İçeriğe geç
Giriş yap
0

Rudolf Belling (1886-1972): Dreiklang'ın heykeltıraşı, Nazi Almanyası'ndan İstanbul akademisine

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Soyut heykelin öncüsü İstanbul'da

Rudolf Belling, soyut heykel üreten ilk Alman sanatçılardan biridir. 1919'da yaptığı "Dreiklang" (Üçlü Uyum) adlı eser, Alman sanat dünyasında figürsüz heykelin ilk örneklerinden sayılır. Nazi rejiminin baskısıyla ülkesinde çalışma imkânını yitiren Belling, 1937'de Türk hükûmetinin davetini kabul ederek İstanbul'a geldi. Yaklaşık otuz yıl Türkiye'de yaşadı ve İstanbul'daki Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümünü yeniden düzenleyerek Türk heykeltıraşlarının yetişmesine katkıda bulundu.

Belling, 26 Ağustos 1886'da Berlin'de doğdu. 1906-1907 yılları arasında heykel ve dekoratif sanatlar eğitimi aldı. Bir süre kendi kendini yetiştirdikten sonra Berlin Sanat Akademisi'nde Peter Breuer'in sınıfına kabul edildi. Öğrencilik yıllarında Berlin'deki Deutsches Theater'da Max Reinhardt'ın sahnelediği oyunlar için çalıştı. 1911'de ustalık unvanını alarak eğitimini tamamladı ve Belçika, İngiltere ve Fransa'yı dolaştı.
Rudolf Belling'in Dreiklang heykeli, 1919
Rudolf Belling'in Dreiklang heykeli, 1919Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Funkyxian. Dosya sayfası

Kasım Grubu ve Dreiklang

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Belling, 1918'de kurulan ve resim, heykel ve mimariyi bir bütün olarak gören sanatçıları bir araya getiren Kasım Grubu'nun (Novembergruppe) kurucuları arasında yer aldı. Grup, 1933'te Nazi hükûmeti tarafından yasaklanıncaya kadar Berlin'in sanat hayatında etkin bir rol oynadı.

1919'da Belling, ünlü eseri Dreiklang'ı yarattı. Eser, üç soyut biçimin birbirine geçerek oluşturduğu bir uyumu anlatıyordu. Belling bu yeni ifade biçimini, mimarlar Bruno Taut, Max Taut ve Hans Poelzig ile yaptığı konuşmalardan aldığı ilhamla geliştirdi. Belling'in heykel anlayışı, eserin yalnızca birkaç değil, her yönden iyi görünmesi gerektiği fikrine dayanıyordu. Bu yaklaşım, dönemin heykel kuramlarıyla çelişiyordu ve çok tartışıldı.
Tarih notu
26 Ağustos 1886: Berlin'de doğumu.
1918: Kasım Grubu'nun kuruluşu.
1919: Dreiklang heykeli.
1931: Prusya Sanat Akademisi üyeliği.
1935: New York'ta sekiz ay.
1937: İstanbul'a gelişi.
1943-1944: İnönü heykelinin yapımı.
1966: Almanya'ya dönüşü.
9 Haziran 1972: Krailling'de ölümü.

Nazi rejimi ve "yozlaşmış sanat"

1931'de Berlin'deki Prusya Sanat Akademisi'ne üye seçilen Belling, 1933'te Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte zor bir döneme girdi. Eserleri "yozlaşmış sanat" olarak damgalandı; bunların bir kısmı eritildi ya da parçalandı. Siyasi görüşleri de rejimle uyuşmadığı için çalışması yasaklandı ve akademiden istifaya zorlandı.

1935'te kişisel sergisi için New York'a davet edildi. Sekiz ay kaldığı New York'ta bir sanat okulunda ders verdi ve modern heykel üzerine konferanslar verdi. Amerika ona kalıcı olarak yerleşme imkânı sunuyordu. Ancak Belling Almanya'ya geri döndü; çünkü ilk evliliğinden olan dokuz yaşındaki oğlu Thomas, annesinin Yahudi olması nedeniyle tehlikedeydi.
Maçka'daki atlı İnönü anıtı
Maçka'daki atlı İnönü anıtıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Ail Subway. Dosya sayfası

Türkiye'nin daveti

Belling, oğlunu güvenceye aldıktan sonra 1937'de Türk hükûmetinin davetini kabul ederek İstanbul'a geldi. Bu davet, Atatürk döneminde Türkiye'nin Nazi Almanyası'ndan ayrılmak zorunda kalan bilim insanlarına ve sanatçılara kapılarını açmasının bir parçasıydı. 1933 üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi'ne çok sayıda Alman profesör gelmişti; Belling de bu göçün sanat alanındaki önemli temsilcilerinden biri oldu.

İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümünün başına getirildi ve 1937-1954 yılları arasında burada ders verdi. Heykel bölümünü yeniden düzenledi; öğrencilerini geleneksel çalışmalara dayanan bir eğitimle yetiştirirken onları modern sanatla da tanıştırdı. 1939'da oğlunu gizlice Berlin'den İstanbul'a getirmeyi başardı.
Ek bilgi
1933-1945 yılları arasında Nazi baskısından kaçan çok sayıda Alman bilim insanı, mimar ve sanatçı Türkiye'de görev aldı. Hukukçular, tıp profesörleri, mimarlar ve sanatçılardan oluşan bu topluluk, Cumhuriyet'in yükseköğretim ve sanat kurumlarının biçimlenmesinde önemli bir rol oynadı.

Türkiye'deki eserleri

Belling'in Türkiye'deki en bilinen eseri, İsmet İnönü'nün atlı heykelidir. 1943-1944 yıllarında yapılan heykel bronza döküldü, kaidesi de hazırlandı. Ancak 1950'deki iktidar değişikliğinin ardından heykel dikilmedi ve uzun yıllar depoda kaldı. Heykel ancak 1982'de İstanbul'daki Maçka Parkı'na yerleştirildi. Belling, Ankara'daki Ziraat Fakültesi önünde bir anıt da yaptı. 1952-1965 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde ders verdi. Türkiye'de bulunduğu yıllarda resme de ağırlık verdi ve çok sayıda portre yaptı.
Dikkat: yanlış bilinen
Atlı İnönü heykelinin 1944'te tamamlanıp 1982'de dikilmesi, siyasi değişikliklerin sanat eserlerinin kaderini nasıl etkileyebildiğini gösteren bir örnektir. Heykel, yapımından yaklaşık kırk yıl sonra kamuya açık bir alana yerleşebildi.
Belling'in Berlin'deki atölyesi, 1923
Belling'in Berlin'deki atölyesi, 1923Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ludwig Boedecker / Georg Räder. Dosya sayfası

Akademideki öğretim

Belling'in öğretim anlayışı, iki aşamalı bir yol izliyordu. Öğrenciler önce modelden çalışarak insan bedenini, oranları ve kütleyi tanımayı öğreniyordu. Bu zanaat disiplini oturduktan sonra Belling, onları biçimin kendisi üzerine düşünmeye, heykeli her yönden bakılan bir hacim olarak kurmaya yönlendiriyordu. Bu yaklaşım, kendi sanat kuramının, yani bir heykelin yalnızca iyi görünüşler sunması gerektiği fikrinin öğretime yansımasıydı.

Belling'in derslerine katılan öğrenciler arasından, Cumhuriyet döneminin önemli heykeltıraşları yetişti. Bu kuşak, 1950'lerden itibaren Türk heykelinde soyut arayışların öncüsü oldu. Böylece Berlin'de 1919'da Dreiklang'la başlayan bir çizgi, otuz yıl sonra İstanbul'da yeni bir kuşağın eserlerinde devam etti.

Belling ayrıca Türk heykelinin kamusal alandaki yerini de yakından izledi. Cumhuriyet'in ilk yıllarında şehir meydanlarına dikilen anıtların büyük bölümü yabancı heykeltıraşlara ısmarlanmıştı. Belling'in yetiştirdiği Türk heykeltıraşlar, sonraki on yıllarda bu anıtların önemli bir kısmını kendileri yapacak düzeye ulaştı.

Almanya'ya dönüş

1942'de Belling, İtalyan-Alman bir aileden gelen Yolanda Carolina Manzini ile evlendi; 1943'te kızları Elisabeth doğdu. Savaştan sonra Almanya'da itibarı yeniden kazandırıldı; 1956'dan itibaren ülkesine davet edildi, sergiler açtı ve çeşitli ödüller ile nişanlar aldı. 1966'da, 80 yaşında Almanya'ya dönmeye karar verdi ve Münih yakınlarındaki Krailling'e yerleşti. 9 Haziran 1972'de burada öldü. Eserleri New York, Hamburg ve Viyana müzelerinde ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Sürgünden doğan bir heykel okulu

Rudolf Belling'in Türkiye yılları, Cumhuriyet'in sanat eğitimi tarihinde önemli bir dönemdir. Atatürk döneminde başlayan yabancı uzman davetleri, yalnızca üniversitelerde değil, sanat akademisinde de derin izler bıraktı. Belling, İstanbul'a geldiğinde Avrupa modern heykelinin öncü adlarından biriydi. Onun yönetimindeki heykel bölümü, Türk heykeltıraşlarına hem sağlam bir zanaat eğitimi hem de modern heykelin biçim anlayışını kazandırdı.

Belling'in hikâyesi, Türkiye'nin 1930'larda baskıdan kaçan sanatçılara sığınak olmasının kişisel bir örneğidir. Ülkesinde eserleri eritilen bir sanatçı, İstanbul'da yeni eserler üretti ve yeni bir kuşak yetiştirdi. Atlı İnönü heykelinin uzun bekleyişi ise eserin ve sanatçının siyasi rüzgârlardan ne kadar etkilendiğini hatırlatır. Belling'in Türkiye'de geçirdiği otuz yıl, iki ülkenin sanat tarihinde ortak bir sayfa olarak kalır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap