Mostar Köprüsü (Stari Most), Bosna-Hersek'in Mostar şehrinde Neretva nehri üzerinde, 1566'da tamamlanan tek kemerli bir Osmanlı taş köprüsüdür. Köprüyü, Mimar Sinan'ın öğrencisi olduğu kabul edilen Mimar Hayreddin inşa etti. Dört yüz yirmi yedi yıl boyunca ayakta kalan köprü, 9 Kasım 1993'te Bosna savaşı sırasında Hırvat kuvvetlerinin top atışlarıyla yıkıldı. Uluslararası bir çabayla, özgün taşların ve tekniklerin kullanılmaya çalışıldığı bir yeniden yapım sürecinin ardından köprü 23 Temmuz 2004'te yeniden açıldı ve 2005'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Bu yazıda, köprünün yapımını, yıkılışını ve yeniden doğuşunu anlatıyoruz. Yeniden yapılan Mostar Köprüsü ve eski şehir, 2007Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Ramirez. Dosya sayfası
Ahşap köprüden taş kemere
Mostar, 15. yüzyılın ortasında Osmanlı yönetimine girdi. Şehrin adı, Bosnaca'da "köprü bekçileri" anlamına gelen "mostari" kelimesinden gelir; bu ad, Neretva üzerindeki eski ahşap köprüyü bekleyen muhafızlara işaret eder. Osmanlı döneminde Mostar, Hersek bölgesinin idari ve ticari merkezi oldu.
Eski ahşap köprü, zincirlerle asılı ve sallanan bir yapıydı; geçenler için tehlikeliydi. 1557'de Kanuni Sultan Süleyman, Mostar halkının dilekçesi üzerine taş bir köprü yapılmasını emretti. İnşaat, Mimar Hayreddin'in yönetiminde dokuz yıl sürdü ve 1566'da tamamlandı. Köprünün kitabesinde yapım tarihi Hicri 974 olarak yazılıdır.
Bir mühendislik harikası
Mostar Köprüsü, tek kemerli bir taş köprüdür. Kemerin açıklığı yaklaşık 28,7 metre, nehir suyundan yüksekliği ise yaz aylarında yaklaşık 21 metredir. Köprü, yerel olarak çıkarılan "tenelija" adlı açık renkli kireç taşından yapıldı. Taşlar, demir kenetler ve erimiş kurşunla birbirine bağlandı. Köprünün iki ucunda, Halebija ve Tara adlı iki kule bulunur; bu kuleler köprüyü korumak ve muhafızların kalması için yapılmıştı.
Kemerin ince ve zarif yapısı, döneminde büyük hayranlık uyandırdı. Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, 1664'te Mostar'ı ziyaret ettiğinde köprüyü "bir gökkuşağı kemeri gibi" göğe yükselen bir yapı olarak tasvir etti ve on altı ülke gezdiği hâlde bu kadar yüksek bir köprü görmediğini yazdı. Köprünün yapımına dair bir efsaneye göre, Mimar Hayreddin kemerin çökeceğinden korktuğu için iskele kaldırıldığı gün kendi mezarını kazdırmıştı.
Ek bilgi
Köprüden atlama geleneği Mostar Köprüsü'nden Neretva'ya atlama, yüzyıllardır süren bir gelenektir. Gençler, cesaretlerini göstermek için 20 metreyi aşan yükseklikten soğuk nehre atlar. Bu gelenek, 17. yüzyıla kadar uzanır. Bugün her yaz düzenlenen köprüden atlama yarışmaları, Mostar'ın önemli etkinliklerinden biridir ve uluslararası ilgi görür. Köprünün yıkıldığı yıllarda bile, Mostarlı gençler geleneği geçici köprülerden sürdürdü.
Dört yüzyıl boyunca Mostar
Köprü, Mostar'ın iki yakasını birbirine bağladı ve şehrin simgesi oldu. Osmanlı döneminde köprünün çevresinde çarşılar, camiler, hanlar ve evler gelişti. Avusturya-Macaristan döneminde ve Yugoslavya yıllarında köprü, Bosna-Hersek'in en tanınmış yapılarından biri olarak korundu. Yugoslavya döneminde Mostar, Müslümanların, Hırvatların ve Sırpların bir arada yaşadığı karma bir şehirdi; köprü, bu bir arada yaşamanın simgesi olarak görüldü. Gece aydınlatılmış Mostar KöprüsüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: BáthoryPéter. Dosya sayfası
9 Kasım 1993
Bosna savaşı sırasında Mostar, önce Sırp kuvvetlerinin, ardından 1993'te Hırvat ve Boşnak kuvvetleri arasındaki çatışmaların sahnesi oldu. Şehir, Neretva boyunca ikiye bölündü. Hırvat Savunma Konseyi (HVO) kuvvetleri, şehrin batısını kontrol ederken, Boşnaklar doğu yakada kuşatma altında kaldı.
Köprü, aylarca süren çatışmalar sırasında hasar gördü. 8 Kasım 1993'te HVO'ya ait bir tankın atışlarıyla vuruldu ve 9 Kasım 1993 sabahı çöktü. Köprünün yıkılışı, kameralarla kaydedildi ve dünya televizyonlarında gösterildi. Bu görüntüler, Bosna savaşının kültürel mirasa verdiği zararın en güçlü simgelerinden biri oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Bir yıkımın yargılanması Eski YugoslavyaUluslararası Ceza Mahkemesi, Hırvat liderlerin yargılandığı "Prlić ve diğerleri" davasında köprünün yıkılmasını da ele aldı. 2013'teki ilk derece kararında mahkeme, köprünün yıkılmasının sivil halk üzerinde orantısız bir zarara yol açtığını belirtti. Ancak 2017'deki temyiz kararında, köprünün o sırada askerî bir hedef olarak da kullanıldığı değerlendirilerek bu konudaki bulgu değiştirildi; diğer suçlardan verilen mahkûmiyetler ise onaylandı. Hırvat kaynakları köprünün askerî kullanımını öne çıkarırken, Boşnak ve Türk kaynakları yıkımın kültürel mirasa ve bir arada yaşama simgesine yönelik bir saldırı olduğunu vurgular.
Yeniden yapım
Savaştan sonra, köprünün yeniden yapılması için uluslararası bir girişim başlatıldı. Dünya Bankası, UNESCO, Ağa Han Kültür Vakfı ve Dünya Anıtlar Fonu bu girişimde yer aldı. Türkiye, Hollanda, İtalya, Hırvatistan ve Avrupa Kalkınma Bankası mali destek sağladı. Yeniden yapım, bir Türk şirketinin yüklenicilik yaptığı bir proje olarak yürütüldü; Türk mühendisler ve restorasyon uzmanları önemli rol oynadı.
Yeniden yapımda, köprünün özgün planları, eski fotoğraflar ve ölçümler kullanıldı. Nehirden çıkarılan özgün taşların bir kısmı incelendi; ancak bu taşların çoğu yeniden kullanılmaya uygun bulunmadı. Bunun yerine, aynı taş ocağından çıkarılan yeni tenelija taşları, Osmanlı dönemi tekniklerine uygun olarak işlendi. Taşlar, el aletleriyle yontuldu; demir kenetler ve kurşunla birbirine bağlandı. Köprü, 23 Temmuz 2004'te büyük bir törenle yeniden açıldı.
Mostar'ın köprü dalgıçları
Mostar Köprüsü, yüzyıllardır yerel gençlerin cesaretini sınadığı bir yerdir. Köprüden Neretva Nehri'ne yaklaşık 21 metre yükseklikten atlama geleneği, 17. yüzyıla kadar uzanır; Evliya Çelebi de bu geleneğe benzeyen bir sahneyi kaydeder. 1968'den beri her yaz düzenlenen köprü atlama yarışması, bugün uluslararası bir etkinliğe dönüşmüştür. Köprünün yeniden inşasından sonra yarışma, şehrin barış ve birlik simgesi olarak da önem kazandı. Köprünün iki yakasındaki Tara ve Halebija kuleleri, Osmanlı döneminde köprüyü koruyan muhafızların yeriydi; bugün bu kulelerde bir müze ve köprü dalgıçları kulübü bulunur. Köprü bekçileri anlamına gelen "mostari" kelimesi, şehrin adının da kaynağıdır. Bu gelenek, köprünün yalnızca bir yapı değil, şehrin kimliğinin canlı bir parçası olduğunu gösterir. Neretva üzerindeki Mostar Köprüsü, 2024Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Berthold Werner. Dosya sayfası
Mostar Köprüsü, bir Osmanlı mühendislik eseri olmanın ötesinde, bir şehrin ve bir bölgenin kimliğinin simgesi oldu. Dört yüzyılı aşkın bir süre boyunca iki yakayı birleştirdi; yıkılışı, savaşın insanları ve toplulukları nasıl böldüğünü gösterdi; yeniden yapılışı ise uzlaşma ve iyileşme umudunu temsil etti.
Bize göre Mostar Köprüsü'nün hikâyesi, Osmanlı mirasının Balkanlar'da hâlâ yaşayan ve tartışılan bir miras olduğunu gösterir. Köprüyü yıkan top atışları ile onu yeniden kuran ellerin arasında, bu mirasın kime ait olduğuna ve nasıl korunacağına dair derin sorular yatar. Bugün Neretva üzerinde yeniden yükselen kemer, bu sorulara verilmiş umut dolu bir cevaptır.