Ankara'nın Ulus semtine yakın bir tepede duran Etnografya Müzesi, bugün halı, kilim, çini ve ahşap eserleriyle bilinir. Oysa bu bina, 21 Kasım 1938'den 10 Kasım 1953'e kadar, yaklaşık on beş yıl boyunca Atatürk'ün geçici kabriydi. Bu konuda binanın nasıl yapıldığını, iç avlunun nasıl bir kabre dönüştürüldüğünü ve 1953'te tabut açıldığında neler görüldüğünü tarih sırasıyla anlatıyoruz.
Arka plan: cuma namazlarının kılındığı tepe
Türkçe Vikipedi'ye göre müze, Kurtuluş Savaşı yıllarında cuma namazlarının kılındığı, eski adı Namazgâh Tepesi olan yere kuruldu. Bina ilk tasarlandığında arkeoloji müzesi olarak kullanılması düşünülmüş, sonra resim ve heykel müzesi olmasına karar verilmiş, açılış töreninden sonra bugünkü işlevine, yani etnografya müzesi işlevine kavuşmuştur. İngilizce Wikipedia binanın 1925-1928 arasında yapıldığını yazar.
Mimari: Arif Hikmet Koyunoğlu'nun binası
Binanın mimarı, Cumhuriyet'in ilk dönem mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu'dur; müteahhidi Nafiz Bey'dir. Türkçe maddeye göre bina dikdörtgen planlıdır ve tek kubbelidir. Taş duvarları küfeki taşıyla kaplanmış, alınlığı mermerden yapılıp oymalarla süslenmiştir. Binaya 28 basamaklı bir merdivenle çıkılır.
Kapıdan girildiğinde kubbe altındaki holden "iç avlu" denilen sütunlu bölüme geçilir. Bu avlunun ortasına mermer bir havuz yapılmış, çatısı açık bırakılmıştı. İç avlunun çevresinde simetrik olarak büyüklü küçüklü salonlar sıralanır. İdare bölümü müzeye bitişik, iki katlı bir yapıdır.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Bernard Gagnon. Dosya sayfası
Türkçe Vikipedi'deki Anıtkabir maddesine göre Atatürk'ün ölümünün ardından defin yeri konusunda basında tartışmalar başladı. Hükûmet 13 Kasım 1938 tarihli açıklamasında, bir anıt mezar yapılıncaya kadar naaşın Ankara Etnografya Müzesi'nde kalacağını duyurdu.
Naaş 19 Kasım'da Dolmabahçe'den çıkarıldı; Yavuz ile İzmit'e, oradan trenle Ankara'ya getirildi ve 20 Kasım'da Meclis binasının önüne kurulan katafalka kondu. İngilizce maddeye göre 21 Kasım 1938'de tabut atlı bir top arabasıyla müzeye götürüldü; alaya İngiliz, İran ve Yugoslav şeref kıtaları eşlik etti. Maun tabut, müzede beyaz mermerden bir lahdin içine yerleştirildi.
İç avlunun kabre dönüşmesi binada kalıcı izler bıraktı. Türkçe maddeye göre iç avlu Atatürk'e geçici kabir olarak ayrıldığında ortadaki havuz bahçeye taşındı ve açık bırakılan çatı kapatıldı.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
On beş yıl: Rasattepe'de inşaat sürerken
Geçici kabir, adından da anlaşılacağı gibi kalıcı bir çözüm değildi. Anıt mezar için Ankara'nın o zamanki adıyla Rasattepe denen tepesi seçildi. Anıtkabir maddesine göre seçim süreci 1939'da başladı, inşaata 9 Ekim 1944'te başlandı. Bu yıllarda Atatürk'ün naaşı Namazgâh Tepesi'ndeki müzede kaldı. Anıtkabir'in yapımı ve tasarım yarışması bu bölümde ayrı bir konuda anlatıldı; burada yalnızca müze tarafını izliyoruz.
Anıtkabir maddesine göre inşaatın 26 Ekim 1953'te tamamlandığı duyuruldu. Projenin toplam maliyeti yaklaşık 20 milyon lirayı bulmuş, ayrılan 24 milyon liralık bütçeden yaklaşık 4 milyon lira artmıştı.
Kasım 1953: lahdin ve tabutun açılması
İngilizce Wikipedia'nın müze maddesine göre 4 Kasım 1953'te lahit açıldı. Açılışta Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut ve başka yetkililer hazır bulundu. Tabut lahitten çıkarılıp müzede bir katafalka kondu ve 10 Kasım'a kadar orada kaldı.
İngilizce cenaze maddesi daha ayrıntılı bir anlatım verir. Buna göre tabut, Makbule Atadan, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut, Abdülhalik Renda ve başka yetkililerin önünde bir vinç düzeneğiyle lahitten çıkarıldı. Ankara Valisi Kemal Aygün, tabutun açılması, naaşın incelenmesi ve defin hazırlıklarının yönetilmesi işini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden patolog Prof. Kamile Şevki Mutlu'ya verdi. Maddeye göre 9 Kasım'da meslektaşları Dr. Cahit Özen ve Dr. Şeref Yazgan ile teknik meslek lisesinden on öğretmen bu işte ona yardım etti.
Tabutun çinko kaplaması açıldığında, tahta desteklerle tutulan kahverengi plastik bir torba görüldü. Torba ve içindeki kefen açıldığında naaşın bozulmadan kaldığı anlaşıldı. Kaynak bunu 1938'de tahniti yapan ve 1951'de ölen Prof. Lütfi Aksu'nun işinin kusursuzluğuna bağlar. Tabutun içinde, kullanılan tahnit sıvısından bir örnek, kapalı bir şişede ve üzerinde sıvının tarifi yazılı bir etiketle bulundu. Oradaki devlet büyükleri sırayla katafalka çıkıp Atatürk'ün yüzüne baktı. Mutlu'nun önerisiyle naaş özel bir sabitleyiciyle işlendi, yeniden kefene sarıldı ve tabut kapatıldı.
Ölümün on beşinci yıldönümünde, 10 Kasım 1953 sabahı bayrağa sarılı tabut müzeden çıkarıldı ve on iki askerin omzunda top arabasına taşındı. İngilizce cenaze maddesi, 138 genç yedek subayın yürüdüğü alayın yaklaşık iki mil, yani 3 kilometre uzunluğunda olduğunu, alayda cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, valiler ve yabancı diplomatların bulunduğunu yazar. Aynı anda ülkenin her yerinde 21 milyon kişinin beş dakika boyunca saygı duruşunda bulunduğu da maddede yer alır. Bir amiral, Atatürk'ün taşımayı en çok sevdiği nişan olarak bilinen İstiklal Madalyası'nın durduğu kadife yastığı taşıdı.
Alayda Türkiye'deki farklı din topluluklarının önderleri, Ermeni Patriği, Rum Ortodoks Patriği, Katolik piskoposu ve Hahambaşı da Diyanet İşleri Başkanı ile birlikte yürüdü. Tabut aynı gün Anıtkabir'deki mezar odasına konuldu.
Etnografya Müzesi bugün yeniden asıl işlevini sürdürüyor. Türkçe Vikipedi'ye göre müzede Selçuklu döneminden günümüze Türk sanatının örnekleri, Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik gibi merkezlerin halı ve kilimleri, 13. yüzyıldan III. Keyhüsrev'in tahtı ve 14. yüzyıldan Ahi Şerafettin Sandukası gibi ahşap eserler sergilenir. Ziyaretçilerin çoğu, iç avlunun bir zamanlar on beş yıl boyunca Atatürk'ün kabri olduğunu bilmeden geçer. Havuzun bahçeye taşınması ve kapatılan çatı, binanın bu döneminden kalan izlerdir.
Arka plan: cuma namazlarının kılındığı tepe
Türkçe Vikipedi'ye göre müze, Kurtuluş Savaşı yıllarında cuma namazlarının kılındığı, eski adı Namazgâh Tepesi olan yere kuruldu. Bina ilk tasarlandığında arkeoloji müzesi olarak kullanılması düşünülmüş, sonra resim ve heykel müzesi olmasına karar verilmiş, açılış töreninden sonra bugünkü işlevine, yani etnografya müzesi işlevine kavuşmuştur. İngilizce Wikipedia binanın 1925-1928 arasında yapıldığını yazar.
Mimari: Arif Hikmet Koyunoğlu'nun binası
Binanın mimarı, Cumhuriyet'in ilk dönem mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu'dur; müteahhidi Nafiz Bey'dir. Türkçe maddeye göre bina dikdörtgen planlıdır ve tek kubbelidir. Taş duvarları küfeki taşıyla kaplanmış, alınlığı mermerden yapılıp oymalarla süslenmiştir. Binaya 28 basamaklı bir merdivenle çıkılır.
Kapıdan girildiğinde kubbe altındaki holden "iç avlu" denilen sütunlu bölüme geçilir. Bu avlunun ortasına mermer bir havuz yapılmış, çatısı açık bırakılmıştı. İç avlunun çevresinde simetrik olarak büyüklü küçüklü salonlar sıralanır. İdare bölümü müzeye bitişik, iki katlı bir yapıdır.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Bernard Gagnon. Dosya sayfası
Ek bilgi
Akış: 13 Kasım 1938 kararından 21 Kasım'aMüzenin önündeki atlı Atatürk heykeli de binanın hikâyesinin parçasıdır. Türkçe Vikipedi'ye göre bronz heykel 1927'de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica'ya yaptırıldı. Yani heykel, Atatürk'ün naaşı buraya gelmeden on bir yıl önce yapılmıştı; ikinci görsel bu heykeli 2005'te gösterir.
Türkçe Vikipedi'deki Anıtkabir maddesine göre Atatürk'ün ölümünün ardından defin yeri konusunda basında tartışmalar başladı. Hükûmet 13 Kasım 1938 tarihli açıklamasında, bir anıt mezar yapılıncaya kadar naaşın Ankara Etnografya Müzesi'nde kalacağını duyurdu.
Naaş 19 Kasım'da Dolmabahçe'den çıkarıldı; Yavuz ile İzmit'e, oradan trenle Ankara'ya getirildi ve 20 Kasım'da Meclis binasının önüne kurulan katafalka kondu. İngilizce maddeye göre 21 Kasım 1938'de tabut atlı bir top arabasıyla müzeye götürüldü; alaya İngiliz, İran ve Yugoslav şeref kıtaları eşlik etti. Maun tabut, müzede beyaz mermerden bir lahdin içine yerleştirildi.
İç avlunun kabre dönüşmesi binada kalıcı izler bıraktı. Türkçe maddeye göre iç avlu Atatürk'e geçici kabir olarak ayrıldığında ortadaki havuz bahçeye taşındı ve açık bırakılan çatı kapatıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Defin tarihi konusunda kaynaklar ayrışır. Türkçe Vikipedi'deki cenaze maddesi, naaşın Etnografya Müzesi'nde "dört ay katafalkta kaldıktan sonra" 31 Mart 1939'da defnedildiğini yazar. İngilizce maddeler ise tabutun 21 Kasım 1938'de doğrudan mermer lahde konduğunu söyler ve ayrı bir defin tarihi vermez. İki anlatım birbirini tam dışlamaz; ilk aylarda tabutun açıkta bir katafalkta durduğu, lahdin sonradan kapatıldığı düşünülebilir, ama hiçbir kaynak bunu açıkça birleştirmez.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
On beş yıl: Rasattepe'de inşaat sürerken
Geçici kabir, adından da anlaşılacağı gibi kalıcı bir çözüm değildi. Anıt mezar için Ankara'nın o zamanki adıyla Rasattepe denen tepesi seçildi. Anıtkabir maddesine göre seçim süreci 1939'da başladı, inşaata 9 Ekim 1944'te başlandı. Bu yıllarda Atatürk'ün naaşı Namazgâh Tepesi'ndeki müzede kaldı. Anıtkabir'in yapımı ve tasarım yarışması bu bölümde ayrı bir konuda anlatıldı; burada yalnızca müze tarafını izliyoruz.
Anıtkabir maddesine göre inşaatın 26 Ekim 1953'te tamamlandığı duyuruldu. Projenin toplam maliyeti yaklaşık 20 milyon lirayı bulmuş, ayrılan 24 milyon liralık bütçeden yaklaşık 4 milyon lira artmıştı.
Kasım 1953: lahdin ve tabutun açılması
İngilizce Wikipedia'nın müze maddesine göre 4 Kasım 1953'te lahit açıldı. Açılışta Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut ve başka yetkililer hazır bulundu. Tabut lahitten çıkarılıp müzede bir katafalka kondu ve 10 Kasım'a kadar orada kaldı.
İngilizce cenaze maddesi daha ayrıntılı bir anlatım verir. Buna göre tabut, Makbule Atadan, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut, Abdülhalik Renda ve başka yetkililerin önünde bir vinç düzeneğiyle lahitten çıkarıldı. Ankara Valisi Kemal Aygün, tabutun açılması, naaşın incelenmesi ve defin hazırlıklarının yönetilmesi işini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden patolog Prof. Kamile Şevki Mutlu'ya verdi. Maddeye göre 9 Kasım'da meslektaşları Dr. Cahit Özen ve Dr. Şeref Yazgan ile teknik meslek lisesinden on öğretmen bu işte ona yardım etti.
Tabutun çinko kaplaması açıldığında, tahta desteklerle tutulan kahverengi plastik bir torba görüldü. Torba ve içindeki kefen açıldığında naaşın bozulmadan kaldığı anlaşıldı. Kaynak bunu 1938'de tahniti yapan ve 1951'de ölen Prof. Lütfi Aksu'nun işinin kusursuzluğuna bağlar. Tabutun içinde, kullanılan tahnit sıvısından bir örnek, kapalı bir şişede ve üzerinde sıvının tarifi yazılı bir etiketle bulundu. Oradaki devlet büyükleri sırayla katafalka çıkıp Atatürk'ün yüzüne baktı. Mutlu'nun önerisiyle naaş özel bir sabitleyiciyle işlendi, yeniden kefene sarıldı ve tabut kapatıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
10 Kasım 1953: son yolculukLahdin açıldığı gün iki İngilizce maddede farklıdır: müze maddesi 4 Kasım 1953 der, cenaze maddesi ise Prof. Kamile Şevki Mutlu'nun ekibinin işlemi 9 Kasım'da yaptığını yazar. Bu iki tarih birbirini dışlamayabilir; lahit 4 Kasım'da açılıp tabut katafalka alınmış, tabutun kendisi 9 Kasım'da açılmış olabilir. Ancak hiçbir kaynak bu sırayı açıkça yazmadığından iki tarihi de kaynaktaki haliyle veriyoruz.
Ölümün on beşinci yıldönümünde, 10 Kasım 1953 sabahı bayrağa sarılı tabut müzeden çıkarıldı ve on iki askerin omzunda top arabasına taşındı. İngilizce cenaze maddesi, 138 genç yedek subayın yürüdüğü alayın yaklaşık iki mil, yani 3 kilometre uzunluğunda olduğunu, alayda cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, valiler ve yabancı diplomatların bulunduğunu yazar. Aynı anda ülkenin her yerinde 21 milyon kişinin beş dakika boyunca saygı duruşunda bulunduğu da maddede yer alır. Bir amiral, Atatürk'ün taşımayı en çok sevdiği nişan olarak bilinen İstiklal Madalyası'nın durduğu kadife yastığı taşıdı.
Alayda Türkiye'deki farklı din topluluklarının önderleri, Ermeni Patriği, Rum Ortodoks Patriği, Katolik piskoposu ve Hahambaşı da Diyanet İşleri Başkanı ile birlikte yürüdü. Tabut aynı gün Anıtkabir'deki mezar odasına konuldu.
Tarih notu
KişilerKronoloji: 1925-1928 müze binasının yapımı (İngilizce madde). 1927 Canonica'nın atlı heykeli. 13 Kasım 1938 geçici kabir kararı. 21 Kasım 1938 naaşın müzeye gelişi. 31 Mart 1939 Türkçe kaynağa göre defin. 9 Ekim 1944 Anıtkabir inşaatının başlaması. 26 Ekim 1953 inşaatın tamamlandığının duyurulması. 4 Kasım 1953 lahdin açılması. 9 Kasım 1953 tabutun açılıp naaşın incelenmesi. 10 Kasım 1953 Anıtkabir'e nakil.
- Arif Hikmet Koyunoğlu: Müze binasının mimarı.
- Pietro Canonica: Müzenin önündeki atlı heykelin heykeltıraşı.
- Prof. Lütfi Aksu: 1938'deki tahniti yapan GATA patoloğu; 1951'de öldü.
- Prof. Kamile Şevki Mutlu: 1953'te tabutun açılmasını ve naaşın incelenmesini yöneten patolog.
- Kemal Aygün: Bu görevi veren Ankara valisi.
- Makbule Atadan: Hem 1938'deki cenazede hem 1953'teki açılışta bulunan kız kardeş.
Etnografya Müzesi bugün yeniden asıl işlevini sürdürüyor. Türkçe Vikipedi'ye göre müzede Selçuklu döneminden günümüze Türk sanatının örnekleri, Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik gibi merkezlerin halı ve kilimleri, 13. yüzyıldan III. Keyhüsrev'in tahtı ve 14. yüzyıldan Ahi Şerafettin Sandukası gibi ahşap eserler sergilenir. Ziyaretçilerin çoğu, iç avlunun bir zamanlar on beş yıl boyunca Atatürk'ün kabri olduğunu bilmeden geçer. Havuzun bahçeye taşınması ve kapatılan çatı, binanın bu döneminden kalan izlerdir.
Kaynaklar
- Vikipedi, Ankara Etnografya Müzesi maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Ethnography Museum of Ankara maddesi (en.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Death and state funeral of Mustafa Kemal Atatürk maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, Anıtkabir maddesi (tr.wikipedia.org)