18. yüzyıl Osmanlı resim sanatının en tanınmış ismi, Levni mahlasıyla bilinen Abdülcelil Çelebidir. Levni, Lale Devri'nde saray nakkaşhanesinin başına geçti ve Osmanlı minyatür sanatına yeni bir canlılık getirdi. Onun tek figürlü albüm resimleri, Surname-i Vehbi için yaptığı minyatürler ve padişah portreleri, Osmanlı resminin geleneksel kurallarını korurken yeni bir duyarlılık gösterir. Levni'nin resimlerindeki kadın figürleri, hareketli duruşlar ve canlı renkler, onu çağdaşı olan Avrupalı ressamlarla karşılaştırılabilir kılar. Bu yazıda Levni'nin hayatını, eserlerini, üslubunu ve aynı yıllarda İstanbul'da çalışan Avrupalı ressam Jean-Baptiste Vanmour ile ilişkisini ele alıyoruz. Levni'nin bir albüm resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Levni. Dosya sayfası
Edirne'den İstanbul'a
Levni'nin asıl adı Abdülcelil'dir. Edirne'de doğduğu bilinir, ancak doğum tarihi kesin değildir. Gençliğinde İstanbul'a gelerek saray nakkaşhanesine girdi. Başlangıçta tezhip, yani kitap süsleme sanatıyla ilgilendi. Daha sonra resim ve portre sanatına yöneldi. Levni mahlası, Farsça ve Arapça kökenli "renk" kelimesinden gelir ve "renkli" anlamını taşır. Bu mahlas, onun resimlerindeki canlı renk kullanımına da uygun düşer. Levni aynı zamanda bir şairdi ve şiirlerini içeren bir divanı vardır.
Saray nakkaşbaşı
Levni, III. Ahmed döneminde saray nakkaşhanesinin başına geçti. Bu dönemde padişahın ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahimPaşa'nın himayesinde çalıştı. Lale Devri'nin sanatsever ortamı, Levni'nin yeteneğini geliştirmesine ve yeni denemeler yapmasına imkân verdi. Levni'nin en önemli eserleri, bu dönemde yaptığı minyatürlerdir. 1732'de öldü ve İstanbul'da Edirnekapı dışında defnedildi.
Tek figürlü albüm resimleri
Levni'nin en özgün eserleri, tek figürlü albüm resimleridir. Bu resimlerde, kitap sayfası yerine ayrı bir kâğıt üzerine, genellikle tek bir kişi resmedilmiştir. Levni'nin albüm resimlerinde saraylı kadınlar, dansçılar, müzisyenler, genç erkekler ve farklı meslek gruplarından insanlar yer alır. Bu figürler, zarif duruşları, ayrıntılı kıyafetleri ve hareketli pozlarıyla dikkat çeker. Levni'nin "Uyuyan Kadın", "Dans Eden Kadın" ve "Banyodan Çıkan Kadın" gibi resimleri, Osmanlı resminde kadın figürünün yeni bir anlayışla ele alındığını gösterir.
Bu albüm resimleri, bugün Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki bir albümde toplanmıştır. Albüm, Levni'nin ve onun okulundan sanatçıların eserlerini içerir.
Ek bilgi
Osmanlı sanatında albüm geleneği, 16. yüzyıldan itibaren gelişmişti. Albümler, hat örnekleri, minyatürler, tek figürlü resimler ve tezhipli sayfalardan oluşan derlemelerdi. Levni'nin albüm resimleri, bu geleneğin içinde yeni bir dönemi başlattı.
Silsilename ve padişah portreleri
Levni, Osmanlı padişahlarının portrelerini içeren bir Silsilename de hazırladı. Bu eserde Osman Gazi'den III. Ahmed'e kadar padişahlar, oturur hâlde ve kendilerine özgü kıyafetleriyle resmedilmiştir. Levni'nin padişah portreleri, daha önceki dönemlerin portrelerine göre daha bireysel özellikler taşır. Bu portreler, sonraki yüzyıllarda yapılan padişah portrelerine örnek oldu. Levni'nin III. Ahmed portresi, padişahın en tanınmış tasvirlerinden biridir. Levni'ye atfedilen saraylı bir kadın resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Levni. Dosya sayfası
Surname-i Vehbi
Levni'nin en kapsamlı eseri, 1720 şenliğini anlatan Surname-i Vehbi'nin minyatürleridir. Levni ve ekibi, bu eser için 137 minyatür yaptı. Bu minyatürlerde esnaf alayları, cambazlar, köçekler, havai fişekler ve Haliç'teki gemi gösterileri yer alır. Levni'nin bu eserdeki başarısı, kalabalık sahneleri düzenli ve hareketli bir şekilde resmetmesidir. Figürler, birbirinden farklı yüz ifadeleri, duruşlar ve hareketlerle canlandırılmıştır.
Vanmour: İstanbul'daki Avrupalı ressam
Levni'nin yaşadığı yıllarda İstanbul'da önemli bir Avrupalı ressam da çalışıyordu: Flaman asıllı Fransız ressam Jean-Baptiste Vanmour. Vanmour, 1699'da Fransız büyükelçisi Ferriol ile birlikte İstanbul'a geldi ve 1737'deki ölümüne kadar burada yaşadı. Vanmour, Osmanlı kıyafetlerini, törenleri ve elçilerin padişah tarafından kabul edilmesini gösteren pek çok resim yaptı. Vanmour'un eserlerinin önemli bir kısmı, bugün Amsterdam'daki Rijksmuseum'da bulunur; bu eserler, Hollanda elçisi Cornelis Calkoen'in koleksiyonundan gelmiştir.
Dikkat: yanlış bilinen
Levni ile Vanmour'un birbirini tanıyıp tanımadığı ya da birbirinin eserlerini görüp görmediği belgelerle kesin olarak bilinmiyor. Bazı sanat tarihçileri, Levni'nin resimlerindeki yeni üslubu Avrupa etkisine bağlarken, bazıları bu değişimi Osmanlı resminin kendi iç gelişimi olarak açıklar. Bu konuda kesin bir yargıya varmak için daha fazla belgeye ihtiyaç vardır.
Lale Devri ve Levni
Levni'nin sanatı, Osmanlı tarihinde Lale Devri olarak anılan dönemle sıkı bir şekilde bağlantılıdır. Sultan III. Ahmed ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahimPaşa döneminde, İstanbul'da bahçeler, köşkler ve çeşmeler yapıldı; şenlikler ve eğlenceler düzenlendi. Bu dönemde Osmanlı seçkinleri, Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurdu. Paris'e gönderilen Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin sefaretnamesi, bu dönemin Avrupa'ya bakışının önemli bir örneğidir. Levni'nin resimlerindeki zarafet ve gündelik hayata olan ilgi, Lale Devri'nin kültürel ortamını yansıtır.
Levni'nin şiirleri
Levni, yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda bir şairdi. Divan şiiri geleneğinde yazdığı şiirleri, bir divan halinde derlenmiştir. Şiirlerinde, Lale Devri'nin eğlence ve zevk dünyası, bahçeler ve sevgililer anlatılır. Levni'nin şiirleri, resimleri kadar tanınmasa da, dönemin edebi ortamını anlamak için önemli bir kaynaktır.
Levni'nin etkisi
Levni'den sonra gelen Osmanlı ressamları, onun tek figürlü albüm resimlerinden etkilendi. 18. yüzyılın ikinci yarısında Abdullah Buhari gibi ressamlar, benzer tarzda kadın figürleri resmetti. Bu tarz, Osmanlı resminde bireysel figürlere ve gündelik hayata olan ilginin artışını gösterir. Levni'nin uyuyan genç kadın resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Levni. Dosya sayfası
Levni'nin mirası
Levni, Osmanlı minyatür sanatının son büyük ustalarından biri olarak kabul edilir. Ondan sonra minyatür sanatı yavaş yavaş yerini Avrupa tarzı yağlıboya resme bırakmaya başladı. Ancak Levni'nin resimleri, Osmanlı geleneğinin değişen zevklerle nasıl buluşabileceğini gösterdi. Levni'nin öğrencileri ve onun etkisinde kalan sanatçılar, 18. yüzyıl boyunca onun üslubunu sürdürdü. Bugün Levni'nin eserleri, Osmanlı sanatına dair sergilerin ve kitapların vazgeçilmez parçalarıdır.
Tarih notu
Kronoloji
17. yüzyıl sonu: Levni'nin Edirne'de doğumu 1699: Vanmour'un İstanbul'a gelişi 1703: III. Ahmed'in tahta çıkışı 1718–1730: Lale Devri 1720: Surname-i Vehbi şenliği 1732: Levni'nin ölümü 1737: Vanmour'un İstanbul'da ölümü
Gelenek içinde yenilik
Bize göre Levni, Osmanlı resminin geleneği bozmadan yenilenebileceğini gösteren bir sanatçıdır. Onun uyuyan kadınları, dans eden figürleri ve hareketli kalabalıkları, minyatürün kurallarını koruyarak yeni bir canlılık kazandırdı. Aynı şehirde çalışan Vanmour ile birlikte düşünüldüğünde, Lale Devri İstanbul'unun Doğu ile Batı'nın sanat anlayışlarının yan yana yaşadığı bir yer olduğu anlaşılır.
Levni'nin önemi, minyatür geleneğinin içinden çıkarak ona yeni bir duyarlılık kazandırmasındadır. Onun figürleri daha hareketli, renkleri daha yumuşak ve yüz ifadeleri daha bireyseldir; bu özellikler, tek figürlü albüm resimlerinde özellikle belirginleşir. Silsilename'deki padişah portreleri, hanedan imgesinin yeniden yorumlanması açısından da dikkat çekicidir. Levni'nin Batı resminden doğrudan etkilenip etkilenmediği tartışmalıdır; aynı dönemde İstanbul'da çalışan Vanmour ile karşılaştırma, iki sanatçının birbirinin işini görmüş olabileceğini düşündürse de bunu kanıtlayan bir belge bilinmez. Bu belirsizlik, Lale Devri'nin kültürel alışverişinin karmaşıklığını yansıtır. Levni'nin eserleri bugün Topkapı Sarayı koleksiyonlarında korunur ve Osmanlı resminin en sevilen örnekleri arasında yer alır. Onun resimleri, Lale Devri'nin zarif ve hareketli dünyasını bugüne en canlı biçimde taşır.