İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ankara Sergi Evi: Şevki Balmumcu'nun 1933 yarışmasını kazanan binası nasıl Opera Sahnesi oldu?

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Ankara'nın Altındağ ilçesinde, Atatürk Bulvarı boyunca uzanan Opera Sahnesi bugün Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları'nın ortak kullandığı bir salondur. Bina ilk olarak bir opera binası olarak değil, bir sergi evi olarak tasarlandı. Erken Cumhuriyet'in yerli üretimi teşvik politikasının ürünü olan Sergi Evi, Türk mimar Şevki Balmumcu'nun uluslararası bir yarışmada kazandığı projeyle yapıldı. On yıl kadar sonra Alman mimar Paul Bonatz'ın projesiyle opera binasına dönüştürüldü. Binanın yarışmadan bugüne uzanan hikâyesini adım adım izleyelim.

Yarışmayı açan cemiyet

Salt'ın yazısına göre binanın fikri, ülkedeki yerli üretimi teşvik etmek amacıyla 1920'lerin sonunda devlet eliyle kurulan Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nden çıktı. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929'da TBMM'de yaptığı konuşmada ulusal ekonomi, yerli malı ve tutumluluk konularını anlatmıştı. Bu yıllarda her yıl düzenlenen yerli malı haftaları ve sergiler, Ankara'da kalıcı bir sergi binası ihtiyacını gündeme getirdi.

Binanın tarım, sanayi, güzel sanatlar ve halk sağlığı sergilerine ev sahipliği yapması amaçlanıyordu. Cemiyet 1933'te bir yarışma açtı. Yarışma koşulları, projenin modern mimariye uygun olmasını ve maliyetin cemiyetin belirlediği 225 bin liralık bütçeyi aşmamasını şart koşuyordu.
Atatürk Bulvarı ve Sergi Evi, 1934
Atatürk Bulvarı ve Sergi Evi, 1934Görsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: Directorate General of Press and Information. Dosya sayfası

26 proje, iki finalist

Uluslararası olarak açılan yarışmaya, Salt'ın verdiği sayılarla 10'u yabancı ve 16'sı yerli mimarlara ait 26 proje katıldı. Jüride 3 mimar, 2 mühendis ve 6 bürokrat vardı. İtalyan mimar Paolo Vietti-Violi ile Şevki Balmumcu'nun projeleri finale kaldı. Salt'a göre iki mimar birinciliği paylaştı; iki proje benzer oranlara ve unsurlara sahipti, ancak Vietti-Violi'nin projesinin uygulama maliyeti cemiyet tarafından fazla bulundu ve Balmumcu'nun tasarımı uygulandı.

Bu sonuç, dönemin Türk mimarları için ayrı bir önem taşıyordu. 1930'ların mimarlık yarışmaları, Türk mimarlarının yabancı meslektaşları karşısında kendilerini kanıtlama çabası olarak da okunabilir; 1933 Sergi Evi yarışmasını Balmumcu'nun kazanması bu yüzden ayrıca anılır.
Dikkat: yanlış bilinen
Açılış yılı kaynaklarda farklı geçer. Bazı özetler inşaatın 1933'te tamamlandığını söyler; oysa yaklaşık iki yıllık inşaatın ardından açılış 1935'te yapıldı. Salt'ın yazısına göre yapı yaklaşık bir yıllık inşaatın ardından 1934'te tamamlandı. Commons'taki Atatürk Bulvarı fotoğrafı da binayı 1934 tarihiyle gösterir. Yarışma yılının 1933 olduğu konusunda kaynaklar birleşir; tamamlanma için 1934, açılış için 1935 tarihleri birlikte dolaşmaktadır.

Balmumcu'nun binası: Yatay hatlar ve kule

Bina, Cumhuriyet Türkiyesi'nde modernist mimarinin erken ve önemli örneklerinden biridir: betonarme taşıyıcı sistem, şerit pencereler, ışıklıklı çatı ve süssüz cepheler. Salt'ın yazısı tasarımda 1930'ların sade ve keskin geometrik hatlarının yanı sıra yatay düzlemdeki etki, dairesel hatlar, kule ve cephede öne çıkan pencerelerle Streamline Moderne ve Art Deco akımlarının izlerini görür. Yapının konstrüktivizm ya da De Stijl etkisinde tasarlandığı da sık sık söylenir.

Bina Atatürk Bulvarı'na paralel uzanır ve birbirini dik kesen iki kütleden oluşur. Dış cephesinde Ankara taşı ve fildişi renkli sıva kullanılmıştır. Tamamlandıktan sonra şehrin en modern ve dikkat çekici yapısı oldu. Cengiz Bektaş yapının çağdaş mimari çözümlerle donatıldığını ve genç mimarlara ilham verdiğini yazdı; Ali Cengizkan burayı Cumhuriyet tarihinin en önemli kamusal mekânlarından biri saydı; Alman mimarlık tarihçisi Bernd Nicolai Sergi Evi'ni Ankara'daki modern mimari örneklerinin en parlağı olarak nitelendirdi.
Ankara Sergi Evi ve Bankalar Caddesi
Ankara Sergi Evi ve Bankalar CaddesiGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: SALTOnline from Istanbul, Turkey. Dosya sayfası

1946 kararı ve mimarların itirazı

Salt'a göre bina 1940'lara kadar çeşitli sergilere ev sahipliği yaptı; Salt arşivinde bir Nafia Sergisi'nin fotoğrafları da vardır. 1940'larda ekonomik kriz derinleşti. 6 Haziran 1946'da Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in talebiyle Sergi Evi'nin bir opera salonuna dönüştürülmesine karar verildi. Kararın gerekçesi, Ankara'da tiyatro ve opera için bir sahne bulunmaması ve bir sergi binasının şehir için artık gerekli görülmemesiydi.

Karar mimarlık çevrelerinde büyük tepki yarattı. Adnan Kuruyazıcı, uluslararası bir yarışmada derece almış bir eserin başka bir amaca hizmet etmek üzere değiştirilmesine karşı çıktı. Orhan Alsaç ise böyle bir değişikliğin Türk mimarlara danışılmadan ve binanın asıl mimarı hayattayken Alman mimar Paul Bonatz'a verilmesini sert biçimde eleştirdi. Tepkilere rağmen karardan vazgeçilmedi.
Ek bilgi
Dönüşümle bina büyük ölçüde değişti. Bonatz'ın projesiyle sahne kulesi, sütunlu bir giriş, eğimli çatı ve iç süslemeler eklendi; alçı motifler, avizeler, vitraylar ve Cemal Tollu ile Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi sanatçıların duvar resimleri yapıldı. Binanın özgün modernist çizgileri ortadan kalktı, İkinci Ulusal Mimarlık Akımı'na referanslı revaklar ve süslemeler geldi. Bu durum Balmumcu'nun tepkisine yol açtı ve onun meslekten uzaklaşmasına sebep oldu.

2 Nisan 1948: Kerem'in prömiyeri

Bina 2 Nisan 1948'de Opera Sahnesi adıyla yeniden açıldı. Açılış töreninde Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin ve Necil Kâzım Akses gibi Türk bestecilerin eserleri çalındı. Ahmed Adnan Saygun'un üç perdelik Kerem operası da burada dünya prömiyerini yaptı. Bina uzun yıllar Ankara'nın tek opera salonu olduğu için "Opera Sahnesi" adıyla anıldı ve bulunduğu semte de adını verdi. Devlet Tiyatroları'nın büyük ölçekli oyunlarını da burada sahnelemesiyle "Büyük Tiyatro" adı da kullanılmaya başlandı. Temsillerde orkestra çukuru kapatılarak ön sahne olarak kullanılır; bahçede Leyla Gencer, Muhsin Ertuğrul ve Cüneyt Gökçer'in heykelleri bulunur.
Ankara Opera Sahnesi, 2022
Ankara Opera Sahnesi, 2022Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Gargarapalvin. Dosya sayfası
Tarih notu
1920'lerin sonu: Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin kuruluşu. 12 Aralık 1929: İnönü'nün TBMM'deki yerli malı ve tutumluluk konuşması. 1933: 26 projeli uluslararası yarışma, Balmumcu'nun projesinin seçilmesi. 1934: Salt'a göre inşaatın tamamlanması. 1935: Açılış. 1940'lar: Sergiler ve ekonomik kriz. 6 Haziran 1946: Opera salonuna dönüştürme kararı. 1946-1948: Bonatz'ın projesiyle dönüşüm. 2 Nisan 1948: Opera Sahnesi olarak açılış, Kerem'in dünya prömiyeri. 2017-2021: Kapsamlı restorasyon.
2017-2021 arasında yapılan kapsamlı restorasyon, binayı Balmumcu'nun ilk tasarımına döndürmeyi değil, Bonatz'ın dönüştürdüğü hâlini korumayı amaçladı ve çalışmalar binanın opera salonu işlevi sürdürülerek yürütüldü. Bize göre Sergi Evi, 1940'larda biçim ve işlev değişikliğine uğramış olsa da 1930'ların modernist mimarlığını en belirgin biçimde yansıtan kamu yapılarından biri ve tasarlandığı dönemin mimari, siyasi ve ekonomik dinamiklerini somutlaştıran bir erken Cumhuriyet yapısıdır.

Ankara Sergi Evi'nin opera sahnesine dönüşmesi, bir binanın tarih boyunca farklı ihtiyaçlara nasıl uyarlandığını gösteriyor. Bir mimari yarışmayla tasarlanan modernist yapı, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki çağdaş mimarlık arayışının simgelerinden biriydi. Bizce sonraki dönüşüm, hem binanın kimliğinden bir şeyler kaybettiği hem de yeni bir kültürel işlevle yaşamını sürdürdüğü bir süreç. Mimarlık tarihçilerinin bu değişimi tartışması, kamu yapılarının korunması konusunda hâlâ güncel sorular ortaya koyuyor. Bina bugün de Ankara'nın kültürel hayatında yer aldığı için, geçmişini bilmek ona bakışımızı zenginleştiriyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap