Jean-Étienne Liotard, 1738–1742 yılları arasında İstanbul'da yaşayan Cenevreli bir ressamdır. İstanbul'da Osmanlı kıyafetlerini benimsedi, sakal bıraktı ve Avrupa'ya döndüğünde "Türk ressam" (le peintre turc) lakabıyla tanındı. Liotard'ın İstanbul'da yaptığı çizimler ve Avrupa'da Osmanlı kıyafetleri içinde resmettiği portreler, 18. yüzyıl Avrupa'sındaki "turquerie" modasının en etkili örnekleri arasındadır. Eserleri bugün Cenevre, Amsterdam, Paris, Viyana ve Londra'daki müzelerde korunuyor. Bu yazıda, Liotard'ın İstanbul yıllarını ve Osmanlı imgesinin Avrupa'daki yolculuğunu anlatıyoruz. Liotard'ın Türk kıyafetli otoportresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean-Étienne Liotard. Dosya sayfası
Napoli'den İstanbul'a
Liotard, 1702'de Cenevre'de doğdu. Paris'te resim eğitimi aldı; pastel ve minyatür portrelerde ustalaştı. 1736'da İtalya'ya gitti ve Napoli'de İngiliz soylu William Ponsonby ile tanıştı. Ponsonby, Doğu Akdeniz'e bir gezi planlıyordu ve Liotard'ı yanında götürmeyi teklif etti. Liotard, 1738'de Ponsonby'nin grubuyla birlikte Yunan adalarını gezdi ve İstanbul'a ulaştı.
Ponsonby kısa süre sonra İstanbul'dan ayrıldı; ama Liotard kaldı. Dört yıl boyunca İstanbul'da yaşadı ve çalıştı. Galata ve Pera'daki Avrupa elçilikleri ve tüccar aileleri için portreler yaptı. Aynı zamanda şehrin insanlarını, kıyafetlerini ve gündelik hayatını çizdi. Bu çizimler, Osmanlı toplumunun 18. yüzyıl ortasındaki görünümüne dair özenli belgeler oldu.
Pera'nın portreleri
Liotard'ın İstanbul'daki müşterileri büyük ölçüde Pera'daki Levanten ve Avrupalı ailelerdi. Bu ailelerin kadınları, Osmanlı kadın kıyafetlerini ya da bu kıyafetlerden etkilenen bir giyim tarzını benimsemişti. Liotard, onları entari, kaftan, şalvar, kürk ve başlıklar içinde resmetti. Bu portreler, Pera'nın Osmanlı ile Avrupa arasındaki melez kültürünü yansıtır.
Liotard'ın İstanbul'da yaptığı çizimlerin önemli bir kısmı, kırmızı ve siyah tebeşirle yapılmış küçük figür çalışmalarıdır. Bu çizimlerde Osmanlı kadınları, hizmetçiler, Rum ve Ermeni kadınlar, dervişler ve tüccarlar yer alır. Liotard, figürlerin kıyafetlerini, takılarını ve duruşlarını büyük bir dikkatle işledi. Bu çizimlerin bir kısmı bugün Paris'teki Louvre Müzesi'nin çizim koleksiyonunda korunur.
Ek bilgi
Ponsonby'nin portresi Liotard'ın İstanbul'daki en ünlü eserlerinden biri, William Ponsonby'nin Türk kıyafetleri içindeki portresidir. Bu tür portreler, 18. yüzyılda Doğu'ya giden Avrupalı soylular arasında popülerdi. İngiltere'de, Doğu'yu gezmiş soyluların kurduğu "Divan Kulübü" (Divan Club) üyeleri, toplantılarına Türk kıyafetleriyle katılır ve bu kıyafetler içinde portrelerini yaptırırdı. Liotard'ın portreleri, bu modanın görsel kayıtlarıdır.
Türk ressam olarak Avrupa'ya dönüş
Liotard, 1742'de İstanbul'dan ayrıldı. Yanında Osmanlı kıyafetleri ve çizimleriyle Avrupa'ya döndü. Viyana'ya gitti ve Habsburg imparatoriçesi Maria Theresia ile ailesinin portrelerini yaptı. Liotard, Osmanlı kıyafetleri ve uzun sakalıyla Viyana sarayında dikkat çekti. Maria Theresia'nın kızlarını Türk kıyafetleri içinde resmetti.
Ardından Paris'e, Londra'ya ve Hollanda'ya gitti. Her yerde "Türk ressam" olarak tanındı. Avrupa'nın soyluları, Liotard'ın İstanbul'dan getirdiği kıyafetleri giyerek poz verdi. Bu portreler, Osmanlı modasının Avrupa saraylarında yayılmasında önemli bir rol oynadı. Liotard, sakalını yaklaşık on beş yıl taşıdı; evlendikten sonra eşinin isteğiyle kesti. Liotard'ın Türk kıyafetli bir kadın portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean-Étienne Liotard. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Bir moda mı, bir anlayış mı?Avrupa sanat tarihinde Liotard, "turquerie" modasının ustası olarak anılır. Turquerie, Osmanlı kültürünün öğelerini Avrupa sanatında ve modasında süs olarak kullanan bir eğilimdi. Bu eğilim, Osmanlı'yı egzotik ve süslü bir dünya olarak gösterirdi; çoğu zaman gerçek bir anlayıştan çok bir moda ilgisine dayanıyordu. Liotard ise diğer ressamlardan farklı olarak İstanbul'da gerçekten yaşamış ve gördüklerini dikkatle çizmişti. Bu yüzden onun eserleri, Türk okuyucu için hem Avrupa'daki Osmanlı modasının bir belgesi hem de 18. yüzyıl İstanbul kıyafetlerinin güvenilir bir kaydı olarak değerlidir.
Eserlerin bugünkü yerleri
Liotard'ın eserleri bugün dünyanın pek çok müzesinde korunur. Cenevre'deki Sanat ve Tarih Müzesi (Musée d'art et d'histoire), Liotard'ın en geniş koleksiyonlarından birine sahiptir. Amsterdam'daki Rijksmuseum, Liotard'ın pastel portrelerini ve Türk kıyafetli eserlerini barındırır. Paris'teki Louvre, İstanbul'da yapılmış çizimlerin önemli bir kısmını korur. Viyana'daki müzeler, Maria Theresia'nın ailesine ait portreleri saklar.
Liotard'ın eserleri, 2015'te Londra'daki Royal Academy ve Edinburgh'daki İskoçya Ulusal Galerisi'nde düzenlenen büyük bir sergiyle yeniden ilgi gördü. Bu sergide Liotard'ın İstanbul döneminin çizimleri ve Türk kıyafetli portreleri öne çıkarıldı.
Liotard'ın İstanbul'u
Liotard'ın İstanbul'u, I. Mahmud döneminin İstanbul'udur. Lale Devri'nin 1730'daki Patrona Halil isyanıyla sona ermesinin ardından gelen bu dönem, Osmanlı'nın Avrupa ile ilişkilerinin canlandığı bir dönemdi. 1739Belgrad Antlaşması, Osmanlı'nın Avusturya'dan Belgrad'ı geri almasını sağlamış ve İstanbul'da bir zafer havası yaratmıştı. Liotard, bu ortamda İstanbul'da yaşadı ve Osmanlı başkentinin kozmopolit hayatına tanıklık etti.
Liotard'ın İstanbul'daki çevresi
Liotard, İstanbul'da İngiliz elçisi Sir Everard Fawkener'ın ve İngiliz Levant Şirketi'nin tüccarlarının çevresinde yaşadı. Bu çevre, Galata ve Pera'daki Avrupalı topluluğun bir parçasıydı. Liotard, İngiliz tüccarlarının ve eşlerinin Osmanlı kıyafetleriyle portrelerini yaptı; bu portreler, 18. yüzyılda Avrupalıların "Türk" kıyafetine duyduğu merakın en güzel örnekleri arasındadır. Ressam, ayrıca Osmanlı kadınlarının ve Rum, Ermeni ve Yahudi tebaanın günlük kıyafetlerini pastel ve kalem çizimlerle kaydetti. Bu çizimlerin önemli bir kısmı bugün Paris'teki Louvre Müzesi'nin grafik sanatlar bölümünde, Amsterdam'daki Rijksmuseum'da ve Cenevre'deki Sanat ve Tarih Müzesi'nde korunur. Liotard'ın İstanbul'dan dönerken taşıdığı Osmanlı kıyafetleri ve uzun sakalı, Avrupa saraylarında büyük ilgi gördü ve ressam kendini bir "Türk ressam" olarak tanıttı. Liotard'ın kahvaltı sahnesini gösteren resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean-Étienne Liotard. Dosya sayfası
Jean-Étienne Liotard, İstanbul'da dört yıl geçirdi ve bu dört yıl onun bütün kariyerini şekillendirdi. "Türk ressam" lakabı, onun Osmanlı kültürüyle kurduğu bağın simgesi oldu. Avrupa saraylarında Osmanlı kıyafetleri içinde poz veren soylular, aslında Liotard aracılığıyla İstanbul'un bir parçasını giyiyordu.
Bize göre Liotard'ın eserleri, Osmanlı ile Avrupa arasındaki kültürel etkileşimin ne kadar canlı olduğunu gösterir. 18. yüzyılda Osmanlı, Avrupa için yalnızca bir rakip ya da tehdit değil, aynı zamanda bir moda ve zevk kaynağıydı. Liotard'ın çizimleri ise bu modanın ötesinde, İstanbul'un gerçek insanlarını ve kıyafetlerini bugüne taşıyan değerli belgelerdir.