İçeriğe geç
Giriş yap
0

Fatih Sultan Mehmed zehirlenerek mi öldü? Gebze'deki son sefer, hekimler ve kanıtlanmamış iddia

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
3 Mayıs 1481'de, İstanbul'un doğusunda, bugünkü Gebze yakınlarındaki Hünkâr Çayırı'nda, Osmanlı ordusu yeni bir sefere çıkmışken Fatih Sultan Mehmed öldü. 49 yaşındaki padişahın ani ölümü, hem o dönemde hem de sonraki yüzyıllarda pek çok soruyu beraberinde getirdi. Bu soruların en yaygını, Fatih'in zehirlenerek öldürülüp öldürülmediğidir. Bugün sosyal medyada bu iddia sıkça kesin bir gerçek olarak tekrarlanır. Oysa Fatih'in zehirlendiği, tarihçiler arasında tartışılan ancak kesin olarak kanıtlanmamış bir iddiadır. Bu yazıda Fatih'in son seferini, ölümünü çevreleyen olayları, zehirlenme iddialarının kaynaklarını ve tarihçilerin farklı görüşlerini ele alıyoruz.
Fatih Sultan Mehmed'i gösteren bir portre
Fatih Sultan Mehmed'i gösteren bir portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Konstantin Kapıdağlı. Dosya sayfası

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

Fatih'in zehirlendiği iddiası, X'te kesin bir dille paylaşılıyor. Bir kullanıcı, 3 Ekim 2026'da (07.18 TSİ) yaptığı paylaşımda, Fatih'in "en yakınındaki doktoru tarafından zehirlendiğini" yazdı. Bir başka kullanıcı ise 21 Ekim 2026'da (14.55 TSİ) Fatih'in "Roma seferine çıkmadan zehirlendiğini" ileri sürdü. Bu paylaşımlarda iddia, tartışmalı bir görüş olarak değil, kanıtlanmış bir olgu olarak sunuluyordu.

Son sefer

1481 baharında Fatih, büyük bir ordu hazırlattı ve İstanbul'dan Üsküdar'a geçti. Seferin hedefi, kimseye açıklanmamıştı. Bu gizlilik, Osmanlı seferlerinde sıkça uygulanan bir yöntemdi. Tarihçiler, seferin hedefi hakkında farklı tahminlerde bulunur: Rodos, İtalya ya da Memlük Devleti. 1480'de Osmanlı kuvvetlerinin İtalya'daki Otranto şehrini alması, İtalya seferinin olası olduğunu düşündürür. Ancak ordunun Anadolu yakasına geçmesi, Memlüklere ya da Rodos'a yönelik bir sefer ihtimalini de güçlendirir.

Hastalık ve ölüm

Fatih, uzun yıllardır nikris, yani gut hastalığından muzdaripti. Bu hastalık, eklemlerde şiddetli ağrılara yol açıyordu. Sefere çıktığında Fatih'in sağlığı zaten bozuktu. Ordu, Gebze yakınlarındaki Hünkâr Çayırı'na ulaştığında, padişahın durumu ağırlaştı. Şiddetli karın ağrıları çekti ve kısa süre sonra öldü.

Fatih'in son günlerinde, onu tedavi eden hekimlerden biri, İranlı hekim Hamidüddin el-Lari idi. Sarayın uzun süreli hekimlerinden biri ise, İtalya kökenli bir Yahudi olan ve sonradan Müslüman olan Yakub Paşa idi. Yakub Paşa, Fatih'in uzun yıllar hekimliğini yapmış ve ona yakın bir kişi olmuştu.
Ek bilgi
Fatih'in ölümünden sonra, oğulları Bayezid ve Cem arasında taht mücadelesi başladı. Sadrazam Karamani Mehmed Paşa, padişahın ölümünü bir süre gizlemeye çalıştı ve Cem'e haber gönderdi. Ancak yeniçeriler ayaklandı ve sadrazamı öldürdü. Sonunda Bayezid tahta çıktı.
Saray albümünde Fatih Sultan Mehmed'in gül koklarken resmedildiği portre
Saray albümünde Fatih Sultan Mehmed'in gül koklarken resmedildiği portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Nakkaş Sinan Bey. Dosya sayfası

Zehirlenme iddiasının kaynakları

Fatih'in zehirlendiği iddiası, birkaç farklı kaynağa dayanır. Bazı Osmanlı kaynaklarında, padişaha verilen bir ilacın ölümüne neden olduğu ve bu ilacı veren hekimin sonradan cezalandırıldığı anlatılır. Bu anlatılar, ölümün bir hekim hatasından ya da kasıtlı bir zehirlemeden kaynaklanabileceğini düşündürmüştür.

Zehirlenme iddiasının bir başka kaynağı, Venedik ile ilgilidir. Venedik Cumhuriyeti'nin, Fatih ile uzun yıllar süren savaşları sırasında padişahı zehirleme planlarını konuştuğuna dair kayıtların Venedik arşivinde bulunduğu araştırmacılar tarafından ileri sürülmüştür. Bu kayıtlar, Venedik'in padişaha karşı böyle bir girişimi düşündüğünü gösterir; ancak bu planların 1481'deki ölümle doğrudan bir bağlantısı olduğunu kanıtlamaz.

Alman tarihçi Franz Babinger, Fatih hakkındaki ünlü biyografisinde, padişahın zehirlenmiş olabileceği ihtimalini tartıştı ve bu konuda Yakub Paşa'nın rolünü sorguladı. Babinger'in bu görüşü, sonraki yıllarda pek çok yazar tarafından tekrarlandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Fatih'in zehirlendiği iddiası, kesin olarak yanlışlanmış değildir; ancak kanıtlanmış da değildir. Padişahın uzun süreli gut hastalığı, şiddetli karın ağrıları ve dönemin tıp bilgisi düşünüldüğünde, ölümün hastalık ya da yanlış tedavi nedeniyle gerçekleşmiş olması da mümkündür. Bu nedenle "Fatih zehirlendi" demek yerine, "Fatih'in zehirlendiği ileri sürülür, ancak bu kanıtlanmamıştır" demek daha doğrudur.

Yakub Paşa'ya yönelen şüpheler

Zehirlenme iddiasının en sık suçladığı kişi, Yakub Paşa'dır. Ancak Yakub Paşa'nın Fatih'i zehirlediğine dair doğrudan bir belge yoktur. Ayrıca bazı kaynaklar, Yakub Paşa'nın Fatih'in ölümünden sonra da itibarını koruduğunu ve II. Bayezid döneminde de saygın bir kişi olarak kaldığını gösterir. Bu durum, onun zehirleme ile suçlanmasının zayıf dayanaklara sahip olduğunu düşündürür. Öte yandan Hamidüddin el-Lari'nin verdiği ilaçlar ve tedavi yöntemleri de ölümle ilişkilendirilmiştir; ancak bu konuda da kesin bir kanıt yoktur.

Modern tıbbın bakışı

Bazı araştırmacılar, Fatih'in ölümünü modern tıbbın bilgileriyle değerlendirmeye çalışmıştır. Bu değerlendirmelerde, gut hastalığının yol açabileceği komplikasyonlar, bağırsak tıkanması ya da başka iç hastalıklar gibi olasılıklar tartışılmıştır. Ancak Fatih'in naaşı üzerinde bir inceleme yapılmadığı için, bu değerlendirmeler de tahmin düzeyinde kalmaktadır.

Venedik ve Fatih

Fatih Sultan Mehmed'in Venedik ile ilişkileri, zehirlenme iddiasının neden bu kadar yaygınlaştığını anlamak açısından önemlidir. Venedik, Fatih ile 1463'ten 1479'a kadar uzun bir savaş yaptı. Savaş sona erdikten sonra Venedik, Fatih'in isteği üzerine ressam Gentile Bellini'yi İstanbul'a gönderdi. Bellini, 1479-1480'de İstanbul'da kaldı ve Fatih'in ünlü portresini yaptı. Bu portre, bugün Londra'daki Ulusal Galeri'de bulunmaktadır.

Venedik'in suikast planları

Venedik Devlet Arşivi'ndeki belgeler, Venedik'in Fatih'i öldürmek için birden fazla plan değerlendirdiğini gösterir. Bu belgelerde, Venedik yönetiminin bazı kişilerin suikast tekliflerini görüştüğü kayıtlar yer alır. Tarihçi Franz Babinger, Fatih biyografisinde bu belgelere değinmiştir. Ancak bu planların uygulanıp uygulanmadığı ve Fatih'in ölümüyle bir bağlantısı olup olmadığı belgelerle gösterilemez. Bu belgeler, zehirlenme iddiasını destekleyenler tarafından sıkça kullanılır; ancak bir planın varlığı, o planın uygulandığı anlamına gelmez.

Gut hastalığı

Fatih'in uzun süredir gut hastalığından ve karın ağrılarından muzdarip olduğu, çağdaş kaynaklarda aktarılır. Bazı tıp tarihçileri, bu belirtilerin Fatih'in ölümünü açıklayabileceğini öne sürer.
Fatih Sultan Mehmed'in defterinden bir sayfa
Fatih Sultan Mehmed'in defterinden bir sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mehmed II. Dosya sayfası

Fatih'in mezarı

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'daki Fatih Camii'nin yanındaki türbesine defnedildi. Türbe, 1766 depreminde yıkıldı ve III. Mustafa döneminde yeniden yapıldı. Bugün türbe, ziyaretçilere açıktır ve İstanbul'un en çok ziyaret edilen türbelerinden biridir.
Tarih notu
Kronoloji
1432: Fatih Sultan Mehmed'in doğumu
1453: İstanbul'un fethi
1480: Otranto'nun alınması
1481 baharı: Son seferin başlaması
3 Mayıs 1481: Fatih'in Hünkâr Çayırı'nda ölümü
1481: II. Bayezid'in tahta çıkışı
1953: Franz Babinger'in Fatih biyografisinin yayımlanması
3 ve 21 Ekim 2026: Zehirlenme iddiasının X'te kesin olarak paylaşılması

Bir ölümün etrafındaki şüphe

Bize göre Fatih'in ölümü, tarihin cevapsız kalan sorularından biridir. Zehirlenme iddiası, Venedik'in planları ve dönemin şüpheli atmosferi düşünüldüğünde anlaşılır bir şüphedir; ancak kanıtlanmış bir olgu değildir. Uzun süreli hastalık ve dönemin tıp bilgisinin sınırlılığı da ölümü açıklayabilecek güçlü etkenlerdir. Tarihte bir iddiayı kesin bir gerçek gibi sunmak yerine, belgelerin söylediği ile söylemediğini birbirinden ayırmak gerekir.

Fatih'in ölümüne dair zehirlenme iddiası, Osmanlı tarihinde kesin cevabı olmayan sorulara nasıl yaklaşılması gerektiğinin iyi bir örneğidir. İddianın arkasında, padişahın Venedik'le ilişkileri, sarayın içindeki hizip çekişmeleri ve hekimlerin kimliği gibi gerçek unsurlar vardır. Ancak bu unsurların varlığı, zehirlenmenin gerçekleştiğini kanıtlamaz. Dönemin kaynakları padişahın uzun süredir gut ve benzeri hastalıklardan muzdarip olduğunu da aktarır. Bu iki açıklama arasında kesin bir hüküm vermek, eldeki belgelerle mümkün değildir. Sosyal medyada ve popüler yayınlarda iddianın kesin bir gerçek gibi sunulması, bu belirsizliği ortadan kaldırır ve okuyucuyu yanıltır. Tarihçi için en dürüst cevap, ihtimalleri ve kanıtları ayrı ayrı ortaya koymak ve sonucu açık bırakmaktır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap