İçeriğe geç
Giriş yap
0

Surname-i Vehbi: 1720 şenliği, Okmeydanı'ndaki on beş gün ve Levni'nin 137 minyatürü

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
1720 sonbaharında İstanbul, Osmanlı tarihinin en görkemli şenliklerinden birine sahne oldu. Sultan III. Ahmed, dört oğlunun sünnet düğünü için on beş gün süren bir şenlik düzenletti. Bu şenlikte padişahın oğullarıyla birlikte binlerce fakir çocuk da sünnet ettirildi; esnaf alayları, köçek ve çengi gösterileri, cambazlar, havai fişekler ve Haliç'te gemi gösterileri yapıldı. Şenliği şair Seyyid Vehbi manzum bir eserle anlattı, saray nakkaşı Levni ve ekibi de bu eseri 137 minyatürle süsledi. Bu yazıda 1720 şenliğini, Surname-i Vehbi'nin yazılışını, minyatürlerini ve Lale Devri'nin kültürel ortamını ele alıyoruz.
Surname-i Vehbi'de köçeklerin gösterisini resmeden minyatür
Surname-i Vehbi'de köçeklerin gösterisini resmeden minyatürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Lale Devri'nde bir şenlik

1718'de imzalanan Pasarofça Antlaşması'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu bir barış dönemine girdi. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın yönetimindeki bu dönem, sonradan "Lale Devri" olarak adlandırıldı. Bu dönemde İstanbul'da köşkler, bahçeler ve çeşmeler inşa edildi, şiir ve müzik meclisleri yaygınlaştı, Avrupa ile kültürel temaslar arttı. 1720 şenliği, bu dönemin görkemini ve eğlence kültürünü en iyi yansıtan olaylardan biriydi. Şenlik, aynı zamanda padişahın ve sadrazamın gücünü halka ve yabancı elçilere göstermenin bir yoluydu.

Dört şehzade ve binlerce çocuk

Şenlikte III. Ahmed'in dört oğlu, Süleyman, Mustafa, Bayezid ve Mehmed sünnet edildi. Şehzade Mustafa, sonradan III. Mustafa olarak tahta çıkacaktı. Şehzadelerle birlikte, İstanbul'un fakir ailelerinden binlerce çocuk da devletin masraflarıyla sünnet ettirildi ve kendilerine hediyeler verildi. Bu uygulama, Osmanlı şenliklerinin bir geleneğiydi ve padişahın halkına karşı cömertliğini göstermeyi amaçlıyordu.

Okmeydanı ve Haliç

Şenliklerin büyük kısmı, İstanbul'un Haliç kıyısındaki Okmeydanı'nda yapıldı. Burada padişah ve devlet erkânı için büyük çadırlar kuruldu. Halk, bu çadırların çevresinde toplanarak gösterileri izledi. Gündüzleri esnaf alayları, cambazlar, hokkabazlar, güreşçiler ve hayvan terbiyecileri gösteri yaptı; geceleri ise Haliç üzerinde havai fişek gösterileri ve ışıklı gemi gösterileri düzenlendi. Şenlikte şekerden yapılmış bahçeler, kuleler ve hayvan figürleri de sergilendi. Nahıl adı verilen ve balmumu, tel ve renkli süslerle yapılan dev ağaçlar, şenliğin sembolleri arasındaydı.
Ek bilgi
Osmanlı şenliklerinde esnaf alayları, her loncanın kendi zanaatini sergilediği gösterilerdi. Fırıncılar seyyar fırınlarında ekmek pişirir, dokumacılar tezgâhlarında kumaş dokur, camcılar cam üfler, kasaplar hayvan keserdi. Bu gösteriler, İstanbul'un ekonomik hayatının bir tür canlı vitrini gibiydi.

Seyyid Vehbi ve eseri

Şenliği anlatan Seyyid Hüseyin Vehbi, dönemin önde gelen şairlerinden biriydi. Vehbi, Surname adlı eserinde şenliğin her gününü ayrıntılı olarak anlattı: hangi gösterilerin yapıldığını, hangi esnafın geçit töreni düzenlediğini, padişahın kimleri kabul ettiğini ve hangi hediyelerin dağıtıldığını yazdı. Eser, manzum ve mensur bölümlerden oluşur ve dönemin edebî dilinin süslü bir örneğidir. Aynı şenliği anlatan bir başka eser, Abdi adlı bir yazar tarafından kaleme alınmıştır.

Levni'nin minyatürleri

Surname-i Vehbi'nin minyatürlü nüshası, saray nakkaşı Levni ve ekibi tarafından resimlendi. Bu nüshada 137 minyatür bulunur. Minyatürler, şenliğin farklı sahnelerini gösterir: padişahın tahtında oturduğu kabul sahneleri, esnaf alayları, köçek ve çengi gösterileri, cambazlar, ip cambazları, havai fişekler, Haliç'teki gemiler, şeker bahçeleri ve sünnet edilen çocuklar. Levni'nin minyatürleri, canlı renkleri, hareketli figürleri ve kalabalık sahneleri başarıyla düzenlemesiyle dikkat çeker. Bu minyatürler, 18. yüzyıl Osmanlı minyatür sanatının en önemli eserleri arasında yer alır.
1720 şenliklerinde Haliç üzerinde yapılan havai fişek gösterisi
1720 şenliklerinde Haliç üzerinde yapılan havai fişek gösterisiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdulcelil Levni. Dosya sayfası

1582 ile 1720: iki surname

Surname-i Vehbi, 1582'de III. Murad'ın oğlu Şehzade Mehmed'in sünnet düğününü anlatan Surname-i Hümayun ile sıkça karşılaştırılır. İki eser de Osmanlı sarayının büyük şenliklerini anlatır ve minyatürlerle süslenmiştir. Ancak 1582 şenliği Atmeydanı'nda, yani bugünkü Sultanahmet Meydanı'nda yapılmış ve elli günden fazla sürmüştü. 1720 şenliği ise Okmeydanı'nda ve Haliç'te, daha kısa bir sürede gerçekleşti. İki eserin minyatürleri, 16. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasında Osmanlı resim sanatındaki değişimi de gösterir: Levni'nin figürleri, Nakkaş Osman dönemine göre daha hareketli ve bireysel özellikler taşır.
Dikkat: yanlış bilinen
Surname minyatürleri, şenlikleri gerçeğe çok yakın ayrıntılarla gösterse de, bunlar da birer sanat eseridir. Nakkaşlar, sahneleri düzenleyerek ve bazı unsurları vurgulayarak resmetti. Bu nedenle minyatürlerdeki ayrıntılar, Vehbi'nin metni ve dönemin diğer kaynaklarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Yabancı gözlemciler

1720 şenliği, İstanbul'daki yabancı elçilerin de dikkatini çekti. Elçiler, şenliklere davet edildi ve padişahın çadırının yakınında kendilerine ayrılan yerlerden gösterileri izledi. Avrupalı diplomatların raporlarında, şenliğin görkemi ve maliyeti hakkında gözlemler yer alır. Bu raporlar, Osmanlı kaynaklarının anlatımlarıyla karşılaştırıldığında şenliğin dışarıdan nasıl göründüğünü anlamamıza yardımcı olur.

Şenliğin harcamaları

1720 şenliği, devlet hazinesi için büyük bir harcama anlamına geliyordu. Şenlik için yapılan hazırlıklar, aylar öncesinden başladı. Okmeydanı'nda çadırlar kuruldu, esnaf alayları için gösteriler hazırlandı, şeker ve mumdan yapılan dev nahıllar ve süslemeler yapıldı. Şenlik boyunca halka yemekler dağıtıldı. Bu harcamalara dair kayıtlar, Osmanlı arşivindeki muhasebe defterlerinde yer alır. Defterler, şenliğin ekonomik boyutunu ve hangi esnafın ne kadar iş aldığını gösterir.

Surname-i Vehbi'nin nüshaları

Surname-i Vehbi'nin Levni tarafından resimlenmiş nüshası, bugün Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde saklanmaktadır. Eserin başka nüshaları da vardır; bunların bir kısmı resimsiz, bir kısmı ise daha sonraki dönemlerde resimlenmiş nüshalardır. Bu nüshalardan bazıları Avrupa kütüphanelerinde, örneğin İstanbul dışında Londra ve Paris'teki koleksiyonlarda yer alır. Levni'nin resimlediği nüsha, eserin en ünlü ve en değerli nüshası olarak kabul edilir ve pek çok sergide ve kitapta yeniden basılmıştır.
1720 şenliklerinde kurulan çadırları gösteren minyatür
1720 şenliklerinde kurulan çadırları gösteren minyatürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdulcelil Levni. Dosya sayfası

Eserin bugünkü yeri

Surname-i Vehbi'nin Levni tarafından resimlenen nüshası, bugün İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde korunmaktadır. Eserin minyatürleri, Osmanlı kültürüne dair kitaplarda, sergilerde ve belgesellerde sıklıkla kullanılır. 2000'lerde eser, tıpkıbasım olarak yayımlandı ve geniş bir okur kitlesine ulaştı. Surname-i Vehbi'nin minyatürleri, Osmanlı şenlik kültürünü, esnaf hayatını ve 18. yüzyıl İstanbul'unun eğlence anlayışını anlamak için eşsiz bir kaynaktır.
Tarih notu
Kronoloji
1718: Pasarofça Antlaşması
1720 sonbaharı: Okmeydanı'nda on beş günlük şenlik
1720'ler: Seyyid Vehbi'nin Surname'si ve Levni'nin minyatürleri
1730: Patrona Halil isyanı ve Lale Devri'nin sonu
1732: Levni'nin ölümü

Okmeydanı'ndaki on beş günün iki yüzü

Bize göre Surname-i Vehbi, Lale Devri'nin hem parlak hem de kırılgan yüzünü bir arada gösterir. On beş günlük şenlik, imparatorluğun zenginliğini ve eğlence kültürünü sergiledi; ancak on yıl sonra Patrona Halil isyanı, bu dönemin israfına karşı halkın öfkesini ortaya koydu. Levni'nin minyatürleri ise bu kısa ama renkli dönemin en kalıcı mirası olarak kaldı.

1720 şenliği, Osmanlı sarayının toplumla doğrudan temas kurduğu, esnaf loncalarından cambazlara kadar şehrin bütün kesimlerini sahneye çıkardığı bir gösteriydi. Vehbi'nin metni ve Levni'nin minyatürleri, bu kalabalığı neredeyse belgesel bir titizlikle aktarır; her lonca kendi ürünlerini taşıyan arabalarla, kendi kıyafetleriyle geçit yapar. Bu yönüyle Surname, Osmanlı şehir hayatının ve zanaat çeşitliliğinin eşsiz bir kaydıdır. Öte yandan şenliğin maliyeti ve gösterişi, Lale Devri'ne yöneltilen eleştirilerin de malzemesi oldu. 1730'daki isyan, bu eleştirilerin halk arasında ne kadar yaygın olduğunu gösterdi. Surname-i Vehbi'yi okurken, bir dönemin coşkusunu ve o coşkunun gölgesinde biriken huzursuzluğu birlikte görmek gerekir. Şenliğin kaydı, bu yüzden bir eğlence anlatısından çok bir toplum portresidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap