Bir bahçeden kışlaya
Kuleli Askerî Lisesi'nin bulunduğu yer, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Çengelköy'dedir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u aldığında burada bir koru, korunun içinde bir manastır ve bir kule bulunuyordu. Yavuz Sultan Selim döneminde manastır yeniçerilere kışla olarak verildi. Bölge önce Bostancıbaşı Odaları diye anıldı; zamanla süslü bir bahçeye dönüşünce Kuleli Bahçesi adıyla tanındı.Kanuni Sultan Süleyman, bahçede yüksek bir kulesi olan dokuz katlı, her katı fıskiyeli havuzlarla süslü büyük bir kasır yaptırdı. III. Ahmet döneminde bahçe padişahın has mülküne katıldı ve Bizans döneminden kalan eski kule yıktırıldı. 1744'te kıyıya bir mescit yapıldı. Böylece Kuleli, yüzyıllar boyunca bahçe, kasır ve kışla arasında el değiştiren bir mekân oldu.

Tarih notu
Kronoloji: 1843 yarı kâgir kışlanın yapımı; 21 Eylül 1845 Mekteb-i Fünun-ı İdadiye'nin Maçka'da kuruluşu; 1854-1856 Kırım Savaşı'nda müttefik kışlası ve hastanesi; 1859 Kuleli Vakası'nın yargılaması; 1871 Garabet Amira Balyan'ın yaptığı bugünkü bina; 1872 okulun Kuleli'ye taşınması; 5 Kasım 1920 İngilizlerin binayı boşalttırması; 6 Ekim 1923 okulun binasına dönüşü; 1925 Kuleli Askerî Lisesi adı.
Kuleli Kışlası ve Kırım Savaşı
II. Mahmut döneminde Bostancıbaşı Odaları'ndaki kışla, okulun ilk yapısı oldu. Abdülmecit döneminde kışla yanınca, 1843'te yerine yarı kâgir yenisi yapıldı. İki yanına kuleler eklendiği için bu tarihten sonra Kuleli Kışla diye anılmaya başlandı. 1847'de su yolları tamamlandı.Kırım Savaşı sırasında, 1854'te, İstanbul'a gelen Fransız ve İngiliz askerlerinin bir kısmı bu kışlaya yerleştirildi. Kuleli, müttefik askerlerinin kışlası ve hastanesi oldu. Savaşta yaralanıp tedavi sırasında ölen müttefik askerleri kışlanın kuzeyindeki mezarlığa gömüldü; bu mezarlık uzun yıllar İngiliz Mezarlığı diye anıldı. 1856'da kışla boşaltılırken çıkan bir yangınla tamamen harap oldu.
1859'da Sultan Abdülmecit'i tahttan indirmeyi amaçlayan bir hareket ortaya çıkarıldı. Kuleli Vakası olarak tarihe geçen bu olayın sanıkları Kuleli Kışlası'nda yargılandı. Olay, Osmanlı'da anayasal yönetim arayışının ilk izlerinden biri olarak da değerlendirilir.
1871: Balyan'ın binası
Abdülaziz döneminde kışla, ana duvarları kâgir, iç bölmeleri, tavan ve tabanları ahşap olarak, iki katlı bir yapı hâlinde yeniden inşa edildi. Binanın mimarı, Osmanlı sarayının Ermeni mimar ailesinden Garabet Amira Balyan'dı. 1871'de tamamlanan bu bina, bugün Boğaz'ın en tanınmış silüetlerinden biridir. İki yanındaki kuleleriyle Kuleli, Boğaz'dan geçen gemilerden görülen simge yapılardan biri hâline geldi.
Mekteb-i Fünun-ı İdadiye'den Kuleli İdadisi'ne
Okulun kendisi ise kışladan daha önce, 21 Eylül 1845'te, bugün İstanbul Teknik Üniversitesi'nin kullandığı Maçka Kışlası'nda Mekteb-i Fünun-ı İdadiye adıyla kuruldu. Kışlanın onarımı nedeniyle ilk ders yılını Topkapı Sarayı'ndaki Çinili Köşk'te geçirdi. 10 Ekim 1846'da Sultan Abdülmecit'in de katıldığı bir törenle Maçka'daki binasında ikinci ders yılına başladı.1868'de askerî idadilerin birleştirilmesine karar verildi ve dört idadi Galatasaray Kışlası'nda birleştirildi. Bu uygulamadan beklenen sonuç alınamayınca 1872'de okulların ayrı ayrı eğitime devam etmesi kararlaştırıldı. Mekteb-i Fünun-ı İdadiye ve Deniz İdadisi, Kuleli Kışlası'na taşındı. Bu tarihten sonra okul Kuleli İdadisi adıyla anılmaya başladı.
Okul, savaş yıllarında sık sık yer değiştirdi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda bina hastaneye çevrilince okul Pangaltı'daki harp okulu binasına taşındı; 1879'da geri döndü. 1912-1913 Balkan Savaşları'nda Kuleli yeniden hastane oldu; öğrenciler Adile Sultan Sarayı'na ve Beylerbeyi'ndeki binalara dağıtıldı. Birinci Dünya Savaşı'nda okul bir dönem Büyükada'daki bir yetimhane binasına taşındı.
Ek bilgi
Kuleli, Osmanlı ordusuna subay yetiştiren askerî idadilerin en köklülerinden biriydi. Mezunlarının büyük kısmı Harbiye'ye geçti. Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele'de görev yapan pek çok subay, eğitimlerinin bir bölümünü bu okulda almıştı.
İşgal yılları: üç yıllık sürgün
Mondros Mütarekesi'nden sonra İstanbul'un işgali, Kuleli'yi de etkiledi. 5 Kasım 1920'de İngilizler, mütarekeye dayanarak okul binasının boşaltılmasını istedi. Bina, Ermeni yetimlerine ve göçmenlere tahsis edildi. Kuleli İdadisi, 26 Aralık 1920'de önce Kâğıthane'de, Sünnet Köprüsü yanında çadırlardan oluşan bir ordugâha taşındı. Bir ay sonra Maçka'daki bir karakol binasına geçti. İngilizler burayı da isteyince okul Beylerbeyi Sarayı'nın yanındaki eski Jandarma Okulu binasına nakledildi.Öğrenciler ve öğretmenler, bu zor koşullarda eğitime devam etti. Çadırlarda geçen kış ayları, işgal altındaki İstanbul'un askerî okullarının yaşadığı sıkıntının bir örneğiydi. Aynı yıllarda okulun bazı öğrencileri ve mezunları gizlice Anadolu'ya geçerek Millî Mücadele'ye katıldı.

6 Ekim 1923: Eve dönüş
26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz'un zaferle sonuçlanması ve Lozan görüşmelerinin ardından İngilizler Kuleli Kışlası'nı boşaltarak Türk makamlarına teslim etti. Okul, üç yıllık bir aradan sonra, 6 Ekim 1923'te eski binasına döndü. Bu tarih, işgal kuvvetlerinin İstanbul'dan çekildiği ve Türk birliklerinin şehre girdiği güne denk gelir.1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile okul sivil liseye dönüştürüldü ve adı Kuleli Lisesi oldu. Aynı ders yılının sonunda bu uygulama kaldırılarak okul yeniden askerî liseye çevrildi. 1925'te Kuleli Askerî Lisesi adını aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kuleli'nin tarihi, İstanbul'un geçirdiği savaşların ve işgallerin aynası gibidir. Bina sırasıyla müttefik askerlerinin hastanesi, Osmanlı ordusunun hastanesi, işgal döneminde göçmenlerin barınağı oldu. Her savaşta okul, binasını terk edip başka yerlerde eğitime devam etmek zorunda kaldı.
Cumhuriyet döneminden bugüne
İkinci Dünya Savaşı sırasında, seferberlik planları gereği okul Mayıs 1941'de Konya'ya nakledildi. Kuleli Kışlası bin yataklı bir askerî hastane hâline getirildi. Savaştan sonra, 18 Ağustos 1947'de okul İstanbul'a, eski binasına döndü. Sonraki on yıllarda eğitim süresi ve programları birkaç kez değiştirildi; 1975'ten sonra hazırlık sınıflı bir kolej sistemine geçildi.2016'daki darbe girişiminden sonra çıkarılan kanun hükmünde kararnameyle, 31 Temmuz 2016'da diğer askerî liselerle birlikte Kuleli Askerî Lisesi de kapatıldı. Bina bugün Millî Savunma Üniversitesi'ne bağlı Yabancı Diller Yüksekokulu olarak, harp okullarının öğrencilerine yabancı dil hazırlık eğitimi verilen bir yerleşke olarak kullanılmaktadır.
Boğaz'daki okulun yüz yetmiş yılı
Kuleli Askerî Lisesi, 1845'te Maçka'da kurulan bir idadiden başlayarak Osmanlı ve Cumhuriyet ordularına kuşaklar boyunca subay adayı yetiştiren bir kurum oldu. Boğaz kıyısındaki binası, Kırım Savaşı'ndan İkinci Dünya Savaşı'na kadar her büyük savaşın izlerini taşıdı. Okulun işgal yıllarında çadırlarda, karakollarda ve geçici binalarda sürdürdüğü eğitim, Millî Mücadele döneminde İstanbul'daki askerî kurumların direnme gücünün bir göstergesiydi.6 Ekim 1923'teki dönüş, Cumhuriyet'in ilanından üç hafta önce, okulun kendi binasına kavuşmasını simgeledi. Atatürk döneminde yeniden askerî lise olarak teşkilatlanan Kuleli, Cumhuriyet ordusunun subay kaynaklarından biri olarak yetmiş yılı aşkın bir süre daha bu görevi sürdürdü. Bugün binanın yeni işlevi farklı olsa da, Boğaz'daki iki kuleli silüet, okulun uzun tarihini hatırlatmaya devam ediyor.