Bulgaristan'ın başkenti Sofya'nın tam merkezinde, kaplıca sularının yeryüzüne çıktığı bir noktada, 16. yüzyıldan kalma bir cami bugün de ibadete açık olarak hizmet veriyor: Banyabaşı Camii. Adını, "hamamın başı" anlamına gelen konumundan alan cami, Sofya'da bugün ibadete açık tek camidir. 1566 tarihli olarak bilinen ve Mimar Sinan'a atfedilen cami, Osmanlı döneminde Sofya'nın en önemli camilerinden biriydi. Bugün ise hem Bulgaristan'daki Müslüman topluluğun önemli bir ibadet merkezi hem de Sofya'nın çok kültürlü tarihinin simgesi olarak ayakta duruyor. Bu yazıda, Banyabaşı Camii'nin tarihini ve Sofya'nın Osmanlı dönemindeki yerini anlatıyoruz. Sofya'nın merkezindeki Banyabaşı CamiiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: MrPanyGoff. Dosya sayfası
Osmanlı Sofya'sı
Sofya, 1382'de Osmanlı yönetimine girdi. Şehir, kısa sürede Osmanlı'nın Balkanlar'daki en önemli merkezlerinden biri haline geldi. 15. yüzyıldan itibaren Rumeli beylerbeyliğinin merkezi oldu. Bu dönemde Sofya, Rumeli'nin askerî ve idari başkenti olarak büyük bir gelişme gösterdi. Şehirde camiler, medreseler, hamamlar, hanlar ve çarşılar inşa edildi.
Osmanlı döneminde Sofya'nın nüfusu, Türkler, Bulgarlar, Yahudiler, Rumlar ve Ermenilerden oluşuyordu. Şehir, Balkanlar'ın ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunuyordu. 17. yüzyılda Sofya'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, şehirde çok sayıda cami, mescit ve hamam bulunduğunu yazdı.
Kaplıcaların üzerinde bir cami
Sofya, antik çağdan beri sıcak su kaynaklarıyla tanınır. Roma döneminde Serdika adıyla anılan şehir, bu kaynakların etrafında gelişti. Osmanlı döneminde de bu kaynaklar üzerinde hamamlar inşa edildi. Banyabaşı Camii, bu kaynakların hemen yanında, bir hamamın başında yapıldı ve adını da bu konumundan aldı.
Cami, Sofya'nın kadısı Seyfullah Efendi tarafından yaptırıldı. Caminin mimarı olarak Mimar Sinan gösterilir; Sinan'a atfedilen eser listelerinde Sofya'da bir cami yer alır. Ancak bazı araştırmacılar, Sinan'ın bu caminin planını çizmiş olabileceğini, ama inşaatı yerinde yönetmediğini düşünür. Cami, kesme taş ve tuğladan yapılmış, tek kubbeli bir yapıdır. Kubbesinin çapı yaklaşık on beş metredir. Girişin önünde üç kubbeli bir son cemaat yeri ve bir minaresi vardır.
Ek bilgi
Caminin altında akan su Banyabaşı Camii'nin en ilginç özelliklerinden biri, caminin hemen yanında ve çevresinde sıcak su kaynaklarının bulunmasıdır. Caminin yakınındaki çeşmelerden bugün de sıcak maden suyu akar ve Sofyalılar bu sudan şişelerine doldurmak için sıra beklerler. Caminin hemen yanındaki eski hamamın yerine 1913'te yapılan Merkez Maden Suyu Hamamı binası, bugün Sofya Tarih Müzesi olarak kullanılır. Cami, hamam ve kaynaklar birlikte, Sofya'nın en eski yerleşim alanının merkezini oluşturur.
Banyabaşı Camii'nin kubbesi ve çevresiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: MrPanyGoff. Dosya sayfası
1878'den sonra Sofya'nın camileri
1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından Sofya, yeni kurulan Bulgaristan Prensliği'nin başkenti oldu. Bu dönemde Sofya'nın Müslüman nüfusunun büyük kısmı şehri terk etti. Şehrin Osmanlı döneminden kalma camilerinin çoğu, sonraki yıllarda yıkıldı ya da başka amaçlarla kullanıldı. Örneğin Büyük Cami (Koca Mahmut Paşa Camii), bugün Bulgaristan Ulusal Arkeoloji Müzesi olarak kullanılır. Kara Derviş Camii ve diğer camiler ise yıkıldı ya da kiliseye dönüştürüldü.
Banyabaşı Camii ise bu dönemde ibadete açık kalan tek cami oldu. Cami, 20. yüzyılda da ibadete açık kaldı. Komünist dönemde Bulgaristan'daki Müslüman topluluk büyük baskılarla karşılaştı; özellikle 1984–1989 yıllarındaki "Soya Dönüş Süreci" adlı zorla isim değiştirme kampanyası, Türk topluluğu için büyük bir travma oldu. Bu dönemde de Banyabaşı Camii, Sofya'daki Müslümanların sığınağı olmaya devam etti.
Dikkat: yanlış bilinen
Bulgaristan'dan bakınca Bulgaristan'da Banyabaşı Camii, Sofya'nın çok dinli tarihinin simgesi olarak sunulur. Caminin hemen yakınında, Sveta Nedelya Ortodoks Katedrali, Sofya Sinagogu ve Katolik Aziz Yusuf Katedrali bulunur. Bu dört ibadet yerinin birbirine birkaç yüz metre mesafede olması, Sofya'nın turistik tanıtımlarında "hoşgörü üçgeni" ya da "hoşgörü dörtgeni" olarak anlatılır. Bulgaristan Başmüftülüğü, Banyabaşı Camii'nin hemen yakınında bulunur. Bulgaristan'da bugün yaklaşık yarım milyonluk bir Müslüman nüfus yaşıyor ve bunların büyük çoğunluğu Türk kökenli. Türkiye'de ise Banyabaşı Camii, Balkanlar'daki Osmanlı mirasının ayakta kalan önemli örneklerinden biri olarak anılır.
Caminin onarımları ve bugünkü durumu
Banyabaşı Camii, 20. ve 21. yüzyılda birkaç kez onarıldı. Son kapsamlı onarım, 2000'li yıllarda yapıldı. Cami, Bulgaristan'ın kültürel değerler listesinde yer alır ve devlet tarafından korunur. Bugün cami, özellikle Cuma namazlarında ve bayramlarda büyük bir cemaati ağırlar; cemaatin bir kısmı caminin içine sığamadığı için avluda ve çevredeki sokaklarda namaz kılar.
Caminin çevresi, Sofya'nın en canlı alanlarından biri. Yakınında, 1911'de açılan Merkez Hali (Tsentralni Hali) adlı tarihî çarşı binası bulunur. Bu alan, Osmanlı döneminde de Sofya'nın ticaret merkeziydi.
Sofya'nın şifalı suları
Sofya, antik çağlardan beri sıcak su kaynaklarıyla tanınır. Roma döneminde Serdika adıyla anılan şehir, bu kaynakların çevresinde gelişti. Osmanlı döneminde de şehrin sıcak suları önemini korudu ve kaynakların üzerine hamamlar inşa edildi. Banyabaşı adı da bu hamam geleneğinden gelir: "banya" kelimesi hamam anlamına gelir ve caminin adı, "hamamın başındaki" cami anlamını taşır.
Osmanlı döneminde Sofya'daki büyük hamam, caminin yakınında yer alıyordu ve şehrin hem Müslüman hem de Hristiyan halkı tarafından kullanılıyordu. 20. yüzyılın başında bu alanda yeni ve büyük bir hamam binası yapıldı. Bu bina, bugün Sofya Tarih Müzesi olarak kullanılıyor. Müzenin önündeki çeşmelerden hâlâ sıcak maden suyu akar ve Sofya halkı, bu sudan şişelerini doldurmak için çeşmelerin önünde sıraya girer.
Banyabaşı Camii'nin çevresi, bugün Sofya'nın farklı inançlarının yan yana durduğu bir alan olarak da dikkat çeker. Caminin birkaç yüz metre çevresinde, Ortodoks Sveta Nedelya Kilisesi, Katolik Aziz Yusuf Katedrali ve Sofya Sinagogu bulunur. Bu yakınlık, Sofya'nın yüzyıllar boyunca farklı toplulukların bir arada yaşadığı bir şehir olduğunu hatırlatır. Sofya'yı tanıtan rehberler, bu bölgeyi sıklıkla "hoşgörü dörtgeni" olarak tanıtır.
Banyabaşı Camii'nin minaresi ve kubbesi, Sofya'nın merkezindeki en tanınmış silüetlerden biri. Cami, bugün Sofya Başmüftülüğü tarafından yönetiliyor ve şehirdeki Müslümanların cuma ve bayram namazları için toplandığı merkez olarak hizmet veriyor. Banyabaşı Camii'nin minaresiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: MrPanyGoff. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1382: Sofya Osmanlı yönetimine girer. 15. yüzyıl: Sofya Rumeli beylerbeyliğinin merkezi olur. 1566: Banyabaşı Camii yaptırılır. 17. yüzyıl: Evliya Çelebi Sofya'yı ziyaret eder. 1878: Sofya Bulgaristan Prensliği'nin başkenti olur. 1911: Merkez Hali açılır. 1913: Merkez Maden Suyu Hamamı binası yapılır. 1984–1989: Bulgaristan'da zorla isim değiştirme kampanyası. 2000'ler: Cami kapsamlı bir onarımdan geçer.
Bir başkentin ortasında süren ibadet
Banyabaşı Camii, dört yüz elli yılı aşkın bir süredir aynı yerde, aynı amaçla hizmet veriyor. Sofya, bu süre boyunca Osmanlı'nın Rumeli merkezinden bağımsız Bulgaristan'ın başkentine dönüştü; şehrin nüfusu ve yüzü tamamen değişti. Ancak cami, Sofya'nın Müslüman topluluğunun ibadet yeri olmaya devam etti. Bu süreklilik, bir başkentin ortasında farklı inançların bir arada yaşayabildiğinin somut bir göstergesi.
Bizce Banyabaşı Camii'nin hikâyesi, Balkanlar'daki Osmanlı mirasının hem kırılganlığını hem de dayanıklılığını gösteriyor. Sofya'nın pek çok Osmanlı camisi yıkıldı ya da başka amaçlara dönüştürüldü; ama Banyabaşı ayakta kaldı. Caminin bugün Bulgaristan devleti tarafından korunması ve cemaatiyle yaşaması, iki ülke arasındaki ortak tarihin değerli bir parçası.