Üç şehrin kurtuluşunda ordunun başındaki komutan
Şükrü Naili Gökberk, Kurtuluş Savaşı'nın son aşamasında Eskişehir ve Bursa'nın kurtuluşunda Türk birliklerinin başında bulunan, Lozan Antlaşması'nın ardından 6 Ekim 1923'te kolordusuyla İstanbul'a giren komutandır. Selanikli bir subay olarak Balkan Savaşı'ndan Birinci Dünya Savaşı'na, oradan Trakya'daki direnişe ve Anadolu'ya uzanan bir askerî hayat yaşadı. Cumhuriyet döneminde milletvekilliği yaptı ve 1936'da Edirne'nin kurtuluş bayramında hayatını kaybetti.Şükrü Naili, 1876'da Selanik'te doğdu. Babası Mustafa Bey, annesi Hasibe Hanım'dı. Edirne Askerî İdadisi'ni bitirdikten sonra 1899'da Harbiye'yi, 1902'de Harp Akademisi'ni kurmay yüzbaşı olarak tamamladı. Kurmay stajı için Selanik'teki 3. Ordu emrine verildi ve Rumeli'nin çeşitli bölgelerinde görev yaptı.

Rumeli'de bir kurmay
Şükrü Naili, 20. yüzyılın başında Rumeli'de çetelerle mücadelenin yoğun olduğu yıllarda görev yaptı. 1904'te Priştine'de redif fırkasının kurmayı, 1905'te çetelerin takibi için kurulan tugayda tabur komutanı oldu. 1908'de 22. Alay'ın komutanlığına atandı. 1910'da Köprülü redif fırkasının, 1911'de 14. Fırka'nın kurmay başkanı oldu ve bu görevde Balkan Savaşı'na katıldı.Birinci Dünya Savaşı'na 7. Fırka'nın kurmay başkanı olarak girdi. 1915'te 50. Fırka'nın komutanlığına getirildi. 1918'de 49. Fırka'nın komutanı oldu. Mütarekeden sonra bu tümenle Trakya'da kaldı.
Tarih notu
1876: Selanik'te doğumu.
1902: Harp Akademisi'nden kurmay yüzbaşı olarak mezuniyet.
Temmuz 1920: Trakya'da Yunan ordusuna karşı çarpışma.
25 Nisan 1921: Anadolu'ya geçişi.
Temmuz 1922: 3. Kolordu komutanlığı.
31 Ağustos 1922: Mirlivalığa terfisi.
6 Ekim 1923: İstanbul'a girişi.
26 Kasım 1936: Edirne'de ölümü.
1902: Harp Akademisi'nden kurmay yüzbaşı olarak mezuniyet.
Temmuz 1920: Trakya'da Yunan ordusuna karşı çarpışma.
25 Nisan 1921: Anadolu'ya geçişi.
Temmuz 1922: 3. Kolordu komutanlığı.
31 Ağustos 1922: Mirlivalığa terfisi.
6 Ekim 1923: İstanbul'a girişi.
26 Kasım 1936: Edirne'de ölümü.
Trakya'daki direniş ve Bulgaristan
Temmuz 1920'de Yunan ordusu Doğu Trakya'yı işgal etmek için harekete geçti. Şükrü Naili Bey, 49. Fırka ile Kırklareli bölgesinde Yunan kuvvetlerine karşı savaştı. Ancak sayıca üstün düşman karşısında tutunamadı ve birliğiyle Bulgaristan'a sığınmak zorunda kaldı. Bu, Trakya'daki direnişin trajik sonlarından biriydi.Aralık 1920'de Bulgaristan'dan dönen Şükrü Naili, 25 Nisan 1921'de Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere Anadolu'ya geçti. 15. Fırka'nın komutanı olarak Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ne ve Sakarya Meydan Muharebesi'ne katıldı.

Ankara'dan Mersin'e
Sakarya'dan sonra Eylül 1921'de Ankara komutanlığına getirildi. Kasım 1921'de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'nın ardından Fransızların boşalttığı Adana bölgesini teslim almakla görevli heyetin başkanı oldu. Ocak 1922'de Mersin bölgesi komutanlığına atandı. Böylece Çukurova'nın Fransız işgalinden kurtuluşunda doğrudan görev aldı.Ek bilgi
20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması'yla Fransa, Çukurova'yı boşaltmayı kabul etti. Boşaltma Ocak 1922'ye kadar tamamlandı. Şükrü Naili Bey'in başkanlığındaki heyet, Fransızların bıraktığı bölgeyi teslim alarak Türk idaresini kurdu.
3. Kolordu ve Büyük Taarruz
Temmuz 1922'de Şükrü Naili, 3. Kolordu'nun komutanlığına atandı. Büyük Taarruz'dan sonra kolordusu, çekilen Yunan ordusunun kuzey kanadını takip etti. Eskişehir, Bursa ve Bandırma bu takip harekâtında kurtarıldı. Bursa'nın 11 Eylül 1922'de kurtuluşunda Türk birliklerinin başında şehre giren komutanlardan biriydi. 31 Ağustos 1922'de gösterdiği başarılar nedeniyle mirlivalığa yükseldi ve paşa oldu.Büyük Taarruz'dan sonra Yunan ordusunun kuzey grubu, Bursa ve Mudanya yönünde çekiliyordu. 3. Kolordu'nun görevi, bu kuvvetleri takip ederek Marmara kıyılarına ulaşmaktı. Bu takip, birkaç hafta içinde bütün Güney Marmara'nın kurtuluşuyla sonuçlandı.
Dikkat: yanlış bilinen

Kütahya-Eskişehir ve Sakarya'da 15. Fırka
Şükrü Naili Bey'in Anadolu'ya geçtiği Nisan 1921, Kurtuluş Savaşı'nın en zor aylarının başlangıcıydı. Yunan ordusu yazın büyük bir taarruza hazırlanıyordu. Temmuz 1921'deki Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nde Türk ordusu ağır kayıplar verdi ve Sakarya'nın doğusuna çekilmek zorunda kaldı. 15. Fırka bu çekilmede düzenini koruyarak Sakarya hattına ulaştı.Ağustos-Eylül 1921'de yirmi iki gün süren Sakarya Meydan Muharebesi'nde 15. Fırka, Türk savunma hattında yer aldı. Bu muharebe, Yunan ordusunun Anadolu'daki ilerleyişinin sonu oldu. Şükrü Naili Bey'in Sakarya'dan hemen sonra Ankara komutanlığına getirilmesi, savaştaki başarısının bir karşılığıydı.
6 Ekim 1923
Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından sonra İtilaf devletlerinin İstanbul'u boşaltması başladı. Son İtilaf birlikleri 2 Ekim 1923'te şehirden ayrıldı. 6 Ekim 1923'te Şükrü Naili Paşa, 3. Kolordu ile İstanbul'a girdi. Halkın büyük coşkuyla karşıladığı bu giriş, İstanbul'un kurtuluşu olarak her yıl kutlanır. Şükrü Naili Paşa, savaştan sonra kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.Cumhuriyet yılları
1923'te ikinci dönem Kırklareli milletvekili seçildi. Ancak Kasım 1924'te, askerlikle milletvekilliğinin birbirinden ayrılması gündeme gelince askerliği seçerek milletvekilliğinden istifa etti. 1926'da ferik oldu ve 1934'te 3. Kolordu komutanıyken emekliye ayrıldı. 1935'te İstanbul milletvekili seçilerek yeniden Meclis'e girdi. Soyadı Kanunu'yla Gökberk soyadını aldı.26 Kasım 1936'da Edirne'nin kurtuluş bayramı törenlerine katıldığı sırada kalp krizi geçirerek öldü. Cenazesi İstanbul'a getirildi ve Edirnekapı Şehitliği'ne gömüldü.
Trakya'da yenilen, Marmara'da kazanan bir komutan
Şükrü Naili Gökberk'in hikâyesi, Kurtuluş Savaşı'nın inişli çıkışlı yolunu bir komutanın hayatında gösterir. 1920'de Trakya'da tutunamayıp Bulgaristan'a sığınmak zorunda kalan komutan, iki yıl sonra Bursa'ya ve bir yıl sonra İstanbul'a giren ordunun başındaydı. Bu dönüşüm, Kurtuluş Savaşı'nın kendisinin dönüşümüne benzer: dağınık bir direnişten düzenli bir orduya, yenilgiden zafere.Gökberk'in ölümünün Edirne'nin kurtuluş bayramına denk gelmesi de anlamlıdır. Trakya'da başlayan askerî hayatı, Trakya'da sona erdi. 6 Ekim'de İstanbul'a giren askerlerin başındaki adı, İstanbul'un kurtuluş kutlamalarında bugün de anılmaya devam eder. Çukurova'nın teslim alınmasından Güney Marmara'nın kurtuluşuna kadar uzanan görevleri, onu Kurtuluş Savaşı'nın son evresinin en çok iş üstlenen komutanlarından biri yapar.