İçeriğe geç
Giriş yap
0

Peçuylu İbrahim Efendi: Macar kroniklerini okuyan, kahveyi ve tütünü kaydeden Osmanlı tarihçisi

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Peçuylu İbrahim Efendi, yaygın adıyla Peçevî, 17. yüzyılın en önemli Osmanlı tarihçilerinden biridir. Bugün Macaristan'da bulunan Pécs şehrinde, Osmanlıların "Peçuy" dediği yerde doğdu. Yazdığı tarih kitabı, Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkışından IV. Murad'ın ölümüne kadar uzanan dönemi anlatır. Bu eserin en dikkat çekici özelliği, Peçevî'nin Macar tarihçilerinin eserlerini de kaynak olarak kullanmasıdır.

Peçevî, aynı zamanda gündelik hayata dair ilginç kayıtlarıyla da tanınır. Kahvenin İstanbul'a gelişi ve tütünün Osmanlı topraklarına girişi hakkında verdiği bilgiler, bugün de sıkça aktarılır. Bu yazıda Peçevî'nin hayatını, tarihini, kullandığı kaynakları ve bıraktığı kayıtların önemini anlatıyoruz.
Macaristan'ın Pécs şehrindeki Peçevî heykeli
Macaristan'ın Pécs şehrindeki Peçevî heykeliGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: User:Vampeare. Dosya sayfası

Sınır boyunda bir hayat

İbrahim Peçevî, 1574'te Peçuy'da doğdu. Babası, Osmanlı ordusunda görev yapan bir sipahiydi. Annesi ise ünlü Sokollu ailesine mensuptu. Bu akrabalık, Peçevî'nin hayatında önemli bir rol oynadı. Genç yaşta, akrabası olan Lala Mehmed Paşa'nın hizmetine girdi.

Peçevî, Macaristan sınır boyunda büyüdü. Bu bölge, Osmanlı ile Habsburglar arasındaki savaşların sürekli yaşandığı bir yerdi. Peçevî, gençliğinde bu savaşlara bizzat katıldı. 1593'te başlayan ve 1606'ya kadar süren Uzun Savaş'ta, Osmanlı ordusunda görev aldı. Bu savaşlarda edindiği tecrübeler, daha sonra yazdığı tarih kitabına da yansıdı.

Defterdarlık yılları

Peçevî, askerî görevlerinin yanı sıra mali görevlerde de bulundu. Uzun yıllar boyunca imparatorluğun farklı bölgelerinde defterdarlık yaptı. Diyarbakır, Anadolu, Tımışvar ve Bosna gibi bölgelerde görev yaptığı bilinir. Bu görevler, ona Osmanlı'nın mali yönetimi hakkında derin bir bilgi kazandırdı.

Peçevî, hayatının son yıllarında Budin'e çekildi. Burada tarih kitabını yazmaya başladı. Kitabını yazarken hem kendi tecrübelerinden hem de daha önceki tarihçilerin eserlerinden yararlandı. Peçevî, 1650 civarında vefat etti.
Peçevî Tarihi'nin yazma bir nüshasından sayfa
Peçevî Tarihi'nin yazma bir nüshasından sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ibrahim Pacha Pečevi. Auteur du texte. Dosya sayfası

Peçevî Tarihi

Peçevî'nin tarihi, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1520'de tahta çıkışından IV. Murad'ın 1640'taki ölümüne kadar uzanan dönemi anlatır. Eser, iki cilt hâlinde düzenlenmiştir. Peçevî, yaşadığı olayları kendi gözlemlerine, yaşamadığı olayları ise daha önceki tarihçilerin eserlerine ve tanıkların anlatımlarına dayanarak yazdı.

Peçevî Tarihi, Osmanlı tarih yazıcılığında önemli bir yere sahiptir. Eserin dili, döneminin pek çok tarihinden daha sade ve anlaşılırdır. Peçevî, olayları ayrıntılı biçimde anlatır ve kendi görüşlerini de belirtir. Eser, 1866'da İstanbul'da iki cilt hâlinde basıldı.

Macar kaynaklarının kullanımı

Peçevî Tarihi'ni diğer Osmanlı tarihlerinden ayıran en önemli özellik, Macar tarihçilerinin eserlerinden yararlanılmasıdır. Peçevî, Macarca eserleri tercüme ettirerek kitabında kullandı. Bu, Osmanlı tarih yazıcılığında nadir görülen bir durumdur. Osmanlı tarihçileri genellikle yalnızca Türkçe, Arapça ve Farsça kaynakları kullanırdı.

Peçevî, özellikle Mohaç Savaşı ve Macaristan'daki diğer olaylar hakkında Macar kaynaklarını kullandı. Böylece olayları hem Osmanlı hem de Macar bakış açısından anlatabildi. Bu yaklaşım, onun tarihini Macar tarihçileri için de değerli kıldı. Macar tarihçileri, Peçevî Tarihi'ni Osmanlı'nın Macaristan'daki varlığı hakkında en önemli kaynaklardan biri olarak kabul eder.
Ek bilgi
Peçevî'nin hangi Macar kaynaklarını kullandığı, araştırmacılar tarafından incelenmiştir. Bu kaynaklar arasında 16. yüzyılda yazılmış Macar kronikleri bulunur. Peçevî, bu eserlerden aldığı bilgileri Osmanlı kaynaklarıyla karşılaştırarak kullandı ve bazen iki tarafın anlatımları arasındaki farklara da dikkat çekti.
Pécs'teki Peçevî heykelinin yakından görünümü
Pécs'teki Peçevî heykelinin yakından görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Globetrotter19. Dosya sayfası

Kahvenin İstanbul'a gelişi

Peçevî Tarihi'nin en çok aktarılan bölümlerinden biri, kahvenin İstanbul'a gelişini anlatan kısımdır. Peçevî'nin anlatımında kahve, 1555'te Halep'ten gelen Hakem ve Şam'dan gelen Şems adlı iki kişi tarafından İstanbul'a getirildi. Bu iki kişi, Tahtakale'de bir kahvehane açtı. Kahvehane kısa sürede büyük ilgi gördü. Okumuş kişiler, şairler ve devlet görevlileri burada toplanarak sohbet etmeye, satranç ve tavla oynamaya başladı.

Peçevî, kahvehanelerin yaygınlaşmasının bazı tepkilere de yol açtığını anlatır. Bazı din adamları, kahvenin haram olduğunu ileri sürdü. Kahvehanelerin camilerden daha kalabalık olduğu şikâyetleri yapıldı. Ancak bu tepkilere rağmen kahve, Osmanlı toplumunda yaygınlaşmaya devam etti.

Tütünün gelişi

Peçevî, tütünün Osmanlı topraklarına gelişi hakkında da bilgi verir. Anlattığına göre tütün, 1600 civarında İngilizler tarafından getirildi. İngiliz tüccarlar, tütünü bazı hastalıklara iyi geldiği iddiasıyla satmaya başladı. Tütün kısa sürede yaygınlaştı ve Peçevî'nin deyimiyle "ehl-i keyf" arasında büyük ilgi gördü.

Peçevî, tütünün yaygınlaşmasını eleştirel bir gözle anlatır. Tütün dumanının kokusundan ve tütün içenlerin çevreye verdiği rahatsızlıktan şikâyet eder. Bu kayıtlar, bir tarihçinin kendi döneminin gündelik hayatına dair gözlemlerini yansıtması açısından değerlidir.
Dikkat: yanlış bilinen
Peçevî'nin kahve ve tütün hakkında verdiği tarihler, bazı araştırmacılar tarafından tartışılmıştır. Kahvenin İstanbul'a 1555'ten önce de bilindiğine dair işaretler vardır. Peçevî'nin verdiği tarih, ilk kahvehanenin açılışına işaret ediyor olabilir. Tütünün gelişi için verdiği 1600 tarihi de yaklaşık bir tarih olarak değerlendirilmelidir.

Pécs'teki heykel

Peçevî, bugün doğduğu şehirde de anılıyor. Pécs'te, şehrin Osmanlı dönemi yapılarının yakınında Peçevî'nin bir heykeli bulunmaktadır. Heykel, Türk heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapıldı. Bu heykel, Türk–Macar ortak tarihinin bir sembolü olarak görülür. Pécs, Osmanlı döneminden kalan Gazi Kasım Paşa Camii ve Yakovalı Hasan Paşa Camii gibi yapılarıyla da bilinir.

Avrupa'da Peçevî

Peçevî Tarihi, Avrupalı tarihçiler tarafından da kullanıldı. Avusturyalı tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall, Osmanlı tarihini yazarken Peçevî'den yararlandı. Macar tarihçiler ise Peçevî Tarihi'nin Macaristan'la ilgili bölümlerini Macarcaya çevirdi. Bu çeviriler, Macar tarih yazıcılığında Osmanlı kaynaklarının kullanılmasına önemli bir katkı sağladı.
Tarih notu
Kronoloji
1520: Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkışı, Peçevî Tarihi'nin başlangıç noktası
1555: Peçevî'nin anlatımına göre İstanbul'da ilk kahvehanenin açılışı
1574: Peçevî'nin Peçuy'da doğumu
1593–1606: Uzun Savaş
1600 civarı: Tütünün Osmanlı topraklarına girişi
1640: IV. Murad'ın ölümü, Peçevî Tarihi'nin bitiş noktası
1650 civarı: Peçevî'nin vefatı
1866: Peçevî Tarihi'nin İstanbul'da basılması

İki dünyanın arasında yazan tarihçi

Peçevî, Osmanlı ile Macar dünyalarının arasında yaşamış ve bu iki dünyanın tarihini birlikte okumayı bilmiş bir tarihçidir. Macar kaynaklarını tercüme ettirerek kullanması, onun tarih anlayışının genişliğini gösterir. Bu yaklaşım, döneminin Osmanlı tarihçileri arasında nadir görülen bir açıklıktır.

Peçevî'nin kahve ve tütün hakkındaki kayıtları, tarihin yalnızca savaşlardan ve padişahlardan ibaret olmadığını hatırlatır. Bir kahvehanenin açılışını ya da tütün dumanından duyulan rahatsızlığı kaydetmek, bir tarihçinin kendi döneminin gündelik hayatına ne kadar dikkatle baktığını gösterir. Bugün bu kayıtlar, Osmanlı sosyal tarihinin en değerli belgeleri arasında yer alıyor.

Pécs'teki heykel, Peçevî'nin bugün de iki ülke arasında bir köprü olarak görüldüğünü gösteriyor. Doğduğu şehirde anılan bu tarihçi, sınır boyunda geçen bir hayatın ve iki farklı geleneği bir araya getiren bir bakışın simgesi hâline geldi. Onun eseri, sınır bölgelerinin yalnızca çatışma alanları değil, aynı zamanda bilgi alışverişinin de yaşandığı yerler olduğunu hatırlatıyor. Peçevî'yi okumak, sınırın iki yakasını aynı sayfada görmektir. Bu da onu bugün iki ülkenin tarihçilerinin ortak masasına oturtuyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap