İçeriğe geç
Giriş yap
0

Mısır vahaları ve Sive baskını (1916-1917): Ahmed Şerif'in Bahriye'den Cağbub'a çekilişi

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt8 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Mısır vahalarındaki harekât, Senusilerin Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere karşı yürüttüğü seferin son ve en uzun bölümüydü. Kıyıdaki yenilgilerin ardından Ahmed Şerif es-Senusi Şubat 1916'da Nil vadisine uzanan vahalar zincirine yöneldi. Bahriye, Ferafra ve Dahile vahaları birkaç ay Senusilerin elinde kaldı. İngilizler hafif otomobil devriyeleri ve zırhlı araçlarla bu vahaları birer birer geri aldı. Şubat 1917'deki Sive baskını, Ahmed Şerif'in Mısır'dan çekilişini kesinleştirdi.
Sive vahasındaki eski Şali kalesi
Sive vahasındaki eski Şali kalesiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Amr F.Nagy. Dosya sayfası

Çölün coğrafyası: iki vaha yolu

Nil'in 480 kilometreyi aşan batısında, Kum Denizi'nin kenarında Sive vahası bulunur. Sive'den Nil vadisine iki yol uzanıyordu. Kuzeydeki yol küçük vahalar ve kuyular üzerinden, doğu ucu Nil kıyısındaki Minya'ya 160 kilometre kadar uzaklıktaki büyük Bahriye vahasına ulaşıyordu. Güneydeki yol ise Ferafra ve Dahile üzerinden Harice vahasına iniyordu; Harice de Nil kıyısındaki Sohac'a 160 kilometre kadar uzaktaydı. Bu vahalarda kalabalık bir yerli nüfus yaşıyordu ve develi Bedeviler kuyular kuruduğunda buralara sığınıyordu.

Sive, savaşın başından beri Senusilerin önemli bir üssüydü. Alman ve Osmanlı subayları karargâhlarını burada kurmuş, dağ topları ve makineli tüfeklerle donatılmış yaklaşık 5.000 kişilik bir kuvvetle hem kıyıya hem de vahalara yönelik bir taarruz planlamışlardı.
Tarih notu
Kronoloji: Kasım 1915 Senusilerin kıyıda harekâta başlaması; Aralık 1915 - Şubat 1916 Mersa Matruh, Vadi Mecid ve Agagiya; 11 Şubat 1916 Bahriye vahasının alınması; 27 Şubat 1916 Senusilerin Dahile'de görülmesi; 14 Mart 1916 Sollum'un İngilizlerce geri alınması; 15 Nisan 1916 Harice'ye İngiliz birliğinin gelişi; Ekim 1916 Bahriye ve Dahile'nin boşaltılması; 3-4 Şubat 1917 Sive baskını; 12 Nisan 1917 Akrama uzlaşması.

Şubat 1916: vahalara yöneliş

Kıyıda Mersa Matruh önlerindeki çarpışmalar ve 26 Şubat 1916'daki Agagiya çatışması Senusiler için kötü sonuçlanmıştı. Ama Ahmed Şerif bu sırada başka bir yönde harekete geçmişti. 11 Şubat 1916'da 500 kişilik bir Senusi kuvveti ve Ahmed Şerif'in kendisi Bahriye vahasına girdi. Feyyum'daki İngiliz hava birliği Senusileri havadan gördü ve ertesi gün vahayı sekiz küçük bombayla vurdu. Ferafra vahası da aynı günlerde Senusilerin eline geçti. 27 Şubat'ta Senusiler daha güneydeki Dahile vahasında görüldü.

Bu hareket, Kahire'deki İngiliz kumandanlığını ciddi biçimde kaygılandırdı. Nil vadisi Mısır'ın can damarıydı; vahalardan gelecek bir akın, ülkenin içinde bir ayaklanmayı kışkırtabilirdi. İngilizler Kahire'nin kuzeybatısındaki Vadi Natrun'a bir piyade tugayı, Feyyum'a bir atlı tugay gönderdi. Beni Suef'te merkezi bulunan bir "Güney Kuvveti" kuruldu. Hava birlikleri Minya'dan Asyut'a kaydırıldı; Harice ve Dahile vahalarını gözetlemek için ileri iniş alanları açıldı.
Mısır'ın Batı Çölü'ndeki Bahriye vahası
Mısır'ın Batı Çölü'ndeki Bahriye vahasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Ahmedherz. Dosya sayfası

Kıyıdaki yenilgilerin vahalara yansıması

Mart 1916'da İngilizler kıyıda Sollum'u geri aldı. Westminster Dükü'nün zırhlı otomobilleri Sollum'un batısında Senusi ana kuvvetini yakaladı; küçük bir Osmanlı birliği yerinden ayrılmadı ve çarpışmada şehit düştü. Bu yenilgiler vahalardaki Senusilerin de moralini bozdu. Senusiler Harice'den kendiliklerinden çekildi ve İngilizler 15 Nisan'da Nil'deki ana hatta bağlanan dar hatlı demiryoluyla 1.600 kişilik bir birliği Harice'ye taşıdı.

İngilizler bundan sonra vahalara saldırmak yerine onları kuşatmayı seçti. Nil vadisinden Bahriye'ye uzanan yol boyunca küçük kaleler yapıldı, yeni dar hatlı demiryolları döşenmeye başlandı. Avustralya, Yeni Zelanda ve İngiliz birliklerinden kurulan İmparatorluk Deve Kolordusu batı Mısır'ın savunmasını üstlendi. Hafif Ford otomobilleri ve zırhlı araç bataryaları, develerle onlarca kilometreyle sınırlı kalan devriye menzilini yüzlerce kilometreye çıkardı. Senusiler böylece Nil vadisinden koparıldı ve ellerindeki vahalarda yalnız kaldı.
Ek bilgi
Vahalardaki Senusi kuvvetleri yalnız düşman baskısıyla değil, açlık ve hastalıkla da mücadele ediyordu. İngiliz ablukası Senusileri dışarıdan gelen yiyecek ve mühimmattan büyük ölçüde mahrum bırakmıştı. Kıyıdaki Bedevi kabileleri de aynı kıtlıktan etkilenmişti. Kasım 1915'te batırılan iki İngiliz gemisinin Senusilerin elindeki mürettebatı, Mart 1916'da kurtarıldıklarında kötü muamele görmediklerini ama bölgedeki kıtlıktan etkilendiklerini anlatmıştı.

Ekim 1916: Bahriye ve Dahile'nin boşaltılması

Ekim 1916'da Senusilerin ana kuvvetinin yaklaşık 1.800 kişiyle Dahile'de olduğu tahmin ediliyordu. İngiliz Batı Kuvveti komutanı General Watson'a bu kuvvete karşı harekâta başlama emri verildi. Haber Ahmed Şerif'e ulaştı. Hastalık ve açlıktan zayıf düşmüş kuvvetiyle Bahriye'de bulunan Ahmed Şerif, 8-10 Ekim'de Sive'ye çekildi. İngiliz hafif otomobilleri Bahriye'nin batısında artçıyı kesmeye çalıştı ama mesafe ve bozuk arazi yüzünden başaramadı.

Dahile'ye Harice'den bir otomobil kolu gönderildi: bir zırhlı otomobil, altı Ford, on iki motosiklet ve makineli tüfeklerle altmış kişi. Kol 17 Ekim'de vahaya vardığında Senusilerin çoğunun çekilmiş olduğunu gördü; vahanın ortasındaki Budhulu'da kalan 120 kişilik bir grup esir alındı. Sonraki günlerde yapılan devriyelerle yaklaşık 20.000 kişinin yaşadığı vaha İngilizlerin denetimine geçti. Bahriye ve Dahile'ye garnizonlar yerleştirildi, Kasım'da Ferafra'ya da bir kol gönderildi.

Şubat 1917: Sive ve Girba baskını

Ocak 1917'de İngiliz komutan General Archibald Murray, Ahmed Şerif'in 1.200 kişilik maiyetiyle Sive'den Libya'daki Cağbub'a çekilmeye hazırlandığını öğrendi. Develerle bir sefer hazırlamak bir ay alacaktı; bu yüzden yalnız otomobillerle hemen saldırılmasına karar verildi. Üç hafif zırhlı batarya ve üç hafif otomobil devriyesi Matruh'tan susuz çölü geçerek 2 Şubat'ta Sive'nin kuzeyine ulaştı.

3 Şubat sabahı otomobiller Sive'ye bitişik Girba vahasına girdi. Senusiler ateşle karşılık verdi; engebeli arazi araçların 700 metreden fazla yaklaşmasına izin vermedi. Kaçan askerlerin anlattığına bakılırsa Girba'da 850, Sive'de 400 kadar Senusi vardı ve savunmayı Muhammed Salih yönetiyordu. Gece sakin geçti. Sabaha karşı saat beşte Senusiler ateş açtı, ardından ambarlarını yaktı ve gün ağarırken arkadaki bir geçitten çekildi. İngilizler ertesi gün Sive'ye girdi.

Munassib geçidinde Senusilerin yolunu kesmek için bekleyen İngiliz kolu ise sarp yamaç yüzünden geçide yeterince yaklaşamadı. Senusi artçıları kolu oyaladı ve kafileleri kum tepelerinin arasından geçirdi. Ahmed Şerif, maiyetiyle birlikte Cağbub'a ulaştı.
Dahile vahasından bir görünüm
Dahile vahasından bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: Vyacheslav Argenberg. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Bu harekâtın ayrıntıları büyük ölçüde İngiliz kayıtlarından bilinmektedir. Senusi kayıpları için verilen rakamlar baskını yapan tarafın tahminleridir. Çöl koşullarında yapılan bu tahminlerin kesinliği sınırlıdır; Senusi ve Osmanlı tarafının bu olayları anlatan ayrıntılı kayıtları genel tarihlere pek yansımamıştır.

Akrama ve Ahmed Şerif'in yolculuğu

Sive baskını, Ahmed Şerif'in yeğeni ve savaşa baştan beri karşı olan Seyyid Muhammed İdris'in konumunu güçlendirdi. İdris, 12 Nisan 1917'de Akrama'da İngilizlerle bir uzlaşma imzaladı ve Bingazi bölgesinin emiri olarak tanındı. Birkaç gün sonra İtalyanlarla da anlaştı. Ahmed Şerif ise bir süre Libya'da kaldı; Eylül 1918'de bir Alman denizaltısıyla Akayla'dan ayrılarak Türkiye'ye geldi. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'da bulundu ve Mustafa Kemal Paşa ile görüştü.

Çölde kaybedilen bir sefer, kazanılan bir ders

Senusilerin Mısır vahalarına yönelişi, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda İngiltere'yi Mısır'ın içinden zorlamak için yaptığı girişimlerin en uzak halkasıydı. Askerî bakımdan küçük bir harekâttı, ama İngilizleri on binlerce askeri Mısır'ın batısında tutmak zorunda bıraktı ve Nil vadisinin savunması için ayrı bir kuvvet kurdurdu. Bu, Senusilerin ve onlara destek veren Osmanlı subaylarının elindeki imkânlarla ulaşabilecekleri en büyük etkiydi.

Harekâtın sonucu ise teknolojinin çöl savaşını nasıl değiştirdiğini açıkça gösterdi. Develerle yapılan bir savaşta vahalar yüzlerce kilometrelik çölle korunuyordu; otomobil ve uçak bu mesafeyi birkaç güne indirdi. Senusiler kıyıdan sonra vahalarda da yalnız kaldılar, açlık ve hastalık onları düşman kadar yıprattı. Ahmed Şerif'in çekilişi bir bozgun değil, kuşatılmış bir hareketin elde kalan gücü koruma kararıydı. Senusilerin bu direnişi, Trablusgarp Savaşı'ndan beri süren bağımsızlık mücadelesinin bir parçasıydı ve Ahmed Şerif'in Anadolu'ya gelişiyle Millî Mücadele'ye uzanan bir bağ kurdu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap