Meclis kürsüsünden okunan iki dize
Büyük Taarruz'un ve 30 Ağustos zaferinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Mustafa Kemal bir şiirin son iki dizesini okudu: "Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hattâ / Çekmez kürenin sırtı bu tabût-ı cesîmi." Yani: Bu vatan ölmez; ölse bile, dünyanın sırtı bu kocaman tabutu taşıyamaz. Dizeler, Mithat Cemal'in "Vatan Hisleri" adlı şiirindendi ve bu olay şairin ününü birden artırdı.Mithat Cemal Kuntay, Türk edebiyatının en tanınmış hamaset şairlerinden biri, Türkiye'nin ilk hukuk doktorlarından, Mehmet Akif'in yakın dostu ve biyografi yazarı, "Üç İstanbul" romanının yazarıydı. Bu yazıda, şairi, hukukçuyu ve romancıyı birlikte anlatıyoruz.

Tarih notu
Kronoloji: 1885 İstanbul'da doğum; Aksaray Mekteb-i Osmaniye Rüştiyesi, Saint Joseph ve Vefa liseleri; Mekteb-i Hukuk'tan birincilikle mezuniyet; 1901 ilk şiir; 1903 Mehmet Akif ile tanışma; 1906 jurnal üzerine tutuklanma; 1908 doktora ve İbrahim Hakkı Paşa'nın asistanlığı; 1912 "Kemal" piyesi; Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale'ye giden şairler arasında; 1918 "Yirmi Sekiz Kanun-ı Evvel"; 1922 "Vatan Hisleri"nin Meclis'te okunması; 1923 Beyoğlu 4. Noterliği; 1938 "Üç İstanbul"; 1945 "Türk'ün Şehnamesi"; 30 Mart 1956 İstanbul'da ölüm.
On kişilik ailenin yükü
Mithat Cemal 1885'te İstanbul'da doğdu. Ailesi İşkodra'dan gelmişti; babası Selim Sırrı Bey, annesi Rumeli'nin Tırhala kasabasından Samiye Hanım'dı. Çocukken annesinin okuduğu Namık Kemal'in "Cezmi" romanı ona ilk edebiyat zevkini verdi.Orta öğrenimini Aksaray'daki Mekteb-i Osmaniye Rüştiyesi'nde yaptı; liseye Saint Joseph'te başladı ve Vefa Lisesi'nde bitirdi. Ardından Mekteb-i Hukuk'tan birincilikle mezun oldu. On yedi yaşındayken babasını kaybetti ve on kişilik ailenin geçim yükünü üstlendi. Öğrencilik yıllarında gazetecilik ve özel öğretmenlik, sonra avukatlık yaparak bu yükü taşıdı.
Mehmet Akif ile bir ömürlük dostluk
İlk şiiri "Çırçır Suyu'nda" 1901'de Malumat dergisinde yayımlandı. Sırat-ı Müstakim dergisinde ve Tercüman-ı Hakikat gazetesinde çıkan şiirleriyle adını duyurdu. 1903'te Mehmet Akif ile tanıştı; bu tanışma, onun sanatını ve düşüncelerini derinden etkiledi ve ömür boyu süren bir dostluğa dönüştü.1906'da padişaha jurnal edildiği için bir süre tutuklu kaldı. Mehmet Akif, İkinci Meşrutiyet'ten sonra yazdığı "İstibdat" şiirini bu olayın hatırasına Mithat Cemal'e ithaf etti. İki şair birlikte "Elhamra" şiirini yazdılar. Mithat Cemal'in Resimli Kitap'ta yayımlanan "Acem Şahına" manzumesi, onun şair olarak ününü artırdı.
Türkiye'nin ilk hukuk doktoru
1908'de kazandığı bir sınavla doktoraya başladı ve hukuk idaresi dersleri veren İbrahim Hakkı Paşa'nın asistanı oldu. Eğitimini tamamladığında Türkiye'de ilk hukuk doktoru unvanını aldı. Bir süre "hukukta hitabet" dersleri verdi; 1913'te "Hitabet ve Münazara Dersleri", 1914'te "Hitabet Dersleri" kitaplarını yayımladı.Sonra sınavla Adliye Nezareti Özel Kalemi'ne kâtip olarak girdi, müdür yardımcılığına yükseldi ve kısa bir süre Birinci Hukuk Mahkemesi'nde yargıçlık yaptı.

Ek bilgi
Birinci Dünya Savaşı sırasında hükümet, Çanakkale Cephesi'ne kırk kadar şair ve yazar gönderdi. Amaç, cephedeki kahramanlığı yerinde görüp yazmalarını sağlamaktı. Mithat Cemal de bu kafiledeydi. Savaş yıllarında Harp Mecmuası'nda hamasi şiirler yayımladı ve 1918'de Çanakkale'yi konu alan "Yirmi Sekiz Kanun-ı Evvel" adlı oyununu yazdı.
Hamaset şairi
Mithat Cemal'in şiirleri vatan ve millet sevgisini işleyen epik ve lirik şiirlerdi. Aruzu ustaca kullandı; başlangıçta ağır olan dilini zamanla sadeleştirdi. Hiciv türünde de yazdı, ama aşk temasını neredeyse hiç işlemedi. Hiçbir edebî topluluğa katılmadı. 1912'de dört perdelik manzum "Kemal" piyesini yazdı.Millî Mücadele yıllarında da hamaset şiirleri yazmayı sürdürdü. 30 Ağustos zaferinin ardından yazdığı "Vatan Hisleri", bu yılların ruhunu en iyi yansıtan şiirlerinden biri oldu. Mustafa Kemal'in Meclis'te bu şiirin dizelerini okuması, şiirin zaferle bir arada hatırlanmasını sağladı.
Tek şiir kitabı "Türk'ün Şehnamesi" 1945'te çıktı ve 82 şiir içeriyordu. 1943-1944'te Çınaraltı dergisinde yayımlanan son dönem şiirlerinde Yahya Kemal'in etkisi görülür.
Otuz üç yıllık noterlik
1923'te noterliğe başladı ve Beyoğlu 4. Noterliğine atandı. Bu görevi 1956'daki ölümüne kadar sürdürdü ve Türkiye'de en uzun süre noterlik yapan hukukçu olarak anıldı. Noterlik, ona ailesinin geçimini sağlarken edebiyat ve araştırma çalışmalarına zaman ayırma imkânı verdi.1950 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi listesinden Çorum milletvekili adayı oldu, ancak seçilemedi.
Üç İstanbul ve biyografiler
1938'de yayımlanan "Üç İstanbul", onun ilk ve tek romanıdır ve en önemli eseri sayılır. Roman, II. Abdülhamid, İkinci Meşrutiyet ve Mütareke dönemlerinin İstanbul'unu anlatır; yazarın kendi hayatından izler taşıdığı söylenir. Bir imparatorluğun çöküş yıllarını üç ayrı İstanbul üzerinden anlatan roman, 1983'te TRT tarafından televizyon dizisi olarak da çekildi.Biyografi yazarlığı da onun önemli bir yönüdür. "Mehmed Âkif" (1939), "İstiklâl Şairi Mehmed Âkif" (1944), üç kısımlık "Namık Kemal: Devrin Olayları ve İnsanları Arasında" (1944-1956) ve "Sarıklı İhtilalci Ali Suavi" (1946) bu eserlerdendir. Monografileri, titizlikle düzenlenmiş birer belge kitabı niteliğindedir. "İlkler ve Ötekiler" (1944) ile Fatih Sultan Mehmet'i anlatan "Fatih ve Fetih" de bu çizginin ürünleridir.
Gençlik yıllarında da öğretici kitaplar hazırlamıştı. 1913'te "Nefais-i Edebiye" adlı bir antoloji ve "İftira-yı Taassub" adlı bir inceleme, 1915'te "Edebiyat Defteri" yayımlandı. Fransız yazarlardan çeviriler de yaptı. Oyunlarında ise şiirlerinin aksine yalın bir dil kullandı ve yurt sevgisi temasını işledi. Hukuk eğitimi, hitabet dersleri ve edebiyat antolojileri, onun kalemini hem bir öğretmen hem de bir sanatçı olarak kullandığını gösterir. Bu çok yönlülük, "Üç İstanbul"un belgesel titizliğinde de kendini gösterir.
Dikkat: yanlış bilinen
Mithat Cemal'in Namık Kemal üzerine çok ciltli çalışmasının son kısmı, onun öldüğü 1956 yılında yayımlandı. Tevfik Fikret üzerine hazırladığı çalışma ise basılmadan kaldı. Bu yüzden onun biyografi yazarlığı, bitmiş eserler kadar yarım kalan çalışmaları da içerir.
Aile ve son yıllar
Hicaz Valisi Ahmet Ratip Paşa'nın torunlarından Naile Hanım ile evlendi. Çok sevdiği eşini 1945'te kaybetti. Bu evlilikten Vedat adında bir oğlu oldu; fotoğraf sanatçısı Lale Tara onun torunudur. Mithat Cemal, 30 Mart 1956'da İstanbul'da akciğer kanseri nedeniyle öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü.Vatanın ölmezliğine inanan şair
Mithat Cemal Kuntay'ın hayatı, bir kuşağın vatan duygusunu nasıl şiire, hukuka ve romana dönüştürdüğünü gösterir. Babasız kalan bir genç olarak on kişilik bir ailenin yükünü taşıdı, Türkiye'nin ilk hukuk doktorlarından biri oldu ve otuz üç yıl boyunca noterlik yaptı.Onun en çok hatırlanan anı, Mustafa Kemal'in Meclis kürsüsünden okuduğu iki dizedir. Bu dizeler, Büyük Taarruz'un ardından genç Türkiye'nin kendine olan inancını dile getiriyordu. Bir şairin dizelerinin bir zaferin hemen ardından Meclis'te okunması, edebiyatın Millî Mücadele'deki yerini gösterir.
"Üç İstanbul" ise onun hamaset şairliğinin ötesinde, bir dönemin çöküşünü soğukkanlılıkla anlatan bir romancı olduğunu kanıtlar. Mehmet Akif ve Namık Kemal biyografileri, onun kendi kuşağının ve öncüllerinin hafızasını koruma çabasıdır. Mithat Cemal, hem vatanın ölmezliğine inanan bir şair hem de o vatanın geçmişini titizlikle kayda geçiren bir hukukçu olarak hatırlanmayı hak ediyor.