Bodrumlu bir kurmayın yarım asırlık askerliği
Abdurrahman Nafiz Gürman, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin beşinci Genelkurmay Başkanı'dır. Balkan Savaşı'nda İşkodra savunmasında, Birinci Dünya Savaşı'nda Kuzey Afrika'da, Kurtuluş Savaşı'nda Batı Cephesi'nde bulunmuş; Cumhuriyet ordusunda orgeneralliğe yükselmiştir. Ancak adı, 1950'deki iktidar değişikliğinden hemen sonra Genelkurmay Başkanlığı'ndan alınmasıyla da anılır. Yazdığı piyade eğitimi kitapları ve savaş tarihleri, onu Cumhuriyet'in ilk kuşak asker yazarları arasına da yerleştirir.Nafiz, 1882'de Muğla'nın Bodrum kasabasında doğdu. 1903'te Harbiye'yi teğmen olarak bitirdi. Aynı yıl girdiği Harp Akademisi'ni 1906'da tamamlayarak kurmay oldu. Bu kuşak, Mustafa Kemal'in Harp Akademisi'nden mezun olduğu 1905'in hemen ardından okulu bitiren subaylardandı.

İşkodra savunması
Balkan Savaşı'nda Nafiz Bey, Arnavutluk'taki İşkodra kalesinin savunmasında bulundu. Hasan Rıza Paşa ve ardından Esat Paşa'nın komutasındaki İşkodra savunması, Karadağ ve Sırp kuvvetlerine karşı aylarca süren bir direnişti. Kale, Nisan 1913'te teslim edildi; ancak savunma Balkan Savaşı'nın en uzun direnişlerinden biri olarak hatırlandı. Nafiz Gürman, yıllar sonra bu savunmayı "1912-1913 Balkan Savaşında İşkodra Müdafaası" adlı kitabında anlattı.Kuzey Afrika'da Türkler
Birinci Dünya Savaşı'nda Nafiz Bey, Kuzey Afrika'daki Osmanlı kuvvetlerinin, "Afrika Grupları"nın kurmaylığında görev yaptı. Bu kuvvetler, Trablusgarp Savaşı'ndan sonra İtalyan işgali altına giren Libya'da yerel halkla birlikte İtalyanlara ve İngilizlere karşı savaşıyordu. Savaş bittiğinde Kuzey Afrika'daki Türk subaylarının durumu zorlaştı. Nafiz Bey, 8 Mart 1919'dan 8 Ekim 1919'a kadar Fransız ve İtalyanlara esir düştü. Bu deneyimi daha sonra "Büyük Harpte Kuzey Afrika'da Türkler" adlı kitabında anlattı.Tarih notu
1882: Bodrum'da doğumu.
1906: Harp Akademisi'nden kurmay olarak mezuniyet.
1912-1913: İşkodra savunması.
8 Mart - 8 Ekim 1919: Esaret.
8 Şubat 1921: Anadolu'ya geçişi.
1926: Tümgeneralliğe terfisi.
1940: Orgeneralliğe terfisi.
8 Haziran 1949: Genelkurmay Başkanlığı.
6 Haziran 1950: Görevden alınması.
6 Şubat 1966: İstanbul'da ölümü.
1906: Harp Akademisi'nden kurmay olarak mezuniyet.
1912-1913: İşkodra savunması.
8 Mart - 8 Ekim 1919: Esaret.
8 Şubat 1921: Anadolu'ya geçişi.
1926: Tümgeneralliğe terfisi.
1940: Orgeneralliğe terfisi.
8 Haziran 1949: Genelkurmay Başkanlığı.
6 Haziran 1950: Görevden alınması.
6 Şubat 1966: İstanbul'da ölümü.
Akhisar cephesinden Anadolu'ya
Esaretten dönen Nafiz Bey, Yunan işgalinin Batı Anadolu'da genişlediği günlerde Akhisar cephe komutanlığına getirildi. Bu, Kuva-yı Milliye döneminde işgale karşı direnişin örgütlendiği cephelerden biriydi. Ardından 1. Kolordu kurmay başkanı oldu. 8 Şubat 1921'de resmen Anadolu'daki millî orduya katıldı ve Kurtuluş Savaşı boyunca çeşitli karargâh ve birliklerde görev yaptı. Yıllar sonra kaleme aldığı "İstiklâl Harbinde 1nci Piyade Tümeni" adlı eseri, bu dönemin askerî tarihine katkılarından biridir.Ek bilgi
Kurtuluş Savaşı'nın ilk döneminde Batı Anadolu'da Ayvalık, Soma, Akhisar, Salihli ve Aydın gibi cepheler, düzenli ordu kurulmadan önce Kuva-yı Milliye birlikleri ve yerel komutanlarla savunuldu. Akhisar cephesi bu cepheler arasındaydı.

Cumhuriyet ordusunda yükseliş
Cumhuriyet döneminde Nafiz Gürman hızla yükseldi. 1926'da tümgeneral, 1930'da korgeneral, 1940'ta orgeneral oldu. 6. Kolordu, 9. Kolordu ve 4. Kolordu komutanlıklarında, Millî Savunma Bakanlığı müsteşarlığında ve 2. Ordu komutanlığında bulundu. 1937'de Atatürk'ün de izlediği büyük Trakya Manevraları'na katıldı. Bu manevralar, Cumhuriyet ordusunun İkinci Dünya Savaşı öncesinde hazırlık düzeyini sınayan geniş çaplı tatbikatlardı.Nafiz Gürman'ın en dikkat çekici yanlarından biri, piyade eğitimi üzerine yazdığı kitaplardır. "Piyadenin Muharebesi", "Piyade Takımının Muharebesi" ve "Piyade Neferi ve Mangası Muharebe İçin Nasıl Yetiştirilmeli" gibi eserler, Cumhuriyet ordusunun eğitim literatürüne katkıda bulundu. "Alman ve Fransız Harp Usulleri Arasındaki Fark ve Bizim Bundan Edeceğimiz İstifade" başlıklı eseri ise Türk ordusunun iki büyük Avrupa askerî okulunun deneyiminden nasıl yararlanabileceğini tartışıyordu.
Dikkat: yanlış bilinen
Osmanlı ordusu, 19. yüzyılın sonlarından itibaren Alman askerî ekolünün etkisi altındaydı. Nafiz Gürman'ın Alman ve Fransız harp usullerini karşılaştıran kitabı, Cumhuriyet ordusunun bu tek kaynaklı etkiden çıkıp farklı deneyimlerden yararlanma arayışının bir örneğidir.
Genelkurmay Başkanlığı ve 1950
8 Haziran 1949'da Nafiz Gürman, Genelkurmay Başkanlığı'na atandı. Bu, çok partili hayata geçişin son aşamasıydı. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidar değişti ve Celal Bayar cumhurbaşkanı, Adnan Menderes başbakan oldu. Yeni hükûmet, ordu üst kademesinde geniş bir değişiklik yaptı. 6 Haziran 1950'de Nafiz Gürman, on beş general ve yüz elli albayla birlikte görevinden alındı. Bu değişikliğin arkasında, seçim sonuçlarına karşı bir müdahale hazırlığı yapıldığı yönündeki iddialar olduğu ileri sürüldü. Gürman, Yüksek Askerî Şûra üyeliğine atandı ve 6 Temmuz 1950'de emekliye ayrıldı.
Kurucu Meclis ve son yıllar
27 Mayıs 1960'tan sonra Nafiz Gürman, 1961'de Kurucu Meclis'te devlet başkanı temsilcisi olarak görev yaptı. 6 Şubat 1966'da İstanbul'da öldü ve Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na gömüldü. İstanbul'da Güngören ilçesindeki bir mahalle onun adını taşır; bu mahalle halk arasında daha çok Merter adıyla bilinir. İzmir'de ve Bodrum'da da onun adını taşıyan mahalle ve caddeler vardır.Savaşları yazan bir komutan
Nafiz Gürman'ın askerî hayatı, Osmanlı'nın son savaşlarının neredeyse hepsini kapsar: Balkanlar'da İşkodra, Kuzey Afrika'da Libya çölleri, Batı Anadolu'da Akhisar ve Kurtuluş Savaşı'nın cepheleri. Onu kendi kuşağının pek çok komutanından ayıran, bu deneyimleri yazıya dökmesidir. İşkodra savunması, Kuzey Afrika'daki Türkler ve Kurtuluş Savaşı'nda 1. Piyade Tümeni üzerine yazdığı kitaplar, cephede yaşananları anlatan değerli kaynaklardır.1950'de görevden alınışı ise Türk siyasi tarihinde ordu ile sivil iktidar arasındaki ilişkinin ilk sınavlarından biri oldu. Yeni seçilmiş bir hükûmetin ordu üst kademesini değiştirmesi, çok partili hayatın getirdiği yeni dengelerin bir göstergesiydi. Gürman'ın hikâyesi, İşkodra'dan Genelkurmay'a uzanan uzun bir askerlik hayatının, siyasi bir dönüm noktasında nasıl sona erdiğini gösterir.