İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ernst Praetorius (1880-1946): Weimar'dan Ankara'ya, Riyaset-i Cumhur orkestrasının Alman şefi

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Nazilerin kovduğu şef, Ankara'nın orkestrasında

Ernst Praetorius, 1935'ten 1946'daki ölümüne kadar Ankara'daki Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası'nın, bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın şefliğini yapmış Alman orkestra şefi ve müzik tarihçisidir. Weimar'da çağdaş müziği savunduğu için Nazilerin hedefi olmuş, 1933'te görevinden uzaklaştırılmış, Berlin'de bir süre taksi şoförlüğü yapmak zorunda kalmıştı. Paul Hindemith'in aracılığıyla Ankara'ya gelen Praetorius, Atatürk'ün kurduğu orkestrayı Avrupa standartlarına yaklaştıran ve Türk bestecilerinin eserlerini seslendiren bir şef oldu.

Praetorius, 20 Eylül 1880'de Berlin'de doğdu. Babası şarkiyatçı Franz Praetorius'tu. Yedi yaşından itibaren keman dersleri aldı, kompozisyon çalıştı. 1899-1905 yılları arasında Berlin Üniversitesi'nde ünlü psikolog Carl Stumpf'un öğrencisi olarak müzik bilimi ve müzik tarihi okudu. 1905'te Rönesans müzik kuramcısı Gaffurius üzerine yazdığı tezle doktorasını aldı.
Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konser salonu
Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konser salonuGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: SALTOnline. Dosya sayfası

Opera sahnelerinde bir şef

1906-1909 yılları arasında Köln'deki bir müzik aletleri müzesinin müdürlüğünü yaptı. 1909'dan itibaren Köln, Bochum, Leipzig, Breslau ve Lübeck'teki opera ve tiyatrolarda şeflik yaptı. 1922-1924'te Berlin Devlet Operası'nda çalıştı. 1924'te Weimar'daki Alman Ulusal Tiyatrosu ve Devlet Orkestrası'nın genel müzik direktörü oldu.

Weimar'da Praetorius, çağdaş müziğe verdiği önemle tanındı. 1928'de Ernst Krenek'in "Jonny spielt auf" operasını sahneye koyması, aşırı sağcı çevrelerin şiddetli saldırılarına yol açtı. Naziler, 1930'da Thüringen eyalet hükûmetinde yer aldıklarında onu görevden almaya çalıştılar, ancak tiyatronun danışma kurulu şefin arkasında durdu.
Tarih notu
20 Eylül 1880: Berlin'de doğumu.
1905: Müzik bilimi doktorası.
1924: Weimar genel müzik direktörlüğü.
Şubat 1933: Görevden uzaklaştırılması.
28 Eylül 1935: Ankara'daki orkestranın şefliğine atanması.
13 Şubat 1942: Fidelio'nun Türkiye'deki ilk temsili.
18 Nisan 1942: Beethoven'ın 9. Senfonisi'nin tam kadro seslendirilişi.
27 Mart 1946: Ankara'da ölümü.

1933: Görevden uzaklaştırılma

Nazilerin iktidara gelmesiyle Praetorius, Şubat 1933'te görevinden uzaklaştırıldı. Gerekçelerden biri, Paul Hindemith'in "Cardillac" operasını yönetmesiydi. Ayrıca eşi Dr. Käthe Ruhemann, Yahudi kökenli bir çocuk doktoruydu. Siyasi baskı altında çift 1935'te kâğıt üzerinde boşandı, ancak birlikte yaşamayı sürdürdü. Berlin'deki opera binaları Praetorius'a kapılarını kapattı ve ünlü şef geçimini taksi şoförlüğüyle sağlamak zorunda kaldı.

Hindemith'in daveti ve Ankara

Bu sırada Türkiye, çok sesli müzik eğitimini kurmak için Alman besteci Paul Hindemith'ten danışmanlık alıyordu. Hindemith, bu görevini, Nazi Almanyası'nda baskı gören pek çok müzisyenin Türkiye'ye gelmesine aracılık etmek için de kullandı. Yönetmen Carl Ebert, eğitimci Eduard Zuckmayer, kemancı Licco Amar ve piyanist Georg Markowitz bunlar arasındaydı. Praetorius da bu yolla Ankara'ya davet edildi ve 28 Eylül 1935'te Ankara'daki senfoni orkestrasının şefliğine atandı. Aynı zamanda konservatuvarda oda müziği topluluğunu yönetti ve fagot dersleri verdi.
Paul Hindemith, 1923
Paul Hindemith, 1923Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın kökeni, Osmanlı sarayındaki Mızıka-i Hümayun'a dayanır. Orkestra 1924'te Atatürk'ün isteğiyle Ankara'ya taşınarak Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti adını aldı. Praetorius, orkestranın ilk yabancı şefi olarak repertuvarını büyük ölçüde genişletti.

Ankara'nın müzik hayatı

Praetorius, Ankara'nın müzik hayatında çok sayıda konseriyle tanınan bir figür oldu. Hindemith'in Amerika'ya gitmesinden sonra da onun reformlarını sürdürmeye çalıştı. 13 Şubat 1942'de Beethoven'ın "Fidelio" operasının Türkiye'deki ilk temsilini yönetti; eser Necil Kâzım Akses ve Ulvi Cemal Erkin tarafından Türkçeye çevrilmiş, Carl Ebert tarafından sahnelenmişti. 18 Nisan 1942'de ise Cebeci'deki Devlet Konservatuvarı salonunda Beethoven'ın 9. Senfonisi'nin Türkiye'deki ilk tam kadro seslendirilişini gerçekleştirdi. Eser daha önce 1927'de Osman Zeki Üngör yönetiminde, koro partileri saksafonlarla çalınarak seslendirilmişti.

Praetorius, programlarında Batı klasik müziğinin yanında Türk bestecilerinin eserlerine de yer verdi. Ulvi Cemal Erkin, Necil Kâzım Akses ve Nedim Otyam gibi bestecilerle çalıştı, pek çok Türk bestecisini yeni eserler yazmaya teşvik etti ve bu eserlerin ilk seslendirmelerini yönetti. 1943 ve 1944'te ünlü piyanistler Wilhelm Kempff ve Walter Gieseking'le Ankara'da konserler verdi.
Dikkat: yanlış bilinen
1941'de Nazi partisi, Yahudi eşiyle yaşamayı sürdürdüğü için Praetorius'un Alman vatandaşlığından çıkarılmasını istedi. Ancak Atatürk'ün kurduğu orkestranın şefi olarak taşıdığı saygınlık nedeniyle bu girişimden vazgeçildi. 1944'te Türkiye Almanya ile ilişkilerini kestiğinde Praetorius ve ailesi, diğer Alman göçmenlerin aksine Anadolu'daki gözetim yerlerine gönderilmedi.
CSO tarihi salonu, 2024
CSO tarihi salonu, 2024Görsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Kutay. Dosya sayfası

Konservatuvar orkestrası ve tartışmalar

Praetorius, Ankara'daki görevinin ilerleyen yıllarında Devlet Konservatuvarı'nda bir öğrenci orkestrası kurmaya başladı. Bu orkestra kısa sürede çok sayıda konser veren bir topluluğa dönüştü ve konservatuvardan yetişen genç müzisyenlerin sahne deneyimi kazandığı bir okul oldu. Bugün Türkiye'deki senfoni orkestralarında çalan müzisyen kuşaklarının kökü, büyük ölçüde bu dönemde atılan adımlara uzanır.

Praetorius'un Ankara yılları sorunsuz da geçmedi. Konservatuvarın tiyatro ve opera bölümünü yöneten Carl Ebert ile ciddi görüş ayrılıkları yaşadı. Ebert'in öğretim yöntemlerini eleştirdi ve sanatsal tercihlerini sorguladı. Bu tartışmalar, Ankara'daki Alman göçmen sanatçılar topluluğunun da kendi içinde farklı yaklaşımlara sahip olduğunu gösteriyordu. Ancak her iki sanatçı da Fidelio gibi büyük yapımlarda birlikte çalışmayı sürdürdü.

Ankara'da ölüm ve kayıp senfoni

Praetorius, 1936'da eşini Ankara'ya getirmeyi başardı; 1940'ta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün izniyle kayınvalidesini de Türkiye'ye getirdi. 27 Mart 1946'da, kısa bir hastalığın ardından 65 yaşında Ankara'da öldü ve Cebeci Asri Mezarlığı'na gömüldü. Eşi Käthe Praetorius, hayatının sonuna kadar Ankara'da yaşadı ve hekimlik yaptı.

2019'da Praetorius'un "1941 Ankara" adlı senfonisi, Ankara Devlet Konservatuvarı kütüphanesinde bulundu. Eser, 2023'te CSO Ada Ankara'daki bir konserde Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası tarafından seslendirildi. Böylece Praetorius'un Ankara'ya adadığı müzik, yazılışından seksen yılı aşkın bir süre sonra dinleyiciyle buluştu.

Bir sürgünün kurduğu orkestra geleneği

Ernst Praetorius'un Ankara yılları, Atatürk döneminde başlayan müzik reformunun en verimli sonuçlarından birini temsil eder. Atatürk, Riyaset-i Cumhur orkestrasını Ankara'ya taşıyarak yeni başkentin kültür hayatının merkezine yerleştirmişti. Ancak orkestranın Avrupa düzeyinde bir senfoni topluluğuna dönüşmesi, Praetorius gibi deneyimli bir şefin on bir yıllık emeğiyle mümkün oldu.

Praetorius'un en önemli katkısı, Batı müziğini Türkiye'ye taşırken Türk bestecilerini dışarıda bırakmamasıydı. Türk Beşleri diye anılan kuşağın eserlerini seslendirmesi, bu bestecilerin kendi ülkelerinde bir orkestra ve dinleyici bulmasını sağladı. Nazi Almanyası'ndan kovulan bir şefin, Ankara'da hem Beethoven'ı hem Erkin'i yönetmesi, Cumhuriyet'in kültür politikasının açıklığını gösteren güzel bir örnektir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap