan Kilisesi'nin parçaları, Viyana'da dökme demirden üretildi ve Tuna Nehri ile Karadeniz üzerinden İstanbul'a getirildi. Parçalar, İstanbul'da birleştirilerek kilise inşa edildi. Kilisenin mimarı, Ermeni asıllı Hovsep Aznavur'du. Kilise, 1898'de ibadete açıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Demir Kilise'nin hikâyesi etrafında bazı abartılı anlatımlar oluşmuştur. Kilisenin "dünyadaki tek demir kilise" olduğu sıkça söylenir; ancak dünyada demir ya da metal gövdeli başka kiliseler de bulunur. Bu nedenle Sveti Stefan'ın özelliği, tamamen önceden üretilmiş dökme demir parçalardan birleştirilmiş, büyük ölçekli bir kilise olması olarak tanımlanmalıdır.
Kilise, 2011–2018 yılları arasında kapsamlı bir restorasyondan geçti. Restorasyon, Türkiye ve Bulgaristan'ın ortak çalışmasıyla gerçekleştirildi. Kilise, 2018'de yeniden ibadete açıldı. Açılış törenine Türkiye Cumhurbaşkanı ve Bulgaristan Başbakanı da katıldı.
Tarih notu
Kronoloji 1860: Ilarion Makariopolski'nin Paskalya ayini 11 Mart 1870: Bulgar Eksarhlığı'nın kuruluş fermanı 1872: I. Antim'in ilk eksarh olarak seçilmesi Eylül 1872: Patrikhanenin eksarhlığı şizmatik ilan etmesi 1878: Bulgaristan Prensliği'nin kuruluşu 1898: Sveti Stefan Kilisesi'nin açılışı 1913: Eksarhlığın merkezinin Sofya'ya taşınması 1945: Patrikhane ile eksarhlık arasındaki kopuşun sona ermesi
2018: Sveti Stefan Kilisesi'nin restorasyondan sonra açılışı
Bir fermanın açtığı yol
Bulgar Eksarhlığı'nın kuruluşu, Osmanlı'nın millet sistemi içinde dinî ve ulusal kimliklerin nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Bulgarlar, kendi dillerinde ayin yapan bir kilise isteyerek aslında ulusal kimliklerini tanıtmak istiyordu. Eksarhlık, bu talebin dini bir kurum aracılığıyla karşılanmasıydı.
Osmanlı hükümetinin eksarhlığı kurması, bir bakıma Bulgarların taleplerine verilen bir cevaptı. Ancak bu karar, Rum Patrikhanesi ile Bulgarlar arasındaki kopuşu derinleştirdi ve Makedonya'da kiliseler arası rekabeti körükledi. Bu nedenle 1870fermanı, hem bir çözüm hem de yeni sorunların başlangıcı oldu.
Bugün Haliç kıyısındaki Demir Kilise, bu tarihin en somut tanığıdır. Viyana'dan getirilen demir parçalarla inşa edilen bu kilise, İstanbul'daki Bulgar topluluğunun varlığını ve eksarhlığın hatırasını yaşatıyor. Türkiye ve Bulgaristan'ın ortak restorasyonu ise bu mirasın iki ülkenin ortak geçmişinin bir parçası olarak görüldüğünü gösteriyor. Kilisenin Haliç'e bakan yeşil cephesi, bir fermanın yüz elli yıl sonra hâlâ okunabilen izidir. Bu iz, din ile milliyetin Osmanlı'nın son yüzyılında ne kadar iç içe geçtiğini, bir kilise binasının bile ne kadar büyük bir siyasi hikâye taşıyabildiğini hatırlatıyor.